1946’dan sonra Kürtler vatandaşlıktan çıkarılarak yabancı ve kayıtsız olmak üzere iki kategoriye ayrıldı. Toprak ile uğraşan (çiftçilik) Kürtler, kimliksiz bırakıldıktan sonra Suriye devlet politikalarından kurtulmuş olmadılar. Suriye Kürtleri kimliksiz bıraktıktan sonra bir de topraksız bırakmak için kolları sıvadı
1946’dan 2012’ye kadar baskıyla tutulan Kürtler 76 yıllık baskıyı bir anda yıkıverdiler. Yaklaşık 15 yıl boyunca da Kürtler Suriye’de kendi bölgeleri ve diğer bölgeler olan Rakka, Dêrazor, Tabqa özelinde hem Baas rejimine hem de DAİŞ’e karşı savundu
2012’de savunma pozisyonunda çok güçlü bir şekilde ayakta duran Kürtler, diğer halklar, inançlar ve kültürlerle birlikte ortak bir yönetim mekanizması kurarak, sağlıktan eğitime, enerjiden, suya, ekonomiye tüm alanlarda topluma hizmet etmek ve bölgenin refahını sağlamak için bir toplumsal yönetim mekanizması kurdu
Doğan Cihan
Son beş gündür Suriye’nin başkenti Şam’da yaşanan gelişmeleri değerlendirdiğimizde, sürecin hâlâ net, anlaşılır ve öngörülebilir bir çerçeveden oldukça uzak olduğu görülüyor. Durup dönüp tarih sayfalarını karıştırmak gerek… Suriye’den son yaşananları anlamak istiyorsak tarihin tozlu sayfalarından tutup bugünlere gelirsek o zaman ortaya anlaşılır bir tablo önünüze çıkacaktır.
“Ortadoğu’ya hakim olmanın yolu Suriye’den geçer” dermiş egemenler. Ben de bunu “Ortadoğu’yu anlamak istiyorsanız durup, Suriye’ye bakın” derim diye kendi gözlemlerimle aktarıyorum.
Ortadoğu’nun bugünkü var olan yüzü ve haritası, 100 yıl önce Ortadoğulu olmayan insanlar ve devletler tarafından cetvellerle milim ve santim hesapları yapılarak, politik ve ekonomik çıkarlar baz alınarak, bugünkü haline getirildi. Bir yüzyıl geçti. Bu yaşanan yüzyılda deyim yerindeyse savaş ve sömürü ile kan dökülerek tüketildi. Bir yüzyılda milyonlarca insanın, yüzlerce toplumun, dilin, kültürün ve inancın; ne düşündüğü nasıl yaşadığı nasıl düşündüğü yok sayılarak kan üzerinden dayatmalarla bir yüzyıl geride bırakıldı. Bu yüzyıl tükendi, sona erdi ve bitti…
Şimdi yeni bir yüzyıl kurmanın çabası ve derdi var. Bu çaba ve derdin sahibi yine Ortadoğu’nun dışından insanlar ve devletlerden oluşuyor fakat buna destek olarak bölgeden önemli bir sermaye ve devletlerin katkısı var. Dile kolay yüzyıl bölgede var ettiğiniz haritalardaki devletler gelişti büyüdü şimdi sizin politikalarınıza ikinci yüzyılın yaratılması evresinde tabi ki destek verecektir. Birinci yüzyılda sonuç alındı ki şimdi ikinci yüzyıl planlanıyor, politikalar belirleniyor ve toplumsal mühendislik yapılıyor.
Topraksız ve kimliksiz Kürtlük
Tüm bu çaba ve dertlerin en yoğun yaşandığı coğrafya veya ülke Suriye oluyor. Suriye’nin kısa bir tarihini birkaç cümle ile özetlemekte fayda var; Osmanlı’nın dağılma sürecine geçmesiyle Suriye Fransızların kontrolüne geçiyor. 1920’lere geldiğimizde Suriye Fransa’nın mandası olarak herkesçe biliniyordu. Fransa, politikaları temelinde 1946 yılında tek devlet, tek dil, tek bayrak özce teklik üzerine ulus devlet görüşünde, Suriye Arap Cumhuriyeti’ni kurdu. Manda yerine teklik üzerine bir cumhuriyete izin verdi. Teklifin ifadesi olan Suriye, tüm halk ve inançların Arap olduğu üzerine kuruldu.
Suriye özelde Kürtlerin yok sayıldığı bir ülke oldu. 1946’dan sonra tam dört yıl sonra 1950 yılında Şam’da siyaset yapan Kürt siyasetçilere baskı başladı. Bu baskının şiddeti Suriye devlet politikasına dönüştürüldü. Bu dönüşüm ile birlikte Suriye’de Kürtlerin vatandaşlıktan çıkarılması için 5 Ekim 1962’de Hesekê vilayetinde özel nüfus sayımı yapıldı. Sayım, 23 Ağustos 1962 tarihli 93 sayılı kararname temelinde gerçekleştirildi ve yalnızca bir gün sürdü. Nüfus sayımı sonrası 1962’de yaklaşık 200 bin Kürt Suriye vatandaşlığından çıkarıldı. Bu sayı, o dönemdeki Suriye Kürt nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sine denk geliyordu. Kürtler vatandaşlıktan çıkarılarak yabancı ve kayıtsız olmak üzere iki kategoriye ayrıldı. Toprak ile uğraşan (çiftçilik) Kürtler, kimliksiz bırakıldıktan sonra Suriye devlet politikalarından kurtulmuş olmadılar. Suriye Kürtleri kimliksiz bıraktıktan sonra bir de topraksız bırakmak için kolları sıvadı.
Suriye’de “Arap Kemeri” (Hizâm al-Arabî) politikası esas olarak 1960’ların ortalarında, özellikle 1965’ten itibaren uygulanmaya başladı. 1965 yılında Kürtlerin yoğun yaşadığı Cizre Bölgesinde başta olmak üzere Efrîn, Kobanê, Girê Spî, Serêkaniyê, Hesekê, Til Koçer, Til Barak, Til Hemis, Til Temir, Dirbisiyê, Qamişlo, Tirbêspiyê, Çil Axa, Girgê Legê ve Dêrik kentlerinde sınır bölgesinde yaklaşık 275 km uzunluğunda ve 10-15 km genişliğinde bir kuşak oluşturulması önerildi. Bununla beraber Kürtlerin topraklarına el konuldu, Suriye’nin çeşitli bölgelerinden Araplar getirilerek Kürt kent ve köylerine yerleştirildi ve Kürtlerin topraklarına çöküldü. 1973 yılına gelindiğinde Baas rejimi döneminde proje daha sistematik biçimde uygulanarak “Arap Kuşağı/Kemeri” olarak bilinen iskân politikası olarak daha katı bir şekilde uygulanmaya geçirildi. Bu politika kapsamında 335 Kürt köyünü ve 150 binden fazla kişiyi etkiledi; bazı Kürtlerin toprakları kamulaştırıldı ve bölgedeki bazı köylerin nüfusu yerinden edildi. Kamulaştırılan arazinin 3 milyon dönümden fazla olduğu belirtiliyor. 1973-1975’te yaklaşık 4 bin Arap ailesi, yaklaşık 40-41 yeni yerleşime yerleştirildi. Politika yalnızca nüfus ve toprakla sınırlı değildi. Kürtçe köy ve kasaba isimleri Arapça olarak değiştirildi.
Suriye’de önce kimliksiz ve ardından da topraksız bırakılan Kürtler, ikinci sınıf muamelelerine dahi tabi tutulmadılar. Bu politikalar Mart 2011 Suriye iç savaşına kadar sürdü. Kürtler deyim yerindeyse 1946’da kurulan Suriye’de bir cenderede tutuldu. Ortadoğu’da başlayan değişim rüzgârı ile Suriye Kürtleri kendilerine biçilen elbiseyi yırtıp attı.
2012 direnişi ve inşanın başlangıcı
19 Temmuz 2012 tarihinde Suriyeli Kürtler Kobanê’de Şam’a karşı ve kendi yönetim ve savunmalarını duyurarak, malumun ilanını dünyaya gerçekleştirdi. Daha sonrası Suriyeli Kürtler çocuğuyla yaşlısıyla genciyle kadınıyla Efrîn’den Hesekê’ye, Derik’e kadar insanlar Baas rejimine karşı sokağa döküldü. Kürtler sokağa çıktığında Baas rejimi çoktan bölgeyi yönetemez duruma gelmişti. 1946’dan 2012’ye kadar baskıyla tutulan Kürtler 76 yıllık baskıyı bir anda yıkıverdiler. Yaklaşık 15 yıl boyunca da Kürtler Suriye’de kendi bölgeleri ve diğer bölgeler olan Rakka, Dêrazor, Tabqa özelinde hem Baas rejimine hem de DAİŞ’e karşı savundu. Bu savunma pozisyonunda çok güçlü bir şekilde ayakta duran Kürtler, diğer halklar, inançlar ve kültürlerle birlikte ortak bir yönetim mekanizması kurarak, sağlıktan eğitime, enerjiden, suya, ekonomiye tüm alanlarda topluma hizmet etmek ve bölgenin refahını sağlamak için bir toplumsal yönetim mekanizması kurdu.
Bu savunma pozisyonu ve toplumsal yönetim mekanizmasıyla Kürtler Suriye’de 15 yıl var oldu. Ortadoğu’da dengelerin sarsılmasıyla ve yeni bir siyasi sürecin başlamasıyla Suriye’de yeni durum ortaya çıktı. 8 Aralık 2024’te Baas rejimi devrilip, yerine İdlib’ten uluslararası anlaşma ve dengelerin gözetilmesiyle Ahmed el Şara liderliğindeki HTŞ koalisyonu Şam’a taşınarak Suriye geçiş dönem hükümeti ve Suriye cumhurbaşkanlığı oluşturularak, 5 yıllık geçiş süresi belirlendi. Bununla beraber Suriye’de yeni bir durum açığa çıkmış oldu. Gelişen kuşatma ve saldırıların ardından Kürtler Suriye’de hayati bir karar alarak, kendilerini Suriye devlet tarihinde ilk defa siyasi ve askeri bir taraf ya da muhatap pozisyonuna taşıyan 29 Ocak anlaşmasını imzaladı. Bu anlaşmayla birlikte Suriyeli Kürtler önemli bir tercih yapmış olup, Yeni Suriye’nin inşasına kendi dili, kültürü, varlığı, siyasi ve askeri anlamda tanınarak katılmanın kapılarını araladı. Bu anlaşma uygulanması askeri ve idari anlamda sona gelmesiyle birlikte Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Abdi 25 Ağustos’ta tarihi açıklamayı yaparak, DSG’nin misyonunu tamamladığını ve savunma pozisyonundan Suriye’nin yeni dönem inşasına katıldıklarını açıkladı. Ve böylelikle yeni dönemin şifrelerini açıklamasıyla bildirmiş oldu.
Mazlum Abdi’nin Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı olmasının en önemli anlamı ise Suriye’de Kürt dosyasının işlerinin ya da meselesinin Kürtlerin tasarrufunda olduğu ve Kürtlere dair kararlarda devlet içerisinde yine bir Kürt tarafından verileceğinin garantisi verilmiş oldu. DSG 4 tugay şeklinde Derik, Qamişlo, Hesekê ve Kobanê tugayları olarak Suriye Savunma Bakanlığına bağlandı. Efrîn tugayının kurulması için çalışmalar devam ediyor. Efrîn tugayı da Efrînlilerden oluşacak. Kent güvenliğini Hesekê Güvenlik Müdürlerine bağlı İç Güvenlik Güçleri sağlıyor. İdari anlamda Özerk Yönetim Daireleri Hesekê Valiliğine bağlı müdürlükler olarak yapılandırılarak, ilgili devlet kurumları ve bakanlıklara bağlandı. Özerk Yönetim çalışanları Suriye devlet çalışanları olarak kayıt altına alındı. Bu çalışmalar henüz devam ediyor.
Kürtçe eğitim dili mekanizması içerisinde yer aldığına ilişkin Suriye Eğitim Bakanlığı kararnamesi yayınlandı. Yeni anayasa yapımına kadar Suriye’de Kürtlerin yaşadığı bölgelerde Arapça vs. İngilizce’nin yanında Kürtçe haftada 3 saat ders olarak görülecek. Bunun yanında sözel dersler de Kürtçe verilecek ve bu durum yapılacak olan sınavlarda da göz önünde bulundurulacak. Bu durum anayasa yapımına kadar geçici bir şekilde olmak üzere eğitim mekanizması olarak işletilecek.
Kürtler önemli ve tarihi bir karar vermiş oldu. Kürtlerin ne zamandan beri Suriye’de yaşadığını araştırırsak herhâlde bin yıllar öncesine bakmamız gerekecek. Kürtler Suriye’de hep vardı ve tarihte de siyasi, askeri, ekonomik anlamda da tarihe geçmiş önemli şahsiyetleri de bünyesinde barındırıyor. Bu anlamıyla ulus devletin kuruluşu ile birlikte Suriye’nin de bu zihniyet ile kurulmasıyla Kürtler dışarıda bırakıldı. Bu yetmedi Suriye’de Kürtler kimliksiz ve topraksız bırakıldı. Bunun üzerine Kürtler bugün Suriye devletinin ikinci yeniden inşa sürecinde kendi varlığının kanıtlaması siyasi ve askeri bir tarafın gücü olarak özgünlüğünü koruyarak Şam’da var oluyor. Bu varlık bir ilki ifade ediyor. Zor ve anlaşılmaması için ciddi bir çaba sarf edilse de tarihe bakıldığında Kürtler için nereden nereye geldiğini anlamlandırmak çok güç görünmüyor olsa gerek.
Yayınlanan kararnamelerle Kürtleri ne bekliyor?
Suriye Kürtleri, 15 yılı aşkın süredir Suriye’nin barış, refah ve istikrarı ile ülkenin savunmasında hayati bir rol oynadı. Bu nedenle bugün yayınlanan kararnamelere kendiliğinden olmuş ya da bir lütufmuş gibi bakmak, süreci eksik okumakla eş değerdir. Kürtler, kendi bölgelerinden genele sirayet eden çok ciddi bir güvenlik, refah ve istikrar çemberi kurdu. Bugün bu çember, Şam’da sonuç alan menzile ulaştı. Suriyeli Kürtler; Baas rejiminin yarattığı enkazla bıraktığı devletin ve toplumun inşasına, adeta deyim yerindeyse yeniden yaratılması sürecine katıldı. Bu kararnameler Kürtlerin ödediği bedeller sayesinde ortaya çıktı ve bugün bu devletin tarihsel olarak eksik kalan Kürt ve demokrasi ayağının tamamlanmasının önünü açtı. Bugün Şara ve yönetiminin merkezi esas alan, Suriye toplumunun bütününe hitap etmeyen yaklaşımında bir kapı aralanmıştır. Bu kararnameler eksik görülebilir ya da kimi çevrelerce yetersiz bulunabilir; ancak bu durum, Suriye’nin içinden geçtiği yeni gerçekliği tam olarak kavramamakla ilgilidir. Özcesi Kürtler, verdikleri bedellerin sonucu olarak bugün inşa edilmek istenen devletin asli bir unsuru haline geliyor.
Yeni dönemin ilk işi: Yeni Anayasa
Suriye Geçici Hükümetinin Şam’da ilan edilmesiyle birlikte Suriye, yeni döneme hazırlanmak için 5 yıllık bir süre belirledi. Bugün itibarıyla Suriye, 1 yıl 10 aydır geçiş dönemi içerisinde yaşıyor. Yeni bir Suriye kuruluyor ve “Nasıl bir Suriye” sorusunun cevabı ise önümüzdeki günlerde hazırlanması gündeme gelecek olan Yeni Anayasa oluyor. Suriye yeni bir döneme girdi; silahların yerini siyaset aldı. Kürtler, verdikleri bedellerin ardından devletin inşasında siyasi olarak kurucu asli unsur olarak yer aldı. Şimdi bu varlığı hukuki olarak geleceğe taşımanın ve hukukla taçlandırmanın zamanı. Suriye’nin ayakta kalmasının temeli, yeni anayasada Kürtlerin dilini, Kürt halkının siyasi, kültürel ve ulusal haklarını kabul etmesiyle mümkün olacaktır. Yayınlanan kararnameler ile Kürtler bu sürecin bir parçası oldu; yeni anayasada bu hakların yer alması için tüm alanlarda mücadele edileceğine dikkat çekiliyor.








