• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
17 Eylül 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

‘Bekliyoruz içimizde bir huzursuzluk, sınıra en yakın yerde’*-Ezgi Koman

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
20 Haziran 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

“Bu dünya sofraya herkesi davet eden, ama çoğunluğun suratına kapıyı kapatan, aynı zamanda da eşitleyici ve eşitliksiz bir dünya: Dayattığı düşüncelerde ve alışkanlıklarda eşitleyici, sunduğu fırsatlarda eşitliksiz…” böyle başlar söze Eduardo Galeano Tepetaklak – Tersine Dünya Okulu kitabında. Evrensel barışı en çok savunan ülkelerin en çok silah üreten ve satan ülkeler olduğunu söyler. Tersine dünyada komşumuzun bir güvence değil tehdit olduğunu da ekler. Bu dünyada özensizliklerin, unutkanlıkların, teslimiyetin, benliksizleştirilmenin ve yersiz yurtsuz bırakılmanın hüküm sürdüğünü belirtir.

Dünyanın uzun süredir tersine dönmesindendir belki de, şu günlerde yersiz yurtsuz bırakılanların sayısının İkinci Dünya Savaşı’ndakini de geçerek en fazla olduğu zamanlarda insanlık. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin verilerine göre tüm dünyada mülteci sayısı 50 milyonu aşmış durumda. Bunun 6,5 milyonu çok uzun yıllardır mülteci olarak yaşamak zorunda.

Bu mültecilerin 4 milyonu Türkiye’de. Afganistan, İran, Somali ve beş yıldır Suriye’den göç etmek zorunda kalan insanlar yeni bir yaşamın umudunu Türkiye’de taşıyor. Suriye’deki iç savaş öncesinde mülteciler için sadece geçiş ülkesi olan Türkiye artık bir iltica ülkesi durumunda. Türkiye’ye Suriye’den göç etmek zorunda kalan kayıtlı 4 milyon mültecinin yaklaşık yarısı çocuk. Ocak 2019 UNİCEF verilerine göre bu çocukların da yaklaşık 1.74 milyonu Suriyeli.

1995’de tarafı olduğumuz BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 22. maddesine göre, Türkiye kendi topraklarındaki mülteci çocukların tümünün sözleşmede yer alan haklardan faydalanması için gerekli önlemleri almakla yükümlü. Peki, Türkiye bu yükümlülüğünü ne kadar yerine getiriyor?

Savaştan kaçarak, yakınlarını, evlerini, okullarını terk ederek uzun ve zorlu yolun ardından geldikleri bu yerde çocuklar ne yazık ki pek çok hak ihlâline maruz kalıyor.

Açıkça bir kere daha yazmalı: Türkiye 2011’de, insan hakları belgelerindeki yükümlülüğünü yerine getirerek, kapılarını Suriye’deki savaştan kaçanlara açtı. Bunu yapmakla zaten yükümlüydü. Ancak kapıyı açmak yeterli olmuyor. Hak temelli yürütülemeyen politikalar ve uygulamalar nedeniyle mülteci çocuklar 8 yıldır gittikçe derinleşen sorunlarla boğuşuyor. Derinleşen sorunlardan birisi de son günlerde yeniden açığa çıkan özellikle Suriyeli mültecilere yönelik yükselen ırkçı ve ayrımcı, nefret içeren söylem ve uygulamalar… Gerek bazı belediyelerin Suriyelilere yönelik kısıtlayıcı uygulamaları, gerek en son Gülse Birsel’in yazısında kendini bir kere daha gösteren toplumun “kafa karışıklığı” diyerek, “ama’lı cümlelerle” gerekçelendirdiği ayrımcı, ırkçı yaklaşımı çocukların yaşamını doğrudan etkiliyor…

Suriye’den ilk grup geldiği günlerden beri söylüyoruz: “Bizim bir ‘Suriyeli problemimiz yok, sadece yeni bir durumumuz var’. Bu durumu insan haklarına dayalı yaklaşım, uygulama ve mekanizmalarla karşılamalıyız. Bir arada, eşit ve özgür bir yaşam ancak bu şekilde mümkün” diye… Ama olmadı. Bu talebimiz yaygın bir karşılık bulmadı. Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de mültecilere yönelik ırkçılık, ayrımcılık ; yoksulluğun, işsizliğin, şiddetin gerçek nedenlerini görünmez yapmanın aracı oluverdi. Barış Akademisyenlerinden Ülkü Doğanay’ın bir söyleşide belirttiği gibi Türkiye’de de “Nefret söylemi ve ırkçılık sağ/ popülist politikacılar tarafından kitleleri ortak duygular -burada nefret ne yazık ki- etrafında birleştiren bir strateji olarak” kullanılmaya başladı. Bazı CHP belediyeleri de bu stratejiyi pek kolay benimseyiverdi.

Bugün 20 Haziran. Mülteciler günü. Evet çok geç kaldık, artık çok daha fazla çaba göstermemiz gerekiyor ama hala; bir arada, barış içerisinde, eşit ve özgür şekilde yaşamak için şansımız var. Yeter ki ırkçı, ayrımcı algımızla yüzleşelim, bundan kurtulmayı hedefleyelim ve yüzümüzü yaşadığı yerden göç etmek zorunda bırakılmış göçmenlere dönelim. Hatta hayalini kurduğumuz daha iyi, daha özgür, eşit bir yaşamın olanaklarını birlikte kuralım.

Sözü de hemen uzun yıllar ülkesinden göç etmek zorunda kalmış Bertolt Brecht’e bırakalım: “Bir evimiz bile yok, sürgünüz sadece, Bizi kabul eden bir ülke çıksın diye, Bekliyoruz içimizde bir huzursuzluk, Sınıra en yakın yerde”

* Bertolt Brecht’in “Concerning the Label Emigrant” adlı şiirinden..

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Bir kampanya çok anlam

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

“Demokratik Cumhuriyet ve Barış İçin 1001 İmza” kampanyası geçenlerde kamuoyuna açıklandı. Siyasetçi, akademisyen, hak savunucusu, Alevi örgütü temsilcisi ve Barış...

Barış en büyük cem erkânıdır

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Demokratik toplum, esas itibariyle Alevilik inancındaki rıza toplumunun güncel biçimi ya da ahlaki-politik toplumun çağdaş hali olarak değerlendirilebilir. Alevi inancında...

Ekonomi nasıl kurtulur

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Siz de kendinizi büyük ve saçma bir otobanın üzerinde sürüklenir hissetmiyor musunuz? Fakat bu sürüklenme, öyle hızlı bir akıntı içinde...

Yeni Suriye’de Kürtlerin rolü

Yazar: Yeni Yaşam
16 Eylül 2026

Suriye toplumu savaş yorgunu bir toplum. Baasçıların rezil yönetiminin ülkeyi getirdiği nokta, paramparça olmuş çaresiz ve agresif bir toplum. Savaş...

Güven sorunu ve anadilde eğitim hakkının anlamı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Eylül 2026

Metropol kamuoyu araştırma şirketi yaptığı bir ankette şuna benzer bir soru sormuş: “PKK’ye ve gerillanın dağdan ineceğine güveniyor musunuz?” Sonuç...

Sürecin gölgesindeki Rojava

Yazar: Yeni Yaşam
16 Eylül 2026

Rojava’da yaşanan gelişmeler Bakûr Kürdistan ve Türkiye ile doğrudan bağlantılı. Bu olaylar aynı aklın ürünüdür. Türkiye’deki sürecin ilerlememesi durumunda Rojava-...

Sonraki Haber

23 Haziran Kürtlerin AKP-MHP ittifakıyla hesaplaşmasıdır-Dr. Hayri Hazargöl

SON HABERLER

Ebdî, Kobanê’da halkla bir araya geldi

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Tahliye olan Bingöl: Önderimiz çıkmadan özgürüz diyemeyiz

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Gürsel Tekin’in görevine son verildi

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Tera Holding’e operasyon

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Rojin Kabaiş soruşturmasında yeni ifadeler alındı

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

JES nöbetini 137’nci gününde

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Rojava’da anadil için eylemler

Yazar: Yeni Yaşam
17 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır