Yüksek güvenlikli cezaevlerinde mutlak bir izolasyon hâkim. Bu cezaevi açıldığından beri hiçbir arkadaş tahliye edilmemişti. Geçen ay infazların üzerinden iki yıldan fazla süre geçtikten sonra ilk kez iki arkadaş tahliye edildi. Cezası biten ve uzatılan arkadaşlar hâlâ var. Kitap sorunumuz mevcut. Tekli hücrelerde kitap ihtiyacı çok daha zaruri oluyor. Spor, sohbet koridordaki beş arkadaşla sınırlı. Her şeye yasak deniliyor
Hüseyin Aykol / İçeriden
Burdur Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi’nde tutulan Abdulvahap Kavak, 13.03.2025 tarihinde yazdığı mektupta şöyle diyor: “9 Ocak günü sevkimin çıktığı söylendi. Eşyaların bir kısmını yanıma alarak çıktım. İlaç ve elektronik eşyalarım kontrol için alındı. Diğer eşyalarımı alarak kalacağım hücreye geldim. 10 yıldan fazla kullandığım televizyonumun verilmeyeceği söylendi. Gerekçede “bilgisayar monitörü olarak kullanılabiliyor, USB, HDMI sistemleri var” denildi. Kantinde satılan ve diğer hapishanelerden gelenlerin getirdikleri tüm televizyonlarda bu sistemler var. Silikonla kapatılıp veriliyor. Nedense benim televizyon sorun oldu. İnfaz hakimliğine başvurdum. İnfaz hakimliği “söz konusu yerler kapatılıp verilsin” dedi. Buna rağmen bir ay uğraştırıldım, en son servise götürüldü, söz konusu sistemler söküldü. İki ay boyunca televizyonsuz kaldım.
Pandemide açık görüşler yapılmadığından Adalet Bakanlığı tutuklu ve hükümlülere ek telefon ya da ziyaret hakkı tanıdı. Buraya gelene kadar sorunsuz ek telefon hakkı kullandım fakat burada kullandırılmayacağı söylendi ve sadece 23 ek telefon hakkı verilmiş. Bolu F Tipi Hapishanesi Müdürlüğü’ne yazarak bana tanınan ek telefon hakkımın kaç tane olduğunu sordum. Gelen cevapta 110 ek telefon hakkımın olduğu, bunun 36 tanesini kullandığım, geriye 74 ek telefon hakkımın kaldığı bildirildi. Cevaba rağmen ek telefon hakkımın kullandırılmayacağı söylendi.
Bana “35 kitap bırakacaksın, gerisini ailene göndereceksin, istersen sonra bunları değiştirebilirsin” dediler. Kabul etmediğim için şu an kitaplarım verilmiyor. Kargo, posta parası kitap parasından fazla tutar. 200 TL’lik el radyosu getirdim, onu bile vermiyorlar.
Tabak almak istedim çünkü yanımda sadece iki metal tabağım vardı. Burada iki metal, dört de melamin tabak alınabiliyormuş. Melamin kantinde yok. Metal tabak alayım dedim; iki metal tabaktan başkası yasakmış. 45 gün sonra tabak alabildim. Hapishane üç katlı. Bir katta bizim arkadaşlar, diğer iki katta ise adli ve diğer tutuklu/hükümlüler kalıyor. Sorunlar yaşanıyor. Bizim arkadaşlar genel olarak gece 11-12’de yatıyor, sabah da saat 07.00’de kalkıyorlar. Diğer mahkumlar ise genelde gündüz yatıp gece yatmıyorlar. Sabaha kadar gürültü yapıyorlar, uyuyamıyoruz. Bizim arkadaşlara hakaret, küfür ediyorlar. Oysa üç katta da bizim arkadaşlar olsa böylesi bir sorun yaşanmazdı.
Çok açık ve net bir şekilde “kurumlardan ve avukatlardan gelen ve onlara gönderilen mektuplar denetime tabi değildir” deniyor. Burada kurumlardan gelen, avukatlardan gelen ve onlara gönderilen mektuplar açılıyor. Sorduğumuzda “Mektupların içine bir şey konulmadığını nereden bileceğiz, onu kontrol etmek için açıyoruz ama okumuyoruz” diyorlar.”
***
Erzincan Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi’nde tutulan Hakkari Aydoğdu, 29.04.2024 tarihinde yazdığı mektupta şöyle diyor: “Değerli insanların zamansız aramızdan ayrılması derinden üzüyor. Binlerce yoldaşımız böyle gitti. En son içinde bulunduğumuz sürece ilişkin ve merkezinde yer alan Sırrı Süreyya ve ondan sonra da Hüseyin Hoca.
Yüksek güvenlikli cezaevlerinde mutlak bir izolasyon hâkim. Bu cezaevi açıldığından beri hiçbir arkadaş tahliye edilmemişti. Geçen ay infazların üzerinden iki yıldan fazla süre geçtikten sonra ilk kez iki arkadaş tahliye edildi. Cezası biten ve uzatılan arkadaşlar hâlâ var. Kitap sorunumuz mevcut. Tekli hücrelerde kitap ihtiyacı çok daha zaruri oluyor. Spor, sohbet koridordaki beş arkadaşla sınırlı. Her şeye yasak deniliyor. Kürtçe kitaplar ve Aram Yayınevi ve hatta Mehmet Bayrak ve Faik Bulut’un kitapları da sakıncalı diye verilmiyor.”
***
Erzincan Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi’nde tutulan Cafer Cengiz 30.04.2026 tarihinde yazdığı mektupta şöyle diyor: “7 yıllık Amed vahşet zindan sürecini saymazsan, son yakalandığım 1995 sonbaharından bu yana 31 yıl geçti. 70 yaşını geçtim. Kandıra F Tipi Zindanında 2005-2008 yılları arasında verdiğimiz dilekçelerde ‘Sayın Öcalan’ tanımını kullandığımız ve o dönem ailelerimizle Kürtçe konuşmalarımız nedeniyle hukuksuz disiplin cezaları verildi. 20 disiplin cezası içinde sekiz de hücre cezası vardı. Kararlara dair mahkemeye itirazımızı yaptık. Disiplin cezalarının tüm sonuçlarıyla birlikte beraatle sonuçlandığını öğrendim. Buraya 2024 Mart’ında geldim. Bu cezaevinde, Kocaeli cezaevi idaresinin ilk verdiği disiplin cezalarını gerekçe göstererek, infazımın yakıldığına dair yeni bir müddetname getirildi. Şu anda fazladan yatırılmaktayım.
Yazdığım yazılar için ‘yasak yazılardır’ diyerek 11 günlük hücre cezası verdi. Defterlerime el koydular. Sağlık durumum gün geçtikçe kötüye gidiyor. Anjiyo oldum, aort damarımda genişleme, astım, uyku apnesi var ve bir yıla yakındır makine kullanıyorum. Bel ve boyun fıtığı var. Kollarım sorgu sürecinde Filistin askısında fazla bekletildiği için felçli kaldı. Yaklaşık beş yıl ekmeği bile parçalayamıyordum. Arkadaşlar ekmeğimi lokma lokma doğrayıp önüme koydu. Üç yıl kadar arkadaşlar banyo ettirmeye çalıştı. Kollarımdaki sinir kasları tahriş olduğu için sıktıkları zaman bile hiç acı hissetmiyordum. Şu anda bir kolum %30, bir kolum da %40 çalışır durumda. Fazla zorlamaya dayanmıyor, hemen kramp giriyor, kilitleniyor. Bundan dolayı dinlene dinlene yazabiliyorum.
Günde 1 saat havalandırmaya çıkarılıyoruz. Geri kalan zamanı tek başına hücrelerde kitap okuyarak geçiriyoruz. Hiç şahsi kitabım yok, kütüphanede olan kitaplardan yararlanmaya çalışıyorum.”
***
Bolvadin T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Ahmet Yardım 06.05.2025 tarihinde yazdığı mektupta şöyle diyor: “Eşinizin haberini ne yazık ki aldık, başınız sağ olsun. Hastane sevklerimiz var ama ağız içi araması gerekçe gösterilerek tedavi edilmiyoruz. Bakanlığa sevk yazıyoruz, kapasite dolu deniyor ve denetimli serbestlikler de bu gerekçe gösterilip uzatılıyor.”
Mektubu gelenler:
Abdulvahap Kavak: Burdur Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi
Hakkari Aydoğdu: Erzincan Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi
Cafer Cengiz: Erzincan Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi
Ahmet Yardım: Bolvadin Tipi Kapalı Hapishanesi
*Hazırlayan: Nuray Çevirmen Aykol









