• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
23 Temmuz 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Tecridin kapsamı-Pakrat Estukyan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
5 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Açlık grevinde dördüncü ayını tamamlamaya yürüyen Leyla Güven, eylemini tecride karşı bir başkaldırı olarak açıklamıştı. Vurguladığı örnek ise İmralı Adası’nda hükümlü Abdullah Öcalan’a uygulanan mutlak yalıtma politikasıydı. Bilindiği gibi Öcalan, çözüm sürecinin AKP hükümetleri tarafından yok edildiği günden bu yana, çok uzun bir süredir, her mahkûmun anayasal hakkı olan avukatlarıyla, ailesiyle görüşme olanağından mahrum bırakıldı.

Açlık grevinin bir aşamasında, ailesinden iki kişiyle görüşmesine izin verilmesi, bu tecridin kalktığı anlamına asla gelmiyor.

Öncelikle belirtmek gerekir, tecrit ağır bir insan hakkı ihlalidir. Hapis cezası zaten esas olarak mahkûmu toplumdan yalıtmak, insanlarla temasını engellemek üzerine bina edilmişken, bu kez bunu daha da ağırlaştırmak, olması gereken rutin avukat görüşmelerini engellemek, ziyaretleri yasaklamak olağan bir tasarruf değil, ağır işkenceye dönüşür.

Leyla Güven açlık grevi eylemine başvurarak tam da bunlara dikkat çekmek istemiştir.

Gelinen noktada, sistem şimdi de Leyla Güven’i ve eylemini görmezden gelerek uyguladığı izolasyonu daha da pekiştirmek derdinde. Bu gerçeklik ise hem ülkede hem de ülke dışında destek amaçlı yeni açlık grevlerine yol açtı.

Geçtiğimiz hafta içinde açlık grevi eylemi yapanların sayısı 320 olarak bildirilmişti. Bugün bu sayı yeni katılımlarla çok daha yüksek bir noktaya çıkmış görünüyor. Bunun anlamı ise dayanışmanın yaygınlaştığı, direnişin derinleştiği şeklinde okunmalı.

Sözün, çığlığın, feryadın duyulmadığı, sağır duvarlara çarpıp sönümlendiği ortamlarda doğdu açlık grevi eylemi. Kimilerinin bir intihar şekli sayarak küçümsediği bu eylem tarzı, tam da tersini, direniş için bedenini ortaya koymayı ifade ediyor. Her türlü baskı yöntemine meydan okuyan bir eylem şeklidir açlık grevleri. Eylemciyi değil muhatabını çaresiz bırakır. Bu sözlerden asla ölümü yüceltmek gibi bir anlam çıkarmamalı. Nazım Hikmet’in “Düşmana inat, bir gün fazla yaşamak” dizelerini unutmadık henüz.

Bu direniş karşısında çaresiz kalanların daha önceki tutumlarını da unutmuş değiliz. Dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün baş sorumlusu olduğu ‘hayata dönüş operasyonu’ bir katliama dönüşmüş, 30 mahkûm ve jandarmanın vurduğu iki asker yaşamını yitirmişti.

Öte yandan kuşatılmış, adalet kavramını yitirmiş yargısı, ele geçirilmiş medyası ile, açlık sınırının altında kalan asgari ücreti, kısılmış sanayi üretimi, tükenmiş tarımı ve tökezlemiş ekonomisi ile, sendikal örgütlenmesi engellenmiş emekçi yığınları ile koskoca bir memleket tecrit koşullarında yaşıyor. Söz tecrit altında, eylem tecrit altında, düşünce tecrit altında, emeğin hakkı, emekçinin isyanı ve öfkesi tecrit altında…

Fazlası da var: Köyler, kasabalar, kentler tecrit altında. Sokaklar, mahalleler, meydanlar tecrit altında. “Nasıl?” diye mi sordunuz? Sokakta bir basın açıklaması yapmaya yeltenin de görün. Hatta hatta binaların içi, evlerin odaları tecrit altında. Ankara’da tartışan bir baba ve kızı, karşılıklı olarak birbirleri hakkında ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasıyla savcılara ihbarda bulunmuşlar.

Güvenlik kaygısı her türlü iletişimi, insanların telefon konuşmalarını izlemekle yetinmemiş olacak ki, her türlü ihbara itibar edilen bir cadı kazanını da fokur fokur kaynatıyor.

Fizik biliminin kanıtlanmış kuralıdır: Baskı basınç oluşturur, ölçüsüz baskı ise infilak. İnsan ister istemez düşünüyor. Yarın öbür gün bir infilak yaşanırsa, ‘Sen bunu önceden bilmiştin, dolayısı ile bu infilaktan sen sorumlusun’ diye suçlanır mıyım diye. Malum, Ahmet Altan bu mantıkla cezaevinde… Dilimizde de yılların deneyimi ile üretilmiş bir özdeyiş var: “Görünen köy kılavuz istemez.” Mesele o köyü kimilerinin daha erkenden görmesinde.

Yazının girişindeki uyarıyı bir kez daha anımsatalım. Açlık grevleri bir intihar yöntemi değil, ağır baskının biriktirdiği basıncın bir çıkış yolu aramasıdır. Mesele ölümü kutsamak değil, dayatılana boyun eğmemek, bu yolda ölümden de korkmamak. Postundan daha değerli bir şeyi olmayanların anlayacağı bir mesele değil bu.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Alevi hakikat mücadelesi ve ‘Gösteri Toplumu’na karşı direniş (2)

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Alevi inancında ritüellerin en önemli özelliği " Hak için olsun seyir için olmasın"  ilkesidir. Bu ilkenin amacı bireysel egoların yok...

Kolektif halk ekonomisi

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

‘Komünlerde, kooperatiflerde, kolektif halk ekonomisi inşa etmek’ dediğimizde, herkes, şöyle yerinden bir oynuyor. Sözü alıyor. Özgür komünlerin, kooperatiflerin, kolektif çalışmanın...

Basın özgürlüğü için mücadele

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

24 Temmuz 1908 tarihinde uzun yıllardır basın üzerinde uygulanan ağır sansür rejimine karşı tarihi bir adım atıldı. II. Meşrutiyet'in ilanından...

Konjonktürün içinden bakmak

Yazar: Yeni Yaşam
22 Temmuz 2026

Politik bir sorunu konjonktür kategorisi içinde düşünmek neyi ifade eder, sorusuna filozof  F. D. Luchesse, şöyle cevap verir: “Konjonktür içinde...

AKP için karar vakti

Yazar: Yeni Yaşam
22 Temmuz 2026

Açık ki, bir yandan süreç devam ediyor deyip diğer yandan Kürt tarafının baş müzakerecisi konumundaki Önder Apo’ya böylesi bir yaklaşım...

İmralı’nın kapıları açılmazsa!

Yazar: Yeni Yaşam
22 Temmuz 2026

Duran Kalkan tüm sorunları Türkiye içinde çözme irade ve tercihlerini açıkça ortaya koydu. Türkiye’de bazı çevrelerin bu sürecin Türkiye’ye zarar...

Sonraki Haber

Büyük fotoğraf netleşiyor-Musa Piroğlu

SON HABERLER

Irak Başbakanı Zeydi Tahran’da Pezeşkiyan ile bir araya geldi

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Marmara 6 Nolu Cezaevi Raporu açıklandı: Hukuk askıya alındı

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Merkez Bankası faiz kararını açıkladı

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

DBP PM toplantısının sonuç bildirgesi açıklandı

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

AYM’den Madımak kararı: Yaşam hakkı ihlal edildi

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Gülistan’ın ailesi Dêrsim’de: Ne yapılması gerekiyorsa acilen yapılsın

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Çerçeve yasa Meclis’e geliyor: Uygulama aşaması için Meclis’te komisyon kurulsun

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır