• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
17 Eylül 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Güneşli bir pazartesi için-M. Ender Öndeş

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
20 Haziran 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Artık daha fazla uzatmanın âlemi yok. Konuşulmasın, tartışılmasın demiyorum, ‘tatava etme bas geç’ hiç demiyorum ama bize yeni bir şey söylemeyen bir tartışmayı da anlamlı bulmuyorum.

Hayatımda ilk kez Demirtaş’ın aday olduğu 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy kullandım. Daha sonra da 7 Haziran’da. Her ikisinde de HDP’nin programının tek bir satırını okumadım, okuma gereğini de duymadım. HDP, o gün itibarıyla iktidara yürüyen bir parti olsaydı, durum değişirdi tabii. Oturur satır satır okurdum o programı ve belki de oy vermezdim. Ama mesele bu değildi. O gün mesele, Kürt hareketi ile Türkiye solunun önemli bölümünün bir araya gelerek yarattığı bir oluşumun -önceki ‘çatı’ deneyimlerinin tersine- ilk kez ciddi bir anlam ifade etmesiydi. Parlamento, seçimler konularındaki düşüncelerimde hiçbir değişiklik olmadığı halde o gün bunun bir parçası olmak istedim ve iyi ki de oldum, aferin bana! Bunu yaratan ve gerçek bir şans haline getiren insanlar, şimdi zindanlarda ağır bir bedel ödüyorlar ve ben, zerre kadar bedel ödemeksizin vır vır konuşanlara bir gün olsun sempatiyle bakmadım.

Sonra kan revan geldi. Suruç geldi, Ankara geldi ve daha ötesi… Kızdık zaman zaman şimdi o bedeli ödeyenlere, eleştirdik filan ama meydanlarda kanımız birbirine karıştı artık ve 1 Kasım’da da – yine HDP programını okumadan- sandık başına gittim; kanla oynanan oyuna karşı bir şey yapmaya çalıştım, çalıştık.

Ve böyle devam etti…

Şimdi, gele gele son derece kritik bir noktaya geldik. HDP 31 Mart öncesinde tutumunu ‘stratejik bir hamle’ olarak açıkladığında homurdandım açıkçası. HDP’yi anladık da, CHP’ye oy vermek? Bu kadarı da fazlaydı artık. Oy vermenin kendisi zaten bünyeye bu kadar ağır gelirken, üstüne bir de İmamoğlu!

Sonra baktık ama. Baktım. Bunun CHP’ye oy vermekten başka bir şey olduğunu gördüm, gördük. Sonuçları itibarıyla da gördük olan biteni, AKP rejimi için İstanbul’un nasıl bir yıkım olduğunu bir kez daha anladık.

Şimdi, birkaç gün kaldı şurada ve önümüzde yeniden aynı tablo var. Üstelik bu kez, kazanılmış olanın gaspı da eklendi buna. Kafamda ‘ne yapacağım’ diye bir soru işareti yok. Demirtaş’ın 31 Mart öncesinde açıkça belirttiği gibi, bu artık, birine, bir partiye oy vermek değil. Milyonlarca insan, İstanbul’un koparılmasını, böylece AKP karanlığında bir gedik açılmasını istiyor ve bunun için sandığa gidiyor. Gedik açılacak da ne olacak? Bu, sana bağlı, bana bağlı, bize bağlı bir şey. Ama milyonlarca insan bunun olabileceğini gördü, olmasını istiyor ve o gediği açmak gerekiyor. Daha da önemlisi, yine o milyonlar, bunun kimlerin elini tutarak yapılabileceğini de biliyor artık. İmamoğlu’nun vaatleriyle ilgisi yok bunun, onun belediyeciliğiyle filan da ilgisi yok. Hatta İmamoğlu’nun kendisiyle bile ilgisi yok. Hoş, adam zaten Marksist olduğunu söylemedi bize. Neyse o işte, ne kadarsa o kadar. Kim olduğunu biliyoruz, ufkunun sınırını biliyoruz. Yarın şunları şunları yaptığında ya da yapmadığında, birileri ‘biz dediydik’ diye mızıldanabilir ama bizim için sürpriz olmaz.

Mesele İstanbul’dur. İstanbul Türkiye’nin kalbi ve hatta kendisidir. Bu şehri kaybetmek, AKP rejimi için ağır bir darbeden daha fazlası, eğik düzlemde geriye kaymanın başlangıcıdır. Öyle basit şekilde ‘rantların kaybı’ da değildir bu; iktidar olmanın en ciddi dayanağının sakatlanmasıdır ve İstanbul’daki hezimetten sonra, ‘canım ne var, daha şu kadar yıl iktidar bizde’ demek o kadar kolay değildir. Yaşayacağız, hep birlikte göreceğiz. Aşırı bir iyimserlik değil bu. Hatta bu hezimet daha azgın şiddet dalgalarını da tetikleyebilir, daha zor durumlara da düşebiliriz. Ama bu, karşınızdaki adamın burnunu kırdıktan sonra yediğiniz yumruklar gibidir; canınız çok acısa da içiniz rahattır. Ben bir cezaevi müdüründe denedim bir kere, sen önce kafa atıp adamı pert ettikten sonra hücrelerde yediğin dayak gazoz gibi geliyor!

İstanbul’u koparmak! Bu kadar basit! ‘Temiz’ kalmak isteyen yine kalsın. Ama bize bir şey söylemeden, bir alternatif sunmadan üstten üstten çemkirenlerle işim yok. “Sandığa gitme benimle birlikte şuraya gel” diyen varsa da, olur, önerilere açığım. Adresi bir görelim ama. Çay bahçesiyse eğer, ondan bizim mahallede de var. Adı ‘Nazım’ değil ama idare eder…

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Bir kampanya çok anlam

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza” kampanyası geçenlerde kamuoyuna açıklandı. Siyasetçi, akademisyen, hak savunucusu, Alevi örgütü temsilcisi ve Barış...

Barış en büyük cem erkânıdır

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Demokratik toplum, esas itibariyle Alevilik inancındaki rıza toplumunun güncel biçimi ya da ahlaki-politik toplumun çağdaş hali olarak değerlendirilebilir. Alevi inancında...

Ekonomi nasıl kurtulur

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Siz de kendinizi büyük ve saçma bir otobanın üzerinde sürüklenir hissetmiyor musunuz? Fakat bu sürüklenme, öyle hızlı bir akıntı içinde...

Yeni Suriye’de Kürtlerin rolü

Yazar: Yeni Yaşam
16 Eylül 2026

Suriye toplumu savaş yorgunu bir toplum. Baasçıların rezil yönetiminin ülkeyi getirdiği nokta, paramparça olmuş çaresiz ve agresif bir toplum. Savaş...

Güven sorunu ve anadilde eğitim hakkının anlamı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Eylül 2026

Metropol kamuoyu araştırma şirketi yaptığı bir ankette şuna benzer bir soru sormuş: “PKK’ye ve gerillanın dağdan ineceğine güveniyor musunuz?” Sonuç...

Sürecin gölgesindeki Rojava

Yazar: Yeni Yaşam
16 Eylül 2026

Rojava’da yaşanan gelişmeler Bakûr Kürdistan ve Türkiye ile doğrudan bağlantılı. Bu olaylar aynı aklın ürünüdür. Türkiye’deki sürecin ilerlememesi durumunda Rojava-...

Sonraki Haber

Artık yeter, yaptırmayacağız-Özgür Karabulut

SON HABERLER

Hadi Bulut için taziyesine kitlesel ziyaret

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Bayık: İmralı’ya gitmemiz gerekiyor, bu olmazsa süreç sağlıklı ilerlemez

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Ebdî, Kobanê’da halkla bir araya geldi

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Tahliye olan Bingöl: Önderimiz çıkmadan özgürüz diyemeyiz

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Gürsel Tekin’in görevine son verildi

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Tera Holding’e operasyon

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Rojin Kabaiş soruşturmasında yeni ifadeler alındı

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır