• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
19 Mayıs 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Veysi Sarısözen

Çakma Sezar ve hakiki Brütüsler

19 Mayıs 2026 Salı - 23:00
Kategori: Veysi Sarısözen, Yazarlar

Aynı gazetede yazanlardan birinin diğerinin yazısına ister olumlayarak isterse eleştirerek atıfta bulunması bizim medyada adetten değildir. Bu yaklaşıma akıl erdiremesem de, ben bile eleştirilecek ya da olumlanacak bir yazıya atıfta bulunmak üzere dilimin ucuna gelenleri kağıda dökmeden önce, “bu adette bir keramet olabilir” kaygısıyla çok düşünmüşümdür.

Hala öyle düşünmekle birlikte, bu defa adet gereği suskunluğumu bozacağım.

Yeni Özgür Politika’nın geçtiğimiz Pazartesi günlü nüshasında Şemsettin Özer, çok önemli bir yazı kaleme aldı. Önce şu alıntıyı birlikte okuyalım:

“Erdoğan’ın kankaları birer birer tarihe karışırken, kendisi yenilmez görünüyor. Oysa şimdilik egemen güçler ondan faydalandıkları ve koltuğu sarsılırken bizzat icazeti Donald Trump’tan alması biraz da olsa ömrünü uzattı ama bir gün sıranın kendisine de geleceğinden habersizdir.”

Bu alıntı, kimilerinin “her şeye kadir olduğunu” sandıkları Erdoğan’ın egemen güçlerin Hitler’i olmadığını, egemen güçlere, benim görüşüme göre “seçim kazandığı sürece biçimsel meşruiyet kazandıran” kullanışlı bir kişilik olduğunu, onların hedeflerine kendi sonunu getirecek bir hızla yürüdüğünden habersizliğini çok yerinde ifade etmiştir. Şemsettin Özer gibi düşünüyorum.

Ama Özer benim ifade edemediğim çok önemli bir gerçeği ifade etmiştir. Erdoğan ne denli geçici ve gidici bir figür olsa da AKP denilen siyasi partinin artık “norm dışı illegal” devlet aygıtına dönüştüğü düşüncesi olan biteni açıklayıcı olmuştur. Şöyle yazmış:

“Adolf Hitler’in iktidara gelişi sürecinde olduğu gibi, AKP de artık norm dışı bir özel harp hareketine dönüştü.” AKP’nin dönüşümünü Nazi partisinin dönüşümüne benzetmiş. Nazi partisi iktidara geldikten kısa bir süre sonra “devlet partisi” olmuştur. AKP de öyle.

Bu satırlar “norm dışı illegal devlet kimdir” sorusunu sorup bir türlü “kim” olduğunu ifade edemeyen bizleri “açıklığa kavuşturan” satırlardır. Erdoğan’ın Bakanlar Kurulunda Genel Kurmay Başkanı’na, MİT Başkanına, İçişleri Bakanına, Adalet Bakanına, Dışişleri Bakanına “alaylı ve yaşlı bir Başkomutanın” emir verdiğini sananlar da, bu sayılanları Erdoğan’ın emir kulları sananlar da ve “norm dışı devleti” başka ve bilinmeyen bir yerde arayanlar da, içlerinde ben de dahil olmak üzere, yanılırlar. “Norm dışı meçhul devlet” buz dağının görünen yüzü olsa da gözlerimizin önündedir. Getirilen açıklık budur.

Şemsettin Özer bu “norm dışı devletin” bugünkü müzakere sürecindeki amacını da son derecede sade bir ifadeyle saptamıştır. Tümüne katıldığım bu saptama şudur:

Devlet tarafından “çözüm sürecinin başlatılma amacı; Ortadoğu’da değişen dengeler karşısında Kürtlerin bölgesel ve uluslararası alternatif ittifaklar geliştirmesini engellemek, onları başka güç odaklarıyla ilişki kuramaz hale getirmek ve sonuçta “Kürtleri müttefiksiz bırakarak devlete mecbur kılmak” stratejisine dayanmaktadır. Bu yaklaşımın temel mantığı şudur: Kürtlerin siyasal statü, eşit yurttaşlık ve demokratik hak taleplerini kalıcı biçimde çözmek yerine; onları kontrollü bir siyasal alan içinde tutmak, bölgesel yalnızlığa itmek ve Türkiye’nin güvenlik eksenli politikalarına bağımlı hale getirmek. “Bu sürecin başlatılmasının temel mantığı da Kürtleri bölgede yalnızlaştırmak, silahsızlandırmak ve nihayetinde Şark Islahat Planı mantığını tamamlamaktır.”

Yazı AKP adındaki “norm dışı devletin” diğer ve çok önemli amacını da şöyle tanımlamaktadır.

“Kürt Özgürlük Hareketi açısından ‘çözüm süreci’, eşitlik temelinde yeni bir toplumsal sözleşmeye dönüşemediği için tarihsel bir demokratikleşme fırsatı olmaktan çıkarak; oyalama ve entegrasyon mantığının yanlış zemini üzerine hareket edip  hem Kürtlerin Özgürlük Hareketi’ne karşı tepkili hale getirilmesi hem de bu mantık üzerinden Önderliğin itibarsızlaştırılması amacı taşıyor.”

Amaçla ilgili her iki saptamaya katılıyorum.

Ekleyeceğim husus şudur:

Devlet Bahçeli “barış süreci ve siyasallaşma” amacıyla önermiş olduğu, başında Koordinatör olarak Öcalan’ın bulunacağı mekanizma önerisini, geçtiğimiz gün kısmen tekrarladı, ama aynı zamanda revize etti. Buna göre Öcalan’ın hükümlü statüsü devam edecek, buna karşılık sadece PKK’nin silahsızlandırması konusunda ona bazı imkanlar tanınacak. Belli ki norm dışı devlet, bir türlü başaramadığı yolda yürümeye devam ediyor. Öcalan’ı kendi amaçları doğrultusunda “kullanabileceğini” sanıyor.

Oysa Öcalan son görüşme notlarında gerillaya “neden silahsızlanmıyorsun” diye sormuyor, norm dışı devlet olarak örgütlenmiş AKP’ye “neden demokratikleşme adımları atmıyorsun” diye soruyor. Bahçeli ise Koordinatörü “silahsızlanma koordinatörü gibi görüyor, devletin demokratikleştirilmesini ise dönüp dolaşıp kendisi ve Erdoğan da içinde, AKP norm dışı devletinin “işi” sayıyor. Kuzuyu kurda teslim etme kurnazlığı, “leb demeden leblebi” dendiğini anlayan Öcalan’a sökmez.

Öcalan norm dışı devletin ne olduğunu çok iyi biliyor, sanıyorum ki Bahçeli tüm “övgü” gibi söylemine rağmen “PKK’nin kurucu önderini” hiç tanımamış. Öcalan gidilen yolun sonunu görüyor ve “ihtiyar ve şaibeli Başkomutan Erdoğan’a” darbe mekaniğini aralıksız hatırlatıyor.

Öcalan’ın bu bağlamdaki amacını da, ben anladığım biçimde anlatayım: Öcalan’ın amacı, norm dışı devletin kullana kullana posasını çıkardığı Erdoğan iktidarını da silip süpürecek bir darbeye gidişini önlemek ve Demokratik Cumhuriyeti’n yolunu açmaktır.

Sanki şöyle söylüyor: Hey Sezar etrafında bir sürü Brütüs var. Ayağını denk al, süreci tıkama, tutuklamalara son ver.. Düşeceksin ama, bari hançerlenerek düşme…

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Ankara’nın kördüğümü ve stratejik arayışlar

Sonraki Haber

Hayır!

Sonraki Haber

Yüzde 3,5’luk devlet hakkı için yaşam yok ediliyor

SON HABERLER

İsrail ordusu Küresel Sumud Filosu’ndaki tüm teknelere el koydu

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Bahçeli geri adım mı attı?

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Yüzde 3,5’luk devlet hakkı için yaşam yok ediliyor

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Hayır!

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Çakma Sezar ve hakiki Brütüsler

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Ankara’nın kördüğümü ve stratejik arayışlar

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Şara buğdayı halkın boğazında bıraktı

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır