• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
21 Ağustos 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya

Prof. David Wengrow Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair destek yazısı kaleme aldı

21 Ağustos 2026 Cuma - 10:03
Kategori: Dünya, Manşet

‘Her Şeyin Şafağı’ adlı eserle tanınan Arkeoloji Profesörü David Wengrow, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair destek yazısı kaleme aldı

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te gerçekleştirdiği ve “Asrın Çağrısı” olarak değerlendirilen Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın yankıları devam ediyor. Çağrı’ya ilişkin sürdürülen uluslararası destek kampanyası kapsamında şu ana kadar dünyanın önde gelen 90 düşünür, yazar ve akademisyeni sürece desteğini açıkladı.

Kampanyaya desteğini açıklayan isimlerden biri olan ve Abdullah Öcalan’ın “Demokratik Uygarlık Manifestosu: Maskeli Tanrılar ve Örtük Krallar Çağı” adlı eserine önsöz yazan David Graeber’la beraber yazdıkları “Her Şeyin Şafağı” adlı eserle tanınan Arkeoloji Profesörü David Wengrow, kampanya kapsamında değerlendirme yazısı kaleme aldı.

Wengrow’un kaleme aldığı yazı şöyle:

“Dünya tarihinin bu önemli ânı üzerine düşünmemi istediğiniz için teşekkür ederim. 7 Mart 2014’te, merhum antropolog David Graeber, Abdullah Öcalan’ın ‘Demokratik Uygarlık Manifestosu: Maskeli Tanrılar ve Örtük Krallar Çağı’ adlı eserine yazmakta olduğu önsözün bir taslağını bana e-postayla gönderdi. O sırada Kürdistan’daydım; Zagros Dağları’nın eteklerinde, İran ile Irak arasındaki sınıra yakın bir yerde, Halepçe kasabası yakınlarında arkeolojik saha çalışması yürütüyordum.

‘Pek çok insan için ‘uygarlık’ sözcüğünün anlamı da bu hâle gelmiştir’

Graeber’ın ‘bir zamanlar kadınlarının insan uygarlığına eşi benzeri görülmemiş katkılarda bulunduğu, ancak o zamandan beri imparatorluğun kanlı bir oyuncağına indirgenmiş bir bölgenin tarihsel trajedisi’ üzerine düşüncelerini okumak için doğru yerdeydim. Oradaki kendi araştırmalarım, Öcalan’ın yazılarının ataerkil uygarlığa alternatiflerin köklerini aradığı Neolitik geçmişe odaklanıyordu. Batıda, Karadağ’ın Darband-i Gawr (Kafir Geçidi) silsilesinde, bu sonraki uygarlığın kadim bir izi bulunmaktadır. Bu, kayaya oyulmuş, dağlık bölge halkını korkunç bir Leviathan misali ayakları altında ezen bir kralın anıtsal figürüdür. Bu kabartma dört bin yıldan daha eskiye tarihleniyor; bu da herhangi birinin başka birinin ayağı altında kalması için oldukça uzun bir süre. Yaklaşık beş bin yıl önce Orta Doğu’da ilk kez ortaya çıkan bu baskı sistemleri, o zamandan beri sürekli olarak şu ya da bu biçim altında yeniden ortaya çıkmaktadır. Pek çok insan için ‘uygarlık’ sözcüğünün anlamı da bu hâle gelmiştir (George Orwell’in ifadesini ödünç alacak olursak, ‘bir insanın suratına sonsuza dek basan bir çizme’).

‘Yalnızca tahakküm sistemleri için geçerli olmadığını öne sürmesidir’

Ancak insan toplumunun her yeni biçimi aynı zamanda kendine özgüdür. Birtakım teknolojik koşullar altında geliştirilmiş toplumsal biçimler, başka koşullar altında yeniden ortaya çıkabilir. Örneğin günümüzde, içinde bulunduğumuz dönemden ‘yönetsel feodalizm’ ya da kimi zaman ‘tekno-feodalizm’ çağı olarak söz etmek artık oldukça yaygındır. Bana göre Öcalan’ın temel entelektüel ve siyasal katkılarından biri, bu mantığın yalnızca tahakküm sistemleri için geçerli olmadığını öne sürmesidir. Aynı mantık, insan özgürlüğünün biçimleri için de geçerli olabilir. Bu yaklaşım çoğu zaman ütopik ya da idealist bir görüş olarak değerlendirilir. Benim gibi bir üniversite akademisyeninin bu tür fikirleri dikkate almaya dahi kalkışması, meslektaşlarının alayını hemen üzerine çekmek anlamına gelir. Öcalan’a göre Neolitik dönem, Ana Tanrıçalar’ın doğduğu yerdir. Üniversiteler ise onların öldükleri yerdir.

Neden? Hiçbir ciddi araştırmacı, Ortadoğu’daki Neolitik dönemin modern dünyayı şekillendiren maddi yeniliklerin kaynağı olduğunu inkâr etmez: bitki yetiştiriciliği ve hayvan yetiştiriciliğinden dokuma, metalürji, mutfak kültürü ve mimarlık tekniklerine kadar her şey, kentsel yaşamın temellerini oluşturmuştur. Bu tür yenilikler, kendilerinden sonra gelen krallıkların, imparatorlukların ve ulus-devletlerin kapladığı bölgelerden çok daha geniş alanlara yayıldı; onları yönlendirecek herhangi bir zorlama aygıtı ve ilerlemelerini sağlayacak kayda değer bir maddi altyapı olmaksızın.

‘Toplumsal ilişkiler’in; piyasanın veya ‘büyüme’ mantığının dışında bir anlam taşıyabildiği, ancak toplumların aynı zamanda kıtalar boyunca yayılabildiği bu dünyayı yaratan nasıl bir zihniyetti? Bunu neden bütünüyle unuttuk?

Benden üzerine düşünmemi istediğiniz Ortadoğu’daki bu kritik anın trajik bir anlamı var. Çünkü dünyanın bu bölgesi, insanlığın en kalıcı kültürel devrimlerinin gerçekleştiği yer olduğu kadar, aynı zamanda bu devrimlerin ilk kez bir zorlama ve sömürü aygıtının hizmetine sunulduğu yerdir. Bu durum, yerel halkın büyük çoğunluğu açısından, tarihteki en uzun süreli kesintisiz istila, ilhak ve sömürü deneyimi anlamına gelmiştir: dört bin yılı aşkın bir süre boyunca ‘imparatorluğun kanlı bir oyuncağı.’

Bugün burası aynı zamanda ‘maskeli tanrılar’ın maskelerinin düştüğü, kralın artık kılık değiştirmediği ve mevcut dünya düzenimizin gerçek, sarsıcı yüzünü açıkça gösterdiği bir yerdir. Öyleyse Öcalan’ın, tam da aynı yerde, dünyada var olmanın bu biçiminin gerçekten elimizdeki tek seçenek olup olmadığını nihayet kesin olarak keşfedebileceğimiz yönündeki temel savına karşı çıkmak zor görünüyor. Beni düşüncelerimi paylaşmaya davet ettiğiniz için bir kez daha teşekkür ederim.”

Prof. Dr. David Wengrow kimdir?

Prof. Dr. David Wengrow, 25 Temmuz 1972’de Birleşik Krallık’ta doğan İngiliz arkeolog ve karşılaştırmalı arkeoloji alanında uzmanlaşmış akademisyendir. Oxford Üniversitesi’nde arkeoloji ve antropoloji eğitimi alan Wengrow, 1998’de dünya arkeolojisi alanında yüksek lisansını, 2001’de ise arkeoloji alanında doktorasını tamamladı. Doktora sonrasında Christ Church, Oxford’da Junior Research Fellow ve Warburg Institute’te Henri Frankfort Fellow olarak görev yaptı. 2004’te University College London (UCL) Arkeoloji Enstitüsü’ne katılan Wengrow, 2011’de Karşılaştırmalı Arkeoloji Profesörü oldu ve akademik çalışmalarını burada sürdürdü. Afrika ve Orta Doğu’nun çeşitli bölgelerinde arkeolojik saha çalışmaları yürüten Wengrow; özellikle toplumsal eşitsizlik, erken kentler ve devletler, antik sanat ve yazı sistemleri, Neolitik toplumlar ve uzun dönemli toplumsal örgütlenmeler üzerine araştırmalar yaptı.

Wengrow, özellikle antropolog David Graeber ile birlikte kaleme aldığı Her Şeyin Şafağı: İnsanlığın Yeni Bir Tarihi (The Dawn of Everything: A New History of Humanity, 2021) adlı kitabıyla uluslararası ölçekte tanındı. Eser, insanlık tarihinin avcı-toplayıcı toplumlardan tarıma, yerleşik yaşama, hiyerarşiye ve devletlere doğru kaçınılmaz bir ilerleme çizgisi izlediği yönündeki geleneksel anlatılara meydan okur. Wengrow ve Graeber, arkeolojik ve antropolojik bulguları bir araya getirerek insan topluluklarının geçmişte çok farklı siyasal ve toplumsal örgütlenme biçimleri geliştirebildiklerini; eşitsizlik, mülkiyet, kentler, demokrasi, kölelik ve devlet gibi kurumların tek bir tarihsel gelişim modeline indirgenemeyeceğini savunur. Kitap, 2022’de Orwell Siyasi Yazın Ödülü’nde finale kalmış ve 2025’te Wenjin Kitap Ödülü’nü kazanmıştır.

Wengrow’un düşüncesinin merkezinde, insanlık tarihinin kaçınılmaz olarak hiyerarşi, eşitsizlik ve devlet iktidarına doğru ilerlediği fikrinin sorgulanması yer alır. Arkeolojiyi yalnızca geçmiş toplumları anlamanın bir aracı olarak değil, günümüz toplumlarının nasıl ortaya çıktığını ve başka toplumsal düzenlerin mümkün olup olmadığını düşünmenin bir yolu olarak ele alan Wengrow, özellikle insan özgürlüğünün tarihsel imkânları üzerinde durur. Graeber ile birlikte, geçmişte insanların farklı toplumsal düzen biçimleri arasında geçiş yapabildiklerini ve eşitlikçi, hiyerarşik, merkezi ya da merkezi olmayan örgütlenme biçimlerini farklı dönemlerde ve farklı koşullarda deneyimlediklerini ortaya koymaya çalışmışlardır. Bu yönüyle Wengrow, arkeoloji ve antropolojiyi günümüzün özgürlük, eşitsizlik, demokrasi ve toplumsal örgütlenme tartışmalarıyla buluşturan çağdaş arkeologlardan biri olarak öne çıkar.

Kaynak: MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

YJK-E: Zeynep Alpboğa’nın geri gönderilmesi halinde riskler değerlendirilsin

Sonraki Haber

Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için taziyeler kuruldu

Sonraki Haber

Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için taziyeler kuruldu

SON HABERLER

Özgür Özel’den süreç ve çerçeve yasa açıklaması

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ağustos 2026

Kelepçeli muayeneyi kabul etmeyen tutsak işkenceye maruz kaldı: Suç duyurusunda bulundu

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ağustos 2026

Güzel İşbilir’in tek talebi oğlunun faillerinin bulunması ve kızının ise cenazesine ulaşmak

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ağustos 2026

Ekonomik kriz derinleşiyor: Tencereler boş

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ağustos 2026

Stratejik kişilik, inşanın gücü ve yasanın anlamı

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ağustos 2026

Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler için taziyeler kuruldu

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ağustos 2026

Prof. David Wengrow Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair destek yazısı kaleme aldı

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır