• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
24 Ekim 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Kadın

Devlet anne-kızı niye korumadı?

24 Ekim 2026 Cumartesi - 23:00
Kategori: Kadın, Manşet
  • Cinsel istismara karşı adalet mücadelesi verdiği için tehdit edilen Fatma Nur Çelik, kızıyla birlikte şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Fail ise jet hızıyla beraat ettirildi. Peki, bu tabloya kim ‘normal’ ya da ‘hukuka uygun’ diyebilir?
  • Tarikat ve cemaat yapılanmaları vakıf ve dernek adı altında örgütleniyorlar ama faaliyetleri asla şeffaf değil. Hiçbir şekilde bağımsız örgütler tarafından denetlenemiyorlar, nasıl faaliyetler yürütülüyor hiç kimse bilmiyor
  • ‘Zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı’ suçundan 18 yıl 9 ay hapis cezası alan Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in tahliye gerekçesi yaşlılık ve hastalık olarak açıklandı ama gayet canlı, neşeli ve sağlıklıydı

Nesli Şahiner

İstanbul’da bir kadın sesini yargıya, topluma duyurmak için yıllardır mücadele ediyordu. Her türlü tehdide ve baskıya rağmen susmadı, mücadelesinden vazgeçmedi. “Tehdit ediliyorum, başıma bir şey gelirse intihar ettiğimi demeyin” dedi. Bu sözlerinin üzerinden çok geçmeden kızıyla birlikte 2 Mart 2026’da Zeytinburnu’ndaki Kazlıçeşme Sahili’nde (denizde) cansız bedeni bulundu. Bu kadın 30 yaşındaki Fatma Nur Çelik, kızı ise 8 yaşındaki Hifa İkra Şengüler’di. Anne-kızın şüpheli ölümlerine dair Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Soruşturmaya gizlilik ve yayın yasağı getirildi. Bu nedenle şüpheli ölümlere dair adli tıp raporları ve dosyadaki bulgular resmi olarak kamuoyuyla paylaşılmadı, ölümlerin arkasındaki kesin neden ortaya çıkarılmadı.

Fatma Nur Çelik’in ve kızı Hifa İkra Şengüler’in yaşadıkları eziyetler, şiddet ve tecavüz, en sonunda da hayatlarının ellerinden alınması ancak bir vahşet olarak tanımlanabilir.

‘Başıma iş gelirse intihar demeyin’

Fatma Nur Çelik, yaşarken basına konuşarak yaşadıklarını dile getirmişti. Yıllar önce çocuk yaştayken Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler tarafından tecavüze uğradığını ve onunla zorla evlendirildiğini açıklayan Çelik, evliliği boyunca şiddet gördüğünü söylemişti. Bu süreçte kızı Hifa İkra’yı dünyaya getiren Çelik, her türlü engellemeye rağmen evliliği bitirmeye karar veriyor ve Ayhan Şengüler’den ayrı yaşamaya başlıyor. Boşanma davası sürerken mahkeme o dönem 3 yaşında olan Hifa İkra’nın babasını görmesine karar veriyor. Bir süre sonra Çelik, hafta sonları babasına giden kızında önemli değişiklikler olduğunu fark ediyor. Sonrasında da Hifa İkra’nın cinsel istismara maruz kaldığı ortaya çıkıyor.

Kızı için mücadele etmeye karar veren Fatma Nur Çelik, şikâyete rağmen Ayhan Şengüler’in tutuklanmaması üzerine davanın açıldığı İstanbul Kartal’daki Anadolu Adliyesi önünde adalet nöbeti tutmaya başladı.
Çelik, kızının ve kendisinin yaşamı için mücadelesini sürdürürken hem devletten hem de kamuoyundan destek talep etmişti. Hifa İkra’nın sağlık durumunun kötüleşmesi sonucunda kız çocuğu hastaneye kaldırıldı ve tedavi altına alındı. Davanın karar duruşması 5 Mayıs’ta görülecekti, fail Ayhan Şengüler ise tutuksuz yargılanıyordu.

Tehditlerin ardından ölüm

Nöbeti sırasında tehdit edildiğini açıklayan, kamuoyundan destek isteyen Çelik’in sözleri aslında tüm yaşananların cevabını içinde barındırıyordu. Şöyle demişti: “Soruyorum ben Türk devletine, kamuoyuna bu faili kim koruyor? Neden hâlâ dışarıda? Biz öldükten sonra adaletin sağlanmasını istemiyorum. Çünkü ben 5 Mayıs’a kadar hayatta kalabileceğimi düşünmüyorum. Güvenliğimden endişe ediyorum. Başıma bir şey gelirse intihar demeyin.”
Nihayetinde Fatma Nur Çelik’in söyledikleri gerçekleşti, 5 Mayıs’taki davaya katılamadı ve kızıyla birlikte şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.
Peki, Çelik’in sözlerini neden yargı, devlet kurumları, Aile Bakanlığı duymadı? Niye fail tutuklanmadı? Ve en önemlisi niye “Tehdit ediliyorum, başıma bir şey gelirse intihar demeyin” diyen bir kadını devlet korumadı?

Faile jet hızıyla beraat

14 Ekim’de Kur’an’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler’in “çocuğun zincirleme şekilde nitelikli cinsel istismarı” suçundan yargılandığı davanın karar duruşması İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme sanık Şengüler’i beraat ettirerek ödüllendirdi.
8 yaşındaki bir kız çocuğunun cinsel istismara uğraması, annesiyle birlikte denizde cansız bedenlerinin bulunması soruşturmayı derinleştirmeye yol açmadı. “Tehdit ediliyorum, başıma bir şey gelirse intihar demeyin” diyen Fatma Nur Çelik’in sözleri delil olarak görülmedi, tehdit edildiğini işaret ettiği Kuran’a Hizmet Vakfı ve failin ifadeleri alınmadı. Anne-kızın şüpheli ölümlerine dair kamuoyuna hiçbir açıklama yapılmadı. Ama tüm bunların yanı sıra tutuklanmasına bile gerek görülmeyen fail Ayhan Şengüler jet hızıyla beraat ettirildi.
Anne-kızın şüpheli ölümlerinin üzerinden 7-8 geçmesine rağmen açılan soruşturmaya dair ise tek bir gelişme yok. Kısacası bu yaşananların tümü kesinlikle hayatın olağan akışına aykırı.

Karanlık yapılanmalar

Son yıllarda İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasında de etkin rol oynayan cemaat ve tarikat yapılanmalarında, kadın ve çocuklara yönelik işlenen suçların arttığını görüyoruz. Kadın örgütleri bu tarikat ve cemaat yapılanmalarını “karanlık” olarak nitelendiriyor. Haksız da değiller. Çünkü tarikat ve cemaat yapılanmaları vakıf ve dernek adı altında örgütleniyorlar ama faaliyetlerini şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşmıyorlar. Ya da bağımsız örgütler tarafından denetlenemiyorlar, nasıl faaliyetler yürütülüyor hiç kimse bilmiyor.
Öte yandan yargı ve devlet tarafından korundukları da bir gerçek. Hatta tıpkı Kuran’a Hizmet Vakfı yöneticisi Ayhan Şengüler’in korunduğu gibi bugüne kadar kadın ve çocuklara yönelik suç işleyen birçok tarikatçı da suçlarına rağmen serbest bırakıldı. Bunlardan biri de Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel oldu.

Cinsel istismara ‘oyun’ denildi

Aralık 2022’de ortaya çıkan H.K.G. davası, 6 yaşında bir kız çocuğunun dini nikâh aracılığıyla yıllarca bir erkeğin cinsel istismarına uğradığını ortaya koymuştu. Bütün çocukluğunu bu korkunçlukta yaşamış olan H.K.G, ancak 22 yaşına gelebildiğinde sesini duyurabilmişti.
İsmailağa Cemaati’ne bağlı bir yapılanma olan Hiranur Vakfı’nın kurucusu olan Yusuf Ziya Gümüşel, 6 yaşındayken kızı H.K.G’yi, dini nikah aracılığıyla müridi Kadir İstekli’yle verdi. H.K.G., yıllarca Kadir İstekli’nin cinsel istismarına maruz kaldı. 6 yaşında olan H.K.G.’ye de cinsel istismarın bir ‘oyun’ olduğu söylendi.

Basına yansıyan haberlere göre; H.K.G. cemaat kuralları ve katı bir aile içi tecrit altında büyütüldü. Yaşı ilerledikçe evde gizlice radyo dinlemeye ve ardından bir akıllı telefon edinerek internet kullanmaya başladı. İnternet üzerinden dış dünyadaki akranlarının hayatlarını, yasal evlilik yaşını ve çocuk haklarına dair bilgileri öğrendi, kendisine yaşatılanların normal olmadığını, bunun bir suç ve çocuk istismarı olduğunu fark etti.

Kendisiyle dini nikâh kıyılan fail Kadir İstekli ile yaptığı geçmişe dönük konuşmaları (kendisi 6 yaşındayken yaşananları failin de itiraf ettiği konuşmalar) telefonuna gizlice kaydederek en büyük hukuki kanıtı elde etti. H.K.G., edindiği bilgi ve bilinç sonucu maruz kaldığı karanlığı tanımlayabildi ve bu farkındalığın ardından hayatı pahasına evden kaçarak adliyeye sığındı.
Bu büyük mücadelenin ardından iddianamenin hazırlanması yaklaşık 2 yıl sürdü. Dava ancak Aralık 2022’de gündeme oturdu.

Faili bırakmak suçu ortaklıktır

Toplumda infial yaratan, kadın örgütlerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve halkın günlerce sokaklarda eylem yaptığı H.K.G. davasında; fail Kadir İstekli “Çocuğun nitelikli cinsel istismarı” ve “nitelikli cinsel saldırı” suçlarından toplamda 36 yıl hapis cezası aldı. Fail baba Yusuf Ziya Gümüşel ise çocuğunu bu sürece maruz bırakmaktan dolayı 18 yıl 9 ay hapis cezası aldı. Fail anne Fatıma Gümüşel yargılama sürecinde firari olduğu için dosyası ayrıldı ve hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararının devamına hükmedildi.
Fakat H.K.G. davasında yargılanan ve “zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı” suçundan 18 yıl 9 ay hapis cezası alan Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel, geçtiğimiz aylarda adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Tahliye edilmesinin resmi gerekçesi ise yaşlılık ve hastalık olarak açıklandı.

Utanç verici bir tablo

Öte yandan tahliye edildikten sonra cezaevi çıkışında görüntülenen fail Gümüşel’in gayet canlı, neşeli ve sağlıklı olduğu da göze sokuldu.
Cezaevi önüne lüks araçlardan oluşan konvoylarla gelen kalabalık bir cemaat grubu, Gümüşel’in kapıdan çıkışıyla birlikte tekbirler getirdi ve sloganlar attı. “Hocaefendi” olarak hitap edilen fail Gümüşel, kendisini karşılayanlardan biri olan “Cübbeli Ahmet” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün ellerini öpmeye doyamadı. Cübbeli Ahmet ve fail Gümüşel “yetkililere teşekkürler” etti. 6 yaşından itibaren tecavüze, baskı ve işkenceye uğrayan bir kız çocuğunun hayatı üzerinde yükselen bu utanç verici tabloyu sergileyenler, büyük sevinçle birbirlerine sarıldı.
2012 tarihinde dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın, “Dindar nesil yetiştireceğiz” demesinden sonra geçen 14 yılda “dindar nesil” yerine, çocuk istismarı ve şiddetiyle gündeme gelen cemaat ve tarikatlar oldu. Ortaya konulan bu utanç tablosu, her gün yeniden ve yeniden üretiliyor

Tecavüzcüler hep korunuyor

Bir diğer olay da Sakarya’nın Akyazı ilçesinde 2020 yılında yaşandı. Uşşaki Tarikatı Lideri Fatih Nurullah’ın (Eyyüp Fatih Şağban), müritlerinden birinin 12 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu ortaya çıktı. Çocuğun ailesinin şikâyeti üzerine tutuklanan Fatih Nurullah, yargıladığı davada 10 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Yargılama sürecinde ve sonrasında failin avukatları, Fatih Nurullah’ın 60 yaşın üzerinde olmasını, kronik rahatsızlıklarını ve pandemi dönemi koşullarını gerekçe göstererek defalarca tutuksuz yargılanma ve tahliye talebinde bulundu. Kamuoyunda oluşan büyük toplumsal tepki nedeniyle, bu dosyada “sağlık gerekçeli tahliye” talepleri mahkeme tarafından reddedildi ve şahıs cezaevinde kalmaya devam etti. Ancak dava süreci, tarikat yapılarının bu gerekçeleri birer hukuki çıkış kapısı olarak kullanma eğilimini açıkça gösteren bir emsal oldu.

Şüpheli ölüm değil, cinayet

Çocuk haklarının hiçe sayıldığı, eğitimin, oyun hakkının ve çocukluğunu yaşamanın neredeyse yasaklandığı Türkiye’de, tıpkı Fatma Nur Çelik’e yaşatıldığı gibi tecavüze uğrayan kız çocukları tecavüzcüyle evlendiriliyor ve ‘evlilik’ adı altında cinsel istismara itiliyor. Yine tıpkı Fatma Nur Çelik gibi bu işkenceye karşı çıkan ve direnen kadınlar tehditlerle, türlü türlü eziyetlerle susturulmaya çalışılıyor. Faillere uygulanan cezasızlıkla onlarca olay yaşanmaya devam ediyor.
Bu erkek tabloya itiraz eden, kızı Hifa İkra’yı korumak ve adaleti sağlamak için mücadele eden Fatma Nur Çelik, 8 yaşındaki kızıyla birlikte şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Kadın örgütleri anne-kızın ölümünü şüpheli olduğunu kabul etmiyor, onların katledildiğini söylüyor. Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra’nın ölüme nasıl sürüklendiklerinin aydınlatılması, faillerin yargılanması ve ceza alması için verilecek ise mücadele artık kadınlara emanet.

Çocuk istismarında büyük artış

JINNEWS’in basına yansıyan haberlerden derlediği verilere göre; 2025 yılında en az 29 çocuk katledildi, 28 çocuk ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.
bianet’te yer alan habere göre ise 2014 yılında 11 bin olan istismar mağduru çocuk sayısı, ilerleyen yıllarda 18 bin bandına kadar yükseldi.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi verilerine göre, vakaların büyük çoğunluğunu kız çocukları oluşturuyor. Yaş ortalamasının 13 civarında olduğu ve istismarın çoğunlukla yabancılar tarafından değil, çocuğun tanıdığı kişilerce veya kendi ev ortamında gerçekleştirildiğini ortaya konuyor.

UNFPA Türkiye’de yer alan bilgilere göre ise Türkiye’de şu anda 18-45 yaş arasındaki her 5 kadından 1’i çocuk yaşta evlendirildi. Çocuk yaşta evlenen her 3 kadından 1’i çocuk yaşta anne oldu ve çocuk yaşta evlenen kadınların yarısı fiziksel şiddete maruz kaldı.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Zürih’te Demokratik Entegrasyon Konferansı: Eşit yurttaşlık ve hukuksal güvence vurgusu

Sonraki Haber

Güvenlik aşılmıyor, büyütülüyor!

Sonraki Haber

Güvenlik aşılmıyor, büyütülüyor!

SON HABERLER

Kuyu tiplerinde koyu tecrit

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Parayı verene havayı kirletme hakkı

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Yeni adres sokaklar değil evler!

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Rıza- ikna siyaseti- sömürünün gerçeğinde

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Süreç yine mi tıkandı?

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Güvenlik aşılmıyor, büyütülüyor!

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Devlet anne-kızı niye korumadı?

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır