• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
18 Haziran 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Herkes seçim sonrasına hazırlanıyor-Musa Piroğlu

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

“Hem alandan gelen ilk bulgular, hem de uç veren tartışmalar, başta Erdoğan olmak üzere, neredeyse bütün siyasi aktörlerin artık 23 Haziran’a göre değil, sonrasına göre pozisyon almaya başladığını gösteriyor. Yapılmış, yapılan ve yapılacak olan hamlelerin hepsi sonraya dair”. Kemal Can’ın 15 Haziran tarihli yazısı bu cümle üzerinden şekilleniyor. Giderek tüm ülkenin seçimine dönen ve egemenler arası çatışmanın üzerinden yürütüldüğü İstanbul seçimlerine dair tüm tespitler benzer bir sonuçla noktalanıyor. Herkes seçim sonrasına hazırlanıyor.

Doğal olarak hem iktidar hem muhalefet seçim stratejilerini ve ittifak politikalarını bu hazırlanma üzerinden kurguluyor. Her hazırlık, verili durumun eksik ve fazlalıklarıyla bütünsel bir analizini getirirken, aynı analizin rakipler üzerinden de hesaplanmasını dayatıyor. Söz konusu analiz bir yandan zayıflıkların aşılması için bir dizi adımı zorlarken öte yandan güçlü olunan alana yığılmayı da gerektiriyor. Seçim, bu anlamda geleceğe yönelik planlamanın merkezinde duruyor. Erdoğan kazansa da kaybedeceği bir seçime gidiyor. Bu durum, bir yandan iktidarını öte yandan muhtemelen kendi varlığını koruma kaygısıyla bir uçtan bir uca savrulan bir seçim stratejisinde kendisini gösteriyor. Seçim sahasında Binali Yıldırım’ın “kucaklayıcı” dili, Soylu’nun tehdit söylemlerine çarpıp dağılıyor. Erdoğan kendisini neredeyse tamamen seçim sahasından çekip Binali’yi yalnız bırakırken, Bahçeli mehter marşı eşliğinde komik bir araba konvoyu ve Fatih edasıyla İstanbul’a giriyordu. Kürt kardeşlerini ciğerpare olarak tarifleyen ilk açıklamasını, AKP kurmayları tarafından 31 Mart seçim yenilgisinin sebebi olarak gösterilen “Beka sorunu” söylemiyle bitiriyordu. Bahçeli, İstanbul’u değilse bile, içerisinde bulunduğu koalisyonu kurtarma derdinde bir giriş yaparak sürece dâhil olacağını ortaya koymuş oldu. Tüm çaba olası İstanbul seçimini kazanma, hiç değilse olası yenilgide sorumluluktan kaçınma üzerine kurulmuş görünüyor. Herkes seçim zaferine ortak olmaya hazırlanırken, yenilgiyi Binali’nin sırtına yıkarak sorumluluktan kaçmaya çalışıyor. Binali Yıldırım yalnız adamı oynuyor.

İmamoğlu şahsında saraya karşı tek vücut görüntüsü içerisindeki muhalefet, iktidara nazaran daha rahat ve bütünlüklü bir görüntü veriyor. Erdoğan kendi tabanını ve parti bütünlüğünü koruma kaygısı güderken, muhalefet, çeperini büyütme derdiyle hareket ediyor. Bu bağlamda İmamoğlu neredeyse tek figür olarak öne çıkıp parlarken, hemen herkes söylemine dikkat ederek verili bütünlüğü korumaya, genişletmeye çalışıyor. HDP tüm gücüyle İstanbul seçimine dâhil olurken Türkiye’nin demokratikleşmesinin Kürt meselesi açısından önemini tüm çıplaklığı ile öne çıkarıyor. Aynı zamanda seçimin kendisi Kürt sorununun adil, demokratik çözümünün Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından ne kadar önemli olduğunu aynı çıplaklıkla ve ağırlıkla ortaya koymuş bulunuyor. HDP, günün değil yarının hesabını yapıyor.

Haksızlık yapmamak gerekirse sosyalistler de seçim sonrasını düşünerek hareket ediyor. En azından bu iddiayı dillendiriyor. Fakat iddia ne yazık ki söylem düzeyini geçmiyor. Zira seçim sonrasına yönelik hiçbir analiz ve analize yaslanan çaba ortalıkta görünmüyor. Seçim sonrası sandıkta kimin galip çıktığından bağımsız olarak, sadece zor bir sürecin başlayacağı peşinen kabul görüyor. Yaşanmakta olan krizden çıkmak adına atılacak adımların işçi sınıfı ve yoksul halklara ağır faturalar dayatacağı öngörülüyor. Aynı öngörü, söz konusu faturanın karşı tepkiyi yükselteceği, sınıf mücadelesinde canlanmaya yol açacağı gerçekliğini de kapsıyor. Seçim sonucu ne olursa olsun, sadece ekonomik değil siyasal olarak da yaşanan krizi derinleştireceği, AKP’de başlayan çözülmenin artarak süreceği de öngörülüyor. Sermaye, olası boşluğu parlayan ve toplumun tüm kesimlerine seslenen İmamoğlu figürü ile kapatmaya hazırlanıyor. İşte solun iddialarının sözde kalması olgusu burada açığa çıkıyor. Sermaye içerisindeki çatışmada üçüncü değil, sınıfın cephesini açmak,

HDP’nin doldurduğu alanı emek ve demokrasi güçlerini yanına alarak büyütmek ve saraydan bunalan emekçi sınıflar ve demokratik çevrelerin öfkesini sisteme karşı bir mücadeleye dönüştürmek, kaçınılmaz olarak başta söylenen hesapların yapılmasını ve çözüm önerilerinin geliştirilmesini gerektiriyor.

Sosyalistlerin verili stratejisi, sarayı durdurmak ile sınırlanmış görüntüsü veriyor. Kendisini bununla sınırlayan strateji, solun önemli bir gövdesini Millet İttifakı’na yedeklerken istemeden de olsa İmamoğlu arkasında dizilmeyi ve kaba bir saray karşıtlığından oluşan propaganda ile yetinmeyi dayatıyor. Olağanüstü bir süreçten bahsedildiğinde saraya karşı en geniş cephede buluşmak önemlidir ancak devrimcilerin kendini bununla sınırlaması kaçınılmaz olarak egemenlerden birisine eklemlenmeyi dayatır.

Bu noktada kendisini sistem içi mücadele ile sınırlamayanların verili durumları, örgüt ve mücadele perspektifleri, hegemonik kapasiteleri ile sınıfın cephesini açmaya yeterli olmadığı görülmelidir. Adres arayan ama verili yapıları bir adres olarak görmeyen örgütsüz sosyalistleri kapsayacak, AKP politikalarının bedelini ödeyen işçi sınıfı ve yoksullara umut olabilecek sinerjiyi verecek bir yan yana geliş kendisini dayatmış bulunuyor. Herkesin gelmekte olana hazırlandığı yerde sosyalistlerin bugüne saplanması kabul edilir değildir.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Komün ve onur

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Zapatista komününde oturuyorduk. Önümüzde cetvelle çizdiğimiz sayfalar vardı. Cetvel dediğim bir tarafı düz, oldukça düz bir ağaç dalıydı. Sağdan sola...

En büyük kazanımımız, ortak mücadelemiz

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Türkiye bir erken seçime gidiyor. Saray’ın akılda nelerinden Mehmet Uçum’un, muhalefetin erken seçim talebinin neden kabul edilemeyeceğine dair yüksek perdeden...

Yaşama anlam ve sevgi katmak

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Dar alanla ve sınırlı bir çalışmayla yetinmeyen, ihtiyaç duyulan her alanda ve çalışmada yer alma becerisini göstererek demokratik komünal toplumu...

Çözüm demokrasi

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Genellikle mevcut sistemlerin tıkanıklığına bir eleştiri ve henüz ulaşılamamış potansiyellere bir davet olarak denenmemiş demokrasiden yani demokratik cumhuriyetten söz edilir....

Demokratik bütünsel hukuka çağrı

Yazar: Yeni Yaşam
17 Haziran 2026

Hukukun dışında bırakılmış bir halk gerçekliğinin, aslında cumhuriyet tarihi boyunca inşa edildiği iddia edilen hukuk devletinin esas kara deliğini oluşturduğunu...

Ağrıyan yere dokunmak

Yazar: Yeni Yaşam
17 Haziran 2026

Daha öncesini pek bilmiyorum ama özellikle 90'lardan sonra sosyalist sola yöneltilen en ciddi (ve şüphesiz doğru) eleştirilerden biri, 'ertelemecilik' kavramında...

Sonraki Haber

‘Mezopotamya Açık Hava Müzesi’

SON HABERLER

Komün ve onur

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Türkiye’nin geleceği bu projeye bağlı

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

En büyük kazanımımız, ortak mücadelemiz

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Yaşama anlam ve sevgi katmak

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Çözüm demokrasi

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Yargıdan Ali’ye yeni delile rağmen ret 

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Kömürcülere maliyet artış desteği neden yapılıyor?

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır