• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
3 Mayıs 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Kriz ve sistem karşıtı mücadele-Şaban İba

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
2 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Küreselleşme, uluslararası ve bölgesel entegrasyonlar, dış ticarette serbestleşme, yeni oluşan pazarlar ve paylaşım mücadeleleri, kapitalist emperyalist sistemin kriz periyotlarını daraltıyor. Özellikle sistemin bir parçası ve geri birer uzantıları olan ülkelerde ekonomik ve sosyal hayatın ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Bu bağlamda bütçesi açık vermekten kurtulamayan, dış borçları devamlı yükselen, parasının değeri düşen ve cari açıkları bir türlü kapatılamayan Türkiye’de krizlerin toplumsal hayata etkisi çok ağır ve çok yönlü oluyor. Son 40 yılda 10 büyük kriz yaşayan Türkiye’nin her kriz dönemi siyasal çalkantılar ve kemer sıkma politikaları ile aşılmaya çalışılıyor.

Her kriz, işçi sınıfı ve diğer emekçiler için daha fazla sömürü, baskı, zulüm ve yoksulluk demektir. Kriz dönemlerinde patronlar iki işi birden yapıyor. Bir yandan işçileri işten çıkarıyor, ücretsiz izinlere başvuruyor, ücretlerde düşüşler yapıyor ve işçileri sefalete sürüklüyor. Bir yandan da vergi indirimi, prim affı, ucuz kredi, emekçilerin birikimlerine (işsizlik fonu, kıdem tazminatları) göz dikerek yeni taleplerde bulunduğu devletten istediği her desteği alıyor.

Siyasal iktidarlar, yeni istikrar tedbirleriyle emperyalizmin ve onunla işbirliği halindeki tekelci sermayenin çıkarlarını gözetiyor. Grev yasakları, lokavt uygulamaları, demokratik hak ve özgürlüklerin sınırlanması gibi hak gasplarıyla krizin faturasını işçi ve emekçilerin üzerine yıkıyor. İktidarın desteğine yaslanan tekelci sermaye krizi fırsata çevirerek daha fazla sömürü ve kâr hırsıyla haksız ticari vurgunlar yapıyor. Buna karşı işçi sınıfı ve diğer emekçilerin ekonomik krizi fırsata dönüştürmesi, yani, sınıf dayanışmasını ve sisteme karşı mücadelesini yükseltmesi baskı ve terörle ezilmeye çalışılıyor.

Kriz dönemlerinde siyasal gerçeklerin açıklanarak sistemin teşhir edilmesi ve sınıf mücadelesini yükseltilmesi önem kazanıyor. Ancak kapitalist burjuvazi ve egemenlerin hukuku ve fiili engelleriyle yüz yüze gelen işçi sınıfı ve emekçiler, sol ve sosyalist hareketten gerekli desteği görmüyor. Oysa kriz koşulları, kapitalizme ve emperyalizme karşı devrim, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde yeni olanaklar ve mücadele biçimleri yaratıyor. Özellikle kitlelerin politikaya duyarlı olduğu ve her partinin kendi söylemiyle siyaset yaptığı yerel seçim koşulları, sistem karşıtı mücadele için yeni propaganda ve ajitasyon imkanları oluşturuyor.

Solda var olan soyut bir antiemperyalizm söylemi, ulusal, sınıfsal, cinsel ve inançsal farklılıkların doğru bir şekilde algılanmasını engelliyor. Emperyalizme karşı olmanın aynı zamanda kapitalizme, sömürgeciliğe, şovenizme, faşizme ve siyasal İslam’a karşı olmak anlamına geldiği gerçeği bilince çıkarılamıyor. Herkesin kendi anlayışına göre tanım yaptığı soyut bir faşizm söylemi de, ilkeli ve tutarlı ortak mücadele platformları kurulmasını zorlaştırıyor. Neredeyse tüm egemen sınıf ve düzen partilerinin faşist olarak nitelendirilmesi, mızrağın ucunun kime doğrultulacağını belirsiz hale getiriyor.

Sınıf mücadelesi perspektifi ile emekçilerden yana bir direniş hattının kurulabilmesi için işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin somut taleplerine karşı devrimci duyarlılık gösterilmesi bir yana, kitlesel bir mücadele için birleşebilecek bütün güçlerin tek bir kulvara yığılması gereklidir. Bu nedenle emperyalizme ve faşizme karşı tutarlı ve ilkeli mücadele için eski söylemler ve taktikler değil, somut şartların somut tahlili yöntemi geçerli olmalıdır. Bu bakımdan sistem karşıtlığı mücadelesinde statükonun yerine neyin konulacağı ve bunun için bütünlüklü bir mücadele anlayışı önemlidir.

Siyasette bir şeyin doğru tanımı, doğru çağrışım ve doğru mücadelenin yolunu gösterir. Kapitalizme karşı devrimci mücadele kendiliğinden ve kişisel iradelerle yükselmez. Öncelikle sisteme karşı gelişen sınıf ve kitle hareketlerine bilinçli ifadeler vermek gerekir. Bunun ilk koşulu ise sınıf ve kitle hareketinin gücüne, dinamizmine ve yaratıcılığına güvenmektir. Özgür ve demokratik bir toplumsal dönüşüm için gerekli olan devrimci ve demokratik mücadele ancak bu bilinçle yükseltilebilir.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Sessiz mücadelemize ses verdi

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Hüseyin Heval ömrünü özgür basına adayan, devrimci bir özgür basın şehididir. İçeriden köşesi ile biz tutsakların isteklerini, duygu ve düşüncelerini...

Sosyalizmde ısrar ve yeni bir gençlik rüzgârı

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Tüm kötülükler, toplumsallığın zayıflamasıyla başlamıştır. Fakat Ortadoğu, hâlâ toplumsallığını yitirmiş değildir. İnsanlığı yeniden bu felaketten kurtarıp eski gerçek günlerine döndürmeyi...

Bir FBI çalışanı ve darbe mekaniği

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Dün internette gezinirken, vaktiyle M. Ali Birand’la çalışmış olan gazeteci Sedat Akinan’ın Youtube’daki programına gözüm ilişti. Beş gün önce yapılan...

Süreçte son durum

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Yaklaşık iki yıl önce başlayan süreç, beklendiği gibi olmasa da tartışmalarla bugüne geldi. Hatırlanacağı gibi ilk açıklamalarda barış yasalarının kısa...

Komün tartışmaları: Kültürel – toplumsal gelenek

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Kültürel yapımızın ne olduğunu, modernleşmenin içimize sızmış hallerini, kültürel geleneğimizin değerlerine karşı modernleşmeci saldırıları bir bütün olarak görmeden, meseleyi dar...

Türkiye NATO’nun ‘ileri üs bölgesi’ mi oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
2 Mayıs 2026

Önce Rusya-Ukrayna savaşı, ardından ABD’nin birçok ülkeyi tehdit eden çıkışları ve nihayet ABD ile İsrail’in İran’a saldırısıyla zirveye ulaşan, ekonomik...

Sonraki Haber

Moai heykelleri su kaynaklarını gösteriyor

SON HABERLER

Sessiz mücadelemize ses verdi

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Çitil’lerden Sonel’lere bir istismar devleti

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Dicle Üniversitesi kampüsüne petrol sondajı

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Çok dillilik ışığında belediyecilik ve yerel yönetimler

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Sosyalizmde ısrar ve yeni bir gençlik rüzgârı

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Antalya S Tipi Hapishanesi’nde ne oluyor?

Yazar: Yeni Yaşam
3 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır