• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
22 Ekim 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Özel kamusal alanlar

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
15 Ağustos 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Hito Steyerl*

Küreselleşme koşulları altında belgesel formlarında yaşanan genel dönüşümün formülü, özelleştirme mefhumuyla ifade edilebilir. Ekonomik açıdan, Avrupa’da belgesel üretimi, ulusal ve devlet destekli kamusal alanların özelleştirilmesinin baskısına maruz kaldı; içerik açısından ise, bu baskı özel ve mahrem konulara yönelik talebi artırdı. Bu çifte özelleştirme, gittikçe daha da özelleşen bir kamusal alanın gelişmesine sebep oldu -özel televizyon kanallarında yayınlanan, sıradan insanların hayatlarını konu alan röntgenci-belgeselimsi diziler, bu özel kamusal alanın mecazi biçimde yoğunlaşmış halini sunuyor.

Fakat, bu geniş çaplı özelleştirmenin, belgesel pratikleri açısından çok farklı bir sonucu daha var. Tüketim malları üretimine nüfuz eden dijital teknolojiye erişim iyice kolaylaştı. Şimdilerde, belgesel üretim araçlarına erişmek daha önce hiç olmadığı kadar kolay; kelimenin gerçek anlamıyla özelleştirilebiliyorlar ve devlet denetimindeki kuruluşlara ya da büyük medya şirketlerine mahsus, sıkı sıkıya korunan bir imtiyaz olmaktan çıktılar. 20. yüzyıl boyunca, görsel-işitsel üretim araçlarının denetimi teknolojik gelişmeler ışığında defalarca yeniden düzenlendi; son düzenleme ise dijital çağla beraber geldi.

Buradaki kilit sözcük, video-kamera devrimi. Bu tabir, görsel-işitsel cihazların kitlesel dolaşımına ve bu yeni teknolojilerle ikircikli bir ilişki içinde olan politik çalkantılara (mesela, 1989 Romanya Devrimi) işaret ediyor. Bu optik-politik dönüşümler, üretimin genel olarak yeniden yapılandırılmasıyla aynı anda gerçekleşti; endüstri merkezlerindeki endüstriyel emeğin çöküşüne ve yeni, esnekleştirilmiş işçi türlerinin doğuşuna eşlik etti. Belgesel üretimi, giderek, çağdaş kültür endüstrileri bünyesinde yer alan diğer kitlesel sembolik üretim alanlarıyla bütünleşiyor. Bunların hepsi, yaratıcı ürün, freelanceişçilik ve alabildiğine esnekleşmeyle tanımlanan alanlar. Önceleri seçkinci ve hayli sınırlı bir alan olan belgesel imge üretimi bile, bu süreçte büyük ölçüde proleterleştirildi. Freelancer’lar ve gönüllü muhabirlerden oluşan küçük ekipler, tam zamanlı istihdam edilen gazetecilerin yerini aldı. Öte yandan, dijital üretim sayesinde maliyetin ciddi anlamda düşmesi, profesyonellikten uzak popüler medya deneylerine alan açtı.

Meslek dallarının halihazırda nasıl sistemli bir şekilde vasıfsızlaştırıldığını anlamak için sanat sınıfına giren belgesellerin üretim koşullarına bakabiliriz. Bu alanda deney yapmak mümkün ve hatta çoğu zaman makbul görülen bir şey olsa da, bu ancak maliyet asgariye indirildiğinde gerçekleşebiliyor. Sanat alanındaki deneysel ya da düşük bütçeli belgesel yapımlar, çoğunlukla kendin-yap [DIY] koşullarında, küçük dijital kameralar ve kişisel bilgisayarlarla üretiliyor. Ortada genelde bir sözleşme olmuyor; olduğunda da, esas amacı kurumun çıkarlarını korumak oluyor. İşyeri ile özel alan arasındaki sınır bulanıklaşıyor; aynı şekilde, yaratıcı, yönetici, amatör tercüman ve teknik koordinatörün işlevleri de birbirine karışıyor. Bu alanda üretim giderek bireyselleşse de -yaratıcı ile yapımcı gerçekten de çoğu zaman aynı kişi oluyor- bir yandan da, gittikçe “müşterekleşmeye” meylediyor. Bu, veritabanlarını mesken tutmuş, hayli anonim bir müşterekler alanı. Görseller takas ediliyor, internetten sesler indiriliyor; takma isimlerle fikirler paylaşılıyor. Denkler arası ağlar, yasadışı arşiv yüklemelerinin yapılabileceği karanlık odalar sağlıyor. Deneysel belgesel üretimi giderek işlenebilen ve şekillendirilebilen dijital veri akışlarına katılıyor: kesip alıyor; kendine mal ediyor; kopyalıyor ve dağıtıyor. Baskı laboratuvarının yerini, kopyalama yazılımları alıyor. Eser sahipliği, telif hakkı ve fikrî mülkiyet yeniden değerlendiriliyor. Bu üretim türü, görünmez bir halde dünyada dolaşan ve WiFi sinyalleri biçiminde bedenlerimizi kat eden dram ve arzulardan kaynak devşiriyor. Bu, gerçeklik artık. Yeni belgesel türü, bu gerçekliği resmetmek yerine, ondan büyük parçalar sökerek kendine katıyor.

Değişken ve coğrafi açıdan dağınık insan topluluklarını kısmen müşterek işlemsel prosedürler üzerinden birbirine bağlayan bu iletişim ağlarında, Dziga Vertov’un dünya işçilerini birbirine bağlayacağını hayal ettiği “optik bağlantı”, ironik bir şekilde güncelleniyor. Bu bağlantılar, müşterek üretimin geçici alanları; imaj, ses ve fikirlerin seyahat ettiği kanallar.

Bütün bu ikircikli dönüşümler, belgesel pratiklerin yeniden örgütlenmesine katkıda bulunuyor. Belgesel eklemlenmelerin erimini tüm küreye yayan süreçler, belgesellerin yalnızca üretim koşullarını değil, dağıtım kanallarını da dramatik bir şekilde değiştirdi. Fakat, üretim genel anlamda kolaylaşırken, dağıtım giderek daha dolambaçlı bir hal alıyor.

Avrupa’da devlete ait yayın organlarının tedricen özelleştirilmesi, içeriğin hızla ticarileşmesine sebep oldu. Forma ilişkin deneylerin yerini belgesel eğlenceler ve tefrika halinde yayınlanan felaketler aldı. Bu, deneysel ve düşünümsel belgesel pratiklerin zeminini kaybettiği ve yurtsuzlaştığı anlamına geliyor. Daha deneysel ve sanatsal çalışmalar kadar klasik belgesel film üretiminin bazı alanları için de geçerli bu durum.

Ayşe Boren tarafından çevrilen bu yazı www.e-skop.com’dan kısaltılarak alınmıştır.

 

 

 

 

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Uçum kim gibi?

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ekim 2026

Erdoğan’ın, adının önünde bir sürü sıfat bulunduran memuru Mehmet Uçum’un 17 Ekim’de Anadolu Ajansı tarafından servis edilen mütalaası ve onu...

Dünyada seçim mevsimi

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ekim 2026

Avrupa ufkunda, özellikle de Fransa ve İtalya’da yüzyıllar sonra yeniden beliren “ihtilal” hayaleti dünya kamuoyunu büyülerken üç önemli ülkede önümüzdeki...

Modernin iflası ve ahlaki çürüme

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ekim 2026

Modernizm, insanlığa büyük vaatlerle geldi: Teknolojik kolaylıklar, bilgiye saniyeler içinde erişim ve  benzer imkanlar. Ancak madalyonun öbür yüzünde bu parlak...

İsyan, yağma, Fransa

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ekim 2026

Şenlikli Fransa sokakları. Otorite ve zenginlik simgeleri, isyandan nasibini alıyor. Ulusötesi market tekelleri, çok iyi çalışıyor bugünlerde, asgari ücretli kasiyerleri...

Uçum’a tavsiye: Akdoğan’ın akıbetine bak

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

Uçum adı üstünde bir devlet memuru. Her geçen gün daha fazla anlaşılıyor ki, o Önder Apo’nun değerlendirdiği üzere, norm devletin...

Adrese teslim edilen bir kedi operasyonu

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

Sabır taşı çatlarsa kıyamet kopar. Sabır taşı ne zaman çatlar? “Öcalan’a özgürlük yok, statü yok, hatta umut hakkı bile yok,...

Sonraki Haber

Ya bir yol bulacağız ya bir yol açacağız-Özgür Karabulut

SON HABERLER

Uçum kim gibi?

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ekim 2026

Licê Katliamı’nın 33. yılı: Yüzleşme barışa katkı sunabilir

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ekim 2026

Kürt şiirinin melodik ve isyankâr sesi: Cegerxwîn

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ekim 2026

Dünyada seçim mevsimi

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ekim 2026

TPAO eliyle Likya coğrafyası yok edilecek

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ekim 2026

İnşa, insanın kendisiyle hesaplaşmasıdır

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ekim 2026

Modernin iflası ve ahlaki çürüme

Yazar: Yeni Yaşam
22 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır