Yeniden kuruluşunu ilan eden Koma Berxwedan kurucularından Sanatçı Seyîdxan, ‘Kültür ve sanat değerlerini kuruluş döneminin ruhuna uygun biçimde koruyacak. Sanatı ve sanatsal eserleri çarpıtan, tersyüz eden tüm anlayış ve yaklaşımlara karşı tavır alacak ve mücadele edecektir’ dedi
1980’li yılların başında kurulan ve bir süre sonra üyeleri dağılan Koma Berxwedan yıllar sonra tekrar bir araya geldi. 4 Nisan’da yeniden kuruluşunu ilan eden Koma Berxwedan, yalnızca bir müzik grubunun sahnelere dönüşünü değil, aynı zamanda Kürt sanatında kolektif üretim geleneğinin ve komünal örgütlenme anlayışının yeniden güçlenmesi olarak ifade ediliyor. Kürt Özgürlük Hareketi’nin kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olan Koma Berxwedan, yıllar boyunca sanatı toplumsal direnişin, kimlik mücadelesinin ve ortak yaşam kültürünün bir parçası olarak ele aldı.
Grupta Seyîdxan, Xelîl Xemgîn, Hozan Şemdîn, Hozan Aydin, Gulistan Musa, Kawa gibi isimler yer alıyor. Grubun kuruluş sürecinde yer alan sanatçılardan Seyîdxan, hem Koma Berxwedan’ın yeniden yapılanmasını hem de sanat komünlerinin günümüzdeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Koma Berxwedan’ın yeniden kuruluşuyla birlikte tarihsel misyonunu yeniden üstlenmesi gerektiğini vurgulayan sanatçı Seyîdxan, grubun geçmişten devraldığı birikim ve sorumluluğa dikkat çekti.
‘Tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıya’

Seyîdxan, “Koma Berxwedan’ın önümüzdeki süreçlerde yeniden yaratıcı ve direnişçi rolünü üstlenebilmesi için tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıya olduğu açıktır. Grubun her bir üyesi, yeniden kuruluş dönemindeki ruh ve heyecanla hareket ederek bundan sonra da öncü görevini yerine getirmesi gerektiğine inanmaktadır. Bugün kültür ve sanat alanındaki kazanımlardan söz ediliyorsa, Koma Berxwedan’ın rolü ve emeği yakından görülmelidir. Koma Berxwedan, en zor ve imkânların en sınırlı olduğu koşullarda, özgürlük mücadelesinden aldığı ilhamla kültür ve sanat alanını inşa etme görevini omuzlamıştır. Planlı ve örgütlü çalışmaları sonucunda yüzlerce genç kadın ve erkeği sanat faaliyetlerine teşvik etmiştir” diye belirtti.
‘Amacı mücadelenin parçası olmaktı’
Seyîdxan, Koma Berxwedan’ın yalnızca kültür ve sanatı geliştiren bir yapı olmadığını, aynı zamanda egemen güçlerin kültürel ve sanatsal yok etme politikalarına karşı bir mücadele hattı oluşturduğunu söyledi. Grubun geçmişten bugüne bu çizgiyi sürdürdüğünü belirten Seyîdxan, “Grubun temel görevi kültür ve sanatı geliştirmek olduğu kadar, egemen güçlerin kültürel ve sanatsal yok etme politikalarına karşı mücadelenin de bir parçası olmaktı. Bu nedenle geçmişte olduğu gibi bugün de buna önem vermektedir. Çalışmaları ve duruşuyla; ölçüsüz popülizm, sanatsal değerlerin yozlaştırılması, postmodernizm, kapitalist modern yaşam tarzı, ‘sanat sanat içindir’ anlayışı, sanat ve siyasetin birbirinden ayrı olduğu düşüncesi, bireycilik ve amaçsız çıkarcı yaklaşımlar gibi olumsuz eğilimlere karşı mücadele etmiştir. Bugün Kürt sanatına sunulan hizmet düzeyi sorulursa, elbette Kürtlerin bugünkü durumu kırk yıl öncesiyle aynı değildir. Mücadelelerinin düzeyi de kırk yıl önceki düzeyde değildir. Kürt halkının talepleri ve beklentileri de geçmiş yıllara göre daha güçlüdür. Buna rağmen sanat alanı, genel olarak bu gelişmelere yeterli düzeyde cevap verememiştir. Öte yandan kültür ve sanat alanı toplum için bilim, düşünce, ideoloji, eğitim ve yenilik alanıdır. Bu temel kavramlar olmadan kültür ve sanat alanının örgütlenmesi mümkün değildir” diye kaydetti.
‘Yeniden gerçek konumunda inşa etme kararı alınmıştır’
Seyîdxan, grubun geçmişten gelen eksiklik ve yetersizliklerini gidermek amacıyla kurucu üyelerin yeniden bir araya geldiğini belirterek, bu süreçte Kürt müziğinin ve sanatçılarının mevcut durumunun kapsamlı biçimde ele aldığını söyledi. Seyîdxan, “Koma Berxwedan’ın hak ettiği yere ulaşması, halkımızın ve onun mücadelesinin sesi olması ve geçmişte yerine getirilemeyen görevlerin, kuruluş ruhuna uygun sanatsal bir duruş ve üretken bir çalışma anlayışıyla yerine getirilmesi hedeflenmiştir. Bu nedenle Koma Berxwedan’ı yeniden gerçek konumunda inşa etme kararı alınmıştır. Bizler, grubun üyeleri olarak, önümüzdeki süreçlerde yaratıcı ve direnişçi rolümüzü yerine getirmeye ve halkımıza karşı tarihsel sorumluluğumuzun gereklerini yerine getirmeye kararlıyız” diye konuştu.
‘Kendilerini yozlaşma piyasasından uzak tutmalıdırlar’
Seyîdxan, genç müzisyenler ve sanatçıların içinde bulundukları dönemin koşullarını doğru okumaları gerektiğini belirterek, kapitalist modernite ve endüstriyel kültürün sanat üzerindeki etkilerine karşı bilinçli bir duruşun önemine dikkat çekti. Seyîdxan, “Her şeyden önce, genç müzisyenlerin ve sanatçıların kapitalist modernitenin hüküm sürdüğü bu dönemde, endüstriyalizm tarafından üretilen sanat ve müziğe karşı bilinçli olmaları gerekir. Emeğin önünü kesen egemen sistemin araçlarının peşine takılmamalıdırlar. Ayrıca dijitalizm ile toplumsal sanat arasındaki farkı iyi kavramalı ve kendilerini yozlaşma piyasasından uzak tutmalıdırlar. Dijitalizm ile toplumsal sanat arasındaki temel fark, dayandıkları anlayış ve yönelimlerde ortaya çıkar. Dijitalizm; teknik araçlara ve üretim medyasına dayanır. Duygu ve emeğin ötesinde, mekanik seslerle şekillenir, gerçeklikten uzaklaşır. Dijitalizmin ürünleri bazı çevrelere çekici gelebilir, ancak gerçekte durum böyle değildir. Dijitalizm teknolojik araçlarla biçimlendirilir ve tüketim aracına dönüşür” ifadelerini kullandı
‘Kuşaklar arasındaki bağları güçlendirir’
Seyîdxan, sanatın yalnızca estetik bir üretim değil, aynı zamanda toplumsal değişimi tetikleyen bir araç olduğunu ifade etti. Bu yönüyle sanatın insanları bir araya getiren bir nitelik taşıdığını aktaran Seyîdxan, “Buna karşılık doğal sanat ve müzik, toplumsal işlev ve misyona dayanır. İnsanları bir araya getiren kolektif bir süreçtir. İnsan emeği ve düşüncesiyle yaratılan sanat ve müzik, toplumsal yaşam için değişimi harekete geçirir. Empatiyi kolaylaştırır, eleştirel düşünceyi teşvik eder ve farklı kültürler arasında köprü kuran toplumsal ve evrensel bir dil oluşturur. Ayrıca toplumsal hafızayı ve kimliği koruyarak kuşaklar arasındaki bağları güçlendirir. İnsan ürünü olan toplumsal sanat, insanları mevcut durumu sorgulamaya ve farklı bakış açıları geliştirmeye teşvik eder” diye konuştu.
‘Tüm üyelerimizde heyecan yarattı’
Sanatçı Seyîdxan, “sanat toplum içindir” anlayışının Koma Berxwedan’ın üretim çizgisinde temel bir yer tuttuğunu belirterek, sanatın yalnızca bireysel duygu ve düşünceleri ifade eden bir alan olmadığını kaydetti. Aynı zamanda toplumsal dönüşüme katkı sunan bir araç olarak görülmesi gerektiğini belirten Seyîdxan, “Sanat toplum içindir’ anlayışını benimseyen sanatçılar, sanatlarını toplumun ihtiyaç ve umutlarına cevap vermek amacıyla üretirler. Bu sanatçılar, sanatın amacının yalnızca duygu ve düşünceleri ifade etmekten ibaret olmadığına inanırlar; aksine sanatı toplumu eğitmenin, değişimi sağlamanın ve belirli bir mesajı iletmenin aracı olarak görürler. Halk arasında söylenen bir söz vardır; ‘Yaşın sınırı ne olursa olsun, insanın içinde istek varsa üretmeye devam eder ve amacına ulaşabilir.’ Evet, grubumuzdaki her bir üyenin yaşı ilerlemiştir. Ancak duygularımız, düşüncelerimiz ve inancımız gençtir. Bu nedenle Koma Berxwedan’ın yeniden inşası yönündeki tutum, tüm üyelerimizde büyük bir heyecan yaratmıştır” diye belirtti.
‘Koma Berxwedan mücadele edecek’
Koma Berxwedan’ın Kürt halkının mücadelesi içinde doğmuş önemli bir kültür-sanat kurumu olduğunu ifade eden Seyîdxan, devamla şunları kaydetti:
“Bizi yeniden yapılanmaya yönelten en önemli nokta şudur; Koma Berxwedan, Kürt halkının mücadelesinin bir kazanımıdır. Aynı zamanda temelleri Şehîd Sefkan, Şehîd Mizgîn ve Şehîd Çiya tarafından atılan; yüzlerce sanatçının yetişmesine öncülük eden ve bugüne kadar yaşatılan bir kurumdur. Bu, bize emanet edilmiş bir değerdir. Bu kadar büyük ve değerli miras karşısında sessiz ve tepkisiz kalmamız mümkün değildir. Yeniden yapılanma kararımızın temel motivasyonu da bu gerçeklik olmuştur. Koma Berxwedan bundan sonra da sanatçıların kurumu ve sanatsal üretimin merkezi olarak faaliyet yürütecek. Kültür ve sanat değerlerini kuruluş döneminin ruhuna uygun biçimde koruyacak. Sanatı ve sanatsal eserleri çarpıtan, tersyüz eden tüm anlayış ve yaklaşımlara karşı tavır alacak ve mücadele edecektir” diye konuştu.
Haber: Zeynep Durgut \ MA









