• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
13 Mayıs 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Şam’ın Kürtlere ve Kürtçe’ye olan düşmanlığı

12 Mayıs 2026 Salı - 00:00
Kategori: Editörün Seçtikleri, Forum

15 Mayıs Kürt Dili Bayramı Günü yaklaşırken, insanlık tarihinin en eski halklarından olan Kürt halkının dil mücadelesine, bugün Rojava’da BAAS’çı, şeriatçı, tekçi ve dışlayıcı ideolojiye karşı gençlik, kadın ve tüm herkes tarafından sahip çıkılıyor. Kürt dili, Kürtlerin ulusal varoluş ve demokratik özgür yaşamının temel kaynağıdır

Özgür Avzem

Özerk Yönetim ve Şam geçici hükümeti arasında imzalanan 29 Ocak mutabakatı 4’üncü ayına girerken, bu süreç inişli-çıkışlı, pozitif-negatif ve kriz-kaos dalgalanmalarıyla devam ediyor. Şam tarafı, Suriye ve Rojava’daki süreci Ankara endeksli yürütüp, beklenen adımları atmakta imtina ediyor ya da sürece kontrollü yaklaşıyor. Dolayısıyla süreçte bir duraksama var. Bu durum bölge halkını endişelendirirken, tekrardan bir iç savaşın patlak verme ihtimalini düşündürücü kılıyor. Bir yığın soru işaretleri var. Ve her an her şey olabilir görüntüsü çok net görülüyor. Çünkü saha, provokasyon ve çatışma zeminine müsaittir.

Nitekim, anlaşma çerçevesinde idari, askeri ve siyasi entegrasyon süreçlerinin tamamlanması beklenilirken, Haseke’de Kürtçe yazılı tabelaların Şam hükümeti tarafından kaldırılması, bölgede yeni bir krize yol açtı. Kamu kurumları yeniden faaliyete geçirilirken, Şam, Kürtlerin en hassas çizgisi olan Kürtçe diline dönük sömürgeci saldırılar başlattı. Haseke’de tabela gerilimi devam ederken, Kürt dilini tahammül edemeyen faşizan anlayış, Esad rejimini aşan uygulamalarını devreye koymuş durumda.

Şam başından beri, üzerinde konsensüs sağlanan anlaşma maddelerinin dışında hareket ediyor. Haseke’de olduğu gibi, Kobanê şehir merkezi ve merkeze bağlı ilçelerin, köylerin ve beldelerin Kürtçe olan isimlerini Arapça’ya dönüştürme girişimleri var. On yıllardır isimleri Kürtçe olarak bilinen köy ve şehir hem yerleşim yerinden hem de harita üzerinden değiştirme planı devrede. Özellikle Kobanê isminin “Ayn el Ereb” olması için, Şam’ın çaba ve girişimleri var. Tabi, Kobanê halkı destansı direnişlerine bir yenisini katıp, bu kararı yok hükmünde sayarak, boşa çıkarıyor. Burada da şunu net bir şekilde görüyoruz ki, Kürt diline ve Kürtçe’ye olan tahammülsüzlük, var olan süreci tıkatan etkenlerden bir tanesidir.

Yine, Kürtlerin bir aradalığını kabul etmeyen politikaları mevcut. Biliniyor ki, geçen yılın 26 Nisan’ında gerçekleştirilen Ulusal Birlik konferansı Şam hükümeti tarafından ret edilmişti. Dolayısıyla, Kürtler arası birliğe karşı faşizan bir zihniyet var. Kürt heyetinin aylardır Şam ile görüşme gerçekleştirme planı olurken, Şam hükümeti, Kürt birliğini tanımadığı gibi, Kürt heyetini de kabul etmedi. Yani, inkâr her yönüyle devam ediyor.

Yıllarca BAAS rejiminin, Kürtleri hem varlık hem de dilsel olarak yok sayan politikası, bugün Ahmed el Şara öncülüğündeki Şam geçici hükümeti tarafından güncelleniyor. Hatırlanacağı üzere, Ahmed el Şara tarafından Kürt dilinin tanınması ve Newroz’un resmî tatil edilmesine ilişkin 13 numaralı bir karar çıkarılmıştı. Ve bu karar çerçevesinde kamu kurumlarında ortak yönetim sistemi kurulacaktı. Diğer yandan Özerk Yönetim’in bünyesinde olan kurumların olduğu gibi tanındığını ve belgesinin resmi olarak Şara tarafından kabul edildiği de Özerk Yönetim Dış İlişkiler Eş Başkanı İlham Ehmed tarafından açıklanmıştı. PYD ise, tabelalarda Kürtçe’ye yer verilmemesinin Suriye’nin egemenliğini zayıflatmayacağını, aksine bu egemenliği gerçek anlamda güçlendireceğini, Kürtçenin sadece ulusal bir değer olarak değil, Suriye’nin resmi dillerinden biri olarak tanınmasının stratejik bir adım olacağını ifade etmişti.

Ancak Şam hem Haseke hem de Qamişlo’da, özellikle yargı kurumlarını tekeline alıp, Özerk Yönetim’le ortak müştereği kabul etmemekte ısrarlı. Haseke, Qamişlo ve Derik’te bulunan yargı kurumları ve cezaevlerinin tamamen kendilerine devredilmesini isteyen Şam geçici hükümeti, Özerk Yönetim’e bağlı kurumların özünü boşaltma ve bölgedeki etkisini zayıflatmayı hedeflemektedir. Şam, yapılan görüşmelerde Özerk Yönetim’in özgünlüğünü olduğu gibi resmi olarak kabul etse bile, sahada bir karşılığı görülmediği gibi, kerhen bir pozisyon yürütüyor. Hal böyleyken, Şara, karar altına aldığı resmi kararnameyi ihlal edip, 29 Ocak Anlaşması’nın gerekli maddelerinin dışına çıkıyor. Günlerdir sokaklara çıkıp Adalet Sarayı önünde eylemlerini sürdüren Kürtler, dillerinin yok sayılmasını ve tabelaların tek dilli olmasını kabul etmiyor. Kürtçe diline yapılan bu faşizan uygulama, Rojava halkının direniş duvarına çarpıyor ve tek dilli politikaya geçit verilmiyor. Şam’ın bu tekçi ve faşizan uygulaması, bölgede tekrardan yeni bir Kürt-Arap düşmanlığını körükleyen düzeydedir.

Kürtlerin ulusal diline ve kimliğine dönük saldırılar elbette yeni değil. Çok açık ki; Şam’ın entegrasyon süreciyle bağdaşmayan yaklaşımları var. Bunun yanında Kürtlerin dil, kimlik ve kültürüne yaptığı asimilasyon politikaları, BAAS rejiminin Kürtlere dönük yıllarca uyguladığı kimliksizleştirme politikalarını gözler önüne seriyor.

Şöyle bir tarihe gidelim. BAAS Rejiminin kuruluşuyla birlikte, özellikle 1962 sonrası yürüttüğü politika, Kürt halkının varlığının ve kimliğinin yok edilmesine dönüktü. 1960’lı yıllarda, Suriye Güvenlik Güçleri sorumlularından olan Mihemed Talip Bilal, rejime bir proje sunmuştu. Bu proje, Türk devletinin Şark Islahat Planı’ndan esinlenmişti. Bu projede şunlar yazılıydı; “Bu bölgelerde Arap halkı dışında kendilerine Kürt’üm diyenler var ve bölgeyi Kürdistan’ın bir parçası olarak tanımlıyorlar. Bundan dolayı, Türkiye ve Irak’ta yaşayan ve kendilerini Kürt olarak tanımlayan kişilerle bağlarını koparmak, aynı zamanda bu bölgede yaşayan kişileri de Kürt olarak tanımlamamak, yerine Suriyeli Araplar olarak tanımlanması önerisinde bulunuyorum. Eğer kendine Kürt’üm diyenlerin varlığı Kürt olarak tanımlanacaksa, yabancı olarak adlandırılması, Kürt halkından Suriye vatandaşlığının alınması yönünde ikinci önerimdir.”

Mihemed Talip Bilal’in bu önerilerin ardından, 1962’de gerçekleşen nüfus sayımında Kürtlerin adları kayıt altına alınmazken, Kürt diline dönük de sansür ve gayri resmi politikalar yürütülerek, yıllar boyu Kürtçe resmi bir dil olarak kabul görmedi.

Aradan on yıllar geçti, BAAS rejiminin 61 yıllık kanlı iktidarı sona erdi. Ama rejimin Kürtler üzerinde yürüttüğü uygulamaların aynısını bugün, geçici Şam hükümeti devam ettiriyor. BAAS partisi bir fikirdi. Ve Ehmed el Şara öncülüğündeki geçici hükümet, BAAS partisini fiziki olarak yok etmişti. Ama rejimin fikri ve yönetmeliği halen, Ehmed el Şara ve hükümetinde olduğu gibi duruyor. Mesela, işgal edilen Efrîn’deki Adalet Sarayı binasında, Serêkaniyê’deki Nüfus Müdürlüğü binasında, Cerablus ve Bab’taki merkezi hastane kurumlarında Arapça ve Türkçe tabelaları asılı. Şam geçici hükümeti, resmî kurumlarda Arapça dışında bir dilin yazılmasını kanunlara aykırı olduğunu iddia ederken, işgal edilen bölgelerde aynı kurumlarda asılı tabelaların üzerinde Türkçe yazılara müsamaha gösteriyor.

Rejimin dışlayıcı ideolojisi ve sömürgeci kuralları devam ediyor. Kürt dilinin, dışlayıcı ideoloji tarafından tanınmaması, onun varlığının yok edilmesi anlamına gelir ki, bu uygulamaya karşı çıkan her insanın eylemi, meşru bir eylem olarak görülmektedir.

Bir kez daha hatırlatmakta yarar var. Efrîn, Kobanê, Serêkaniyê, Qamişlo, Dêrik, Amudê, Dirbesiyê, Tirbespiyê, Girkêlegê.. Buralar Kürt bölgeleridir. Ve buralarda çoklu dillerin ve farklı dinlerin yaşamı hüküm sürüyor. Kürt, Arap, Süryani, Asuri, Ermeni, Hristiyan, Alevi ve tüm farklılıkların kendi dil, kimlik ve kültürleriyle yaşadığı ve yaşayacağı bölgelerdir.

15 Mayıs Kürt Dili Bayramı Günü yaklaşırken, insanlık tarihinin en eski halklarından olan Kürt halkının dil mücadelesine, bugün Rojava’da BAAS’çı, şeriatçı, tekçi ve dışlayıcı ideolojiye karşı gençlik, kadın ve tüm herkes tarafından sahip çıkılıyor. Kürt dili, Kürtlerin ulusal varoluş ve demokratik özgür yaşamının temel kaynağıdır.

Sona gelirken, Haseke’de tabela gerilimi esnasında konuşan Rojava Devrimci Gençlik üyelerinden bir genç, “Kürtçenin her harfi şehitlerin kanıyla yazıldı. 15 bin şehit verdik, dilimizi Şam’a teslim etmeyiz. Kürtçe’ye el uzatan Kürtlerin varlığına el uzatmış demektir” demişti. Günlerdir sokaklarda direnen Rojava halkı, şehitlerine sahip çıktığı gibi, Kürt kimliğine de sahip çıkıyor. Çünkü şehit ve dil kavramları, devrimin mayalandığı Rojava topraklarında birbiriyle anlam kazanmış, Kürtler için kutsal bir hale gelmiştir. Bundan dolayı Rojava halkı, dil üzerinden bir ulusun acısını hissediyor. Rojava’da hemen hemen her gün cenaze merasimleri oluyor. Toprağa düşen şehitler, dil ve kimlik uğruna mücadele edip, kendi çığlıklarının sesini duyulmasına umut bağlamıştı. Ve bu çığlığı, Rojava halkı dil mücadelesi vererek herkese duyuruyor.  Acıların güce dönüştürüldüğü zamanlarda, bu çığlık güzel bir ruh ve umutla temsil edilmeye devam ediyor.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Organizasyon başarılı, yayınevleri memnun, Kürtçeye ilgi az

Sonraki Haber

ABD-İran hattında yeniden savaş ihtimali konuşuluyor

Sonraki Haber

ABD-İran hattında yeniden savaş ihtimali konuşuluyor

SON HABERLER

Yaşamı Kurdîleştirmek

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Forumda ‘barışın hukuki zemini’ tartışıldı: Pozitif barış Kürt meselesinin çözümüdür

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Siyasi irade tanınacak mı?

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Satılmadık yer, deşilmedik dağ kalmadı!

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Bahçeli’nin dediklerini Erdoğan dinliyor mu?

Yazar: Yeni Yaşam
12 Mayıs 2026

‘Bakur’ belgeseli görüntü yönetmeni Koray Kesik’e hapis cezası

Yazar: Yeni Yaşam
12 Mayıs 2026

Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’nda Ma Music konseri

Yazar: Yeni Yaşam
12 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır