• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
29 Nisan 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya

İtalyan De Conca: Öcalan’ın özgürlüğü ve başmüzakereci olarak kabul edilmesi şart

29 Nisan 2026 Çarşamba - 09:46
Kategori: Dünya, Editörün Seçtikleri

Türkiye’nin hala güvenlikçi yaklaşımlardan çıkmadığının altını çizen Massimiliano De Conca, ‘PKK’nin feshi, Kürt sorunun çözüldüğü anlamına gelmez. Sürecin başarısı için Öcalan’ın özgürlüğü ve başmüzakereci olarak tanınması temel şarttır’ dedi

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın öncülüğünde yürütülen Barış ve Demokratik Toplum sürecine uluslararası alandan destekler gelmeye devam ediyor. Farklı toplumsal kesimlerden, kendi alanlarında uzman isimler yaptıkları açıklamalarda sürecin Kürt sorunun demokratik çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından tarihi bir fırsat sunduğunu vurguluyor ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin attığı adımlar karşısında Türk devletinin sorumluluk alması gerektiğine dikkat çekiyorlar.

İtalya Eğitim Çalışanları Federasyonu Lombardia Bölgesi Genel Sekreteri Massimiliano De Conca, Kürt sorunun demokratik çözümüne dönük devam eden sürece ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

‘Türkiye’nin süreç tutumu kabul edilemez’

Türkiye’nin tutumundan kaynaklı sürecin bir diyalogdan ibaret olduğunu ve temelde eşit koşullarda gerçekleşmediğini kaydeden De Conca, Türk devletinin meseleye hala terör mücadele mantığıyla bakmasının kabul edilemez olduğunu kaydetti. De Conca devamla şunları ekledi: “Türk devleti söylemi şundan ibaret: ‘Siz bir terör örgütüsünüz, dolaysıyla kendinizi feshetmeli ve Türk egemenliğine yeniden entegre olmalısınız. Bazı reformların yapılmasına izin veriyoruz, ancak bunlar yalnızca koşulsuz olarak silah bıraktıktan sonra mümkün olur’. Özetle geldiğimiz durum budur. Ankara’nın yaklaşımı siyasi fırsatçılıkla açıklanabileceğini düşünüyorum. Erdoğan süreci kendi iktidarını korumak için de kullanmak istiyor. Dolayısıyla barış süreci, demokratik bir uzlaşma projesi olmaktan ziyade kişisel iktidarın pekiştirilmesi için bir araç haline getiriliyor.

Türkiye bu süreç giderek müzakere edilmiş bir barıştan ziyade, Kürtlere teslimiyeti dayatmak üzerine kurmayı hedefliyor. Bu anlayış terk edilmeli.  Barış sürecinin başka yollarla, başka araç ve yöntemlerle desteklemek ve teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

‘PKK’nin feshi Kürt sorunu çözüldü anlamına gelmiyor’

PKK’nin kendisini feshetmesinin Kürt meselesinin çözüldüğü anlamına gelmediğini vurgulayan De Conca, PKK’nin silahlı bir yapı olarak feshedilmesi, kısa vadede muhtemelen geri döndürülemezdir. Ancak Kürt meselesi öyle değildir. Barış arzusu samimidir, fakat kalıcı bir barış için gerekli koşullar henüz oluşmuş değildir. En iyi ihtimalle süreç, aktif çatışmanın askıya alınmasına yol açabilir; buna karşılık yapısal sorun askıda kalmaya devam edecektir.

Başka bir ifadeyle, PKK’nin silahlı bir aktör olarak geri dönmemesi gerçekleşir. Ancak gerçek demokratik reformların yokluğunda, Kürtler Türkiye’nin hâlâ tanımayı reddettiği taleplerini barışçıl yollarla ifade etmek için başka kanallar ve başka hareketler bulabilir — ve büyük olasılıkla bulacaktır. Bu önemli, bu gerekli” dedi.

‘Öcalan’ın özgürlüğü süreç açısından temeldir’

Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün süreci hızlandırmak için atılacak temel bir adım olacağını belirten De Conca şunları ekledi:

“Öcalan’ın bugün hâlâ neden hapiste tutulduğu belirsizliğini koruyor; oysa tartışmasız biçimde her iki taraf açısından da barış arabuluculuğunu yürütebilecek tek siyasi figürdür. Öcalan güçlü ve etkili bir sestir; tüm Kürtleri yönlendirme kapasitesine sahiptir. Aynı zamanda Şubat 2025’te PKK’nin stratejik yön değişikliğini ilan ettiğinde kararlı bir gerçekçilik de sergilemiştir. Bu, yalnızca bir direniş hareketi olmaktan çıkıp barış odaklı bir siyasi harekete dönüşen politik bir dönüm noktasıdır.

Uluslararası toplumun daha nesnel davranması ve Türk hükümetini taahhütlerine uymaya, özellikle de bugün barış sürecini güçlendirmek ve sağlamlaştırmak için gerekli anayasal reformları belirlemeye teşvik etmesi gerektiğini düşünüyorum.”

‘Başmüzakereci olarak kabul edilmeli’

Kürt Özgürlük Hareketi’nin Abdullah Öcalan’ın baş müzakereci olarak statüsünün tanınması talebinin anlaşılır ve devletin hayata geçirmesi gerektiği bir zorunluluk olduğunu kaydeden De Conca, “Öcalan’ın başmüzakereci olarak kabul edilmesi talebi çok net ve olması gereken bir mesele. Öcalan’ın yaptığı tarihi çağrı süreci bugüne getirmiştir. Hareketin başka hiçbir lideri bu düzeyde sembolik otoriteye sahip değildir. Ancak işin bir de siyasi boyutu var. Öcalan’ı başmüzakereci olarak tanımak, karşı tarafta bir muhatap olduğunu kabul etmek anlamına gelir; yani çatışmanın yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir ‘terör’ sorunu değil, müzakere edilmesi gereken siyasi bir mesele olduğunu kabul etmek demektir. Bu anlamda bunun tanınması çok önemli” dedi.

‘Resmi statüye sahip olmadan olmaz’

Abdullah Öcalan’ın başmüzakereci olarak tanımasının sembolik bir taviz olmayacağının altını çizen De Conca, bunun sürecin varlık nedeni ve temel şartı olduğunu kaydetti. De Canca devamla şunlara dikkat çekti: “Geçiş sürecinde Kürt tabanının bütünlüğünü koruyabilecek birine ihtiyaç var. Ankara’nın verdiği sözleri garanti edebilecek ve Türkiye’nin yalnızca silahlı bir örgütü ortadan kaldırmakla kalmayıp gerçek bir siyasi sorunu ele aldığını gösterecek bir figüre ihtiyaç var. Buda Öcalan’dır. Öcalan resmî bir statüye sahip olmadan, fiilen tanınan ama resmen kabul edilmeyen bir siyasi aktör olarak kaldığı sürece -ki sorun tam da budur- bu süreçten fayda sağlayacak tek kişi Erdoğan olacaktır.”

‘Avrupa rol almalı’

Avrupa ve kurumlarının sürece dönük tutumunu da eleştiren De Conca, “Avrupa’nın tutumu bugüne kadar destek açıklamalarından ibaret oldu. Ancak Türk devleti üzerinde hiçbir yapısal baskı yok. Avrupa Komisyonu’nun Dış ilişkiler sözcüsü, PKK’nin feshedilmesinin ardından sadece bir barış sürecinin başlamasını umduğunu söylemekle yetindi. Avrupa Birliği, PKK’nin feshedilmesini tarihî bir fırsat olarak memnuniyetle karşıladı.

Ama bunu Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne katılım süreci çerçevesine yerleştirmek gerekir. Türkiye, 1949’dan beri resmî adaydır. Daha sonra müzakereler, ikincil olmayan nedenlerle yavaşladı ve fiilen durdu. Kürt azınlığa yönelik baskılar, ayrıca özellikle Ermeni soykırımının tanınmasının reddi ve Kıbrıs meselesi. Dolayısıyla AB’nin Türkiye’ye karşı baskı araçları var. Bu kullanılmalıdır. Türkiye’den, AB yolunda ilerlemek istiyorsa, azınlıkların tanınmasını ve ülke içinde haklarının güvence altına alınmasını talep etmelidir. Bu da insan haklarının tanınması anlamına gelir; oysa Türkiye bunu çoğu zaman göz ardı etmektedir. Ayrıca Avrupa Birliği, Kürt sivil toplumunu doğrudan destekleyebilir ve desteklemelidir: insan hakları örgütlerini, Kürt demokratik partilerini vb. finanse ederek.

Başka bir deyişle, Avrupa Birliği silahsızlanma sürecinde bir garantör rolü oynamalıdır. Avrupa Birliği henüz resmî bir denetim rolü talep etmemiştir. Oysa bu, Ankara ve politikaları üzerinde de bir etki yaratmasını zorunlu kılardı” ifadelerini kullandı.

‘PKK’yi terör listesinde tutmak anlamsız’

PKK’nin feshine rağmen AB’nin hala Özgürlük Hareketi’nin terör örgütleri listesinde tutmasının da anlaşılmaz olduğunun altını çizen De Conca, her defasında barıştan yana tavrını ortaya koyan bir örgütün bu şekilde tanınmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. De Conca, “Öncelikle PKK asla bir ‘terör’ örgütü değil. Silahlı mücadeleden vazgeçmiş ve feshiyle birlikte ideolojisinde ve politikasında derin bir dönüşüm sergilemiş bir hareketten bahsediyoruz Artık bir barış gücü, demokratik bir aktör olduğunu göstermiştir. Dolayısıyla yapılması gereken ilk şey, PKK’yi bu ‘terör’ örgütleri listesinden çıkarmaktır.

Çünkü bugün, silahlı mücadeleyi bırakmış bir yapıyı ‘terörist’ olarak tanımlamak için hiçbir gerekçe yoktur. Aksine, PKK barış sürecinde güçlü ve güvenilir bir taraf haline gelmiştir” dedi.

Kaynak: ANF

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Bursa’da erkek şiddeti

Sonraki Haber

Şimdi kadın zamanı: Öcalan’ın perspektifi etrafında kenetleneceğiz

Sonraki Haber

Şimdi kadın zamanı: Öcalan'ın perspektifi etrafında kenetleneceğiz

SON HABERLER

DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü açıklamalarda bunuyor CANLI

Yazar: Yeni Yaşam
29 Nisan 2026

Ordu’da sondaj çalışması asker kontrolünde başladı

Yazar: Yeni Yaşam
29 Nisan 2026

Sürecin başarısı için herkes 1 Mayıs’a koşmalı

Yazar: Yeni Yaşam
29 Nisan 2026

Colemêrg-Wan Karayolu 19 gündür kapalı: Günlük ihtiyaçlar karşılanamıyor  

Yazar: Yeni Yaşam
29 Nisan 2026

Xelfetî kayyımının yolsuzluğu: 3 milyon TL’lik iş için 56 milyon ödeme

Yazar: Yeni Yaşam
29 Nisan 2026

Cengiz Holding Dêrik’te rant uğruna yasak kararı tanımıyor 

Yazar: Yeni Yaşam
29 Nisan 2026

Serhat Eren: Süreç için AKP de ve CHP de sorumluluk almalı

Yazar: Yeni Yaşam
29 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır