Gimgim ilçesine yapılmak istenen JES projesine karşı nöbet tutan kadınlar, bir kazma vurulursa devamı geleceğini belirterek, ‘Eğer kuyular kazılırsa, halk göç etmek zorunda kalacak. Doğa yok olursa bizde yok olacağız’ diyerek mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı
AKP’nin “yenilenebilir enerji” politikaları adı altında Türkiye ve Kürdistan kentlerinde hayata geçirdiği Güneş Enerji Santrali (GES), Hidroelektrik Enerji Santrali (HES) ve Jeotermal Enerji Santrali (JES) projeleri, doğa ve yaşam alanlarını hedef almaya devam ediyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2025 resmi verilerine göre Kürdistan ve Türkiye’de 34 bini aşkın GES, 771 HES ve 66 JES projesi bulunurken, özellikle Kürdistan kentlerinde sürdürülen projelerle birlikte nehirler kurutuluyor, orman ve mera alanları şirketlere tahsis ediliyor, tarım alanları yok ediliyor ve halk göçe zorlanıyor. Enerji politikaları adı altında sürdürülen uygulamalar, ekolojik yıkımı derinleştirdiği gibi doğayı da yok ediyor.
Mûş’un Gimgim (Varto) ve Çewlîk’in (Bingöl) Kanîreş (Karlıova) ilçelerinde ABD merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından iki ayrı jeotermal enerji santrali (JES) projesine karşı tepkiler artmaya devam ediyor. 22 köyü etkileyecek olan projenin iptali için Gimgim halkı 21 gündür çadır eylemi sürdürürken, bölge halkı doğa ve yaşam alanlarını sermaye şirketlerine teslim etmeyeceklerini ve direnişlerinin 25 Mayıs’a kadar süreceğini vurguluyor. Günlerdir nöbet tutulan direniş alanında yapılan açıklamalarda, Kürdistan coğrafyasının yıllardır maden, baraj ve enerji projeleriyle sistematik olarak talan edildiğine dikkat çekiliyor.
Demokratik Alevi Derneği İzmir Şubesi Yöneticisi Nebet Çelik, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mûş Meclis Üyesi Sanem Dapaklı ve Wan Ekoloji Derneği Eşbaşkanı Perihan Soğukbulak değerlendirmelerde bulundu.
‘Bir kazma vurulursa devamı mutlaka gelecektir’
İzmir’den Gimgim’a JES projesine karşı mücadele yürütmek için geldiklerini belirten Nebet Çelik, “Kendi topraklarımızı savunmak ve korumak için geldik. Şehirlerde ne kadar yaşasak da bu toprakların bir parçasıyız. Bizim inançlarımız bu topraklarda ve biz burada kendimizi her açıdan iyi hissediyoruz. Bizim hafızamız ve geçmişimiz burada. Direniş çadırına ilk günden bu yana geliyoruz. Herkes toprağına sahip çıkmalı. Buraya bir kazma vurulursa devamı mutlaka gelecektir. O yüzden burada direnmemiz ve mücadele etmemiz gerekiyor. Burası elimizden giderse diğerleri de elimizden gidecek” dedi.
‘Bir yandan barış diyorlar, diğer yandan doğaya savaş açıyorlar’
Türkiye’de süren “Barış ve Demokratik Toplum” sürecine değinen Nebet Çelik, “Bir yandan barış süreci diyorlar, bir yandan da doğayı talan ediyorlar. Barış sürecinde sadece tek taraflı atılan bir adım var. Barış süreci olmasına rağmen doğaya savaş açmış durumdalar. Doğaya savaş açıyorsun ama biz de bu doğanın bir parçasıyız. Eğer kuyular kazılırsa bizler buradan göç etmek zorunda kalacağız. Hayvanlarımız, bahçelerimiz, varlığımız ve doğamız gidecek. Bir barış gelecekse sözle kalmamalı. Barış gelecekse doğaya, kadına, çocuklara ve bütün varlıklara gelmeli. Bir yandan kadınları, çocukları ve doğayı katlediyorsun, diğer yandan yok ediyorsun. Bu çok da samimi gelmiyor. Eğer gerçekten barış istiyorlarsa buna karşı bir adım atmaları ve yasalar çıkarmaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘Halkımızın eylemselliği büyütmesini istiyoruz’
Gimgim’da JES projesinin yapılmasına tepki gösteren Sanem Dapaklı, “Ben Varto’da yaşıyorum. Jeotermal, yer altından çıkarılan zehirli gazların dışarıya salınmasıyla toprağa, suya, havaya ve insana zarar veriyor. Bizler de bunun yapılmasını istemiyoruz. Halkımızdan bizimle birlikte eylemselliğimizi büyütmesini, tüm ekoloji derneklerinin ve kırıma hayır diyenlerin bize destek çıkmasını istiyoruz” diye çağrıda bulundu.
Serhat bölgesinde ekolojik alarm: 45 GES projesi
Kürdistan ve Türkiye’de hayata geçirilen GES, HES ve JES projelerinin enerji ihtiyacından çok ticari ve rant amaçlı yürütüldüğünü belirten Perihan Soğukbulak, Serhat bölgesinde 45 GES projesinin bulunduğunu, bunun yanı sıra kamuoyuna yansımayan çok sayıda projenin de planlandığını ifade etti. Perihan Soğukbulak, “Yapılmak istenen rant odaklı projeler; meralara, hayvanlara, sulara ve insanlara inanılmaz derecede zarar verecek. İnsanlar bu projeler yüzünden göç etmek zorunda kalıyor. Özellikle Kürdistan bölgesinde yapılmak istenen elektrik projeleri adı altında ticaret yapıyorlar. Van’da çok sayıda GES projesi bulunmakta. Bu da kuraklığa neden oluyor. Saldığı 1500 derece sıcaklık yüzünden kimse onlara yaklaşamıyor ve bitkiler kuruyup ölüyor. Göçmen kuşlar, GES makinelerinin üstünden uçamıyor ve bu durum onlara aşırı zarar veriyor” dedi.
Kaynak: JINNEWS









