Muçê köyündeki taş ocağı için ‘kapasite artışı’ adı altında alınan ‘ÇED gerekli değildir’ kararı, bölgedeki ekolojik yıkımı derinleştirirken; dinamit patlamalarıyla evleri çatlayan, toz nedeniyle hayvanları körleşen ve kronik hastalıkların arttığı köyde yurttaşlar tepkili
Kürdistan’da ve Türkiye’de her geçen gün derinleşen ekonomik kriz, doğa talanı ve mülksüzleştirme politikalarıyla birleşerek kırsal yaşamı tasfiye noktasına getiriyor. Îdir (Iğdır) merkeze bağlı Muçê (Gürpınar) köyünde HAKRA firması tarafından sürdürülen taş ocağı faaliyeti, “kapasite artışı projesi” kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yapılan başvuru sonrası alınan “ÇED gerekli değildir” kararıyla yeni bir boyut kazandı. Denetimden kaçırılarak genişletilen ocak sahası; rüzgarla birlikte köyün semasını griye bürüyen toz emisyonlarına, hayvanların körleşmesine ve bölge halkında kronik hastalıkların artmasına yol açıyor. Geçim kaynakları olan meraları ve tarlaları işgal edilen Muçê köyündeki kadınlar, bu sistematik yıkıma karşı seslerini duyurmaya çalışıyor.
Muçê köyünde yaşayan Fatma ve Fadime Öztürk, taş ocağı faaliyetlerinin hayvancılığı nasıl bitirdiğine, dinamitlerin evlerine verdiği zarara ve yalnız bırakılmalarına dair konuştu. Taş ocağı nedeniyle yaşadıkları sorunlara dikkat çeken köy halkından Fatma Öztürk, yol, çevre ve geçim koşullarının olumsuz etkilendiğini belirtti.
Fatma Öztürk, “Taş ocağı hakkında şikayetçiyim. Arazilerimiz susuz kalmış, hepsi bozulmuş. Hayvanlarımız yok oluyor. 14 yıl önceki muhtar yer vermiş. Bu yeni muhtar da güç getiremiyor. Tarlalarımız bozuluyor” dedi.
Fadime Öztürk ise, taş ocağı faaliyetleri nedeniyle mağdur olduklarını söyleyerek, arazilerine el konulduğunu ve yaşam koşullarının zorlaştığını dile getirdi. Fadime Öztürk, “13 çocuğum var. Aşağıda iki tarlam var, şirket el koymuş. Hepsini mahvetmiş. Bizim koyunlarımız orada toplanıyordu, oraya da el koymuşlar. Biz zarardayız, biz mağduruz. Çocuklarımız koyunlarımızı gütmeye gidiyordu, o şekilde geçimimizi sağlıyorduk. Şimdi çok mağduruz. Bizim ne gelirimiz varsa o tarlalardan geliyordu. Dinamit sesi geliyor. Evlerimiz çatlıyor, yırtılmalar oluyor” ifadelerini kullandı.
Haber: Büşra Turan \ JINNEWS









