• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
2 Mayıs 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Türk-İslam milliyetçiliği paradigması-2-Şaban İba

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
13 Temmuz 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

1970’li yıllar boyunca ÖHD’nin din ve milliyetçilik ekseninde sürdürdüğü faaliyetin birini Alpaslan Türkeş’in başlattığı milliyetçi/ülkücü hareket, ikincisini de Necmettin Erbakan’ın önderliğini yaptığı Milli Görüş hareketi oluşturdu. ÖHD, MHP ile MSP’ye bağlı paramiliter güçleri kullanarak 5 bin insanın ölümüne yol açan ve 12 Eylül müdahalesine ortam hazırlayan koşulların yaratılmasında etkili oldu. 14 Mayıs 1970’de kurulan ideolojik ve kültürel üretim merkezi olan Aydınlar Ocağı tarafından formüle edilen Türk-İslam Sentezi ilkeleri, önce 12 Mart, ardından da 12 Eylül askeri müdahalesinde ordunun devleti ve toplumu yukarıdan aşağıya doğru yeniden düzenleme ve denetleme fonksiyonuyla örtüşüyordu.

Aydınlar Ocağı’nın temel hedefi, solun gelişmesini önlemek ve sağın ilerlemesi için yeni ekonomik, sosyal ve siyasal projeler üreterek bunların devlet ve hükümet politikaları haline getirmekti. Ocağın kurucu başkanı Süleyman Yalçın’a göre Türk-İslam sentezi, Türklerin öncülüğünde “İslam birliğini kurmak, geliştirmek ve Osmanlı’dan miras olarak bu işlevi devir ve teslim almak tasarımıydı.” Bunun için “Ahlak ve kültür öğelerini, uzun vadeli plan içinde din temeline dayalı olarak biçimlendirmek” gerekiyordu. 12 Eylül müdahalesinin hedefinin, “Milli, manevi ve dini değerlere bağlı bir kuşağın devlet ve toplum hayatında etkili olmaktı” diyen Yalçın, “İmam Hatip Okulları Türkiye’de on binlerce insan yetiştiriyor. Bir süre sonra bunlar daha gür bir sesle çıkacaklar ortaya” diyerek çok önceden öngörüde bulunmuştu.

Türk-İslam Sentezi’nin ideolojik ve siyasal çerçevesi Türk-İslam milliyetçiği paradigmasının temel ilkelerini oluşturdu. Bu süreçte Aydınlar Ocağı tarafından hazırlanan üç temel belgeden biri 24 Ocak 1980 Kararları, ikincisi 1982 Anayasası, üçüncüsü 1983’de yürürlüğe konan Milli Kültür Raporu’ydu. Yalçın’ın “Türkiye’yi, ekonomik istikrar tedbirleriyle dar boğazdan kurtaran prensipler” olarak nitelediği 24 Ocak Kararları ile 1982 anayasası bir bütün oluşturmasına karşın, paradigmanın uygulama erkini yansıtan asıl çalışma 1983’de yürürlüğe konulmasına karşın kamuoyundan gizlenen Milli Kültür Raporu’dur. Bu raporun temel amacı, Türk-İslam milliyetçiğini resmi ideoloji haline getirerek devletin “laik ve cumhuriyetçi” niteliğini değiştirmekti.

Türk sağının ideologları ve akil adamları ile oluşturulan bir kurulun hazırladığı 800 sayfalık bu rapor, “Din temeline dayalı eğitim ve öğrenim biçiminin nasıl olacağı ve yürürlüğe nasıl konulacağını stratejik bir niteliğe” kavuşturuyor ve “devlet kurumlarına görev veren yönerge” niteliği kazandırıyordu. Raporda, Türk-İslam ideolojisinin kökleri Türklerin Orta Asya’da İslamiyet’i kabul etmelerine kadar götürülmekteydi. “Türk milletinin varlığını ve birliğini devam ettirmesinde İslam’ın başlıca rolü olduğunu” belirten rapor, Moğol İstilası döneminde Anadolu’da “toplumun çözülmeden ve moral bozukluğuna uğramadan ayakta durabilmesini” ve Milli Mücadele’nin “dinin bütünleştirici ve dağılmayı engelleyici rolü sayesinde” kazanıldığını iddia ediyordu.

İnsanın “manevi ihtiyacını” bir tür “manevi cihazlanma” olarak ele alan rapor, yeni bir “model insan tipi” yetiştirmenin gerekliliğini şöyle dile getiriyordu: “Maneviyat eğitimi. Dini ve ahlaki terbiye. Milli ve tarihi şuur. Bunlarla önce insanımızı teşvik edeceğiz. Kalkınmayı gerçekleştirecek olan model insan tipini çoğaltma imkanına erişeceğiz. Model insanın yetişmesi, kalkınmayı önleyici zararlı felsefe ve ideolojilerin önlenmesiyle mümkündür.” Bu bağlamda emperyalizm bölgesel çıkarları doğrultusunda Türkiye’de milli, manevi ve dinsel öğelere ağırlık verilmesini içeren bir toplumsal dönüşüm gerçekleştirildi.

11 Eylül 2001’den sonra ABD’nin Ortadoğu ve Irak politikalarında Türkiye’nin önemi artınca Türkiye’ye verilen BOP eşbaşkanlığı rolüne uygun olarak bir iktidar değişikliği gerekti. Her askeri müdahale döneminden güçlenerek çıkan siyasal İslam’ın gücü ve ABD’nin toplum mühendisliği taktikleri ile AKP iktidara getirildi. Özal döneminde başlayan Türkİslam milliyetçiliğine dayalı toplumsal dönüşüm AKP tarafından daha ileriye taşındı. Bugün artık Türk-İslam milliyetçiliği AKP’den MHP’ye, CHP’den İP’e, SP’den DSP’ye kadar tüm sistem partilerinin ideolojik ve siyasal paradigması haline geldi.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Türkiye NATO’nun ‘ileri üs bölgesi’ mi oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Önce Rusya-Ukrayna savaşı, ardından ABD’nin birçok ülkeyi tehdit eden çıkışları ve nihayet ABD ile İsrail’in İran’a saldırısıyla zirveye ulaşan, ekonomik...

1 Mayıs: Almanya’da sıradan bir gün

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Savaş ve kriz sarmalı Almanya’daki egemen siyaseti ve temsil ettikleri sermaye fraksiyonlarını her zamanki yöntemlerine başvurmaya itiyor: Krizin ve militarist...

Madencinin zaferi ve 1 Mayıs

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Maden işçilerinin destansı direnişi, 1 Mayıs öncesi tüm emekçilere yeni bir moral ve güç kaynağı oldu. Önce bastıracaklarını düşündüler. İşçilerin...

140 yıl sonra 1 Mayıs’ta Dünya ve Türkiye işçi sınıfının durumu

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Bundan 140 yıl önce ABD’de 13.000 işyerinde çalışan 300.000 işçi iş bırakarak sokaklara çıktı. Eylemlerinin nedeni, günde 16 saati bulan...

1 Mayıs’a doğru mücadelenin yaşamla, yaşamda kesişimi

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

1 Mayıs arifesinde Doruk Maden işçileri; –açız- diye başlattığı Eskişehir’den Ankara yürüyerek gelip biber gazına rağmen sürdürdükleri direnişi tamamladılar. Aylardır...

Suriye’de neler oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Suriye hükümeti ile SDG arasındaki entegrasyon antlaşmaları bütün hızıyla devam ederken ileriye dönük bir gelişmeye de şahit olmuyoruz.  Nasreddin Hoca’nın...

Sonraki Haber

Bir Gün Döneriz Elbet-Ragıp Zarakolu

SON HABERLER

Gelin duvarları birlikte yıkalım

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Türkiye NATO’nun ‘ileri üs bölgesi’ mi oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Göç yollarında kadın emeği: Urfa’nın görünmeyen işçileri

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

1 Mayıs: Almanya’da sıradan bir gün

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Avrupa’da 1 Mayıs: Norveç’ten İsviçre’ye Kürtler meydanlardaydı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

1. Lig’de son hafta: Süper Lig’e çıkacak ikinci takım yarın belli oluyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

İsrail ordusu Lübnan’da manastır vurdu: Ateşkese rağmen can kaybı artıyor

Yazar: Yeni Yaşam
1 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır