• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
26 Ağustos 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Adı Gurbet-2-Diren Cevahir Şen

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Gurbet Çetinkaya tüm celseler boyunca sürekli bağıran, azarlayan, duruşma salonunda avukat azarlayıp tespih çeken, salondan avukat atan ve sanıkların ya da tanıkların kendilerini sakince ve korkmadan ifade edebilmesine müsaade etmeyen bir mahkeme başkanının karşısında, 5 celse boyunca hakim olmadığı Türkçe dilinde derdini anlatmaya çabalayıp, çalışmıştı. Her seferinde mahkeme başkanı bağırdı, çağırdı ya da onun sözünü kesti.

Tüm taleplerin reddedildiği, delillerin toplanmadığı, usul açısından bütünüyle eksik olan yargılamanın karar duruşmasında, Gurbet Kürtçe tercüman istedi, ancak bu talebi onun sürekli lafını kesen, bağırıp çağıran ve kendisini rahatlıkla ifade etmesine izin vermeyen, sözlerini tutanağa yanlış geçirip bunu her seferinde kavga dövüş avukatların itirazıyla düzelten mahkeme başkanı tarafından ‘şimdiye kadar ifade edebildiği, demek ki Türkçe ifade etme sorunu olmadığı,’ gerekçesiyle reddedildi.

Gurbet karar duruşmasında mahkeme başkanına şöyle dedi: “Sen beni hep azarlıyorsun, susturuyorsun. Ben kendimi ifade edemiyorum, çünkü lafımı kesiyorsun. Ben senden korkuyorum.”

Başkanın lafı hazırdı tabi: “Ben sana her türlü rahat ortamı hazırladığımı düşünüyorum. Kendini de gayet ifade ettin, ben senin sözünü mözünü kesmiyorum.”

Bunu, adı İstanbul’da duruşma salonuna polis çağırarak salondan avukat atmayı adet haline getirmiş, tanıklara bağırıp çağırma rekoru kırmış, taraflara yönlendirici ve objektif olmaktan uzak sorular soran, sanıklara hele ki kadınsa ağzını açtırtmayan, eli tespihli, yukarıdaki meziyetleriyle de ünlü erkek mahkeme başkanı diyor. “Pardon özür dilerim” demesini bekliyor muyduk? Elbette hayır.

Gurbet, hayatı boyunca akrabası olan erkeklere göre yaşamış, onların kontrolünde ve talimatıyla hayatını sürdürmüş sayısız kadından sadece biri. Tüm bu yükü tek başına üstlenmiş, erkekler duyarsa kıyametler kopar diye ses dahi edememiş.

Pek çok kadın gibi Gurbet de, başından geçenleri anlatırken, sanki işittikleri, yaşadıkları, kendisine yönelen erkek saldırısı onun ayıbıymış gibi davranıp, tıkanan, anlatamayan, lafı dolandıran, ama Türkçe’yi çok iyi bilmediği için her şeyi iyice karıştıran, her seferinde hakim bağırıp çağıracak korkusu yaşayan, bir kere de ailedeki erkeklerce yargılanmaktan korkan bir kadın.

Anadilinde savunma yapamadığı, yaşadığı erkek şiddetini, tüm hadiseleri anlatmasına izin verilmediği gibi, bir de kendine ait olmayan yükleri taşımış, tüm bu zaman diliminde kendi ifadesiyle gözyaşları kurumuştur.

O gece kendisini “sana da tecavüz ederim” diyen Rıdvan adındaki adama karşı korumasaydı, o adamı öldürmeseydi, yani meşru müdafaa dediğimiz fiili gerçekleştirmeseydi ne olurdu? Pek çok şey olabilirdi. O alkolik, kumarbaz, küfürbaz, kadın döven ve tehditkar adam, ona tecavüz edip öldürürdü muhtemelen. Sonra ne olurdu? O adam yakalanırsa sanık sandalyesine oturtulur, kendisini anadili Türkçe’de rahatlıkla ifade edip, traşlı ve takım elbiseli vaziyette ya ağlayıp duygu sömürüsü yapardı, ya pişmanım çok sevdim ama sevdiğim kızın annesi aramıza girdi deyip, dövdüğü, hakaret ve tehditler sıralayıp, altınlarını ve yüzüğünü zorla elinden aldığı, kumar borcu için dünyanın parasını isteyip geri vermediği kızın kendisini bu yüzden istemediği ve nişanı atıp can havliyle, kendisinden korkusuna

Diyarbakır’a kaçtığından hiç bahsetmezdi. Mahkeme başkanının tavrının, karşısına sanık olarak çıkarılmış ve hayatına sahip çıkan bir kadına olandan çok daha farklı olacağına şüphe yok.

Zira erkekler ve erkek egemenliği bizzat yargı eliyle de ihya ediliyor, kadınlar şiddet gördüğünde gelmeyen ya da çok geç gelen adalet kadınlara canlarını kurtarma ve kendilerini koruma hakkı vermiyor. Ve hep söylediğimiz gibi, onlara; “ya uğradığınız şiddet karşısında susun ya ölün, ölmezseniz biz sizi hapsederiz” diyor. Yani kadınlar için Ceza Kanunu’ndaki meşru müdafaa hükmü işlemiyor. O yalnızca erkekler için var.

Ona mektup yazmak için: Gurbet Çetinkaya, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi C-14 Bakırköy/İSTANBUL

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Süreç; gizli-saklı buraya kadar

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ağustos 2026

Görünen o ki  ‘sahada kaybettik, bunu kabul ediyoruz’ ama masada sizi yeneriz demek istiyorlar. Osmanlı’nın torunları olduklarını sık sık vurgulamaları...

Demokratikleşme zamanı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ağustos 2026

Kürt Halk Önderi Türkiye’yi gerçek anlamda demokratik hale getirme çabası yürütüyor. Bu nedenle sık sık cumhuriyetin demokratikleşmesine vurgu yapıyor. Çünkü...

Neoliberal bireyin anlam kaybı ve varoluşsal boşluğu

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ağustos 2026

Neoliberalizm sürekli karşı devrimci politikaları içeren bir süreçtir. Küresel düzeyde son elli yılı kapsayan bu politikalar yıkıcı sonuçlar yarattı. Müştereklerin,...

Hastane mi, kapitalist işletme mi?!

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ağustos 2026

“En sonunda insanın ayrılmaz parçası olan her şeyin alışveriş ve pazarlık konusu olduğu zaman gelip çattı. Bu, o zamana kadar...

Magazin meraklıları cahil ve ahlaksızdır

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ağustos 2026

Meraklısı çok. Neyin? Kitapların mı? Ne gezer?... Öcalan’ın İmralı’da kimlerle, özel olarak ne konuştuğunun… Ben şahsen merak etmem. Ahmet’e ne...

Özgürlük Hareketi’nin tarihsel dönüm noktaları ve kavramsal-kurumsal gelişim

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ağustos 2026

1973 Çubuk Barajı ve kavramsal diriliş dönemi Özgürlük Hareketi’nin tarihinde Newroz zamanı 1973, 27 Kasım 1978, 15 Ağustos 1984 zamanları...

Sonraki Haber

Şehir dışındaki ‘Şehir Hastaneleri’-Fikret Başkaya

SON HABERLER

Elkê’de Serhat Erdem için taziye kuruldu

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ağustos 2026

TJA’dan Rojin açıklaması: Unutturulmasına izin vermeyeceğiz

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ağustos 2026

Prof. Dr. Yavuz Köktaş’tan ayrıştırıcı paylaşım

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ağustos 2026

Bolu’da geri dönüşüm tesisinde yangın

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ağustos 2026

Wan şehitlerini on binlerle andı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ağustos 2026

Ma Music Koordinatörü Şêrko Kaniwar serbest bırakıldı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ağustos 2026

Suriye’de Şara’nın 3 kararname yayınlaması bekleniyor

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır