• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
5 Ekim 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Kobanê Davası İstinaf’ta, protestoların üstünden 12 yıl geçti: Devlet yaşananlarla yüzleşmeli

5 Ekim 2026 Pazartesi - 10:25
Kategori: Güncel, Manşet

İstinaf’taki ‘Kobanê Davası’nda bir gelişmenin olmadığını belirten avukat Erhan Ürküt, ‘6-8 Ekim olayları ve sonrasında yaşananlarla yüzleşmelidir. Devletin yüzleşmesi gereken çok dosya var. Bunun için Hakikatlerle Yüzleşme Komisyonu’nun kurulması gerekiyor’ dedi

Kürdistan ve Türkiye genelinde 6-8 Ekim 2014 tarihinde DAİŞ’in Kobanê’ye dönük saldırılarına karşı gerçekleştirilen, 54 kişinin yaşamını yitirdiği ve tarihe “Kobanê Serhildanı” olarak geçen protestoları üzerinden 12 yıl geçti. Kuzey ve Doğu Suriye’de Ocak 2014’te Efrîn ve Cizîre ile birlikte rejim güçlerinden alınan Kobanê’de “Demokratik Özerklik” ilan edildi. DAİŞ, Şengal saldırısından sonra 15 Eylül 2014’te her iki kantonun arasında yer alan Kobanê’ye üç koldan saldırı başlattı. Kürdistan ve Türkiye’den binlerce kişi sınırı aşarak direnişe katıldı.

DAİŞ’in 5 Ekim tarihinde kente girmesi ve katliam tehlikesinin doğması üzerine Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eşbaşkanı Salih Müslim tarafından, “Kim ne yapacaksa şu anda yapsın. Halkımız her tarafta ayağa kalksın” çağrısı yapıldı. Kobanê’nin yoğun saldırı altında olduğu 6 Ekim’de kardeşi Mehmet Öcalan ile görüşen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, Kobanê’ye ilişkin “IŞİD’in olduğu yerde ve Kürtlerin yaşadığı bölgede nerede bir IŞİD varsa, sonuna kadar direnilecek. Sonuna kadar direneceğiz. IŞİD’e hiçbir taviz verilmeyecek” uyarısı Kürtleri birlikte harekete geçirdi. Saldırıların sürdüğü 21 gün boyunca gerek sınır hattında gerek Kürdistan ve Türkiye’nin dört bir yanında sokakları terk etmeyen binler, dönemin Başbakanı olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 7 Ekim’de Dîlok’ta sarf ettiği, “Kobanê düştü düşecek” söylemine karşı serhildan başladı.

Hizbulkontralar ve kolluk güçleri, saldırılara başladı

6 Ekim’de alevlenen eylemler, 7-8 ve 9 Ekim’de doruğa çıkan bir halk direnişine dönüştü. Direnişte yer alan halklara dönük Hür Dava Partisi adı altında örgütlenen Hizbulkontralar ve kolluk güçleri, saldırılara başladı. Birçok yerde, asker ve polisler karakol ve kışlalara çekildi, olayların sonucunda sokağa çıkma yasakları ilan edildi.

54 kişi yaşamını yitirdi, 323 kişi tutuklandı

Saldırılar sonucunda ise, Amed, Mûş, Êlih (Batman), Dîlok (Antep), Wan, Riha (Urfa), Sêrt (Siirt), Merdîn, Çewlîg (Bingöl), İstanbul, İzmir ve Adana’da 54 kişi yaşamını yitirdi, yüzlerce kişi yaralandı. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) eylemlere dair ilişkin hazırladığı rapora göre, 46 kişi yaşamını yitirdi, 682 kişi yaralandı, bin 974 kişi gözaltına alındı, bunlardan 323 kişi tutuklandı.

Savaş konsepti kararı alındı

Eylemlerde yaşamını yitirenlere ilişkin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Ancak aradan geçen 12 yıla rağmen Yasin Börü, Ahmet Dakak, Riyat Güneş ve Hasan Gökgüz dışında yaşamını yitiren kişiler için açılan soruşturmalar raflardan indirilmedi. Olayların akabinde 30 Ekim 2014 tarihinde toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK), 2015 yılında devreye konulan topyekûn savaş konsepti kararı aldı.

Kobanê’de ise, 134 gün süren direniş sonucunda DAİŞ yenilgiye uğratıldı ve kent özgürleştirildi.

Fatura HDP’ye kesildi

DAİŞ yenilgisinin faturası dönemin Halkların Demokratik Partisi (HDP) yöneticilerine kesildi. İktidar yaşananlardan HDP’yi sorumlu tutarken, eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu 108 siyasetçi hakkında dava açıldı. Kamuoyunda “Kobanê Davası” olarak bilinen davada, 16 Mayıs 2024’te Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nce 24 siyasetçiye 400 yılı aşkın hapis cezası verildi. Dosya İstinaf’ta bekliyor.

Yaşamını yitirenler faili meçhul bırakıldı

Kürt siyasetçilerin Yasin Börü’nün ölümünden kaynaklı yargılanmasına karşın Kobanê olayları sırasında yaşamını yitiren çoğunluğu Kürt ve HDP seçmeni yurttaşların ölümüne dair ise herhangi bir yargılama yürütülmedi ve ölümler “faili meçhul” bırakıldı.

‘Kürt siyasi hareketi tamamen tasfiye edilmek istendi’

Erhan Ürküt

Dosya avukatlarından Erhan Ürküt, döneme dair tanıklığı ve yargılamalara ilişkin konuştu. Aynı zamanda dava kapsamında yargılanan dönemin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi ve HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Ali Ürküt’ün oğlu olan Erhan Ürküt, 6 Ekim’de yapılan çağrıda herhangi bir şiddet eyleminin olmadığını söyledi.

Erhan Ürküt, faturanın Kürt siyasi hareketine kesildiğini vurgulayarak, “2016’da HDP ve MYK’si en güçlü kadrolardan oluşuyordu ve ilk defa iktidarı devirdiler. Bu birinci argümandı. İkincisi çözüm sürecinin devletin istediği noktaya gelmemesinin bedeliydi. Mahkeme salonlarında çözüm sürecinin yargılaması oldu. Kürt siyasi hareketi tamamen tasfiye edilmek istendi. Aslında ikinci ‘KCK Ana Davası’ gibi bir değerlendirme yapabiliriz” diye belirtti.

‘AİHM kararı uygulanmadı’

Yapılan yargılama sonucunda birçok siyasetçinin beraat ettiğini anımsatan Erhan Ürküt, “Bunun öncesinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Büyük Daire Demirtaş kararı vardı. Demirtaş kararında, MYK tweetinin şiddet içeren bir tweet olmadığı, tamamen bir siyasi partinin faaliyetleri sonucunda ifade özgürlüğü bağlamında olduğu bu nedenle siyasi saiklerle açılmış davanın yargılama ve tutuklama yapılamayacağını, 46’ncı madde gereğince derhal serbest bırakılmasına karar vermişti. Mahkemenin bu kararının göz ardı edilerek siyasi saiklerle yargılamaya devam edilmesi hukuka aykırıydı” ifadelerini kullandı.

‘Dosya 2 tweetten ibaret’

Yargılama devam ederken Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), tutukluluk ve bireysel başvurularda verdiği “hak ihlali” kararlarını hatırlatan Erhan Ürküt, “Onun için Kobanê dosyası baştan sona bir sayfalık bir şeyden ibaret. Yani aslında iki tweet, üç retweetten ibaret. Başka hiçbir şey yok” dedi.

Mahkemenin yargılama sonucunda verdiği kararların gerekçesini 13 ay sonra hazırladığına dikkati çeken Erhan Ürküt, “Gerekçeli kararın içeriğine baktığınız zaman hepsi kopyala-yapıştır. Birebir dosyanın her şeyini bilen, kayıt altına alan ve didik didik inceleyen biri olarak söylüyorum bomboş bir dosya. Bir milyon sayfalık bir kağıt israfı” diye belirtti.

‘İşi sürüncemede bırakıyorlar’

İstinaf aşamasında olan dosyada yaprak kımıldatılmadığını belirten Erhan Ürküt, “Yapılması gereken şey; bu kadar AİHM kararı varken, yeni AİHM kararı sunulmuşken, dosyaya ilişkin tutuklama incelemesine ilişkin bir ara karar kurması gerekirken onu bile kurmamış. Yani hukuki teknik açısından hüküm özlü olarak kabul edilmiş olsa bile, henüz kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı olmadığı için tutukluluk aşaması her aşamada incelenmesi gerekiyordu. Ama mahkeme bu bilgi ve tecrübeye de sahip olmadığı gerekçesiyle veya bilerek bu işi şu an sürüncemede bırakıyor. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde güvenlikçi politikalarla hazırlanan bir çerçeve yasa var. Onun kararını bekliyorlar diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

‘Hukuken yasanın beklenmesine ihtiyaç yok’

Davanın siyasi saiklerle açıldığını söyleyen Ürküt, “Siyaseten tutuklananlar, siyaseten tahliye edilecekler. MGK kararının ardından yasa yürürlüğe girecek. Sonrasında Demirtaş, Ürküt ve arkadaşları tahliye olacaklar. Şimdi hukuk bunun neresinde? Hukuken bu yasanın beklemesine ihtiyaç yok. Çerçeve yasa, İstinaf Mahkemesi’ni ilgilendiren bir yasa değil. Bu insanlar siyaset yaptığı için içerde ve bundan dolayı özgürlüklerinden yoksunlar. Ondan dolayı bu yasaya ihtiyaç duymadan derhal beraat kararı verilip, sonra tahliye edilmeleri gerekiyor” dedi.

‘Kürtler adına masada Sayın Öcalan var, eşit konumda olması gerekiyor’

Kobanê dosyasındaki yargılamalarda MYK üyeleri göz önünde olsa da bir de ayrılan dosyaların olduğuna dikkati çeken Erhan Ürküt, dosyanın tamamen düşürülmesi gerektiğini söyledi. Erhan Ürküt, şöyle devam etti:

“Bu insanlar, Kürtlerin haklarını legal yollarla savunan ve şu an birçoğu diaspora da yaşayan insanlar. Cezaevlerinde, diasporada olanların gelmesiyle Türkiye’nin demokratikleşmesinin önü daha da açılacaktır. Bunun için devletin hızlıca adım atması gerekiyor. Çerçeve yasanın bir an önce yürürlüğe girmesi ve bununla beraber birçok yasanın derhal Meclis’te değişmesi gerekiyor. Kurulların hızlıca aktifleşip çalışması gerekiyor. Hızlı hareket edilmesi gerekiyor. Yarın geçtir ve Sayın Öcalan’ın tabii ki pozisyonu, süreçteki aktif rolü yasa ile güvence altına alınması gerekiyor. Kürtler adına masada Sayın Öcalan var. Barışı, demokratik talepleri konuşabilmek için eşit konumda olması gerekiyor. Sayın Öcalan’ın statüsünün hızla belirlenmesi gerekiyor ki demokrasinin önü daha da hızlı açılsın.

‘Hakikatle yüzleşme komisyonu kurulmalı’

Kobanê dosyası Kürt siyasi hareketinin yargılanmasıdır. Kürt siyasi hareketinin legal alanda siyaset yapabilmesi için Kobanê dosyası bir an önce düşürülmelidir. 6-8 Ekim olayları ve sonrasında yaşananlarla yüzleşmelidir. Bunun için de devletin bu yargılamanın siyasi saiklerle yapıldığını bir kere kabul etmeli. Bunun için de AİHM kararlarını uygulaması lazım. Yine yaşamını yitiren Kürt yurttaşların dosyalarının ivedilikle açığa kavuşturulması, faillerinin yargılanması ve ailelere yani karşılığı olmasa da manevi açıdan ciddi bir tazminat ödenmesi gerekiyor. Ancak böyle yüzleşilebilir. Devletin Roboskî gibi yüzleşmesi gereken çok dosya var. Bunun için Hakikatlerle Yüzleşme Komisyonu’nun kurulması gerekiyor. Bu hakikatlerin ortaya çıkarılması için bağımsız sivil toplum örgütleri ve Meclis’teki siyasi parti temsilcilerinden oluşan bir kurulun, bu olaylara sebebiyet veren kişileri dinlemesi gerekiyor ve bu hakikatlere ilişkin bir yargı mekanizması yürütülmesi, bunların tazmini gerekiyor.”

Haber: Rukiye Payiz Adıgüzel \ MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

İran rejimi Alireza Sepahi’yi idam etti

Sonraki Haber

Yönetmen Kazım Öz: Yeni inşa sürecinde sanatçıların rolü büyük

Sonraki Haber

Yönetmen Kazım Öz: Yeni inşa sürecinde sanatçıların rolü büyük

SON HABERLER

İspanya’da erken seçim kararı

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Tutuklanan gazeteci Derya Okatan’dan mesaj

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Mekke İttifakı Riyad’da toplanıyor: Suudiler Yemen’e saldırmaya devam ediyor

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Kadın katliamlarına karşı adalet ve hafıza için nöbet başlıyor

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Yönetmen Kazım Öz: Yeni inşa sürecinde sanatçıların rolü büyük

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Kobanê Davası İstinaf’ta, protestoların üstünden 12 yıl geçti: Devlet yaşananlarla yüzleşmeli

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

İran rejimi Alireza Sepahi’yi idam etti

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır