25 Ağustos 2026 tarihi, Suriye ve Kürtler için yeni bir dönemin başlangıcı olarak kayıtlara geçecektir. Suriye İç Savaşı ile başlayan süreç, Şam iktidarı ile Kürtler arasında ocak ayında yapılan entegrasyon anlaşması ile bir aşamaya gelmişti. Nihayetinde, 25 Ağustos’ta Mazlum Abdi Şam’daki basın toplantısında entegrasyonun tamamlandığını açıkladı. Bu açıklama yeni bir tartışma sürecini de beraberinde getirdi. Kürtler ne kazandı sorusu doğal olarak gündemin ilk sırasında yer aldı. Kürtlerin önemli bir kesiminin kimliksiz olduğu bir Suriye’den, gelinen son aşamadaki Suriye’ye bakıp, değerlendirme yapmak daha doğru olur. Mücadeleler kesintisiz devam eder. Zamana göre yöntemler değişebilir. Pozisyonlara, denklemlere, reel siyasete göre taleplerde de esneme olabilir. Bunları içinde geçilen zamanın anına göre yorumlamalı. Dünyanın Kürtler için toplu imhayı dayattığı bir dönemde onurlu bir çıkışı yaratabilmenin değeri zamanla daha iyi anlaşılacaktır. O halde, entegrasyonun Kürtler açısındaki sonuçlarına bakalım.
Kürtlerin elde ettiği kolektif haklar neler?
Cumhurbaşkanı Şara’nın yayınlamış olduğu 13 No’lu kararname ile Kürtler Suriye devletinin asli unsuru kabul edildi. 1962’de Haseke’de yapılan ve bölgeyi Araplaştırmak için o bölgede vatandaşlığı elinde alınanlara Suriye vatandaşlığı verildi. Newroz Bayramı ücretli ve resmi tatil ilan edildi. Kürtçe ulusal dil statüsü kazandı. Sosyal bilimler derslerinin Rojava’da Kürtçe verilmesi, alınan ders notlarının sınıf geçmede kullanılması kararlaştırıldı. Entegrasyonun en sorunlu noktası da bence burası. On yıldan fazla bir zamandır Rojava’da eğitim dili Kürtçe’ydi. Anadilde eğitim için gerekli altyapı hazırdı, yeterli sayıda öğretmen de vardı. Suriye hükümetinin Kürtçe eğitim konusunda gösterdiği direnç, biraz da Türkiye’nin baskısı ile olduğunu düşünüyorum. Çünkü Türkiye, çözüm sürecinde Suriye’nin kendileri için kötü örnek (!) olmasını istemedi. Tabi bu gelişmelerin tamamı çıkarılan kararnameler ile yürüyor. Suriye’de nasıl bir Anayasa yapılacak? Şara yönetimi ilk seçimde iktidarını sürdürebilecek mi? Bunlar birkaç yıl içinde netleşecek. Ve doğaldır ki Kürtlerin anadilde eğitim talebi ve mücadelesi de devam edecektir.
Silahlı güçler YPG ve YPJ’ye ne oldu?
Entegrasyon ile birlikte silahlı güçler Suriye ordusuna dahil oldu. Bu dahil olma, ordu içinde erime şeklinde olmayacak. YPG’li 5-6 bin savaşçı, Suriye ordusu adı altında Kürtlerin yoğun yaşadığı Haseke ve Qamişlo hattında sınır koruma tümeni olarak görev yapacak. Bir kısmı da terörle mücadele birimi olarak faaliyet yürütecekler. YPJ’ye bağlı iki bin kadın savaşçı ise Rojava’da asayiş ve terörle mücadele birimi olarak varlıklarına devam edecek. Kağıt üzerinde ordu ve içişlerine bağlı görünen Kürt savaşçılar aslında Rojava’da lokal olarak bulunacaklar ve bu bölgede orduya bağlı Arap askerlerin ve polisin neredeyse olmayacağı anlamına geliyor. YPG ve YPJ adları, bayrakları, logoları ortadan kalktı ama silahlı Kürt güçleri varlıklarını eksilmeden korumuş oldu.
Entegrasyonun ekonomik sonuçları nasıl şekillendi?
Rojava bölgesinde bulunan petrol ve doğal gaz tesislerinin yönetimi merkezi hükümete geçti. Fırat’ın doğusunda elde edilecek petrol ve doğal gaz gelirlerinin, giderler düşüldükten sonra, net karın %30’u Haseke, Qamişlo ve Derazor’un yerel meclislerine aktarılacak. Bu para bölgedeki altyapı, eğitim, sağlık gibi hizmetlerde kullanılacak. Ayrıca Kürt bölgesinde çıkarılan ve işlenmiş petrol ürünleri benzin, mazot, gaz, öncelikli olarak bölge halkının tüketimine sunulacak. Ayrıca bölgeye sağlanacak enerji, merkezi hükümet tarafından Kürt bölgesine %15 daha ucuza verilecek. Bir önemli nokta ise istihdama yönelik. Petrol sahalarında çalışan personelin %60’ının Rojava’da yaşayan halklardan oluşması önemli bir kazanım. Ayrıca SDG döneminde, bu alanda çalışan bütün personel de işine devam edecek. Petrol ile ilgili üretimin, sevkiyatın ve denetimin sağlanması, hükümet ve yerel meclislerin oluşturduğu Ortak Enerji Denetim Komitesi aracılığıyla yürütülecek.
Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in hükümette görev almaları üzerine bir iki noktaya değinmekte fayda var. İlk başta Abdi’nin Cumhurbaşkanlığı Danışmanı (Cumhurbaşkanı Danışmanı değil, ikisi farklı şey) olması garipsendi. Sanki Abdi, Şara’ya danışmanlık yapacakmış gibi bir algı yaratılıyor. Abdi, güvenliğini Kürt güçlerinin sağlayacağı farklı bir yerleşkede, Suriye devletinin Kürtlerle ilişkileri üzerine görev alacak ve Kürtlerin tek çatı altında siyaset yapması, anayasal süreçte rol alması gibi bir misyona sahip olacak. Özetle, Kürt lider olarak, olacak gelişmelerin tarafı olacaktır, politika belirleyecektir. Belki de ilk seçimde, ittifaklar kurulacak, Abdi Cumhurbaşkanı adayı olacaktır. İlham Ahmed ise parlamentoya girerek, Şam ile yapılan anlaşmaların hukuki takibini yapacak. Buna ek olarak anayasaya hazırlık ve Dışişleri Komisyonu gibi hayati iki kritik yerde bulunacak. Bu görev tanımları hükümetle yapılan görüşmeler sonucu imza altına alınmıştır.
Gerçekçi bir yerden bakarsak, 2011 yılına göre çok önemli kazanımlar elde edilmiş olsa da elbette Rojava Özerk Yönetimindeki durumun gerisinde kalınmıştır. Sonuçta tarihin bu anında Kürtçe eğitim hakkı da sağlanabilseydi, olabilecek maksimum kazanımlar elde edildi demek çok mümkündü. Bu bir son değil, yeni bir başlangıç. Mücadeleyi buraya getirip, bu hakları Kürt halkına kazandıran ve bunu göremeden toprağa düşen yiğitlerin anıları ışığında, Kürtler tarih yolculuğunda bir gün mutlaka eksiksiz bütün haklarına dört parça Kürdistan’da kavuşacaklardır.









