Kürdistan ve Türkiye’de devam eden maden projeleri ile sermaye talanı sürerken halklar yaşam alanlarını korumak için direnişte. Her geçen gün daha fazla köy, ilçe ve ilde uzun soluklu direniş çadırları; hukuki taleplerin karşılanmasına yönelik basın açıklaması, imza kampanyası ve eylemler sürüyor. Direnişler sürerken geçtiğimiz günlerde Ordu’da madene karşı mücadele eden 20 kişi gözaltına alınmıştı
- Dêrsim halkı: Sêkasur’da halkın direnişiyle madeni engelledik
- Eskişehir halkı: Topyekûn mücadeleyle şirketleri ovamıza sokmayacağız
- Gimgim JES direnişi: Mahkeme, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdi

- Dêrsim halkı: Sêkasur’da halkın direnişiyle madeni engelledik
Son 10 yılda 150’nin üzerinde maden faaliyetinin yürütüldüğü Dêrsim’de, halkın ve çevre örgütlerinin doğa talanına karşı mücadelesi devam ediyor. Mezopotamya Ajansı’na ekolojik yıkıma ilişkin konuşan Dêrsimli yurttaşlar, devlet-sermaye eliyle kâr hırsı güdülerek yürütülen maden projelerine karşı, doğa ve yaşam alanlarını savunacaklarını ifade etti.

Dêrsim’den Semi Ber, yaşam alanlarının savunulmasında toplumun rolüne vurgu yaparak şunları söyledi:
“Burada hayvancılıkla, tarımla geçiniyoruz. Dışarıdan gelip de köylerimizde, topraklarımızda madenler yapmak istiyorlar. İnsanların yaşam alanı daraltılıyor, bununla birlikte doğa da zarar görecek. Bu projeleri yapmalarına karşıyız. Kendi toprağımıza, çevremize sahip çıkmamız gerekiyor. Halkımız bu konuda duyarlıdır.”
Kendimize zarar vermeyecek üretimler, işletmeler yapalım

Mehmet Yılmaz ise Xozat (Hozat) ve Pertag (Pertek) ilçeleri arasındaki Sekasur (Sêkasur) bölgesinde yapılmak istenen madenin bölge halkının direnişi ile engellendiğine dikkat çekti. Mehmet Yılmaz halkın direnmesine dair şunları söyledi:
“Maden araştırmasını yapanlar, o dağları kazanlar [halkın] ihtiyaçları için bunu yapmıyorlar. Bunu ticari amaçlı olarak yapıyorlar. Bunu ticari amaçlı olarak yaparsan, alıp başka yerlere satarsan tabii halk buna karşı çıkar. Buna karşı çıkma zorundadır da. Tabiat ihtiyacımız dışında, ticari amaçlı kullanılmamalı. Kendi kendimize zarar vermeyecek üretimler, işletmeler yapalım.”
Şirketler devleti arkasına alıyor

Taylan Hız, Pêrtag’ta (Pertek) bulunan köyünde yapılmak istenen GES Projesine karşı halkın haklı bir direniş gösterdiğini ancak sermaye-devlet eliyle talan projesinin devam ettiğini; bu projelerin halkın yararına yapılmadığını söyledi. Taylan Hız, şirketlerin devleti arkasına aldığına dikkat çekerek şunları söyledi:
“Yerel halka hiçbir şey düşmüyor. Orada elde edilen kârın yerli halka bir faydası yok. İnsanlara kalan sadece eziyet, bozulmuş doğa, kullanılamayan çevre kalıyor. Bizim görmediğimiz, bilmediğimiz fakat madenciliğe açılan bir sürü yer var. Haberimiz olmadan [şirketler] alıyor oraları. İnsanları haberdar etmek, bilinçlendirmek adına çalışmalar yapılmalı.”
- Eskişehir halkı: Topyekûn mücadeleyle şirketleri ovamıza sokmayacağız

Eskişehir’in tarımsal üretim merkezlerinden Alpu’da, Taşzemin İnşaat Madencilik Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Esence Altın-Gümüş Maden Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi projesi hayata geçirilmek isteniyor. Projenin ruhsat alanı 20 bin dönüm olarak belirlenirken, proje kapsamında 335 milyon tondan fazla kazı yapılması öngörülüyor. Alpu’da çıkarılacak cevherin Sivrihisar’ın Kaymaz Mahallesi’ndeki tesise taşınarak işlenmesi planlanıyor. Alpu Ovası, yaklaşık 52 bin hektarlık büyüklüğüyle Eskişehir’in en önemli tarım alanlarından biri. Ova, 2017’den bu yana “Büyük Ova Koruma Alanı” statüsünde. Bölgede şeker pancarı, ayçiçeği, buğday üretimi önemli yer tutuyor.
Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu, madene karşı bölgedeki yurttaşlara bilgilendirmeler yapmak üzere Eskişehir Kent Merkezi’nde maden projesinin durdurulması talebiyle 2 hafta boyunca sürecek imza kampanyası başlattı. Eskişehir Doğa ve Yaşam Platformu Üyesi Cevat Aydemir, Mezopotamya Ajansı’ndan Enes Beyaz’a maden projesine karşı yürüttükleri mücadeleyi anlattı.
Cevat Aydemir, maden projesiyle ovanın gözden çıkarıldığına dikkat çekti. Ülkenin dört bir yanının şirketler tarafından ‘işgal’ edilmeye çalışıldığını vurgulayan Cevat Aydemir, Alpu Ovası’nın maden projesi için seçilmesinin nedenini Kaymaz maden işleme tesisine yakın olması olarak değerlendirdi.
10 mahalle ve köyde tarımın sonunu getirebilir
Kazılarla çıkarılan toprağın günlük olarak 150 kamyona denk geldiğini ifade eden Cevat Aydemir, bu kamyonların ‘10 mahalle ve köyün içinden geçerek Kaymaz’a taşınacağını’ ve bu durumun ‘oradaki tarım alanlarının, arpa, buğday, ayçiçeği, mısır, soğan gibi çeşitli sebzelerin içinde olduğu bir tarımsal faaliyetin de sonlandırılması anlamına geldiğini’ söyledi.
Cevat Aydemir, “Biz de hem su bakımından, hem tarım alanlarının yok edilmesi bakımından bu projenin burada yaşatacağı kayıpların yanı sıra çevreye ve sağlığa vereceği zararları göz önüne bulundurarak bu projenin iptal edilmesi yönünde bir çalışma başlattık. Eskişehir ve Doğa ve Yaşam Platformu olarak imza kampanyamıza start verdik. 2 hafta boyunca sokaklarda olacağız” dedi.

Sivil toplumla birlikte topyekûn mücadele edeceğiz
Cevat Aydemir, Maden projesinin faaliyete geçmesi durumunda madenden çıkan pasa ile ova olan bölgede yapay dağ kütleleri oluşturulacağını, oluşacak yapay dağlarla bölgenin iklim ve verimliliğinin yok olacağının dile getirdi. Alpu’da yaşayan yurttaşlarla görüşmeler yaptıklarını aktaran Cevat Aydemir, halkın madene karşı mücadeleyi sahiplenmesiyle ilgili şunları söyledi:
“Bölge halkı madeni tercih etmiyor. Ama sadece bölge halkıyla sürdürülemeyeceğini de bildiğimiz için şehir merkezinden oraya destek vererek bütün sivil toplum örgütleri, belediyeler, siyasi örgütler, sendikalar, odalarla birlikte topyekûn bir mücadeleyle Taşzemin Anonim Şirketi’ni Alpu Ovası’na sokmamaya kararlıyız.”
Bölge halkı siyanür tehdidiyle karşı karşıya
Cevat Aydemir, şirketin proje faaliyetlerinde su kullanmayacağını iddia ettiğini fakat bunun mümkün olmadığını söylüyor:
“50 kilometre uzakta bulunan Kaymaz’da yıllardan beri siyanürle ölümü gördüğümüz için Kaymaz’a dair endişelerimiz çok. Kaymaz halkı yeni bir siyanür vakasıyla karşı karşıya kalacak. Hem Kaymaz hem Alpu bölgesinde sağlık ve yaşam açısından endişelerimiz çok fazla. Bütün bunları birleştirerek mücadelemizi ve direnişimizi bu yönde devam ettiriyoruz.”
Kamu yetkilileri sürece şirket patronu gibi dâhil oldu
Cevat Aydemir, bölgede 8 yıl önce de sondaj faaliyeti başladığını, buna karşı hukuki mücadelenin yürütüldüğünü söyledi. Platform temsilcisi hukuki mücadelenin detaylarını şu şekilde aktardı:
“22 Temmuz’da Alpu Esence Mahallesi’nde halkın katılım toplantısı olmuştu. Oradan başlayarak hem bu bilgilendirmenin ve katılım toplantısının yok sayılması gerektiğini hem de orayı yöneten kamu yetkililerinin sürece şirket çalışanı gibi, şirket patronu gibi dâhil olmasından kaynaklı da ilgililer hakkında da yasal takiplerimizi ve yasal müracaatlarımızı yapacağız. Dilekçelerimizde iki tane talebimiz var. Hem halkın katılım toplantısının yok sayılması gerektiğini hem de başından beri süregelen sondaj çalışmaları ve verimli mera topraklarının halkın elinden alınmak suretiyle şirketlere peşkeş çekilmesine dair itirazlarımız var.”
- Gimgim JES direnişi: Mahkeme, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdi

Mûş’un Gimgim (Varto) ilçesinde yapılması planlanan jeotermal kaynak arama projesine karşı köylülerin nöbet eylemi üç ayını geride bıraktı.
IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi tarafından Gimgim ilçesi sınırlarında yürütülmesi planlanan jeotermal kaynak arama projesi için verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle dava açtı. Projeye karşı açılan davada keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildi.
Bölgenin özellikleri değerlendirilmedi
Dava dilekçesinde proje sahasına yönelik belirtilen sorunlar şu şekilde:
- Saha orman, mera ve tarım arazilerini kapsıyor,
- Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi kapsamında koruma altında bulunan yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi ve vaşak gibi türlerin yaşam alanında bulunuyor.
- Bölgede yürütülen arıcılık, hayvancılık ve tarımsal faaliyetler olumsuz etkilenecek
- Sondaj çalışmalarında ortaya çıkabilecek ağır metaller ile hidrojen sülfürün çevre açısından telafisi güç zararlara yol açabilir.
- Bölgede arkeolojik sit alanları ile taşınmaz kültür varlıkları bulunuyor.
Durdurma kararına keşif sonrası karar verilecek
Bingöl İdare Mahkemesi, uyuşmazlığın çözümü için teknik inceleme yapılmasının zorunlu olduğuna hükmetti. Bilirkişi heyeti ile yapılacak keşif kapsamında projenin tarım ve orman alanları, yer altı su kaynakları, biyolojik çeşitlilik, yaban hayatı, flora ve fauna üzerindeki etkileri yerinde incelenecek.
Ayrıca, proje tanıtım dosyasında çevresel risklere karşı öngörülen tedbirlerin bilimsel ve teknik açıdan yeterli olup olmadığı, projenin çevresel etkileri dikkate alındığında Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu hazırlanmasının gerekli olup olmadığı da bilirkişi incelemesi kapsamında araştırılacak.
Geleceğimizi korumak için mücadelemizi sürdüreceğiz
Nöbet eylemini sürdüren yurttaşlardan Aslan Turan, ANF’ye yaptığı değerlendirmede bölge halkının geçimini büyük ölçüde hayvancılık ve arıcılıkla sağladığını; jeotermal projesinin yalnızca birkaç köyü değil, tüm bölgeyi etkileyeceğini ve projeye karşı halkın kendi örgütlenmesiyle karşı çıktıklarını belirtti.
Aslan Turan halkın taleplerini şöyle aktardı:
“Biz temiz doğa ve temiz hava istiyoruz. Bu projenin hayata geçmesi, doğanın, suyun ve canlı yaşamının zarar görmesi anlamına geliyor. Daha önce yapılan barajlar nedeniyle birçok köy boşaltıldı ancak bunun halka bir faydası olmadı. En büyük talebimiz havamıza ve suyumuza sahip çıkılmasıdır. Bu projelerle bölgenin yeniden boşaltılmak istendiğini düşünüyoruz. Buna karşı çıkıyoruz ve Varto’yu terk etmeyeceğiz. Doğayı sermayeye teslim etmeyeceğiz. Geleceğimizi korumak için mücadelemizi sürdüreceğiz.”
- Ordu’da madene karşı mücadele eden 20 kişi gözaltına alınmıştı

Ordu halkı madene karşı direniyor
Madenlere karşı halk hareketleri büyümeye ve gelişmeye devam ediyor. Temmuz ayında Ordu’nun Korgan ilçesine bağlı Turnalık Yaylası’ndaki maden sondaj çalışmalarını durduran Taşyapı şirketi, bundan bir hafta sonra iş makinelerini yeniden alana getirmişti. İş makinelerinin gelişine tepki gösteren yurttaşlar ise iş makinelerinin girişini engellemek için direniş başlatmıştı. Maden alanına gelen jandarma ekipleri, yurttaşların direnişe devam etmesinin ardından 20 kişiyi gözaltına almış, daha sonra serbest bırakılmışlardı.
Kaçak çalıştığı ortaya çıkmıştı
Ordu Çevre Derneği (ORÇEV) daha önce bölgede yaptığı incelemenin ardından şirketin gerekli izin ve belgeler olmadan faaliyet yürüttüğü yönünde tutanak tutarak, Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu.
Kürdistan ve Türkiye’de süren direnişler ve maden talanıyla ilgili detaylı bilgilere şuralardan ulaşılabilir:
- Umut-Sen’in büyüyen ekoloji direnişlerini de gösteren Direniş Haritası: https://direnis-haritasi.umutsen.org
- Polen Ekoloji Enstitüsü’nün Ekstraktivizmle Mücadele raporu: https://ekolojienstitu.org/turkiyede-ekstraktivizmle-mucadele/
HABER MERKEZİ









