• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
7 Eylül 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Örgütlü bir ahlaksızlık örneği-Tayip Temel

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
8 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

HDP Van Milletvekili

Devlet denen aygıt ve yarattığı dil, gerçekleri kavramak için değil; onları değiştirmek, çarpıtmak ve üzerlerini örtmek için doğmuştur. Bundan ötürü bürokratik, soğuk ve şiddet doludur. Bu varlığı ve dili koruma, sürdürme ile mükellef her kurum, oluşum, hükümet; kelimelerini, cümlelerini ve hikâyesini daha en baştan bu örgütlü ahlaksızlık hali üzerine kurmak zorundadır. Ulus Devlet çağı, iddia edildiği üzere kültürel beşiğin üst noktası, toplumların özgürlük çağı değil; bir felaket çağı olarak toplumsallığın cendereye alındığı, birey gerçekliğinin lime lime edildiği ve kültürel soykırımın her yönü ile inşa edildiği bir güncel zaman dilimidir. Bu güncellik, yoğun bir duygu siyaseti ile savaş ve eşitsizlik üreterek, merkez dışında kalan herkesi denetime alma savaşımı vermeye tüm gücüyle devam ediyor.

Merkezi devlet zihniyeti tarih boyunca tahakkümden, disiplin ve denetlemeden, mikro iktidar ilişkilerinden, cinsiyetçilikten, dar grupçuluktan, teklikten, homojen tahayyülden ve kutuplaştırmadan beslenerek kendini var etti. Bu anlayışın reddi anlamına gelen ve uğrunda amansız bir varlık/yokluk savaşının verildiği demokratik, özgürlükçü, ekolojik tüm yerel değerler, sürekli baskıya ve sessizleştirilmeye maruz kaldı. Bu baskı bugün bildiğimiz tüm sınırları aşarak nekro-iktidar/siyaset (ölüm siyaseti) denilen bir boyuta geldi. Yani artık tüm toplum ve şehirler tüm yaratımları ile hedeftir! Gündelik yaşam militaristleştirilerek açık infazlar dönemine geçildi. Topluma sadece yaşam ve ölüm arasında seçme hakkı veren iktidarlar, bu kıyım siyasetini ölülere şiddet uygulama şeklinde en görünür sınırlara taşımaktan geri durmadılar. Bu pratiklerle de herkese ‘yaşayan ölü’ hatırlatmasında bulunuyorlar.

Suni bir uluslaşma süreci ile kurgulanan modern Türkiye tarihi, başta Kürtler olmak üzere tüm halklar, inançlar ve hakikatler açısından bir imha, inkâr ve asimilasyon tarihidir. 1921 Anayasa’sının ruhuna aykırı bir şekilde tekçi kabuğa çekilen, bastırma ve yok etmeye yönelen merkezi anlayış çok geçmeden hakim olmuştur. Herkese eşitlik, hürriyet ve kardeşlik sloganları ile Türkiye tarihinin en karanlık sayfalarına adını kanla yazan İttihat Terakki ve onun üflediği ruh, halklar bahçesindeki tüm çeşitliliği kökten biçerek kardeşlik ve eşitlikten ne anladıklarını göstermişlerdir! Nihai kıyım/kıyamet finalini 1938 Dersim katliamı ile yapan bu olağan sadist rejim, 1950-80 arasında olgunluk çağı olarak Beyaz Türk faşizmine, 1977 yılında eklemlendiği ‘yeşil kuşak’ projesi ile 12 Eylül sonrası, İkinci Cumhuriyet de denilen sürecinin katalizörü olan Yeşil Türk faşizmine evirilerek devam etmiştir.

Devlet partisi

Sonraki sürecin adı, ifade edilen kısa kronolojinin bir sentezi olarak AKP gerçekliğidir! AKP, bugün demir attığı Neo-Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük ideolojileri bağlamında yepyeni bir düşünsel tarz iddiası ile demokrasi ve siyasetin tasfiyesi ile meşgul durumda.

Haliyle AKP kendisinden önceki bütün devlet partilerinden daha fazla devlet partisidir, kendisinden önceki tüm hükümetlerden daha fazla kışkırtan, sosyal adaletsizlik üreten, yalan siyaseti güden, özel savaş yürüten bir hükümettir. Bundan dolayı ileri demokrasi diyerek çıktığı yolda, bir yıkım ve şiddet partisine dönüşmüştür. Kentleri, eğitimi, renkleri, çoğulculuğu, sağlığı, doğuştan gelen tüm hakları, bilimi, üniversiteleri, doğayı, belediyeleri ve en sonunda parlamentoyu yıkmıştır. Bunları yaparken diğer taraftan mağdur olduğunu, her şeyi özgürlük adına yaptığını ele geçirip tekleştirdiği yargı ve medya kanalları ile da sürekli topluma enforme etmekten geri kalmamıştır. Katı bir mazlumluk anlatısı içinde, dizginleyemediği bir hınç ve linç kültürü etrafında, koruyucu zırha Türklüğü, çekirdeğe de neo-liberalizme bulaşmış muhafazakâr- islami mühendisliği, banal milliyetçiliği yerleştirerek, bunların sömürüsü ile gelen tüm nimetlerinden faydalanmış ve faydalanmaya devam etmektedir. En amiyane tabirle, içine girdiği kültürel şizofreniden sıyrılamayan AKP, çareyi periferdeki tüm ötekilere, topyekûn yönelerek bulmaya çalışmaktadır.

Türkiye’deki en önemli siyasal çözümsüzlüğün başında gelen Kürt meselesine yaklaşım, “çözmeyen çözülür” gerçekliğini sürekli doğrulamaya devam ediyor. AKP’nin de bu sorun şahsında maskesi düşmüştür. Çözüm değil, çözümsüzlük ve çökertme siyasetini esas aldığı çok geçmeden anlaşılan AKP, Türk siyasal hayatının yeni hegemonik güç döneminde Kürt kimliğinin tasfiyesi için her şeyi yaptı. Kürt gerçekliğine gerek ontolojik yaklaşım gerekse de bilinç ve örgütlülük temelinde derin bir tasfiyeyi esas alarak tüm ülkeyi İmralı adası şahsında tecride çevirdi. Sergilediği pratikler, kültürel soykırımın sınırlarında şaşmaz ritüellerle dolaşmaya devam ediyor. Bunun en önemli uygulamalarından biri de başta Kürt illerinde hayata geçirilen ‘Kayyım Rejimi’ uygulamasıdır. Bu rejim, kendi içinde karakteristik olmakla beraber, üzerinde dikkatle durmaya değer bir olgudur.

Sömürgecilik pratiği

Hızlandırılmış modern bir sömürgecilik pratiği olarak yaşama ket vuran kayyım meselesi, dehşetengiz bir kötülük rejimin yeniden inşası ile kendini güncelleyen kötülüğün kalıntıları olarak karşımızda duruyor. Bu bağlamda ‘kendini nevrotik olarak gözeten’ devlet denen aygıtın, elbette bu aygıtın görünen maskesi AKP şahsında, iktidar hırsı için yapamayacağı vahşetin, içine girmeyeceği paranoyanın olmadığını da gösterdi bize. Olan bitenler, geçmiş yılların şiddet ile yüceltilmiş tekrarıdır.

28 Şubat günü Amed’te HDP tarafından açıklanan Kayyım raporu her yönü ile önemli ve üzerinde durulması gereken bir çalışmadır. Raporda da ifade edildiği üzere devlet, Cumhuriyet tarihi boyunca Kürdistan’daki belediyelere ‘hizmet’ çerçevesinde bakmamıştır. Tüm gücüyle bu belediyeleri ve onların şahsında tezahür eden tüm temsilleri devlete nasıl eklemlerim derdi ile yaklaşmıştır. O anlamda belediyeler, devlet için ideolojik bir meseledir! Kayyım atamaları söylendiği gibi gerekli bir ‘şey’ değil, son derece planlı ideolojik bir hamle olup ve basite indirgenemeyecek derecede hayatidir. Bu hamlenin amaçları, tarihsel arka planı, öncesi ve sonrası ile neyi kapsadığı, kamuoyu ile paylaşılan bu raporda genişçe işlenmiş durumda.

Deşifre oldu

Raporun ortaya çıkardığı en önemli şey, bu kayyım atamalarını Kürt kimliğine bir yaklaşım olduğunun açıkça deşifre olmuş olmasıdır. İkincisi ise Temmuz 2015 tarihi ile devreye sokulan savaş konsepti ile yapılanlar ve sonrasında yaratılan duygu ikliminden yola çıkarak; Kürtlerin söz ürettiği, kendini inşa ettiği, demokratik model yarattığı yerel yönetimler pratiğini gasp için hayata geçirildiğidir. Zaten açıklanan kayyım pratiklerine bakıldığında, tam da yukarıda genel bir çerçevesi çizilen tarih-hafıza-politikanın ulus devlet nezdinde tekabül ettiği düşünsel bağın, kurulu düzene kökten saldırısı ortaya çıkıyor… Bu saldırının hedefinde Kürtler ve kazanımları var. AKP kayyıma dair argümanını, kayyımların hizmet verdiğini, gasp edilen belediyelerin hizmet vermediğini iddia ederek meşrulaştırmaya çalıştı. Söz konusu hizmetin iki boyutu çok geçmeden şişeden çıktı: Yolsuzluk ve Türkleştirme… Kayyımlar söylendiği gibi hizmette değil, rantta yarışmıştır. Yine söylendiği gibi sıradan devlet memurları değil, asimilasyon ve hafıza kırımı konusunda seçilmiş özel kişilerdir… Rapor, bunu tüm çıplaklığıyla göstermeyi başarıyor. Kayyımlara sıradan yaklaşmamamız gerektiğini ortaya koyuyor.

Hesaplaşmak için

31 mart Raporda siyasal-sosyal-ekonomik ve daha pek çok alanda çok önemli veri ve olaylara ulaşmak mümkün. Kaydı tutulan ve tarihe not düşülen bu olay-olgular gelecekte de mutlaka işlenecektir. Bugün aleni önümüzde duran bu kötülüklerle hesaplaşmak için 31 Mart seçimleri var. Bu yaşamsal yıkımın, kültürel tahribatın, insancıl hoyratlığın cevabı mutlaka verilecektir. Çünkü her şey belleklerimizde canlı ve bu kötülük rejiminin yıktıklarını yeniden inşa edecek, gasp ettiklerini yeniden özgürleştirecek, lanetlediklerini yeniden savunacağız… Hem de tüm benliğimizle…

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

‘Halkların biricik yoldaşıydı…’

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

Hüseyin ağabey bizler için bir arkadaş, yoldaş, dost canlısı bir insandı. Entelektüel, aydın kişiliğiyle halkımızın, halkların biricik yoldaşıydı. Zindanı yaşayan...

Süreç karşıtları ve devlet

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

Yaklaşık iki yıl önce, Kürt halkı ve Aleviler başta olmak üzere Türkiye haklarını ve toplumun tüm kesimlerini çok yakında ilgilendiren...

İnsanlık suçu

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

İnsanlık tarihinde en büyük suçlardan biri ırkçılıktır. Bu suç günümüzde de işlenmektedir. İktidarlar kendi çıkarları doğrultusunda el altından da olsa...

Hep hikâyede

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

Hırs için can ve zaman harcayan çağlardan bu günlere kadar geldik. Öyle ki geldiğimiz yerleri ve ezberleri beraberimizde getirdik. Denilir...

Ağustos enflasyonu: Garp cephesinde yeni bir şey var!

Yazar: Yeni Yaşam
5 Eylül 2026

TÜİK, ENAG ve İTO tarafından hesaplanan ağustos ayına ilişkin aylık ve yıllık enflasyon oranları arasındaki farklılıklar sürüyor: TÜİK’in yıllık enflasyonu...

Karaburun Bilim Kongresi

Yazar: Yeni Yaşam
5 Eylül 2026

Karaburun Bilim Kongresi’nin 20.’si İzmir’in Karaburun ilçesinde gerçekleştiriliyor. Türkiye’de bir etkinliği 20 yıl boyunca istikrarlı biçimde sürdürmek başlı başına bir...

Sonraki Haber

Korku imparatorluğundan teslimiyete: IŞİD-Nihat Kaya

SON HABERLER

İtalyan filozof Sandro Mezzadra: ‘Savaş Rejimi’ne karşı kurtuluş enternasyonalizmi

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

Barışın eşiğinde bir annenin yaktığı kına

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

Barış anayasanın gölgesinde yapılmalı

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

Yağma vardı, kimse mani olmadı

Yazar: Yeni Yaşam
7 Eylül 2026

Almanya’da seçimleri aşırı sağcı AfD kazandı

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

Şengal Halk Meclisi’nden Bağdat toplantısına tepki: İrademiz yok sayılamaz

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

Girne açıklarında batan gemiden bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı

Yazar: Yeni Yaşam
6 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır