Sürece dair konuşan yönetmen Kazım Öz, ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Kürt sineması açısından da bir olanaktır. Elbette Kürt sineması zor koşullarda gelişebilen bir sinema ama yeni dönemde bence Kürt sineması için bir fırsat doğuyor’ dedi
Kürt sinemasının bugüne kadar bütün baskı politikaları ve yetersizliklere rağmen kendini sürdürmesi takdirle karşılanırken, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’yle beraber sinema çalışmalarının da yeni bir soluk kazanması bekleniyor. Sürece dair konuşan yönetmen Kazım Öz, Kürtçe ve Kürt Sineması üzerine yaptığı çalışmalar, Kürt sinemasının geleceği ve Kürt sinemasının üzerindeki politik baskıları değerlendirdi.
Kazım Öz, Barış ve Demokratik Toplum Süreciyle birlikte Kürt Sinemasının nasıl bir yol izleneceğini aktarırken, bu yönlü hazırlıkların yapılması gerektiğine de dikkat çekti. Kürt sinemasının geçmişten bugüne kadar karşılaştığı en temel sorunları sıralayan Kazım Öz, Kürt sinemasının geçmişte yaşadığı sorunlar ile bugün yaşadığı sorunlar arasında belirgin farkların olduğuna dikkat çekti.
Kürt sinemasının önceki yıllarda var olma savaşı verdiğine dikkat çeken Kazım Öz, “Geçmişe baktığımızda bir anlamda doğum sancısı vardı ama bugünkü sorunlar daha çok bir kimlik sorunu, estetik sorunlar var, teknik sorunlar ve yapım sorunları dağıtım sorunları var. İki ayrı sorunsaldan bahsedebiliriz. Ancak ilerleyen bir sinemadan da bahsedebiliriz” dedi.
‘Kürt sineması geliştikçe Kürtlerin dünyada yer aldıkları biçim etkileniyor’
Kürtlerin Kürt sineması ile kendi hikayelerini anlatma, duyurma ve temsil etme yöntemlerine dair konuşan Kazım Öz, “Kürt sineması doğal olarak Kürtlerin kendi hikayelerini baz alıyor. Ama tabii Kürtler sadece Kürtlerle birlikte yaşamıyorlar. Başka uluslarla, halklarla kontakları var, ilişkileri var, birlikte ortak bir yaşam sürüyorlar. Dolayısıyla Kürt sineması da aslında bu alan üzerinde, bu ortamda gelişiyor. Ve kuşkusuz Kürt sineması geliştikçe Kürtlerin hem dünyadaki yer aldıkları biçimini etkiliyor, kendilerini anlamak açısından sinema bir rol oynuyor. Toplumsal olarak bir hafızayı biriktiriyor. Kültür anlamında onu koruyor, geliştiriyor. Estetik olarak da tabii ki bir haz duygusu, bir estetik duygu yaratıyor” dedi.
‘Süreçle birlikte yeni bir soluk kazanacak’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile beraber Kürt sinemasının yeni bir soluk kazanacağını belirten Kazım Öz, süreçle birlikte yönetmen, yazar ve sanatçıların toplumu inşa etme sürecinde nasıl bir rol alacaklarına dair konuştu. Kazım Öz şunları ifade etti:
“Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Kürt sineması açısından da bir olanaktır. Elbette Kürt sineması zor koşullarda gelişebilen bir sinema ama yeni dönemde bence Kürt sineması için bir fırsat doğuyor. Kuşkusuz Kürt sineması içerik olarak sadece bu süreçle ilgili değil tüm Kürt tarihini, hatta özellikle son kırk elli yılın hikayelerini, oradaki direnişi, oradaki kırılmaları çeşitli biçimlerde çeşitli yaklaşımlarla ele almalı. Yeni inşa dönemiyle birlikte yönetmen, yazar ve sanatçıların büyük bir katkı sunmalıdır. Çünkü bu sadece Kürtler açısından değil, Türkiye’deki tüm halklar açısından hatta Ortadoğu açısından çok büyük bir fırsat. Her şeyden önce savaş durdu. İnsanlarımız ölmüyorlar, kan durdu, kayıplar yok. Ancak bu demek değildir ki sorunlar çözülüyor. Bu büyük bir adım çok değerli bir süreç ama herkes kendi alanında yeni bir işe başlamış gibi çalışarak, üreterek süreci başarıya ulaştırabilir. Ancak bu şekilde bir başarıya ulaşabiliriz. Yani savaş durdu ama siyaset, sanat, kültür, sivil mücadele rolünü oynamazsa yeniden başlayabilir, sorunlar yeniden büyüyebilir, yeniden çelişkiler artabilir ve bu şiddete dönüşebilir. O yüzden hepimizin gerçekten sürece sahip çıkması ve geliştirmesi gerekir. Bu değişimi yeniden başka bir yöntemle nasıl yürütürüz bunun savaşına girmemiz lazım.”
‘Sürecin öncüsü ve katkısı büyük’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kültür sanat ve demokratik ulus perspektifi, Kürt sinemasının baskıları aşarak özgürleşmesinde ve toplumsal barış inşasında sunduğu zeminin çok değerli olduğunu söyleyen Kazım Öz, “Yani tabi bu sürecin önderi, öncüsü olduğu için doğal olarak kuşkusuz büyük bir katkısı var. Eğer dediğim gibi bu savaş durmuşsa, insanlarımız ölmüyorsa bu karşılıklı bir adımdır. Türkiye’de ve Türk ordusunda ölen insanlar da yoksul ailelerin çocuklarıydı. Bu açıdan baktığımızda çok büyük bir kazanım söz konusu. Kendisinin sürece büyün bir desteği söz konusu. Ayrıca fikirleri, sanatla ilgili tartışmaları, Türkiye’nin geleceği ile ilgili söylemleri, sol cenaha dönük değerlendirmeleri ve solun kendi geçmişine, şu anki durumuna dönük fikirleri önerileri eleştirileri çok değerli ve önemli bir rol oynayacak. Açıkçası önümüzdeki dönemde fikirleri belirleyici olacak” dedi.
Kaynak: MA









