• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
9 Haziran 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Kötü zamanlardır ki…-M. Ender Öndeş

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
12 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Belki şimdi yanlış hatırlıyor olabilirim, tasavvuf erenlerinden Esrar Dede’nin bir deyişiydi sanırım. “Kötü zamanlardır ki kötü insanlar” diyordu, “haktan uzaklaşırlar da halka yaklaşırlar.”

Tuhaf gibi görünüyor ama tasavvuf düşüncesinin içinden doğru bakılınca anlaşılabiliyor. Aslında bizim şimdi anladığımız anlamıyla ‘halk’ı da kastetmiyor Dede; daha çok “dünyevi olana yaklaşmak” gibi bir anlam çıkıyor söylediklerinden.

Karışık bir konu, biliyorum ama biraz deşebiliriz. Kavramlar zaman içerisinde ve somut durumlarda değişik anlamlara gelebiliyor. Örneğin TDK’deki çok düz tanımda halk, “Aynı ülkede yaşayan ve o ülkenin yurttaşı olan insan topluluğu” olarak geçiyor ama politik alanda mesele daha sınıfsal bir anlam taşıyor. Mesela “Halk, ülkenin içinde bulunduğu devrim aşamasında, çıkarları devrimde olan sınıf ve tabakalardır” şeklindeki bir tanım da Mahir Çayan’a ait ve hemen anlaşılacağı gibi Çayan, genel olarak mevcut düzenden zarar gören, dolayısıyla bu düzenin değişmesiyle hayatı iyileşecek olan genel bir toplamı kastediyor.

Ancak işte tam da bu noktada, işin içine “avam” diye başka bir kavram daha giriyor. Daha doğrusu, “avam-havas” ikilisi söz konusu… Havas, “Kendilerini halktan ayrı ve üstün sayan, kendilerinde ayrıcalık gören kimseler” olarak tanımlanırken, avam ise “Halkın aşağı tabakası, ayaktakımı” gibi bir anlama geliyor.

Kafa karışıklığı gibi görünüyor belki uzatmadan şöyle bir soru sorarsak meseleyi daha iyi tartışabiliriz: Bir siyasal iktidar, halka saldırıp avamı hoş tutabilir mi?

Tarihte birçok kez görüldüğü gibi, evet, bu mümkün. Diktatörlerin çoğunun yaptığı aslında budur. Halkın haklarına saldıran, onları yoksullaştıran bir iktidar, aynı anda ‘avam’a oynayabilir, onun en geri yanlarına seslenerek kendi toplumsal tabanı haline getirebilir. Bu, elbette iyi bir demagoji yeteneği ve güçlü ideolojik aygıtlar gerektirir; ülkenin iletişim araçlarının büyük bir çoğunluğunu kontrol etmeniz, geri kalanları da susturmanız gerekir. İşte o zaman, grevleri nasıl bastırdığınızı anlatırken bunu bir ‘beka’ sorunu olarak sunabilir, yüzbinlerce insanın emeklilik hakkını gasp ederken, bunu ‘beleşçiliğe karşı bir tedbir” olarak gösterebilirsiniz. Savaş harcamaları, sofrayı yoksullaştırır ama siz bunu ‘milli savunma’ olarak anlatırsınız. Daha da ileriye gittiğinizde “Üç ay keyif çatan öğretmenler”, “kamu kurumlarında yan gelip yatan işçi ve memurlar”, “kamyonla para kazanan doktorlar”, “her şeye itiraz eden mühendis ve mimarlar”, vs. vs… sırasıyla hedef tahtasına çıkmaya başlar. Kahvedeki adama oynuyorsunuzdur yani. Bütün bu sayılan kesimlerin en az biriyle kötü bir ilişki yaşamış olan kahvedeki adam, önündeki okey taşlarını karıştırırken, göz ucuyla ekrana bakar ve kafasını sallar. İş, kadınlara geldiğinde zaten ipin ucu iyice kaçar; kendi eşinin evde mum gibi oturduğundan emin olan kahve adamı her türlü hakarete hevesle iştirak eder. Böylece yaptığınız şey, ideolojik araçlarınızın da yardımıyla halkın külliyetli bir bölümünü ‘havas’ olarak tanımlayıp bir illüzyon yaratmaktır. Hatta semtleri ve şehirleri bile (Kadıköy, vs.) toptan ‘keyfi yerinde elitler’ olarak göstermeniz mümkündür. Böylece, artık kendinizi bu üst sınıflara karşı ‘beka’ savaşı veren biri olarak tanımlayıp ‘avam’ı, yanınıza çağırabilirsiniz. Siz aynı anda, muazzam rantları mideye indirip, ülkenin asıl ‘üst sınıflarına’ hizmet ediyor olabilirsiniz; ama ideolojik aygıtlarınız sorunu halleder. Taksim’de yürüyen kadınlar artık ‘halk’ değil, mukaddesata karşı bir elitler topluluğudur; parkını korumak isteyenler çıkarları bozulan rantiyelerdir, çevreciler vatan hainleridir, vs…

Karışık değil mi? Daha karışık olan ise şu: Biz ne yapacağız? Bu kadar dar bir yerde çok derine inmek mümkün değil elbette ama belki bir soru sorabiliriz en azından: Aman ‘havas’ görünmeyelim diyerek halktan vazgeçip, avama doğru gidebilir miyiz? Avamın huyunu suyunu tahlil edip, ona bir şerbet icat edebilir miyiz? Etmeli miyiz? Onlara benzersek biraz, bizi severler mi acaba?

Aynı sorunun güncel versiyonu belki şu olabilir: Birileri sanki 80 milyon kişi her ezan duyduğunda hazırola geçiyormuşçasına üstümüze saldırdığında, “aslında durum öyle değil şöyle” gibi laflar etmeli miyiz?

Erenler bize kızmaz mı o zaman?

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Ekonomide gerçekler ve büyüklere masallar

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

Türkiye’de yüksek enflasyon sürerken, ekonomik büyüme yavaşlıyor, yoksulluk artıyor. Buna rağmen siyasal iktidar işlerin iyi gittiğini söylemeye devam ediyor. TÜİK,...

Demokratik dönüşümün anahtarı

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

Cumhuriyet demokratik dönüşüme uğratılacaksa bu gerçek görülecektir. Kürtler üzerindeki kültürel soykırım politikası yasal, anayasal, yani hukuki olarak terk edilmezse inkâr...

Pasif Devrim mi, Kavramsal Çarpıtma mı?

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

Fırat Aydınkaya’nın analizindeki en ölümcül teorik hata, Antonio Gramsci’nin 'pasif devrim' kavramını, yapısal olarak taban tabana zıt bir siyasal aktöre...

Şiddete karşı çözüm komünalizmdir! -3

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

Politikayı her türlü ahlaksızlığın döndüğü bir alan olarak görüp apolitik duruşa yönelen akıl, devletin varlığını meşru ve gerekli görüp devlete...

Yasa’nın demokratikleştirilmesi kitlelerin elinde

Yazar: Yeni Yaşam
7 Haziran 2026

Gelinen aşamada sürece dair önemli bir adımın atılacağı, kamuoyuna yansımıştır. Bilindiği gibi Kürt Halk Önderi Öcalan ve diğer demokratik dinamikler,...

Özgür yarınlarımıza bir adım daha

Yazar: Yeni Yaşam
7 Haziran 2026

Yeni Yaşam, Azadiya Welat gazeteleri verilmiyor. Bütün hükümlü ve tutuklular, ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü muamelesi görüyor. Günde 1 saat havalandırma dışında...

Sonraki Haber

Gediz Deltası, Dünya Doğa Mirası olmalı

SON HABERLER

Bahçeli’den süreç açıklaması: Kararlılıkla sürecek

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

AP’de ‘Demokratik İran’ı Birlikte Örüyoruz’ konferansı yapılacak

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

82 Nobel Ödüllü isimden Avrupa Konseyi’ne ‘umut hakkı’ çağrısı

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

Kurtulmuş: Sürecin hızlanması için Meclis’te yasalar çıkmalı

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

Grup toplantısı için Meclis’e gelen CHP’liler arasında gerginlik: Kılıçdaroğlu toplantıya katılmayacak

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

2 kadını katleden 4 fail gözaltına alındı

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

Xana Axpar’da trafik kazası

Yazar: Yeni Yaşam
9 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır