Önümüzdeki dönemde merkezi devlet anlayışı ile yerel yönetimlerin güçlendirilmesini savunan yaklaşım arasındaki mücadelenin, yeni anayasal sürecin temel belirleyicilerinden biri olması bekleniyor
Doğan Cihan
Suriye’de Esad rejiminin yıkılmasının ardından başlayan geçiş süreci, ülkenin siyasi geleceğini şekillendirecek kritik başlıkları beraberinde getiriyor. Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile Suriye Geçici Hükümeti arasında 29 Ocak 2026 tarihinde imzalanan anlaşma, yalnızca askeri ve idari kurumların entegrasyonunu değil; aynı zamanda Kürtlerin statüsü, eğitim sistemi, yerel yönetimlerin geleceği ve yeni anayasal düzenin nasıl şekilleneceğini de kapsayan kapsamlı bir dönüşüm sürecinin başlangıcı olarak görülüyor. Son haftalarda Haseke, Rakka ve Kobanê’de gerçekleşen üst düzey temaslar, anlaşmanın sahada uygulanmasına yönelik adımların hızlandığını gösterirken, aynı zamanda çözüm bekleyen birçok dosyanın da masada olduğunu ortaya koyuyor.
Rakka ve Kobanê ziyaretleri: Entegrasyonun sahadaki yansımaları
Haseke Valisi Nureddin Ahmed’in Rakka Valisi Abdurrahman Selama ile gerçekleştirdiği görüşme, savaş nedeniyle yerinden edilen Kürtlerin geri dönüşü meselesini yeniden gündeme taşıdı. Görüşmelerde özellikle Rakka’dan göç etmek zorunda kalan Kürt ailelerin güvenli dönüşü, mülkiyet haklarının korunması ve yerel düzeyde güven ortamının oluşturulması ele alındı.
Heyette yer alan Mahmud Xelil’in Kürt ailelerle gerçekleştirdiği görüşmeler ise sahadaki sorunların doğrudan tespit edilmesine yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Mülkiyet anlaşmazlıkları, güvenlik kaygıları, kamu kurumlarında temsil eksikliği ve geri dönüş sürecinde yaşanan bürokratik engeller, Kürtlerin karşı karşıya olduğu temel sorunlar arasında yer alıyor.
Benzer şekilde Halep Valisi Azam Garib’in Kobanê ziyareti de 29 Ocak anlaşmasının uygulanma sürecini değerlendirmek amacı taşıyordu. Görüşmelerde altyapı yatırımları, su temini, tarımsal sulama projeleri, Murşitpınar Sınır Kapısı’nın ticarete açılması ve kurumlar arası koordinasyon mekanizmaları öne çıkan başlıklar oldu.
Bu ziyaretler, taraflar arasında entegrasyon sürecinin teorik aşamadan çıkarak uygulama zeminine taşındığını gösterse de, sürecin tamamlanması için hâlâ önemli siyasi ve idari adımların atılması gerekiyor.
Eğitim dosyası: En kritik müzakere başlığı
Şam ile Özerk Yönetim arasında yürütülen görüşmelerde en hassas başlıklardan biri eğitim sistemi olmaya devam ediyor. Kuzey ve Doğu Suriye’de son on yılda Kürtçe, Arapça ve Süryanice eğitim veren çok dilli bir sistem oluşturuldu. Bu nedenle eğitim meselesi yalnızca teknik bir düzenleme değil; aynı zamanda yeni Suriye’nin nasıl bir devlet modeli benimseyeceğinin de göstergesi olarak görülüyor
Geçici Hükümet, ülke genelinde merkezi bir eğitim modelini uygularken, Kürt tarafı ise anadilde eğitimin anayasal güvence altına alınmasını ve çok dilli eğitim modelinin korunmasını talep ediyor. Kürt siyasi çevreleri açısından eğitim sistemi, savaş yıllarında elde edilen en önemli kazanımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle Kürtçe eğitimin geleceği, entegrasyon sürecinin başarısını belirleyecek temel başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.
Yeni parlamento ve geçiş dönemi
Suriye’de uzun süredir beklenen yeni parlamentonun oluşturulma süreci de geçiş döneminin en önemli siyasi ve en çok tartışılan başlıklarından biri haline geldi.
Sürecin uzamasında güvenlik sorunlarının yanı sıra temsil dengeleri ve siyasi meşruiyet tartışmaları etkili oldu. Milyonlarca kişinin yerinden edilmiş olması ve ülkenin farklı bölgelerinin farklı güçlerin kontrolünde bulunması, parlamentonun oluşumunu karmaşık hale getirdi.
Metni daha akıcı ve analitik bir dille şu şekilde düzenleyebilirsiniz:
Ortaya çıkan yapı, klasik anlamda halkın doğrudan oyuyla şekillenmiş bir yasama organından ziyade, geçiş sürecini yönetmek amacıyla oluşturulan kurucu nitelikte bir meclis görünümü taşıyor. Meclis üyelerinin önemli bir bölümü, Ahmed eş-Şara yönetiminin belirlediği mekanizmalar aracılığıyla seçilirken, yaklaşık üçte birinin doğrudan cumhurbaşkanı tarafından atanması, temsil yapısı ve siyasi bağımsızlığı konusunda tartışmaları beraberinde getiriyor. Bu nedenle, parlamento geniş katılımlı bir seçim sürecinin ürünü olmaktan çok, geçiş döneminin siyasi mimarisi doğrultusunda şekillendirilmiş bir yapı olarak öne çıkıyor.
Parlamentonun önündeki en önemli görevler arasında yeni anayasanın hazırlanması, seçim yasasının oluşturulması ve devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması bulunuyor. Ancak üyelerin önemli bir bölümünün Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara tarafından belirlenmiş olması, Meclis’in bağımsızlığı konusunda tartışmaları beraberinde getiriyor. Bu nedenle yeni parlamentonun gerçek etkisi, anayasal süreçte ne kadar özgür hareket edebileceğiyle ölçülecek.
Merkezi devlet mi, ademimerkeziyetçi model mi?
Geçiş sürecinin temel tartışmalarından biri de yeni Suriye’nin hangi yönetim modeli üzerine kurulacağı sorusu. Geçici Hükümet güçlü merkezi devlet yapısını koruma eğiliminde görünürken, Kuzey ve Doğu Suriye’deki siyasi aktörler daha ademimerkeziyetçi bir model talep ediyor. Bu yaklaşım; yerel yönetimlerin güçlendirilmesini, kültürel çeşitliliğin anayasal güvence altına alınmasını, anadilde eğitim hakkının tanınmasını ve yerel meclislerin daha fazla yetkiye sahip olmasını içeriyor. Önümüzdeki dönemde merkezi devlet anlayışı ile yerel yönetimlerin güçlendirilmesini savunan yaklaşım arasındaki mücadelenin, yeni anayasal sürecin temel belirleyicilerinden biri olması bekleniyor.
Kürtler yeni Suriye’nin temel aktörlerinden biri
Bugün Kürtler, Suriye tarihinde ilk kez devletin yeniden kuruluş sürecinin doğrudan taraflarından biri konumunda bulunuyor. 29 Ocak anlaşması sonrasında başlayan müzakereler, yalnızca kurumların entegrasyonunu değil; Kürt kimliğinin tanınmasını, siyasi temsilin güçlendirilmesini, yerel yönetimlerin statüsünü ve kültürel hakların geleceğini de kapsıyor. Sürecin nasıl sonuçlanacağını ise yalnızca Şam ile Kürtler arasındaki müzakereler değil; aynı zamanda ABD, Türkiye, Avrupa ülkeleri ve bölgesel aktörlerin tutumu da belirleyecek. Sonuç olarak Suriye’de bugün yaşanan tartışmalar, yalnızca geçici bir siyasi düzenleme sürecinden ibaret değil. Ülkenin gelecekte nasıl yönetileceği, hangi kimliklerin nasıl tanınacağı ve savaş sonrası devletin hangi temeller üzerinde yeniden inşa edileceği soruları masada bulunuyor. Bu tablonun merkezinde ise Kürtler, yalnızca bir toplumsal kesim olarak değil, yeni Suriye’nin şekillenmesinde belirleyici rol oynayan temel siyasi aktörlerden biri olarak yer alıyor.









