• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
6 Ağustos 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Kötülüğün hazmı, hazmın kötülüğü-Necati Sönmez

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
5 Haziran 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Mitoloji, insan türünün kolektif bilinçaltını yansıtan bir ayna. Ezelden beri insanın kötülüğe bakışının izini de orada aramak mümkün. Mitolojik evrende kötülük deyince Pandora, Pandora deyince ‘kutu’su gelir akla mesela. Gerçekte efsanenin özünde kutu falan yoktur; o çağlarda bildiğimiz erzak konulan, Yunanca’da ‘pithos’ adı verilen bir küptür Pandora’nın açtığı, ne ki bir çeviri hatasıyla kutuya dönüşmüştür. Derler ki Rotterdamlı yüce Erasmus, Hesiodos’un şiirini çevirirken küp anlamındaki ‘pythos’ sözcüğünü kutunun karşılığı olan ‘pyxis’ ile karıştırınca, Latinceye öyle geçmiş.

Dünyanın en eski çeviri hatalarından birinin, bugün hala tekrar edilip durması ne kadar garip! İnsan evladı hatalı olduğunu bilse de alıştığı şeylerden kolay vazgeçemiyor. Pandora’nın küpünden saçılan kötülüklere gelince… Bilindiği üzere Havva efsanesinin Yunan mitolojisindeki versiyonu olan Pandora, ilk kadındır. Zeus tarafından balçıktan yaratılmış ve ateşi çalan Prometeus’tan intikam almak için onun kardeşi Epimetheus’e eş olarak yollanmıştır. Evlilik hediyesi olarak da ona şık bir küp hediye etmiştir Zeus. Nasıl bir hediyeyse artık, onu açmamasını tembih etmiştir. Aynı durumda olsak hepimizin yapacağı gibi, Pandora merakını yenemeyip açıvermiştir küpün ağzını.

Hain Zeus’un içine doldurduğu kötülükler -hepsi o kadarcık küpün içine nasıl sığmıştır, orası ayrı konu- bu şekilde dünyaya yayılmıştır. İşte bugün içinde yaşadığımız cehennemin hikmeti bu! Kötülüğün kendi eylemlerinin sonucu değil de dışarıdan, kötücül bir tanrının iradesiyle, üstelik günah keçisi bir kadının (‘ilk’ kadının) eliyle geldiğini varsaymak istemiş mitoloji.

Ne kadar kadın düşmanı ve mantık dışı görünse de, kötülüğün dünyaya dışarıdan -ah şu dış mihraklar!- yollanmış olduğunu düşünmek Yunanlı atalarımızın işine gelmiş demek. Yoksa Pandora Anamız merakına yenilip küpünü açmasaymış, dünya güllük gülistanlık bir yer olmaya devam edecekmiş zahir. Kötülüğün kaynağını geçelim, günümüzde kötülüğü besleyen şeylerden biri, onu verili olarak almak, bir kader gibi kabullenmek değil midir? Faili biz olmasak bile, kötülüğe pasif rıza göstererek, kanıksayarak onu büyütmüyor muyuz? İçinde yaşadığımzı döneme şu son bir kaç yılda maruz kaldıklarımıza bakalım: Onca musibeti, adaletsizliği, safi kötülüğü nasıl bu kadar hızlı ve sancısız bir şekilde hazmedebildik? Tahammül sınırımız nasıl bu kadar genişledi ve daha ne kadar genişleyebilir? Sosyal bünyemiz bu sindirme kapasitesini ne kadar kaldırabilir?

Bu kadar hızlı çalışan sindirim sistemi bünyeye hasar vermez mi? Hoş, toplumsal bünye diye bir şeyden hâlâ söz edebilirsek… Halfeti’de yaşayanlar bu bünyenin bir parçasıysa eğer, onlara reva görülen zulmün yarın başka yerde -mazallah, bizim üstümüzde- daha beter şekilde uygulanmasının önüne herhangi bir engel koyabildik mi?

Bu soruları bireysel olarak kendimize sormak iyidir, ama asıl kurumlara, koskoca örgütlere yöneltmek gerekiyor. İşte en basit ve çıplak örneği, ülkenin en köklü siyasi partisinin elinden çalınan İstanbul Belediyesi: Mazbatayı elinden göz göre göre çekip alan bir hırsızın peşinden koşmak, ortalığı velveleye vermek, ne bileyim -Allah kimseyi mecbur etmesin ama- polis falan çağırmak yerine, ilk tepkinin “hiç sorun değil, çalışır yenisini alırız” olması, hatta hırsız daha köşeyi dönüp gözden kaybolmadan hemencik yeni şık sloganlar üretilmesi sağlıklı bir davranış biçimi olabilir mi? Fena dayak yiyip “ama acımadı ki” demekten bir farkı var mı?

Böyle bir pervasızlık karşısında, en azından bir süreliğine, blöf de olsa, oyundan çıkmak, demokrasi müsamerenizde piyon olmak istemiyorum demek, geri adım attırmaya çalışmak değil miydi normal tepki? Oyun kaçınılmaz olduğunda sahaya girer devam edersin elbette, ama kötülüğü yapana karşı bu müsamaha, bu genişlik bünyeye zarar. Sinmek ve sindirmek aynı kelime kökeninden geliyor. Akla vicdana sığmaz bir haksızlık karşısında susmak, onu hazmetmekten ziyade korku ve yılgınlık sonucu pusmanın göstergesi de olabilir.

Nitekim olup bitenleri kolayca sindirmenin kaçınılmaz sonucu, bunu yapanlar karşısında sinmektir. Saffet Murat Tura bir söyleşisinde, tamamen farklı bir bağlamda, Türkiye’de edebiyat dışında teorik kitap yazma konusundaki özgüven eksikliğini anlatmak için, “Sınıfı geçemeyeceğine ikna olmuş, yılmış, dersleri sermiş öğrenciler gibiyiz” şeklinde bir benzetme yapmıştı. Sosyal anlamda sınıfı geçmekten hepten umudu kestik mi sahiden?

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Hukuki güvence ihtiyacı

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Türkiye’de Kürt sorunu etrafında yürütülen tartışmalar, tarihsel süreç boyunca dönemsel iklim değişikliklerine, siyasi retoriklere ve geçici yumuşama adımlarına sıklıkla sahne...

Çerçeve yasa ve tarihsel eşik

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Tarih, kimi zaman uzun dönemlerin biriktirdiği çelişkilerin kısa zaman dilimlerinde açığa çıktığı eşiklerden ilerler. Gelinen her eşik aynı zamanda tarihsel...

Cenevre’de başka türlü bir ev

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Burada ısrarla, kooperatifler, komünler ile ilgili şeyler yazdığımda bazı arkadaşlar, nedense bunu sadece mesela tarıma ilişkin gibi şey gibi görüyor...

Üçüncü kutbun yeniden inşası

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Erdoğan rejimi, AKP-MHP-Ergenekon/Gladio ekseninde, faşizm istikametinde seyretmekte olan bir “Kutsal İttifak”tır. Erdoğan, iktidarının ilk on yılında takip ettiği muhafazakâr-liberal söylemi...

Ilımlı ve aydın ulusalcının son hali

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ağustos 2026

Bu yazıyı yazdığım sırada Çerçeve Yasa’nın metni henüz açıklanmamıştı ve açıklandıktan sonra partilerin, özellikle Yeni Parti’nin nasıl bir tutum alacağı...

Temmuz ayı enflasyonu artarken, ücretlerdeki erime sürüyor

Yazar: Yeni Yaşam
4 Ağustos 2026

Temmuz ayı enflasyonu açıklandı. Artık bir klasik haline dönüşen bir gerçek var: TÜİK, ENAG ve İTO tarafından hesaplanan aylık ve...

Sonraki Haber

Kanispi’deki HES projesine tepki

SON HABERLER

Hukuki güvence ihtiyacı

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Çerçeve yasa ve tarihsel eşik

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Cenevre’de başka türlü bir ev

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Üçüncü kutbun yeniden inşası

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

İşyerleri çoğaldı, denetim azaldı

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Esenler’de halk buluşması: Tarihi günlerden geçiyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ağustos 2026

DEM Parti: Adana Avrupa’nın çöp limanı haline geldi

Yazar: Yeni Yaşam
5 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır