Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi bunları yazacağım ama işte, kader! Oturdum, futbol yazıyorum, Allah affetsin!
Geçen pazar, Amed’de bir maç oynandı. Yarısını trende seyrettim sayılır, her tünele girip internet kesildiğinde yayın gidiyor, tünel çıkışında gol geliyordu filan, sanki ayarlanmış gibi. O yüzden sonradan özet de seyrettim. Güzel maç olmuş. Amedspor, umarım kıymeti bilinir, iyi bir teknik direktör bulmuş. Arnavut olması da cabası. Toska değil de daha deli inadı olan Gega’lardansa hele, daha da iyi. Kosovalıysa zaten aman Allah! Üç Kosovalı bir araya gelse cumhuriyet ilan eder, ordu kurar!
Şakası bir yana, Hasi, zeki adam. Oturmuş hesap yapmış. Beşiktaş Teknik Direktörü İtaliano rakiplerine ne yapıyorsa aşağı yukarı aynısını uygulamaya karar vermiş. (Aşağı yukarı! İtaliano uzun topu sevmez.) Özetle, sürekli baskı yapmak, bunaltmak, karşı tarafı panikletip hataya zorlamak, top kapma süresini kısaltıp ön tarafta şansını denemek… Tutmuş da bu plan. Genelde sıfır hatayla oynayan Salih Özcan gibi oyuncuların yaptığı saçmalıklardan belli. Yöneticiler ve sosyal medya trolleri ne derse desin, İtaliano, çok açıkça söyledi: “Hakemlik bir şey yok. Biz kötü oynadık, onlar iyi oynadı.”
Bu kadar basit her şey. Öyle saçma sapan komplo teorileri filan boş işler. Akıl akıldan üstündür lafı boşuna söylenmemiş ya.
Neyse işte. Amedspor, almış maçı. Tribünlerde fazla kötü bir şey yok, şehrin sokakları rengârenk, şahane. Beşiktaş açısından da dünyanın sonu filan değil. Çok zeki ve hırslı İtaliano(muz) var, çok kaliteli oyuncuları(mız) var. Daha yol uzun. İki takım da daha yeni yeni oturuyor. Beşiktaş da, Amed de bu uzun yolda yürüyecekler. Beşiktaş’ta da, Amed’de de üç ayda bir hoca yemeyi alışkanlık edinmiş hiziplere, trollere buradan ekmek çıkmaz.
Ama söz konusu olan Amedspor’sa durum farklı oluyor elbette. O bitmez tükenmez ırkçılık, Beşiktaş cephesinde diğer bazı yerlere göre nispeten daha düşük dozda olsa da, öyle görünse de, bu ülkede Kürt söz konusu olunca bir ‘kurtlanma’ hali hep oluyor, oldu ve ‘Çarşı’ karıştı. Çarşı Barikat gibi gruplar Amedsporlularla yan yana görüntüler verince, son zamanlarda Zafer Partisi’nin yörüngesine fazlaca giren yeni kuşak Çarşı tayfası, sosyal medya soytarıları ve eski ‘Abi’lerden bazıları sazı eline aldı ve derinlerdeki irin patladı. Ve sonunda, artık Beşiktaş taraftarlarının ne kadarını temsil ettiği tartışmalı olan Çarşı, adeta Vatikan tarzı bir açıklamayla Amed’deki grupları aforoz etti; üstüne, tribünlere sokmama tehdidi filan savurdu.
Çarşı deyince, doğal olarak herkesin aklına Gezi geliyor elbette ama öyle görünüyor ki, köprülerin altından epey su akmış bu arada. Ve aslında o zaman da durumun abartılmış olduğu söylenebilir belki. Ama son süreçte, tribünlerdeki aklı başında grupların sesinin kısıldığı, eski Ülkü Ocakları tarzından farklı çalışan, 19 Mart, madenci eylemleri gibi her yere burnunu sokan ZP ekibinin ciddi bir sızma yaptığı görülüyor. 70’lerin klasik Ülkü Ocakları, bir eyleme ya gitmezdi ya da adam öldürmek için giderdi. ZP ise yılışık bir tarz izliyor ve zaman zaman hak temelli eylemlere de virüs gibi bulaşıyor. Üstelik Beşiktaş’taki bu yeni küfürbaz tayfanın futboldan filan da anladığı yok, Beşiktaş’a bir fayda sağladıkları hiç yok. Çoğu kez, kulüp içindeki doğru dürüst insanların tasfiye edilmesinde de ciddi rol oynuyorlar ve çoğu, takımın yenilmesini, böylece kendilerine muhtaç olunmasını isteyen eski tayfanın askerliğini yapıyor. Birkaç bu tür yenilgiden sonra bugüne kadar kulübe gelmiş en iyi ekip olan Önder Özen – İtaliano ikilisinin gönderilmesi için ilk yaygara koparacak olan da yine bu kaostan beslenen ekip olacaktır.
Tam da bu noktada işte, sözde büyük abi modunda takılan Çarşı’nın bildirisi çok kritik. En berbatı da, o en sondaki uyduruk aforizma: “Bir boyunda iki atkı olmaz”
Niyeymiş o? Olur. Bir boyunda iki atkı pekâlâ olur. Bu toprağın insanları sizin kalın kafanıza uymak zorunda mı? Olmayan ne? İnsanların birbirleriyle doğru dürüst ilişki kurması mı? Beşiktaş taraftarının Amed sokaklarında formasıyla gezip tozması mı olmuyor? Köyiçi’nde ‘şinanay’ çekmek, metrolarda “ne kadar …..’li varsa” diye höykürmek oluyor da, iki atkı olunca mı kıyamet kopuyor?
Ayrıca, bilmem farkındalar mı ama bu ‘tek atkı’ fetişizminin sonu, ‘tek millet’, ‘tek dil’, ‘tek din’ gibi yerlere kadar gider ve nihayetinde varacağı yer de ‘tek lider’ olur.
Onu da 25 yıldır tecrübe ediyoruz abi. Yeter!
Kalsın, istemiyoruz.
Ne tribünde, ne sokakta!









