Günlerdir Fatma Sayan hanımı konuşuyoruz, Erdoğan’ın manevi kızından bahsediyoruz. Erdoğan’ın imzasıyla göreve gelmiş yani atanmış. Bu hanımefendi görevini kötüye kullanarak yolsuzluk yapmış daha doğrusu soygun yapmış eşi ile birlikte. Daha başka ortakları da vardır muhakkak ama hanımefendinin ifadesi bile alınmadı. Binlerce insan gizli tanık ifadeleriyle yapmadıkları yolsuzluklardan dolayı senelerce hapiste yattı ve halen de hapisteler. Hanımefendi neden sabahın erken saatlerinde polis tarafından elleri kelepçeli olarak gözaltına alınmadı, eşinin de alınması gerekmiyor mu? Akın Gürlek ABD’de Türkiye’deki adaletin üst seviyelerde olduğundan dem vuruyordu. Kendi mal varlığını ilk önce açıklaması gerekmiyor mu? Senelerdir yolsuzluklardan ülke yoruldu ve insanlar bıktılar. Birde mecliste AKP milletvekili Özlem Zengin hanımın sesi halen kulaklarımızda çınlıyor ‘’UTANMIYORUZ’’ diye. Şimdi bir liste yazmak gerektiğini düşündüm. 17- 25 Aralıktan başlayalım oğluna kasayı sıfırla talimatı verilmişti sonuç ne oldu hukuk darbe aldı. Meşhur dört bakan vardı onlar ve çocuklarına bir ceza verildi mi? İ.Melih Gökçek’e, Binali Yıldırım ve oğluna, Ruhsar Pekcan’a, Zehra Taşkesenlioğlu’na, 128 milyar dolara, Kerem Kınık’ ne oldu koca bir hiç. Hangi birisi cezaevine girdi. Hepsinin şantaj dosyaları hazır ben yanarsam sizi de yakarım mantığı ortalıkta dolaşıyor. Bakalım ülkesini halkını seven birisi çıkıp da bütün defterleri açabilecek mi? Bu isimler tanıdık olduğu için önemli. Mardin’de bir savcının ve eşinin milyonlarca olan banka hesapları ortaya çıktı. Bizler çabuk unutuyoruz. Mersin limanında 4,9 ton uyuşturucu yakalandı gerçekten onun kime ait olduğu ortaya çıkmadı daha. Uyuşturucu operasyonları oluyor ama torbacılar yakalanıyor. Baronlar serbest, zaten ülke uluslararası mafyaların cenneti olmuş. TV dizileri dahi mafya özentiliğini destekliyor. Şimdi de Bahçeli milli ve yerli mafya ailelerini barıştırmak ile meşgul. Diğer mafya lideri Sedat Peker’in de ülkeye dönme durumu var. Seçim arifesinde birilerine görev dağılımı mı yapılacak.
Ülkenin en geniş sosyal aktivite alanı spor dallarıdır. Futbol, basketbol, voleybol, atletizm, yüzme, güreş ve boks gibi. Bugünlerde özellikle futbolun yalnız futbol olmadığına tanık oluyoruz. Her şeyden evvel siyaset ve mafya kangren gibi futbolun içine girmiş vaziyette. Hafızamızı yoklarsak, Denizlispor-Fenerbahçe maçını örnek alabiliriz. 3 Temmuz olayı tam olarak aydınlatılmadı ve bir takım halen belini doğrultamadı. Temiz bir spor istiyorsak 2000 yılından bugüne kadar olan maçlar tarafsız bir komisyon tarafından izlensin bakalım neler ortaya çıkacak. Hakemler her zamanki gibi gündemde ama açık konuşmaları gerekiyor.
Türkiye’nin ihtiyacı gerçeklerle yüzleşmek, şeffaflık olmak, cezasızlık sistemini ortadan kaldırılmaktır. Bakalım önümüzdeki günlerde ‘’kim olursa olsun’’ hâkimlerin, savcıların karşısına çıkacak mı? Eğer adaletli olunursa olmayacak bir şey yoktur.









