• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
13 Mayıs 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Ekoloji

Su kurnazları 5-6 Mayıs’ta İstanbul’da!

5 Mayıs 2026 Salı - 00:00
Kategori: Ekoloji, Manşet

Sermayenin su üzerindeki tahakkümünü hedefleyen Dünya Su Konseyi’nin Suudi Arabistan’da yapacağı su forumuna İstanbul’da hazırlık forumu 5-6 Mayıs’ta. Yaşamın en önemli bileşeni olan su, şirketlerin malı haline getirilirken, halklar ve doğa susuzluğa mahkum

K. Bülent Ongun

Tarım ve Orman Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı işbirliğinde, Devlet Su İşleri (DSİ) ve SUEN (Türkiye Su Enstitüsü) koordinasyonunda 5 – 6 Mayıs’ta İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilecek forumun teması, “Su Dirençliliğini Güçlendirmek: İnovasyondan Eyleme” olarak belirlendi. Küresel, bölgesel ve ulusal sorunlara çözüm üretilmesi ve işbirliğinin teşvik ile “Dirençlilik için Su Diyaloğu”, “İklim Dirençli Su Yönetimi için Finansman Mobilizasyonu ve İnovasyon”, “Tek Su, Tek Sağlık: Entegre Risk Yönetimi” ve “Su-Enerji-Gıda-Ekosistem Bağıntısını İleriye Taşımak” başlıklı dört alt tema yer alıyor.

Dünya su forumuna hazırlık

Türkiye Su Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Lütfi Akca, Dünya Su Konseyi’nin 1996 yılında kurulmasıyla su sorunlarının uluslararası ölçekte ele alınmasına yönelik çalışmalar yapıldığını ve Konsey tarafından 1997’de başlatılan Dünya Su Forumları ile ortak çözümler geliştirilmesinin hedeflendiğini açıkladı. Türkiye’de 2009’da düzenlenen 5. Dünya Su Forumu’nun en başarılı ve katılım oranı en yüksek forumlar arasında yer aldığını ifade eden Akca, 5. İstanbul Uluslararası Su Forumu ile Birleşmiş Milletler Su Kongresi ve gelecek yıl düzenlenecek Dünya Su Forumu’na girdi sağlanmasının amaçlandığını belirtti.

Hedef suyu pazarlamak mı?

Akça, 2027’de Suudi Arabistan’da yapılacak Dünya Su Forumu’ndan bir yıl önce İstanbul’da bir araya gelineceği, 75’i yabancı olmak üzere 130’dan fazla konuşmacının katılacağı, bunlar arasında Birleşmiş Milletler Özel Su Temsilcisi ve Dünya Su Konseyi Başkanı’nın da bulunacağını söyledi. Akca, Türkiye’nin su alanındaki sesinin Birleşik Arap Emirlikleri’nde yapılacak olan Birleşmiş Milletler Su Konferansı’na ve gelecek yıl yapılacak uluslararası toplantılara daha güçlü yansıtılmasının hedeflendiğini ifade etti. Su ekseninde uluslararası politikaların 5. İstanbul Uluslararası Su Forumu’nda gündeme getirileceğine dikkati çeken Akca, forumun ulusal ve bölgesel inisiyatif geliştirilmesinin önemli bir tartışma alanı olacağını aktarırken, suyun bir pazar malı olarak mı değerlendirilecek sorusu gündeme gelmekte.

2009 suyun ticarileşme eşiği

AKP iktidarının su politikası bugün Cumhurbaşkanı olan R.T. Erdoğan tarafından başbakan olduğu günlerde, ‘Su akar, Türk bakar’ sözünü ‘Su akar, Türk yapar’a çevirdik” ifadesi su politikasının özeti gibiydi. Bu ifade ‘Su Kullanım Hakkı Anlaşması’ olarak ifade edilen anlaşmaların yasal hale getirilmesiyle birlikte uygulanmaya başlandı. Dönemin Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu, “Su Kullanım Hakkı Anlaşması ülkemiz için bir milattır” ifadesiyle göklere çıkardığı yasanın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanması ise dikkat çekiyordu. 2009 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen Dünya Su Forumu’nda birçok kararlar alınması sonrası, Türkiye’nin dört bir yanında HES’ler ayrık otu gibi ortaya çıkmış ve halen nerede akan su varsa önüne bentler kurup sular kontrol altına alınıp sermaye yararına bağlanmaya devam ediliyor.

Fırat ve Dicle suları

SUEN Başkanı Akça’nın, Türkiye’nin su alanındaki sesinin Birleşik Arap Emirlikleri’nde yapılacak Birleşmiş Milletler Su Konferansı ve gelecek yıl Suudi Arabistan’da yapılacak forumda suyun daha güçlü yansıtılmasının hedeflendiğini belirtemesi Turgut Özal’ın 1986 yılında ortaya attığı barış suyu projesini hatırlatmakta. Özal, Türkiye’den doğan İran ve Irak topraklarından beslenen Dicle nehri ile Türkiye’den doğan Fırat nehri sularını boru hatlarıyla, bir kol S.Arabistan’a diğer bir kol ile Dubai’ye kadar götürmeyi planlamıştı. Bu proje, suyun boru içine alınmasıyla nehirlerin, Türkiye ve özellikle Kürt halkının yaşadığı bölgelerde seviyelerinin düşmesine neden olacak bir projeydi. Aynı zamanda ve özellikle Mezopotamya’da susuzluğun baş göstermesine yol açacak doğa düşmanı bir projeydi ve sermaye sınıfları bu projelerden bugünde asla vazgeçmediler. Dicle ve Fırat nehirleri üzerine kurulan devasa büyüklükteki barajlar, ticari mal olarak zengin körfez ülkelerine taşınmasında önemli bir durak.

Sular sermayenin elinde

Su şirketlerinin yönelendirdiği Dünya Su Konseyi tarafından Türkiye’de gerçekleştirilen 5. Dünya Su Forumu ile birlikte suya yönelik politikalarda bir sıçrama ortaya çıkarılıp sular tamamen bir meta yani mal haline getirilip enerji, sanayi, maden ve petrol şirketlerinin hizmeetine bağlandı. Yüzlerce HES ve baraj 2009 yılından sonra sayısınds büyük bir sıçrama yaşanırken, su üzerinde tek karar vericilik düzeni kuruldu. En son 2022 yılında ‘Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ ile Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan su tahsislerinde tek karar verici oldu. Kanunda, “Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce inşa edilen baraj, gölet ve diğer depolama tesislerinin maksat oranları Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek, değiştirilebilecek veya kaldırılabilecek” maddesi dikkat çekiciydi.

Yıllık 10,8 milyar litre su şişede

Su tahsisine neden Cumhurbaşkanı karar veriyor sorusu ise muhalefetin gündeminde hiç yer almadı. Diğer yandan belediyelerin ve özel idarelerin eliyle kentlerin kaynak suları şirketlere bağlanırken, kentler ve köyler susuz, dereler ise akmaz olurken, içme suyu ğahalı bir metaya dönüştürüldü. Türkiye Ambalajlı Su Üreticileri Derneği (SUDER) verilerine göre, şişelenmiş su pazarlayan şirketler yıllık 10,8 milyar litrelik pazar hacmine ulaştı. Bu hacmin 5,3 milyar litresini damacana su; 5,5 milyar litresi ise şişelenmiş PET satışlarında yaşandı. Su şirketlerinin toplam yıllık cirosu 31,1 milyar liraya çıkarken, kişi başına düşen ambalajlı su tüketimi 127 litre oldu.

1 trilyon dolarlık pazar!

Dünyadaki kullanılabilir sular, çok uluslu şirketlerin 1 trilyon doları aşan bir pazarı durumda. Dünyadaki su özelleştirmelerinin üçte ikisini elinde bulunduran Fransız şirketi Suez ve Vivendi ile İsviçreli Nestle dünya su piyasasına hâkim konumda. Türkiye’de şişelenmiş su pazarında Nestle Erikli gibi farklı birçok adla piyasanın yüzde 50’sine sahip durumda. Akarsuların Baraj ve HES’lere bağlandığı ve 49 yıllığına kullanım hakkının devredildiği şirketler suyun patronu yapıldı. Son yıllarda akarsular başta olmak üzere önümüzdeki dönemlerde kentlerde yeni adımların atılmasıyla birlikte çokuluslu ortaklıkların birçok ülkede ve Muğla’nın Milas İlçesine bağlı belde olan Güllük’te olduğu gibi kent suyu özelleştirilip ticari meta olarak satılması beklenmekte.

Su ticarileştirilemez…

Temiz suya erişebilmek temel bir yaşam hakkıdır. İnsan, hayvan ve bitkilerin ortak varlığı olan suyun şirketler tarafından kontrol edilerek bir ticari metaya dönüştürülmesi asla kabul edilemez.

Musluklardan içilebilir nitelikte su akması, temel ihtiyaçlara yetecek miktarda suyun ücretsiz verilmesi bugün tüm insanlığın talebiyken iktidar tüm suları şirketlerin hizmetine koşuyor. Öte yandan kısa dönem içinde kent ve tarım sularının da şirketlere devredilme hazırlığı yapıldığını söylemek gerekiyor. Halkı ambalajlı suya mahkum eden politikalarla, sağlıksız suları tükettiğimiz yapılan analiz sonuçlarında görebilmekteyiz.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Bir takımdan fazlası: Amedspor

Sonraki Haber

Dijital tahakküme karşı demokratik yaşam

Sonraki Haber

Dijital tahakküme karşı demokratik yaşam

SON HABERLER

Gazeteci Öznur Değer ifade verdi

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Pirsûs davasında mahkemeye tepki göstermişlerdi: İki kişiye ceza

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

15 Mayıs etkinlikleri sürüyor: Ulu Cami önünde dengbêj divanı kuruldu

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Paris’te 5’inci Kürt Kültür Festivali düzenleniyor

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Yanlış eve polis baskını: 15 yaşındaki çocuğa işkence yapıldı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Dirbêsiyê’de halk esir ve şehit cenazelerinin teslimi için yürüdü

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

‘Casusluk’ davasında ara karar: Tutukluluk devam edecek

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır