• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Haziran 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Dasitanı Şemun Axa-Ragıp Zarakolu

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
31 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Wey le le daye, wey la daye, wey le dinyaye 

Wey lo lo axayo ez Geliye Tinate 

Eze dena xwe didime geleki zalim a 

Çume Lo lo bira zinareke gelek zalim a

Şemune Hanna Heydo bave kore se cara dikir gazi li Elike Bate

Kemal Yalçın’ın ‘Süryani Halk Kahramanı Şemun Hanne Haydo‘yu (ciltli, 637 sayfa, Ekim 2018, Almanya) yeni bitirdim. Kemal Yalçın, kitabı belgesel roman olarak tanımlıyor. Ama bence tam bir dengbej anlatısı.

Kemal Yalçın da bence modern bir dengbej. Sözlü tarih dediğimiz çalışmalar da bir anlamda modern dengbejlik değil de ne?

Sözlü anlatıcılık aslında insanlığın evriminde, çok eski bir tarihe sahip. Ulusal destanlar da kayda geçmiş dengbej anlatıları değil de ne? Homeros’un İlyada ve Odysseia’sından, Ksenophon’un Anabasis‘ine, Rodoslu Apollonius’un Argonautica’sına ve Finlilerin Kalevala’sına kadar.

Şemun Hanne Haydo da, Süryani ve Kürt toplumu içinde efsaneleşmiş bir halk kahramanı, dengbejlerin sözlü olarak 100 yıldır anlattığı.

Şemun Hanne Haydo’nun öyküsü aynı zamanda Seyfo’dan sonra, Metz Yegern’den sonra kendi bireysel öyküsü yanında, Süryani toplumunun kendini toplama ve ayakta kalmasının öyküsü.

Soykırım Turabdin yöresinde ağırlıkla Kürt aşiretleri aracılığıyla gerçekleştirildi. Elbette Kilis yöresinde iskan edilen Çeçenleri, Midyat’ın Mıhalmilerini, kimi Arap aşiretlerinin rolünü unutmamak gerek. Ya da Diyarbakır’da yerleşik olan Türklerin rolünü. Ama Süryanilerin travmasında ‘Türk’ten çok ‘Kürt’ yer alır. Ve travma günümüze kadar uzanmıştır. En son failler Kürt korucular olmuştur. Ama belki hayatta kalabilme riski ile Yezidiler, hatta Süryanilerin içinden bile olumsuz rol üstlenenler çıkabilmiştir. (*)


Direnişi ile ünlü Aynwardo köyü ve kilisesi…

Bu anlatı, aynı zamanda gerek Kürtler, gerek Süryaniler, Keldaniler, Nasturiler, Yezidiler, Kürtler, Türkmenler, Yörükler ve hatta Ermeniler arasında binlerce yıllık kökleri olan aşiret toplumu olgusunu, aşiretler arasındaki birliktelikleri ve ayrılıkları daha iyi kavramamıza olanak sağlıyor.

Aşiret federasyonları içinde farklı inançlara mensup aşiretler birlikte yer alabiliyordu.

Osmanlı modernleşmesi II. Mahmut ile birlikte merkeziyetçiliğe yöneldiğinde, aslında binlerce yıllık yerel gelenek ve dengeleri de altüst edecekti. Hele hele İttihatçılar Pantürkizme yöneldikten sonra.

Klasik imparatorluk ilkesi, divide et impera /böl ve yönet, Osmanlı İmpararatorluğu’na fetihle değil, bir çeşit otonomi statüsü ile katılan Kürt Beyliklerini II. Mahmut’un fermanı ile dağıttığında, bir anlamda bölgeyi farklı aşiretlerin kendi egemenlik kavgalarına mahkum etmiş oldu.

Osmanlılar da bir zamanlar bir uç beyliği idi. Ama oradan bir üst düzeye, devlet olmaya, oradan da imparatorluk düzeyine sıçramayı başardılar.

Beyliklerin dağıtılması, Kürtlerin devlet ve ulus olma sürecini, bir geri aşamaya itti ve aşiret kavgalarına mahkum etti.

Beylerin tahsil ettiği veri teorik olarak merkezi devlet toplayacaktı. Gayrimüslimler “eşit” teba olarak kabul edilmişti Tanzimat Fermanı ile ama, dağıtılan Beyliklerin yerine kendi ayrı ayrı egemenlik alanlarını kuran aşiret ağalıkları vergi tahsiline başladı.

Ve sözde eşit olan gayrimüslim teba çifte vergilendirme gibi ağır bir durumla karşı karşıya kaldı.

Vergilendirme bir çeşit haraca dönüştü.

İşte Şemun Hanne Haydo da, bir Süryani ağası idi.

1914 yılında ilan olunan cihat, kent ve kasabalardaki eşrafa gayrımüslimlerin malını, canını, ırzını helal kılarken, kırsalda da bunu aşiret mensuplarına ve ağalarına sağlamıştı.

Ama hala eski karma federasyonların geleneğini sürdürmek isteyen dost aşiret reisleri de vardı. Aşiret reisleri ile bir ay süren toplantıda, İttihat yönetimi, “Ermeni devleti kurulması” korkusunu kullanarak, onları suç ortağı yapmayı başardı.

Savaş sonrası, bu kez hayali olası “Ermeni devleti” tarafından cezalandırılma ihtimali ve korkusu kullanılarak, Ankara’ya biat edilmesi sağlandı.

Bölgeye hakim olmak için Ankara da aşiret olgusunu tepe tepe sömürerek kullandı. Ta ki 80’lere kadar. Özgürlük arayışı Aşiret olgusunu dikkate alarak aşmayı başardı. Zaten uluslaşma olgusu, kendini aşiretler gerçekliği içinden onu aşmayı başararak sağlanmamış mıdır?

Bu bağlamda geçmişe yönelik özeleştirel bir tavır da gelişebildi. Öyle ya zo’lardan sonra lo’lara gelmemiş miydi? Bu bağlamda Mardin’de bir Süryani kadın belediye eş başkanı mümkün olabildi. Onu Saray görevden aldı. 3 dönemdir TBMM’de bir Süryani mebus var.

Kemal Yalçın kitabın sonuna Şemun Ağa’nın ailesinin tanıklıklarına da yer vermekle iyi etmiş. Halen Hollanda’da yaşayan, Şemun Ağa’nın torunu Meryem’in tanıklığına yer verelim biz de: “1938 yılında Arnas köyünde doğdum. Babam Murado’dur. Anam Şemun Ağa’nın kızı Azze. Annem kaçırılışını, başına gelenleri hiç anlatmadı… Ben de sormadım üzmemek için. Babam Seyfo sırasında yaşadıklarını anlattı. Annemin başına gelenleri babamdan öğrendim. Babam 1915 öncesi Seyde ile evliymiş. Hanna adında kızları varmış. 1915’i atlatmışlar ama 1917’de yitirmişler canlarını. Dedem Şemun, 1918 de (Kürt) Haco Ağa’yı kurtarmak için savaşırken Murado’nun cesaretini, vefasını görmüş. ‘Sana kızımı vereceğim’ demiş. Annem çok güzeldi. Herkese yardımcı olurdu, köyde sözü geçerdi. Şemun Ağa’yı sadece dedem olduğu için değil Süryanileri kurtaran bir kahraman olduğu için çok sever ve sayarım. O benim onurumdur, gurur duyuyorum torunu olmaktan!”.

Azakh / İdil

 

Şemun Ağa’nın Kürt yoldaşı Alike Batte Ağa’nın aynı adı taşıyan torunu ise şöyle anlatıyor: “1913 yılında Midyat Kaymakamı ağaları toplamış, ‘Biz Süryanileri öldüreceğiz, bize yardım edin’ demiş. Sadece Alike Batte karşı çıkmış. ‘Süryaniler bizim himayemizdedir. Kalleşlik yapamam’ demiş. Diğer ağalar susmuş. Sonra dört Kürt ağa ile birlikte Şemun Ağa’yı da tutuklayıp Harput mahpusuna koymuşlar. Osmanlı Fermandan önce rehin almış onları. Ağalar içinde sadece Şemun Ağa mektebe gidip Harput Koleji’ni bitirmiş. Osmanlı devleti Alike Batte’yi öz amcası Çelebi Ağa’ya öldürttü. Haco Ağa öldürüldü. Çelebi Ağa ise Antep cezaevinde Şemun Ağa’nın kucağında öldü. Çelebi Ağa’nın mezarı bile yok. Torunu AKP Mardin Mebusu Süleyman Çelebi de aradı, bulamadı. “Çocukluğum, gençliğim hep dedemin öldürülmesinin verdiği acılar ve korkular içinde geçti. Aşiretlerin çoğu Süryanilere çok büyük kötülükler yaptı. Canlarını, mallarını, kızlarını, kadınlarını aldılar. Süryaniler dürüst, çalışkan namuslu insanlardır. Devlet Müslümanlığı kullanıp Süryanileri korkuttu, köylerini, topraklarını terke zorladı. Süryaniler Turabdin’in bereketiydi. Midyat onların zamanında Midyat idi… Şemun Ağa’yı hem Kürtler hem Süryaniler seviyordu ve hala da sevilmekte. Dengbejler Şemun Ağa ile Alike Bete’nin dostlukları, cesaretleri, vefaları insanlıkları hakkında çok türkü yakmışlardır.”

Kitabın sonuna, araştırmacı Hanna Beth-Şawoce’nın arşivinden sağlanan, Seyfo’ya karşı Süryani direnişinin belgelerinin konulması iyi olmuş.

Kerboran/Dargeçit

(*) Seyfo olgusunu kurtarıcılar, failler ve direniş olgusu da dahil farklı boyutlarda ele alan, tanıklıklar yanında genel kurmay arşivi dahil en kapsamlı arşiv belgelerine dayanan David Gaunt’un “Katliamlar – Direniş – Koruyucular / 1. Dünya Savaşı’nda Doğu Anadolu’da Müslüman – Hıristiyan İlişkileri” (Belge Yayınları, 2007) Kürtler açısından da vazgeçilmez bir başvuru kaynağı. Öte yandan mikro düzeyde Peder Abraham Garis’in “Bote Köyü 13 Günlük Cehennem “ (Baskıya hazırlayan: Yasemin Gedik, Belge Yayınları 2017) adlı kitabı, salt bir köy çevresinde, Kürt komşuların nasıl bir anda kıyımcıya dönüşebildiğinin tanıklığını yapıyor.

 

 

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Çimlerin utandığı gün: ‘Gijon Rezaleti’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Haziran 2026

Her şeyin bir ahlakı var. Savaşın da, barışın da, sporun da. Hatta endüstriyel futbolun bile... Ama o gün Gijon Stadyumu'nda...

Barışa sadakat, Cumhuriyet’e cesaret

Yazar: Yeni Yaşam
15 Haziran 2026

Umudun en sevdiğim tanımlarından biri "henüz gerçekleşmemiş olana duyulan disiplinli bir sadakat" şeklinde olandır. 13-14 Haziran’da İstanbul’da çok önemli bir...

Toplumsal hareketin genişletilmesi ve yeni bir başlangıç ihtiyacı

Yazar: Yeni Yaşam
15 Haziran 2026

İstanbul’da iki gün sürecek “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı”, Cumartesi günü Cem Karaca Kültür Merkezi’nde başladı. 29 aydın ve...

Zulüm bir hak değildir

Yazar: Yeni Yaşam
14 Haziran 2026

'Cezasızlık algısı oluşmasın' Ne güzel bir söz değil mi? Siyasi tutsaklar bir ömür içeridedir; sırf haksızlıklara karşı direndiklerinden birçoğunun infazları...

Buğdayda rakamlarla dans

Yazar: Yeni Yaşam
14 Haziran 2026

Rakamlarla bu kadar oynanan ülke Türkiye. Rakamların açıklandığı halk, Türkiye halkı. Açıklanan rakamlar da yine Türkiyeli çiftçilerin ürettiği ürünler hakkında....

Çakma darbe ‘trajikomikti’ sivil darbe ‘trajik’ olacak

Yazar: Yeni Yaşam
14 Haziran 2026

Marks trajik olanın tekrarı trajikomik olur demişti, bizde trajikomik olanın tekrarı facia olur. Butlancı Kılıçdaroğlu’nun “bayramlık ağzından” kaçırdığı “FETÖ’cülük ve...

Sonraki Haber

Demirtaş: Oyunuzu kullanın güzel sonuçları keyifle izleyelim

SON HABERLER

Çimlerin utandığı gün: ‘Gijon Rezaleti’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Haziran 2026

Barışa sadakat, Cumhuriyet’e cesaret

Yazar: Yeni Yaşam
15 Haziran 2026

Yüzümüz Kürdistan’a ve Kürtçe’ye dönük

Yazar: Yeni Yaşam
15 Haziran 2026

Toplumsal hareketin genişletilmesi ve yeni bir başlangıç ihtiyacı

Yazar: Yeni Yaşam
15 Haziran 2026

Nadira ve Yeldana dosyaları açılmalı

Yazar: Yeni Yaşam
15 Haziran 2026

Hatimoğulları’dan Maden işçilerine destek: Emeğin onuru korkuyla teslim alınamaz

Yazar: Yeni Yaşam
14 Haziran 2026

ABD’de uçak kazası: 12 kişi hayatını kaybetti

Yazar: Yeni Yaşam
14 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır