Ya bu süreç ciddi ilerleyecek ya da bir yerde tıkanacak. Eğer AKP iktidarı şimdiye kadarki tutumunu sürdürürse bu, süreci ilerletme kararlılığının olmadığını gösterir. Bırakalım Hareket Yönetimi’ni, bir Kürt bireyi de bir demokrat da böyle düşünür. Çünkü aylar geçiyor yıllar geçiyor Kürt sorununu ve çatışmayı ortaya çıkaran koşullarda bir değişiklik olmuyor
Dr. Hayri Hazargöl
Türk devleti ile PKK arasında süren çatışmalar 2 yıldır durmuş durumda. PKK kendini feshetti ve Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırma kararı aldı. Kendini fesheden PKK, 2025 ve 2026 yılında çok önemli adımlar attı. Tüm bu adımları özgürce ve engelsiz demokratik siyaset yapma ve Kürt sorununun demokratik çözümü için attı. Hareket Yönetimi’nin 8 Ekim’de yaptığı açıklamadan Türk devletinin İmralı’da birkaç ayda bir yaptırdığı görüşme dışında bir adım atmadığını öğreniyoruz. Daha doğrusu bizim de gördüğümüz bu gerçeği Hareket Yönetimi nazikçe bir uyarı biçiminde yapmıştır. Attıkları önemli adımlar sonrası Türk devletinin adım atmamasının hiçbir gerekçesinin kalmadığı vurgulanmıştır.
Hareket Yönetimi, Önderliğimiz özgürleşmeli ve Kürt sorununun demokratik çözümünün gerçekleşmesini sağlayacak özgürlük yasaları gecikmeden çıkmalı demiştir. Türk devletinin bu iradeyi gösteren adımlar atmadığı taktirde bunu eski politikaların sürdürülmek istenmesi olarak anlayacaklarını da özellikle belirtmişlerdir. Eğer Türk devleti adımlar atmaz da yine karşılıksız şu adımları atın derse Hareket Yönetimi bunu ciddiye almayacağını göstermiştir. Devlet adım atmazsa bunun farklı amaç taşıdıkları anlamına geleceği yönlü bir ifade de kullanmışlardır. Devletin sürekli şu adımı atın, bu adımı atın demesine yönelik bir tutum ortaya koymuşlardır. Anlaşılıyor ki Hareket Yönetimi, Türk devletinin niyetleri konusunda bazı kuşkular duymaktadır. Özcesi, biz süreci ilerletmek istiyoruz ama devlet böyle bir yaklaşım göstermiyor demişlerdir.
Hareket Yönetimi’nin bu açıklaması ve Hareket Yönetimi’nden bazı yetkililerinin basında yaptığı değerlendirmeler ciddiye alınacak niteliktedir. Türk devleti bir oyun içindeyse bu, Türkiye tarihinin en büyük yanılgısı olur demişlerdir. Türk devletine bu sürece ciddi yaklaşması çağrısı olmuştur. Özellikle AKP iktidarının tutumunda bir belirsizlik ve oyalama hissetmeselerdi bu tür açıklamalar yapmazlardı.
Kürt Halk Önderi’nin özgür çalışır koşullarda olmasını çok önemli görüyorlar. Eğer İmralı gazeteciler, aydınlar, siyasetçiler, sivil toplum örgütleri ile süreklileşen bir diyalog içinde olmazsa bunu bir oyalama ve tecridin başka bir biçimi olarak ele alacakları anlaşılıyor. Çünkü devlet bazen bir görüşme yada küçük bir şey yaparak sanki süreçte bazı şeyler yapıyormuş havası veriyordu. Artık bu politika ya da oyunun sonuna gelinmiş oluyor. Ya bu süreç ciddi ilerleyecek ya da bir yerde tıkanacak. Eğer AKP iktidarı şimdiye kadarki tutumunu sürdürürse bu, süreci ilerletme kararlılığının olmadığını gösterir. Bırakalım Hareket Yönetimi’ni, bir Kürt bireyi de bir demokrat da böyle düşünür. Çünkü aylar geçiyor yıllar geçiyor Kürt sorununu ve çatışmayı ortaya çıkaran koşullarda bir değişiklik olmuyor!
Gerilla silah bıraksın gelsin, deniyor ama hiçbir yasa ve hukuk değişikliği yok. Eski yasalarla bırakalım dönüş yapacak gerillaları ve Kürtleri, herhangi bir demokrat bile özgürce demokratik siyaset yapamaz. Hâlâ zindanlar siyasi tutsaklarla dolu. Öyle ki, Türkiye mahkemelerinin verdiği hapis cezalarını dolduranlar bile bırakılmıyor! Mevcut yasa değişmezse gerillaların silah bırakıp Türkiye’ye dönmeleri nasıl beklenir? Eğer Türk devleti “eve dönüş” bekliyorsa bu olmaz. Zaten Hareket Yönetimi’nden sorumlular böyle bir şey kabul edilemez demişlerdir.
Öte yandan Türk devleti, gerilla Türkiye sınırları dışına çıktığı ve Türkiye sınırlarına yakın yerlerden çekildiği halde şu anda gerillanın bulunduğu yerlerden de çıkmasını istiyor. Yani gidin bir yerlerde sığıntı olun, mülteci olun diyor. Türk devleti koşulları sağladığında gerilla silah bırakıp Türkiye’ye dönüş yapacağına göre niye Türkiye ile ilişkisi olmayan sınırdan uzak yerlerden de çıkıp gidin diyor? Aldığımız duyumlara göre Türk devleti böyle dayatmalarda da bulunuyormuş. Hareket Yönetiminin, Türkiye içinden çıktık, sınırdan çekildik açıklamasından sonra Türk devleti bu tür yaklaşımlarını sürdürür mü, bilemeyiz. Hareket Yönetimi’nin açıklamasından anladığımıza göre Türk devleti böyle bir yaklaşım içinde olursa bunu iyi niyetli bir yaklaşım olarak görmeyecek.
Özcesi, Hareket Yönetimi yaptığı kapsamlı ve çarpıcı açıklamasıyla ve basına verilen demeçlerden konumlarının ne olduğunu açık bir biçimde dile getirmiştir. Devlet Bahçeli de bu bir devlet politikasıdır, geri dönüş yok, demiştir. Devlet Bahçeli’nin bu yaklaşımı bir taahhüt gibidir. Ancak AKP iktidarının yaklaşımları ise süreci ilerletici olarak görülmüyor. Bu tür konularda süreç ilerlemezse geriye gidiş olur. Nitekim çatışma-çözüm süreçlerinde hep bisiklet örneği verilir. Bisikletin durmaması gerektiği belirtilir. AKP her nedense bisikletin pedalına basmıyor!









