• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
21 Ekim 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Sınıf savaşlarının dönüşü…-Foti Benlisoy

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
27 Mayıs 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Devletin en tepesinde toplumsal sınıfların, hatta bizzat sınıf mücadelesinin aniden hatırlanıvermesine ne demeli? Erdoğan durduk yere neden “toplumu yaptığı işlere göre sınıflara bölmek, bunların çatışmalarından sonuçlar çıkarmak, oradan ideolojik kuramlara sıçramak gibi hususların bizim dünyamızda, bizim kültürümüzde yeri yoktur” desin ki? Sınıf mücadelesinin “yerli ve milli” sayılmadığı ve sayılamayacağını hatırlatmak ihtiyacını niçin duysun ki? “Eğer bir fabrikada patron ve işçiler aynı iftar sofrasında buluşuyor, camide aynı safta namaza duruyor, mezarlıkta aynı sırada yatıyorlarsa ahlaken orada sınıf ayrımı olmaz, olamaz” sözleriyle “imtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitle” olduğumuzu hatırlatmasına ne gerek var?

Kriz, şefçi rejimi “sınıfla imtihan ediyor” olmasa kimse “toplumu sınıflara bölmekten” de “oradan ideolojik kuramlara sıçramaktan” da bahsedecek değil elbette. Oysa mevcut rejim bir değil tam iki cephede sınıfsal birer meydan okumayla karşı karşıyadır ve bu nedenle de (eskilerin deyimiyle) “mübareze-i sınıf”ın milli bünyeye zararlarını anımsatmanın tam zamanıdır.

Şefçi rejim her şeyden evvel hâkim sınıfın bir bölümünün ekonomi yönetiminin depolitizasyonu, yani siyasetten arındırılması yönündeki basıncıyla karşı karşıyadır. “Yukarıdan” açılmış bu sınıf cephesinin bildiğimiz manada demokrasi talebiyle ilgisi yoktur; aman ikisi birbirine karıştırılmasın. Zamanında Hayek’in açık yüreklilikle itiraf ettiği üzere sermayenin “liberal bir diktatörlükle” ya da “liberal biçimde yöneten bir diktatörlükle” sorunu yoktur. Sorun “liberal olmayan” ya da “liberal biçimde yönetmeyen” rejimlerdir.

Türkiye’de şefçi rejimin ekonomi yönetimini aşırı siyasallaştırması, gündelik siyasal çıkarlarına tabi kılması, onun “liberal olmayan” bir istikamette yönetiyor olduğu izlenimine yol açmaktadır. “Yukarıdan” açılan sınıf cephesinin esbab-ı mucibesi budur. TÜSİAD’dan gelen “serbest piyasa ekonomisinden vazgeçildiği veya yeni bir model arayışı içinde olunduğu yönünde izlenimlere izin vermemeliyiz” ikazı boşuna yapılmamıştır.

Sermaye sınıfı, istikrarsızlaşan uluslararası ortamda kolektif çıkarlarını savunacak, içeride gündeme gelebilecek tehditleri bertaraf edip düzen ve istikrarı sağlayacak bir “güçlü-otoriter devlet” istemektedir. Ancak bu “güçlü” devlet aygıtının “aşırı özerkleşerek” kendi siyasal etki ve konumunu tehlikeye atmasından da çekinmektedir. Yani sermaye için sorun güçlü devlet değil, güçlü devletin sermayenin belli kesimlerinin siyasal müdahale kapasitesinin altını oyması, hatta sermaye birikim sürecini belli sermaye fraksiyonları lehine belirleyen bir el koyma aracına dönüşme istidadı göstermesi, yürütmedeki özerkleşmenin “kabul edilebilir” sınırları aşması ihtimalidir.

Bu cephede illa “ölüm kalım” savaşı verilecek diye bir kural yok elbette. Buradaki “yatay” sınıf mücadelesini, bir güç pazarlığı olarak düşünmek daha doğru. Kriz yönetimindeki krizi çözecek, sermaye birikim sürecinin işleyiş koşullarını hâkim sınıfın tüm bölümleri nezdinde garanti edecek bir uzlaşma pekâlâ mümkündür. Ekonomi yönetiminin siyasetten arındırarak mevcut rejimin kimi aşırılıklarını törpüleyecek bir uzlaşı olmayacak şey değildir.

Milyonlarca insan için “hayat memat” meselesi olan sınıf mücadelesi cephesiyse henüz daha açılmamıştır ama “aşağıdaki” homurdanmaların gürültüsü şimdiden yukarıdakileri rahatsız eder hale gelmektedir. Erdoğan’ın “besliyoruz ama…” diyerek adeta nankörlükle itham ettiği kalabalıkların itirazları giderek daha görünür olmaktadır. “Asrın liderinin” sokak ortasında “işsiziz” diyen kadın karşısındaki hali iktidar açısından hayra alamet değildir. Bu şimdilik edilgen “kadir kıymet bilmezliğin” aktif bir tepkiye dönüşmesi olasılığı birilerinin uykularını kaçırıyor olmalı. Haliyle sınıf mücadelesinin hatırlanması boşuna değildir.

Olağanüstü tipte bir rejimin tesisine imkân veren şefçi moment bir kurumlar bunalımı olarak tezahür etse de esas olarak sınıflar arası güç ilişkilerinde belli bir konjonktürün eseriydi. Ekonomik buhran bu konjonktürü dağıtmaktadır. Sınıf korkusunun nedeni budur…

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Uçum kim gibi?

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

Erdoğan’ın, adının önünde bir sürü sıfat bulunduran memuru Mehmet Uçum’un 17 Ekim’de Anadolu Ajansı tarafından servis edilen mütalaası ve onu...

Dünyada seçim mevsimi

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

Avrupa ufkunda, özellikle de Fransa ve İtalya’da yüzyıllar sonra yeniden beliren “ihtilal” hayaleti dünya kamuoyunu büyülerken üç önemli ülkede önümüzdeki...

Modernin iflası ve ahlaki çürüme

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

Modernizm, insanlığa büyük vaatlerle geldi: Teknolojik kolaylıklar, bilgiye saniyeler içinde erişim ve  benzer imkanlar. Ancak madalyonun öbür yüzünde bu parlak...

İsyan, yağma, Fransa

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

Şenlikli Fransa sokakları. Otorite ve zenginlik simgeleri, isyandan nasibini alıyor. Ulusötesi market tekelleri, çok iyi çalışıyor bugünlerde, asgari ücretli kasiyerleri...

Uçum’a tavsiye: Akdoğan’ın akıbetine bak

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

Uçum adı üstünde bir devlet memuru. Her geçen gün daha fazla anlaşılıyor ki, o Önder Apo’nun değerlendirdiği üzere, norm devletin...

Adrese teslim edilen bir kedi operasyonu

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

Sabır taşı çatlarsa kıyamet kopar. Sabır taşı ne zaman çatlar? “Öcalan’a özgürlük yok, statü yok, hatta umut hakkı bile yok,...

Sonraki Haber

En kötüsüyle tarihe geçtik-Özge Yurttaş

SON HABERLER

Uçum kim gibi?

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

Licê Katliamı’nın 33. yılı: Yüzleşme barışa katkı sunabilir

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

Kürt şiirinin melodik ve isyankâr sesi: Cegerxwîn

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

Dünyada seçim mevsimi

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

TPAO eliyle Likya coğrafyası yok edilecek

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

İnşa, insanın kendisiyle hesaplaşmasıdır

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

Modernin iflası ve ahlaki çürüme

Yazar: Yeni Yaşam
21 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır