• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
31 Ağustos 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Şam’da Kürtçe: Anadil için yeni mücadele dönemi

31 Ağustos 2026 Pazartesi - 23:00
Kategori: Editörün Seçtikleri, Forum

Şam’da Kürtçe için yürütülen görüşmeler, Rojava’nın anadilinde eğitim mücadelesinde yeni bir dönemi başlattı. Üç saatlik düzenleme ve ardından yayımlanan genelge önemli kazanımlar olsa da, yıllardır oluşan eğitim deneyiminin ve anadil hakkının henüz çok gerisinde kalıyor. Müzakere bitmedi; şimdi asıl mesele, Kürtçe’yi sınırlı bir ders olmaktan çıkarıp kalıcı bir eğitim hakkına dönüştürmek

Zana Deniz

Anadilinde eğitim müzakereleri, Şam’ın kararları ve Rojava’nın önündeki yeni sınav Suriye’de Kürtçe meselesini yalnızca bir eğitim düzenlemesi olarak okumak, süreci eksik değerlendirmek olur. Çünkü Kürtçe, Rojava açısından okulda hangi dilin kullanılacağına ilişkin teknik bir konu değildir. Kürtçe; kimlik, tarih, kültür, toplumsal varlık ve yıllardır sürdürülen mücadelenin en temel başlıklarından biridir. Şam açısından bakıldığında ise mesele yalnızca eğitim değildir. Asıl tartışma, merkezi devlet anlayışının sınırları ve yeni Suriye’nin nasıl yapılandırılacağıyla ilgilidir. Bu nedenle bugün Kürtçe konusunda yaşananları yalnızca “kaç saat ders verilecek?” sorusuna indirgemek, meselenin siyasi ve toplumsal boyutunu gözden kaçırmak olur. Asıl soru şudur: Eğer Kürtçe ve anadilinde eğitim konusunda taraflar ortak bir noktaya ulaşamasaydı ve görüşmeler tamamen kopmuş olsaydı ne olurdu? Böyle bir kopuş, zaten kırılgan olan siyasi ve askerî dengeleri daha da zorlayabilirdi. Ancak mesele; askerî entegrasyon, yerel yönetim, güvenlik ve siyasi statü gibi diğer tartışmalarla birleştiğinde, yeni bir istikrarsızlık riskini artırabilecek önemli başlıklardan biri hâline gelebilirdi. Bu açıdan bakıldığında masada kalmak, her talebin kabul edilmesi anlamına gelmediği gibi, alınan her kararın nihai çözüm olduğu anlamına da gelmiyor.

Şam’daki görüşmeler ve açık bırakılan kapı

Çeşitli kaynaklardan aldığım bilgilere göre, 24–25 Ağustos tarihlerinde Şam’da yapılan görüşmelerin ana merkezinde Kürtçe, anadilinde eğitim ve Kürtçe’nin statüsü konusu yer alıyordu. Bu kapsamda iki gün içinde Kürtçe ve anadilinde eğitim konusunda üç görüşme gerçekleştirildi. Geçici Şam hükümeti içinde konuya daha olumlu yaklaşan çevreler bulunsa da, merkezi devlet anlayışının son kararlarda belirleyici olduğu görüldü. Sonuçta Kürtçe’nin eğitimde haftada üç saatle sınırlandırıldığı bir düzenleme ortaya çıktı. Özerk Yönetim yetkililerinin Fransa, Suudi Arabistan, ABD, Katar ve Türkiye’den yetkililerle gerçekleştirdiği temaslara rağmen bu sınırın aşılması konusunda bir uzlaşma sağlanamadı. Ancak edinilen bilgilere göre Mazlum Abdi, anadilinde eğitim meselesinin ilerleyen dönemde yeniden görüşülebileceğine dair kapının tamamen kapanmadığını görüşmelerde dile getirdi ve bu mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti. Bu nedenle ortaya çıkan tabloyu “Rojava taleplerinden vazgeçti” biçiminde okumak kolaycı olur. Rojava’nın müzakere masasında kalması, bütün taleplerinden vazgeçtiği anlamına gelmez. Tam tersine, bazı durumlarda masada kalmak, gelecekteki mücadeleyi sürdürebilmenin en önemli koşullarından biridir.

Geri adım mı, stratejik tercih mi?

Burada “geri adım” ile “stratejik tercih” arasındaki farkı görmek gerekiyor. Rojava bütün taleplerini aynı anda elde edemediğinde masadan kalkmak zorunda değildir. Özellikle mesele yalnızca kültürel değil; askerî, idarî ve siyasi sonuçları olan geniş bir entegrasyon sürecinin parçasıyken, tek bir başlık üzerinden bütün süreci riske atmak farklı sonuçlar doğurabilir. Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in karşı karşıya olduğu tabloyu bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Bir tarafta Rojava’da yıllardır oluşturulmuş siyasi, askerî ve toplumsal bir yapı vardı. Diğer tarafta ise yeni Suriye’de değişen siyasi dengeler, merkezi devletin yeniden kurulması yönündeki yaklaşım ve entegrasyon baskısı bulunuyordu. Dolayısıyla mesele yalnızca “Kürtçe konusunda ne kadar taviz verildi?” sorusu değildir. Daha önemli soru şudur: Elde edilen mevcut alan, Rojava’nın gelecekte daha geniş hakları müzakere edebilmesi için nasıl korunacak?

Kürtçe sıradan bir pazarlık maddesi değildir

Rojava açısından Kürtçe, pazarlık masasındaki sıradan maddelerden biri değildir. Kürtçe’nin eğitimde tanınması, geçmişte inkâr edilen bir kimliğin yeni Suriye’de hukuki ve toplumsal olarak kabul edilmesi anlamına gelir. Bu nedenle Kürtçe konusunda alınan her karar, aynı zamanda Suriye’nin nasıl bir ülke olacağının da göstergesidir. Şam’ın temel önceliği ise farklıdır. Merkezi yönetim, ülkenin yeniden tek bir devlet yapısı altında toparlanmasını ve kurumların merkezi sistemle bütünleşmesini istiyor. Rojava yönetimi ise bu bütünleşmenin kendi kimliğinin, dilinin ve eğitim hakkının yeniden inkâr edilmesi pahasına gerçekleşmesini kabul etmiyor. İki taraf arasındaki temel gerilim tam da burada ortaya çıkıyor. Bir tarafta merkezi devlet bütünlüğünü öne çıkaran Şam, diğer tarafta ise bu bütünlük içerisinde kendi kimliğinin ve haklarının güvence altına alınmasını isteyen Rojava bulunuyor. Bu nedenle ortaya çıkan uzlaşmayı ne “Rojava hiçbir şey elde edemedi” diye küçümsemek ne de “sorun çözüldü” diye değerlendirmek doğru olur. Gerçek daha karmaşıktır.

Şam kendi kararının gereğini yerine getirdi mi?

Ocak ayında yayımlanan 13 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Rojava’nın dil ve kültürel hakları konusunda yeni bir dönemin başlayacağı beklentisini yaratmıştı. Ancak 26 Ağustos’ta Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan karar, Şam’ın bu konuda üzerine düşeni henüz tam olarak yerine getirmediğini gösterdi. Kürtçe’nin eğitim sisteminde tanınması önemli bir adımdır. Ancak Kürtçe’yi haftada üç ders saatiyle sınırlamak, Rojava açısından anadilinde eğitim hakkını güvence altına almak anlamına gelmez. Bir dili tanımak başka, o dilde gerçek ve kalıcı bir eğitim hakkı sağlamak başka bir şeydir. 27 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan 2068/943 sayılı genelge ise Kürtçe’nin eğitimdeki statüsüne ilişkin tartışmaya yeni bir boyut ekledi. Genelge ile Kürtçe’nin Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde devlet ve özel okullarda eğitim sistemine dahil edilmesi, ders notunun öğrencilerin genel başarı ortalamasına yansıtılması ve sosyal-kültürel etkinlikler için ek bir saat ayrılması öngörülürken, geçiş sürecinde Sosyal Bilgiler, Tarih, Coğrafya ve Felsefe gibi bazı derslerin Kürtçe veya Arapça okutulmasına imkân tanınması da dikkat çekti. Ancak bu uygulamanın sınırlı ve geçici bir çerçevede ele alınması, Kürtçe’nin henüz tam anlamıyla kalıcı bir eğitim ve öğretim dili olarak güvence altına alındığı anlamına gelmiyor. Asıl mesele, yıllardır Rojava’da oluşturulan Kürtçe müfredatın, öğretmen deneyiminin ve eğitim birikiminin yeni sistem içerisinde ne ölçüde korunacağı ve Kürtçe’ye açılan bu alanın gelecekte gerçek ve kalıcı bir anadilinde eğitim hakkına dönüşüp dönüşmeyeceğidir. Bu nedenle Şam’ın önünde hâlâ açık bir sorumluluk bulunuyor: 13 numaralı kararnamede ortaya konulan yaklaşımı sınırlı düzenlemelerin ötesine taşıyarak, Kürtçe’nin eğitim alanında gerçek ve kalıcı bir hakka dönüşmesini sağlamak.

Öğretmenlerin kaygıları dikkate alınmalı

Bu süreçte eğitim alanından yükselen kaygılar da dikkate alınmalıdır. Rojava’daki öğretmenler ve eğitim çalışanları, Kürtçe’ye haftada üç ders saati ayrılmasının yıllardır oluşturulan anadilinde eğitim deneyimi açısından yetersiz kalabileceğine dikkat çekiyor. Buradaki temel kaygı yalnızca ders saatinin azaltılması değildir. Mesele, yıllar içinde Rojava’da oluşturulan Kürtçe müfredatın, öğretmen deneyiminin ve eğitim birikiminin korunmasıdır. 27 Ağustos Genelgesi’nin ortaya çıkardığı yeni uygulama çerçevesinde de bu soru önemini koruyor. Kürtçe eğitim alanında oluşturulacak yeni müfredat ve öğretmen sisteminin, Rojava’da yıllardır biriken deneyimi dışarıda bırakmadan şekillendirilmesi gerekiyor. Öğretmenlerin karar süreçlerine daha fazla dahil edilmesi ve eğitim politikalarının sahadaki deneyim dikkate alınarak belirlenmesi, sürecin daha sağlıklı ilerlemesi açısından önem taşıyor.

Kazanılan alan korunmalı ama yeterli görülmemeli

Bugün ortaya çıkan tabloyu doğru okumak gerekiyor. Şam’ın Kürtçe’ye eğitim sistemi içerisinde alan açması, geçmişteki inkâr politikalarıyla kıyaslandığında önemli bir değişimdir. 26 Ağustos kararı ve 27 Ağustos 2026 tarihli 2068/943 sayılı genelge, Kürtçe’nin devlet eğitim sistemi içerisinde daha görünür ve kurumsal bir yer edinmesi açısından önemli adımlar olarak değerlendirilebilir. Ancak bu düzenlemelerin hiçbiri, tek başına anadilinde eğitim hakkının tam anlamıyla güvence altına alındığı anlamına gelmiyor. Kürtçe derslerinin niteliği ve kapsamı genişletilmeli, öğretmen yetiştirme sistemi güçlendirilmeli, ders materyalleri geliştirilmeli ve Rojava’da yıllardır oluşmuş Kürtçe eğitim deneyimi korunmalıdır. Daha da önemlisi, Kürtçe’nin geleceği yalnızca merkezi kararlarla belirlenmemelidir. Rojava’daki öğretmenlerin, ailelerin, eğitim kurumlarının ve toplumun bu sürecin aktif tarafları olması gerekir. Çünkü anadilinde eğitim yalnızca Şam’dan talep edilecek bir hak değildir. Rojava toplumunun da sahip çıkması gereken bir değerdir. Kürtçe eğitim veren okullara ailelerin desteği, çocukların anadillerini öğrenmeye teşvik edilmesi ve Kürtçe’nin günlük yaşamda güçlü biçimde kullanılması, bu hakkın toplumsal temelini güçlendirecektir.

Asıl sınav şimdi başlıyor

Eğer taraflar dil konusunda hiçbir ortak zemin bulamasaydı ve bunun üzerine askerî entegrasyon, yerel yönetim ve güvenlik gibi diğer başlıklardaki anlaşmazlıklar da eklenseydi, Suriye’nin yeniden geniş çaplı bir istikrarsızlık dönemine sürüklenme ihtimali küçümsenemezdi. Bu nedenle müzakere masasının korunması önemlidir. Ancak masada kalmak, kazanılan alanlarla yetinmek anlamına gelmemelidir. Tam tersine, müzakere yoluyla kazanılan her hakkı korumak ve onu daha ileri bir hakkın başlangıcı hâline getirmek gerekir. Bugün Rojava açısından yapılması gereken bellidir: Kazanılan alanları korumak, eksikleri açıkça dile getirmek, öğretmenlerin ve eğitim kurumlarının deneyimini karar süreçlerine taşımak ve hiçbir geçici düzenlemeyi nihai sınır olarak görmemek. Çünkü anadilinde eğitim yalnızca bir dilin okulda kullanılması değildir; çocuğun kendisini, tarihini ve kültürünü kendi diliyle öğrenebilmesi, düşüncesini özgürce geliştirebilmesi ve kimliğiyle eğitim arasında bir kopukluk yaşamamasıdır. Bir toplumun anadilinde eğitim hakkını güvence altına almak, yalnızca geçmişteki inkârın izlerini silmek değil, geleceğin daha eşit ve demokratik toplumunu kurmaktır. Rojava’da Kürtçe için verilen mücadele bu nedenle yalnızca bir dilin korunması değil; çocukların kendi anadillerinde öğrenme, düşünme ve geleceklerini kendi dilleriyle kurma hakkını savunma mücadelesidir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Hesekê ve Qamişlo’da 3 saatlik Kürtçe ders kararına tepki

Sonraki Haber

Barış mümkün, ama yol uzun

Sonraki Haber

Barış mümkün, ama yol uzun

SON HABERLER

Suriye’yi anlamak, Ortadoğu’yu öğrenmektir

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ağustos 2026

‘Bolu Dağı’ndaki imgeye ulaşmak’ ve umudun inşası

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ağustos 2026

Barış mümkün, ama yol uzun

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ağustos 2026

Şam’da Kürtçe: Anadil için yeni mücadele dönemi

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ağustos 2026

Hesekê ve Qamişlo’da 3 saatlik Kürtçe ders kararına tepki

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ağustos 2026

Kobanê’de siyasi partilerden Kürtçe eğitim kararı tepkisi: Kabul edilemez

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ağustos 2026

Amedspor taraftarları: Irkçılığa karşı cevabı galibiyetle vereceğiz

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır