• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Mayıs 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Korrika: Bir halkın dil ile kurduğu yürüyüş

14 Mayıs 2026 Perşembe - 23:00
Kategori: Forum, Manşet

Korrika, yalnızca bir kültürel etkinlik değil; dili yaşatmanın ancak onu hayatın içine, sokağa, müziğe, çocuklara, hafızaya ve kolektif mücadeleye taşıyarak mümkün olabileceğini hatırlatan canlı bir toplumsal manifestodur

 Kürtler de uzun yıllardır dört farklı devletin sınırları içinde inkâr, yasaklama, asimilasyon ve parçalanma politikalarıyla karşı karşıya bırakıldı. Buna rağmen Kürtçe; dengbêjlerin sesinde, annelerin ninnilerinde, sürgünde kurulan derneklerde, tiyatro topluluklarında, yerel basında, müzikte ve çocuklara anadilde kurulan ilk cümlede yaşamaya devam etti

Ercan Jan Aktaş

Korrika, yalnızca bir bayrak yarışı değil; bir halkın kendi dilini geleceğe taşıma iradesinin kolektif hafızaya dönüşmüş en güçlü simgelerinden biridir. Her iki yılda bir Bask Ülkesi boyunca 11 gün 10 gece durmaksızın süren bu büyük dil koşusu, Baskçanın yalnızca konuşulan bir dil değil, aynı zamanda direnmenin, var olmanın ve toplumsal dayanışmanın taşıyıcısı olduğunu yeniden görünür hâle getiriyor. Korrika’da taşınan baton, bir sporcudan diğerine geçen sıradan bir emanet değil; kuşaklar boyunca bastırılmaya çalışılan bir dilin hafızasını, acısını ve umudunu taşıyan sembolik bir aktarımın kendisidir.

45 yıllık tarihinde 24 kez gerçekleştirilen Korrika, milyonlarca insanı aynı dil etrafında buluşturarak Baskçanın kamusal alandaki görünürlüğünü büyüten en önemli toplumsal hareketlerden biri hâline geldi. Son Korrika ise 19 Mart 2026’da başlayıp 30 Mart’ta yaşadığım kasabayı da içine alan rotasını tamamlayarak sona ererken, 2000 kilometreyi aşan güzergâh boyunca gece gündüz demeden süren kolektif yürüyüşle Bask dilinin hâlâ yaşayan, direnen ve yeniden üretilen bir halk dili olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu yönüyle Korrika, yalnızca bir kültürel etkinlik değil; dili yaşatmanın ancak onu hayatın içine, sokağa, müziğe, çocuklara, hafızaya ve kolektif mücadeleye taşıyarak mümkün olabileceğini hatırlatan canlı bir toplumsal manifestodur.

Bask Ülkesi/Euskal Herria, Avrupa’nın batısında, İspanya ile Fransa arasında, Pirene Dağları boyunca uzanan tarihsel ve kültürel bir coğrafyadır. Ancak Bask Ülkesi’ni yalnızca bir harita üzerinde tanımlanabilecek sınırlarla açıklamak eksik olacaktır (1). Burası aynı zamanda dili, hafızayı, ortak yaşam kültürünü ve kolektif direnişiyle varlığını koruyan kadim bir halkın yurdudur. Toplam yedi bölgeden oluşan Euskal Herria’nın İspanya sınırları içerisindeki kısmında Bask Özerk Topluluğu’nu oluşturan Álava, Bizkaia ve Gipuzkoa ile ayrı bir özerk yapıya sahip Navarra bulunur. Bu yapı, Bask halkının tarihsel kimliğinin yalnızca kültürel değil, aynı zamanda siyasal ve toplumsal bir gerçeklik olarak da varlığını sürdürdüğünü gösterir.

Fransa tarafında ise Lapurdi, Aşağı Navarra ve Zuberoa bölgeleri resmî bir özerklik statüsüne sahip olmasa da, Bask dili ve kültürü bu coğrafyada gündelik yaşamın, toplumsal hafızanın ve kolektif aidiyetin temel unsurlarından biri olmaya devam etmektedir. Özellikle dil mücadelesi, sınırlarla parçalanmış bu halkın ortak ruhunu yeniden birbirine bağlayan en güçlü damar hâline gelmiştir.

İspanya’daki Bask Özerk Topluluğu’nun kendi parlamentosuna, mali özerkliğine ve geniş siyasal yetkilerine sahip olması; Navarra’nın ise tarihsel “foral” statüsüyle önemli özyönetim haklarını koruması, Bask halkının uzun yıllara yayılan mücadelelerinin sonucudur. Ancak tüm bu kurumsal kazanımların ötesinde, Baskçanın bugün hâlâ yaşayabiliyor olması esas olarak sokakta, evde, okulda, şarkılarda, çocukların sesinde ve Korrika gibi kolektif seferberliklerde yeniden üretilen toplumsal sahiplenme sayesinde mümkün olmuştur.

Fransa’daki Bask bölgelerinde ise güçlü bir yerel özerklik yoktur, daha çok kültürel ve belediyeler düzeyinde örgütlenme görülür. Bölgenin gündelik hayattaki ortak dili Baskça (Euskara) olup, Avrupa’daki en eski ve izole dillerden biridir. Özellikle Güney Bask tarafında eğitim, medya ve kamusal yaşamda yaygın biçimde kullanılır. Bask toplumu güçlü bir yerel kimlik, dayanışma kültürü, toprağa dayalı üretim, kooperatifçilik geleneği ve zengin bir sosyal yaşam (festivaller, sporlar, mutfak ve yerel dernekler) ile tanınır. Buna rağmen dil kullanımı ve kültürel yoğunluk bölgeden bölgeye farklılık gösterirken, İspanya ve Fransa’nın her alanda uyguladığı görünür ve görünmez asimilasyon politikalarıyla mücadele de devam ediyor.

Basklılar dillerini korumak için Korrika kelimesiyle simgeleşen bir mücadeleyi onlarca yıldır sürdürürler. Korrika (Baskçada “koşarak” anlamına gelir), Bask dilinin korunması ve geliştirilmesi amacıyla düzenlenen, Bask Ülkesi’nin yedi bölgesini koşarak geçen bir dayanışma koşusudur. Etkinlik, Baskça eğitim derneği AEK (2) tarafından iki yılda bir organize edilir ve her edisyonda farklı bir güzergâh izleyerek yaklaşık on gün sürer.

Korrika’nın doğuşu ve toplumsallaşması

1970’lerin sonunda, özellikle Francisco Franco diktatörlüğü döneminde Baskça konuşanların onlarca yıl süren baskıya maruz kalması nedeniyle Bask dilinin konuşulma oranı ciddi biçimde düşmüştü (3). İspanya tarafından geliştirilen asimilasyona karşı Baskçayı korumak ve Baskça konuşanların sayısını artırmak amacıyla, yetişkinlere Euskara (Baskça) öğretimini geliştirmeyi de hedefleyen AEK derneği 1976’da kuruldu. AEK, ilk olarak 1980 yılında Baskça konuşanlarla buluşmayı amaçlayan ve “Korrika” adı verilen etkinliği düzenledi. Bu etkinlik 29 Kasım’da Oñati’den başlayıp 7 Aralık’ta Bilbao’da sona erdi.

İlk başlarda her 18 ayda bir düzenlenen Korrika, 1985’ten itibaren iki yılda bir yapılmaya başlandı. Etkinlik, üçüncü koşusunda ilk kez 1983’te Kuzey Bask/Fransa Bask Bölgesi’nden başladı. Kuzey Bask’ın resmî olmayan başkenti Bayonne’daki ilk koşucu Pierre Dospital oldu. Korrika, yıllar içinde Bask Ülkesi’nin sembolik birlik ritüeline dönüştü ve farklı ulusalcı akımlar tarafından güçlü biçimde sahiplenildi. Etkinlik süresince farklı siyasi görüşleri aşabilen bir ortaklaşma zemini yaratmayı başardı. Bununla birlikte, koşu sırasında siyasi mesajların yayılması, ETA’nın faaliyet yürüttüğü dönemde zaman zaman gerilimlere de yol açmıştı.

2024 Korrika’sında yaşananlar ise Bask dil mücadelesinin yalnızca bir kimlik ya da kültür savunusundan ibaret olmadığını bir kez daha gösterdi. Buradaki mücadele aynı zamanda insan onurunu, sınırları aşan dayanışmayı ve birlikte yaşam fikrini savunan politik bir toplumsallık ürettiğini açığa çıkardı. Avrupa’nın son yıllarda giderek sertleşen göçmen ve yabancı karşıtı politikaları; sınırları daha ölümcül, göç yollarını daha görünmez ve hayatları daha kırılgan hâle getirirken, Bask coğrafyasında gelişen kimi dayanışma pratikleri bunun karşısında başka bir etik ve toplumsal hafıza inşa etmeye çalışıyor. Hendaye’de göçmenlerin Korrika kortejine dâhil edilerek Fransa-İspanya sınırını birlikte geçmesi, yalnızca insani bir yardım değil; dilini baskılara rağmen yaşatmaya çalışan bir halkın, başka halkların ve yerinden edilen insanların acısını kendi tarihsel hafızasında tanımasının da sembolik bir ifadesiydi.

Dil mücadelesinden dayanışma politikalarına

Bu nedenle Korrika, bugün yalnızca Baskçanın yaşatılması için koşulan bir etkinlik değil; sınırların insanlar arasında ördüğü korkuya, milliyetçiliğin dışlayıcı diline ve Avrupa’da yükselen yabancı düşmanlığına karşı da kolektif bir karşı söz üretmektedir. Çünkü Bask deneyimi, bir dilin ancak başka dillerle birlikte yaşayabildiğini; özgürlüğün ise yalnızca kendisi için değil, “öteki” olarak görülen herkes için savunulduğunda anlam kazandığını hatırlatıyor. Bu yüzden Korrika boyunca taşınan baton, artık sadece Baskçanın hafızasını değil; göç yollarında kaybolanların, sınır çizgilerinde ölüme terk edilenlerin ve bütün “yabancı” ilan edilenlerin ortak hikâyesini de taşımaktadır. Bu dayanışma nedeniyle yedi Basklı hakkında dava açıldı.

Her Korrika (4), bir Bask sanatçısı ya da müzik grubunun seslendirdiği özel bir şarkıyla simgelenir. Parkur her koşuda değiştiği için kat edilen mesafe de farklılık gösterir (ilk koşuda 1820 km, 2024’te ise 2792 km). Koşu gece boyunca da durmadan devam eder. Bask bayrağıyla süslenmiş baton tüm rota boyunca kesintisiz biçimde bir koşucudan diğerine aktarılır. Katılımcılar, batonu taşıyan koşucuya eşlik etmek için istedikleri kilometre sayısını satın alırlar. Elde edilen gelir, AEK’nin Baskça eğitim faaliyetlerini finanse etmek için kullanılır.

İlk baton, sanatçı Remigio Mendiburu tarafından tasarlanmış ve 1988’e kadar kullanılmıştır. Sonraki baton ise Juan Gorriti’nin eseridir. Batonun içinde Bask diline destek mesajı bulunur; bu mesaj varış noktasında, genellikle son koşucu tarafından kamuoyuna okunur. Parkur boyunca geçilen şehir ve köylerde festivaller, konserler, bertso gösterileri ve konferanslar düzenlenir. Böylece zaman içinde “Korrika Kulturala” adı verilen bağımsız bir kültürel program ortaya çıkmıştır. Ayrıca fiziksel olarak koşuya katılamayan kişilerin de kilometre satın alabilmesi için çevrim içi bir koşu sistemi geliştirilmiştir.

Bugün Bask Ülkesi deneyimi, yalnızca Bask halkının kendi diliyle kurduğu ilişkinin değil; anadili baskılanan bütün halkların mücadele hafızasının da önemli örneklerinden biri olarak okunabilir. Çünkü Korrika’nın ortaya koyduğu gerçeklik, bir dilin yalnızca akademik kurumlarla ya da resmî kararlarla değil; onu gündelik hayatın içine taşıyan toplumsal sahiplenmeyle yaşayabildiğini gösteriyor. Dil; sokakta, çocukların oyununda, şarkılarda, yaslarda, hikâyelerde, pazarda, okulda ve kolektif mücadelede yeniden üretildiği ölçüde varlığını sürdürebiliyor. Baskların onlarca yıl boyunca geliştirdiği bu kolektif sahiplenme pratiği, bugün Kürtçe açısından da önemli deneyimler ve ilhamlar barındırıyor.

Çünkü Kürtler de uzun yıllardır dört farklı devletin sınırları içinde inkâr, yasaklama, asimilasyon ve parçalanma politikalarıyla karşı karşıya bırakıldı. Buna rağmen Kürtçe; dengbêjlerin sesinde, annelerin ninnilerinde, sürgünde kurulan derneklerde, tiyatro topluluklarında, yerel basında, müzikte ve çocuklara anadilde kurulan ilk cümlede yaşamaya devam etti. Tıpkı Baskların Korrika ile dili sokağa taşıması gibi, Kürtlerin de Kürtçeyi yalnızca korunacak bir kültürel miras olarak değil; gündelik yaşamın, toplumsal dayanışmanın ve ortak geleceğin canlı bir parçası hâline getirebildiği ölçüde bu mücadele büyüyebilir. Çünkü bir dilin geleceği, onu konuşan insanların birbirleriyle kurduğu kolektif ilişki kadar güçlüdür.

Bu nedenle Korrika’dan çıkarılabilecek en önemli derslerden biri, dil mücadelesinin yalnızca “dili bilenlerin” değil, o dilin yaşayacağı bir toplumsallığı kurmak isteyen herkesin ortak sorumluluğu olduğudur. Baskların yaptığı gibi dili festivallerle, müzikle, çocuklarla, kolektif yürüyüşlerle, dayanışma ağlarıyla ve gündelik hayatın her alanıyla buluşturmak; Kürtçe açısından da yalnızca bir kültürel koruma meselesi değil, aynı zamanda hafızayı, kimliği ve birlikte yaşam iradesini savunmanın bir yoludur. Çünkü bir halkın dili sustuğunda yalnızca kelimeler değil; o halkın dünyayı kurma biçimi, hafızası ve geleceği de eksilir. Ama dil yaşadığında, halk da yeniden birbirini bulmanın yollarını yaratır.

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Siyaset ve temsil sorunu

Sonraki Haber

Almanya’nın ‘Manhattan Projesi’

Sonraki Haber

Almanya’nın 'Manhattan Projesi'

SON HABERLER

Suriye’deki Alevi kadınlara saldırı üç kentte protesto edildi: Betül Alluş serbest bırakılsın

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Almanya’nın ‘Manhattan Projesi’

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Korrika: Bir halkın dil ile kurduğu yürüyüş

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Siyaset ve temsil sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

15 Mayıs: Bir dilin ötesinde kimlik, hafıza ve toplumsal varoluş mücadelesi

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Kayıp bir şairin sesi

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Kimdir Dimin Madencilik?

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır