CHP kurultayına ilişkin verilen ‘mutlak butlan’ kararının ardından DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i arayarak destek ve dayanışma mesajı iletti. Eş Genel Başkanlar X’te yaptıkları açıklama da karara tepki gösterdi
Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı hakkında verilen “mutlak butlan” kararının ardından DEM Parti’den CHP’ye dayanışma mesajı geldi.
Kararın ardından DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Edinilen bilgiye göre Eş Genel Başkanlar görüşmede Özgür Özel’e destek ve dayanışma duygularını iletti.
Daha sonra X hesaplarından açıklama yapan DEM Parti Eş Genel Başkanları karara tepki gösterdi.
‘Halkın iradesi yargı eliyle askıya alınamaz’
CHP’nin genel başkanının kim olacağının CHP üyelerinin, delegelerinin ve seçmenlerinin meselesi olduğunu belirten Tülay Hatimoğulları şunları ifade etti:
“Ana muhalefet partisinin mahkeme kararlarıyla dizayn edilmesi demokrasiyi askıya almaktır. Bu da bütün Türkiye demokrasisinin meselesidir. Biz demokratik siyasetin, halk iradesinin ve hukuk devletinin tarafıyız. Seçilmişlerin, delegelerin, üyelerin ve seçmenlerin iradesi yargı eliyle askıya alınamaz. Hukuk, siyasi alanı yeniden düzenlemenin ve muhalefeti şekillendirmenin aparatı haline getirilemez. Siyasetin konuşabilmesi için de partilere, Meclis’e, sandığa, seçilmişlere ve halk iradesine müdahale edilmemelidir. Siyasetin konuşmasını iktidar ve yargı ortaklığı engelleyemez. Türkiye’nin ihtiyacı mahkeme koridorlarında kurulan siyaset değil; toplumun iradesiyle, Meclis zemininde ve demokratik hukuk içinde kurulan siyasettir” ifadelerini kullandı.
‘Türkiye’nin demokratik geleceğine yönelik bir müdahaledir’
CHP’ye verilen “mutlak butlan” kararıyla milyonlarca seçmenin demokratik iradesi ve siyasi tercihinin yargı eliyle yok sayıldığına işaret eden Bakırhan ise “Bu karar yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’nin demokratik geleceğine yönelik bir müdahaledir. Türkiye’nin sağduyuya, istikrara ve uzlaşıya muhtaç olduğu bu kritik dönemde yargıyı siyasi mühendisliğin aracına dönüştürmek kabul edilemez. Demokrasi yargı kararlarıyla değil, halkın iradesiyle ayakta durur. Siyaset kendi mecrasında ve meşruiyet zemininde akmalı; yargı operasyonlarıyla siyasetin seyri değiştirilmemelidir. İktidar, bu yanlış politikadan vazgeçmelidir. Politika özgür olmalı, sonucu sadece halk belirlemelidir” ifadelerine yer verdi.
HABER MERKEZİ









