Sadece farklı kimlikler ve inançlar değil, Kürtler üzerinde uygulanan politika Türk halkını da çok olumsuz etkilemektedir. Kürtler yararlanır denilerek Türk halkının en küçük demokratik talebi bile reddedilmektedir. Türkiye’de neden demokrasi gelişmiyor, neden bu kadar baskı ve kısıtlama yapılıyor derken bunları düşünmek gerekir
Dr. Hayri Hazargöl
Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü adlı konferans sona erdi. Bu konferans cumhuriyetin neden demokratikleşmediğini ayrıntılı biçimde ortaya koydu. Bunlar bilinmez değildi. Defalarca ortaya konulmuş gerçeklerdir. Ancak Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde yeniden ortaya konulması önemliydi. AKP-MHP ittifakına dayalı iktidar neredeyse bunları unutturmuştu. Ya da bu tür söylem ve değerlendirmeleri ihanet ve suç olarak görüyorlardı. Nitekim demokratikleşme düşüncesini ortaya koyan ve bunun için mücadele eden binlerce demokrat, aydın, siyasetçi cezaevlerine atılmıştır.
Cumhuriyetin demokratikleşmesi konusunu yıllardır dillendiren Kürt Halk Önderi’dir. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde demokratik cumhuriyet fikrini daha kapsamlı biçimde dile getirmiştir. Kürtlerin cumhuriyete demokratik entegrasyonu ile demokratik cumhuriyeti aynı özde ve çerçevede ifade etmiştir. Türkiye’nin ancak Kürtlerle sorununu özgürlükçü demokratik temelde çözdüğünde demokratik cumhuriyet haline geleceğini vurgulamıştır. Kürt Halk Önderi cumhuriyetin demokratikleşmesini çok önemli görmektedir. Bu açıdan 2014 yılında ortaya koyduğu HDP projesinin demokratik cumhuriyet partisi olarak güncellenebileceğini de belirtmiştir.
Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü konferansında özünde Kürt sorunu çözülmeden Türkiye’nin demokratikleşemeyeceği ortaya konulmuştur. Tekçiliğin Türkiye’yi her bakımdan kuruttuğu bir kez daha dile getirilmiştir. Kuşkusuz Türkiye’nin sosyolojisi farklı kimlik ve inançları kapsamaktadır. Bu açıdan yönetimin de bu sosyolojiyi dikkate alması ve buna göre şekillenmesi gerekir. En başta da Kürt sorununun çözümü gerekir. Kürtler kültürel soykırıma uğratılmak istendiği için tek millet, tek dil, tek inanç, tek kültür denilmektedir. Kürtler üzerinde soykırım politikası uygulandığı için diğer kimliklerin ve inançların da özgünlüğü tanınmamaktadır. Diğer halklar ve inançlar da Kürtler üzerinde uygulanan politikanın kurbanı olmaktadırlar.
Sadece farklı kimlikler ve inançlar değil, Kürtler üzerinde uygulanan politika Türk halkını da çok olumsuz etkilemektedir. Kürtler yararlanır denilerek Türk halkının en küçük demokratik talebi bile reddedilmektedir. Türkiye’de neden demokrasi gelişmiyor, neden bu kadar baskı ve kısıtlama yapılıyor derken bunları düşünmek gerekir.
Biz geçen yazımızda Kürt sorunu çözülmeden Türkiye’de demokratikleşme olmaz, demiş; Kürt sorunundan başka sorunlar yok mu diyenleri eleştirmiştik. Kürt sorununun çözümü ile Türkiye’nin demokratikleşmesi arasındaki bağı görmemek Türkiye gerçeğini anlamamaktır. Bu, bizim inandığımız bir denklem ve tezdir. Türkiye’deki sol güçlerin gelişmemesi ya da demokrasi mücadelesinde etkili olmamaları önemli oranda bu gerçeğe bağlıdır.
Eskiden baş çelişki, temel çelişki, birincil ve ikincil çelişkilerden söz edilir; baş çelişki çözülmeden diğer çelişkilerin çözülemeyeceği belirtilirdi. Kürt sorunu Türkiye’de böyle bir gerçekliğe tekabül ediyor.
1923 Lozan Antlaşmasından sonra Türk devleti bir ulusal strateji belirledi. Tüm diğer politikalar bu ulusal stratejiye göre belirlenip uygulanmıştır. Bu da Kürtleri çoklu yöntemlerle ve özel savaşla kültürel soykırıma uğratmaktı. Apocular bunu 1970’li yıllarda “Türk devleti Kürdistan’ı Türk uluslaşmasının yayılma alanı haline getirmek istiyor” biçiminde ifade etmişlerdi. Öyle ki, askeri, ekonomik, kültürel, sosyal, diplomatik ve diğer tüm politikalar bu ulusal stratejiyi başarıya götürmek için belirlenmiş ve uygulanmıştır. Hatta spor bile bu amacın aracı haline getirilmiştir.
Bu açıdan Türkiye’de Kürt sorunundan başka bir sorun yok mu, demek Türkiye gerçeğine yüzeysel yaklaşım oluyor. Tabii ki Alevilerin sorunu var, kadınların sorunu var, emekçilerin sorunu var, farklı kimlik ve inançların sorunu var. Ancak Kürt sorununun çözümü için mücadele aynı zamanda bu sorunların çözüm mücadelesidir. Kuşkusuz oligarşik bu cumhuriyete karşı tüm sorunların çözümü için mücadele edilir. Tüm kesimlerin talepleri dillendirilir. Ancak Kürt sorunu çözülmeden bu kesimlerin sorunlarının da çözülemeyeceğini bilerek mücadele etmek önemlidir.
Cumhuriyetin demokratik dönüşümü konferansı temel gerçekleri ayrıntılı ve açık biçimde ortaya koymuştur. Bu konferansın ortaya koyduğu düşünceler demokrasi mücadelesini mayalandırma ve ivmelendirmede mutlaka etkisi olacaktır. Önümüzdeki dönem demokratik cumhuriyet mücadelesinde bunu göreceğimize inanıyoruz.









