2026 1 Mayıs’ı Denizlerin uğruna ölüme gittikleri tam bağımsız Türkiye ile sayın Öcalan’ın 30 yıldır mücadelesini verdiği demokratik toplum ve demokratik cumhuriyet perspektifini buluşturmak için güçlü bir zemindir. Kürdistan ve Türkiye haklarının özgürlük, barış ve demokrasi ile işçi sınıfının talepleri ancak demokratik toplumu birlikte inşa etme ile mümkündür
Murat Kalmaz
1 Mayıs bütün dünyada işçilerin emekçilerin taleplerini meydanlara yansıttığı bir gün olarak kutlanır. 1 Mayıs kapitalist sermaye güçlerine karşı işçilerin, emekçilerin örgütlendiği ve aynı zamanda işçilerin birliğini de güçlendirdiği için hem sermaye güçleri hem de ulus devlet güçleri tarafından da sürekli yasaklanmaya çalışılmıştır. Dünyada birçok ülkede de 1 Mayıs alanları kanlı meydanlara dönüştürülmüştür. Dolayısıyla sınıf mücadelesinin yükseldiği her yerde kapitalist sermaye güçleri buna karşı devlet ve iktidar olanaklarını arkasına alarak işçilerin taleplerini yok saymaya çalışmıştır.
İşçi sınıfının ve sınıf mücadelesinin en zorlu geçtiği ülkelerden biri de Türkiye’dir. Türkiye’de Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte 1 Mayıs hep yasaklı olmuştur. Türkiye’de 1 Mayıs’ın anlam kazandığı yıllar 1976-1977-1978 yıllarıdır. 68 gençlik kuşağının ve işçi sınıfının politik ve emek eksenli gelişen bu yıllar, hem burjuva sınıfını hem de ulus devlet güçlerini ciddi anlamda korkutmuştur. Bu korkuyla 1977’de Taksim’de kutlanan 1 Mayıs’a paramiliter güçler Taksim Meydanı’nı rastgele taramıştır. Bu saldırıda 37 işçi yaşamını yitirmiş onlarca kişide yaralanmıştır. Ve sonrasında 1978’de bu katliama cevaben Taksim Meydanı’nda bir araya gelen yüz binlerce işçi ve emekçi politik ve emek eksenli taleplerini daha da yükseltmiştir. Ve sonrasında 1979’da sıkıyönetim Komutanlığı tarafından 1 Mayıs artık tüm Türkiye’de yasaklanmış, 12 Eylül Cuntası ile birlikte de Türkiye’de sınıf mücadelesinin bütün talep ve eylemselliği sürekli zor kullanılarak bastırmaya çalışılmıştır. Bunun en iyi örneği 1996’da Kadıköy’de kutlanmak istenen 1 Mayıs alanına polislerin ateş açması sonucu üç Kürt işçinin yaşamını yitirmesi olmuştur. Kadıköy o gün direniş alanı haline gelmiştir.
1996 1 Mayıs’ın bir diğer önemi Kürt Özgürlük Hareketi’nin siyasal zeminde Türkiye metropollerinde taban bulmasıyla 1 Mayıs’ın önemli bir birleşeni haline gelmesiydi. Aslında bu saldırı Kürt halkının ulusal talepleri ile Türkiye işçi sınıfının taleplerinin aynı alanda birlikte dile getirilmesine karşı yapılmıştı. Burada üç Kürt işçi yaşamını yitirmiş onlarca işçide yaralanmıştı. Sermaye sınıfının ve tekçi Ulus devlet aklının en büyük korkusu Kürtlerin ulusal talebi ile Türkiye işçi sınıfının taleplerinin ortaklaşmasıydı. Devlet aklı sürekli bu alana müdahale etti. PKK, Kürdistan İşçi Partisi olarak kurulmuş, ideolojik yapılanması antikapitalist sosyalist bir hareket olarak Kürdistan da özellikle yoksul halk arasında büyük bir taban bulmuştur. Ayrıca Denizlerin ve Mahirlerin de mirasına sahip çıkarak Türkiye işçi sınıfıyla ortak hareket etmeye stratejik bakmıştır. Denizlerin yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği ile Sayın Öcalan’ın demokratik toplum ve demokratik cumhuriyet perspektifi 1 Mayıs’a giderken daha da önem kazanmıştır.
2026 1 Mayıs’ı Denizlerin Uğruna ölüme gittikleri tam bağımsız Türkiye ile sayın Öcalan’ın 30 yıldır mücadelesini verdiği demokratik toplum ve demokratik cumhuriyet perspektifini buluşturmak için güçlü bir zemindir. Kürdistan ve Türkiye haklarının özgürlük, barış ve demokrasi ile işçi sınıfının talepleri ancak demokratik toplumu birlikte inşa etme ile mümkündür. Bunun zemini de 1 mayıstır. Özellikle Kürt siyasal hareketinin barış ve demokratik toplum sürecinin konuşulduğu bu dönemde 1 Mayıs alanlarına katılımı önemli olacaktır. Barış ve demokratik toplum çağrısının zemin bulacağı yer 1 Mayıs meydanlarıdır. Kürtler, Newroz ruhuyla 1 Mayıs alanlarına çıkmalıdır. Türkiye sosyalist hareketi 1968 gençlik ruhu ile Türkiye işçi sınıfı da 1977 1 Mayıs ruhu ile 1 Mayıs alanlarına çıkmalıdır.









