• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
9 Ağustos 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Mavi terlikli gerilla!

8 Ağustos 2026 Cumartesi - 23:00
Kategori: Editörün Seçtikleri, Forum

Belki seni hiç ‘baba’ diye çağırma fırsatım olmadı. Ama bilmeni isterim… Ben seni, hiç tanımamış olmanın tarifsiz özlemiyle sevdim. Biliyorum ki sen soğuk toprakta değil, çocuklarının yüreğinde, sevenlerinin ve yoldaşlarının hafızasında yaşıyorsun

Zozan Deniz

İnsanın hiç tanımadığı birini özlemesi mümkün müdür? Bu sorunun cevabını ben her doğum günümde, her bayram sabahında, her “Keşke babam da burada olsaydı.” dediğim anda yeniden buluyorum. Çünkü seni tanımadım baba. Sesini duymadım, elini tutmadım, omzuna başımı koyamadım. Ama yokluğun, varlığın kadar gerçekti benim için. Ben seni anılarla değil, senden geriye kalan cümlelerle, fotoğraflarla ve insanların gözlerinde beliren hüzünle tanıdım. Sana dair anlatılan her şeyi defalarca dinledim. En çok da geceleri… Herkes uyurken sen daktilonun başına geçermişsin. Parmakların sabaha kadar tuşların üzerinde dolaşır, odanın sessizliğini yalnızca daktilonun ritmik sesi bozarmış. O ses, bugün benim hayalimde yalnızca bir daktilonun sesi değil, gerçeği söylemekten vazgeçmeyen bir insanın kalp atışları gibi. Gözlüklerin varmış. Kocamanmış. Yüzüne büyük gelirmiş. Nedense bu ayrıntı içime dokunur. Çünkü insan, sevdiğini en çok böyle küçük ayrıntılarla gerçek kılıyor. O büyük gözlüklerin ardından dünyaya nasıl baktığını hayal ederim. Belki yorgun gözlerin vardı ama umudun hiç yorulmamıştı. Belki sabaha karşı gözlerini ovuşturuyor, bir cümleyi defalarca değiştiriyordun. Çünkü yazdığın her kelimenin bir ağırlığı vardı. Sen gazeteciydin. Ama aslında sen, susmamayı seçen bir insandın. Bazıları kalemin yalnızca mürekkep taşıdığını sanır. Oysa senin kalemin, insanların sustuğu yerde konuşuyordu. Belki de bu yüzden senden korktular. Çünkü hakikatin sesi bazen en büyük gürültüden daha rahatsız edicidir. 9 Ağustos 1992… Bu tarih benim için yalnızca bir takvim yaprağı değil. O gün, yalnızca seni değil, birlikte yaşayabileceğimiz bütün ihtimalleri de elimizden aldılar. Bana “baba” diye seslenebileceğim yılları, birlikte yürüyebileceğimiz sokakları, sorabileceğim binlerce soruyu… Bütün bunları bir kurşunla susturabileceklerini sandılar. Seni faili meçhul dedikleri karanlığın içine bıraktılar.

Hiçbir şey ‘meçhul’ değildir

Ne garip bir ifade bu “faili meçhul… “Sanki bilinmeyen katil, acıyı biraz olsun hafifletirmiş gibi. Oysa geride kalanlar için hiçbir şey meçhul değildir. Eksik kalan bir sandalye meçhul değildir. Bayram sofralarındaki sessizlik meçhul değildir. Bir çocuğun hiç tanıyamadığı babasını yıllar sonra bile özlemesi meçhul değildir. En çok da son gününü düşünürüm. Evden mavi terliklerinle çıkmışsın. Belki “Az sonra dönerim.” diyerek… Belki hiçbir şey olmayacakmış gibi. Hayat bazen en sıradan anı seçiyor insanın elinden her şeyi almak için. Mavi terlikler… Bu ayrıntıyı her duyduğumda boğazıma bir düğüm oturuyor. Çünkü o terlikler bana hayatın sıradanlığını anlatıyor. İnsanların ekmek almaya, çarşıya gitmeye giydiği terlikler… Sen de öyle çıkmışsın evden. Ölüme değil, günlük hayatın içine yürür gibi. Ve sonra düşünüyorum. Nasıl bir düzen, ayağında mavi terlikleri olan bir adamdan korkabilir? Sonra anlıyorum. Terliklerinden değil, senin kaleminden korktular. Vicdanından korktular. Yazdığın cümlelerden korktular. Doğrunun, eninde sonunda insanlara ulaşacağından korktular.

Terlikli bir DEVRİMCİ, terlikli bir GERİLLA olarak gördüler…

Hâlâ yazıyorsun

Bu ifade bana hep büyük bir gerçeği anlatıyor. Devrim bazen kürsülerde değil, daktilonun başında sabahlayan bir gazetecinin odasında başlar. Büyük sloganlarda değil, dürüstçe yazılmış tek bir cümlede yaşar. Ve bazen en büyük cesaret, yalnızca doğruyu yazmaya devam etmektir. Seni hiç tanımadım baba. Ama bazen kendimde sana benzeyen bir şey yakalıyorum. Bir haksızlık karşısında içimin daralmasında… Sessiz kalamadığım anlarda… Gerçeğin peşinden gitmek istemem de… Belki bunlar senden bana kalan görünmeyen mirastır. İnsanlar miras deyince evleri, arsaları, parayı düşünür. Benim mirasım ise bir isim, birkaç fotoğraf, anlatılan anılar ve eğilmemeyi öğreten görünmez bir OMURGA oldu. Biliyor musun? Aradan yıllar geçti. Daktilolar sustu. Gazeteler değişti. Mürekkebin kokusu bile eskisi kadar duyulmuyor artık. Ama ben bazen geceleri, her şey sessizleştiğinde, hayalimde o daktilonun sesini duyuyorum. Sanki sen hâlâ yazıyorsun. Her tuş sesi bana şunu fısıldıyor:

“Doğruyu yazanlar ölür, ama yazdıkları yaşamaya devam eder.” Seni öldürdüler. Ama seni susturamadılar. Çünkü sen artık yalnızca bir insan değilsin benim için. Sen, her haksızlık karşısında aklıma gelen cesaretsin. Her doğru cümlede duyduğum vicdansın. Ve her 9 Ağustos’ta yeniden kanayan ama yine de dimdik duran bir hatırasın. Belki seni hiç “baba” diye çağırma fırsatım olmadı. Ama bilmeni isterim… Ben seni, hiç tanımamış olmanın tarifsiz özlemiyle sevdim. Biliyorum ki sen soğuk toprakta değil, çocuklarının yüreğinde, sevenlerinin ve yoldaşlarının hafızasında yaşıyorsun. Benim yüreğimde ise yüzüne büyük gelen gözlüklerinle, sabaha kadar susmadan yazdığın yazılarınla ve o mavi terliklerinle yürümeye devam ediyorsun.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Tarihsel dönemeç ya da sınırlı bir çerçeve

Sonraki Haber

Yeni dönem mücadeleyle başladı

Sonraki Haber

Yeni dönem mücadeleyle başladı

SON HABERLER

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
9 Ağustos 2026

Tetwan’da festival 9’uncu gününde sürdü

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ağustos 2026

Yeni dönem mücadeleyle başladı

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ağustos 2026

Mavi terlikli gerilla!

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ağustos 2026

Tarihsel dönemeç ya da sınırlı bir çerçeve

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ağustos 2026

Yeni CENTO ve çerçeve yasa

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ağustos 2026

Sular sermayenin tekeline bağlanıyor

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır