• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
26 Ekim 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Tecridin kapsamı-Pakrat Estukyan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
5 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Açlık grevinde dördüncü ayını tamamlamaya yürüyen Leyla Güven, eylemini tecride karşı bir başkaldırı olarak açıklamıştı. Vurguladığı örnek ise İmralı Adası’nda hükümlü Abdullah Öcalan’a uygulanan mutlak yalıtma politikasıydı. Bilindiği gibi Öcalan, çözüm sürecinin AKP hükümetleri tarafından yok edildiği günden bu yana, çok uzun bir süredir, her mahkûmun anayasal hakkı olan avukatlarıyla, ailesiyle görüşme olanağından mahrum bırakıldı.

Açlık grevinin bir aşamasında, ailesinden iki kişiyle görüşmesine izin verilmesi, bu tecridin kalktığı anlamına asla gelmiyor.

Öncelikle belirtmek gerekir, tecrit ağır bir insan hakkı ihlalidir. Hapis cezası zaten esas olarak mahkûmu toplumdan yalıtmak, insanlarla temasını engellemek üzerine bina edilmişken, bu kez bunu daha da ağırlaştırmak, olması gereken rutin avukat görüşmelerini engellemek, ziyaretleri yasaklamak olağan bir tasarruf değil, ağır işkenceye dönüşür.

Leyla Güven açlık grevi eylemine başvurarak tam da bunlara dikkat çekmek istemiştir.

Gelinen noktada, sistem şimdi de Leyla Güven’i ve eylemini görmezden gelerek uyguladığı izolasyonu daha da pekiştirmek derdinde. Bu gerçeklik ise hem ülkede hem de ülke dışında destek amaçlı yeni açlık grevlerine yol açtı.

Geçtiğimiz hafta içinde açlık grevi eylemi yapanların sayısı 320 olarak bildirilmişti. Bugün bu sayı yeni katılımlarla çok daha yüksek bir noktaya çıkmış görünüyor. Bunun anlamı ise dayanışmanın yaygınlaştığı, direnişin derinleştiği şeklinde okunmalı.

Sözün, çığlığın, feryadın duyulmadığı, sağır duvarlara çarpıp sönümlendiği ortamlarda doğdu açlık grevi eylemi. Kimilerinin bir intihar şekli sayarak küçümsediği bu eylem tarzı, tam da tersini, direniş için bedenini ortaya koymayı ifade ediyor. Her türlü baskı yöntemine meydan okuyan bir eylem şeklidir açlık grevleri. Eylemciyi değil muhatabını çaresiz bırakır. Bu sözlerden asla ölümü yüceltmek gibi bir anlam çıkarmamalı. Nazım Hikmet’in “Düşmana inat, bir gün fazla yaşamak” dizelerini unutmadık henüz.

Bu direniş karşısında çaresiz kalanların daha önceki tutumlarını da unutmuş değiliz. Dönemin Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün baş sorumlusu olduğu ‘hayata dönüş operasyonu’ bir katliama dönüşmüş, 30 mahkûm ve jandarmanın vurduğu iki asker yaşamını yitirmişti.

Öte yandan kuşatılmış, adalet kavramını yitirmiş yargısı, ele geçirilmiş medyası ile, açlık sınırının altında kalan asgari ücreti, kısılmış sanayi üretimi, tükenmiş tarımı ve tökezlemiş ekonomisi ile, sendikal örgütlenmesi engellenmiş emekçi yığınları ile koskoca bir memleket tecrit koşullarında yaşıyor. Söz tecrit altında, eylem tecrit altında, düşünce tecrit altında, emeğin hakkı, emekçinin isyanı ve öfkesi tecrit altında…

Fazlası da var: Köyler, kasabalar, kentler tecrit altında. Sokaklar, mahalleler, meydanlar tecrit altında. “Nasıl?” diye mi sordunuz? Sokakta bir basın açıklaması yapmaya yeltenin de görün. Hatta hatta binaların içi, evlerin odaları tecrit altında. Ankara’da tartışan bir baba ve kızı, karşılıklı olarak birbirleri hakkında ‘cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasıyla savcılara ihbarda bulunmuşlar.

Güvenlik kaygısı her türlü iletişimi, insanların telefon konuşmalarını izlemekle yetinmemiş olacak ki, her türlü ihbara itibar edilen bir cadı kazanını da fokur fokur kaynatıyor.

Fizik biliminin kanıtlanmış kuralıdır: Baskı basınç oluşturur, ölçüsüz baskı ise infilak. İnsan ister istemez düşünüyor. Yarın öbür gün bir infilak yaşanırsa, ‘Sen bunu önceden bilmiştin, dolayısı ile bu infilaktan sen sorumlusun’ diye suçlanır mıyım diye. Malum, Ahmet Altan bu mantıkla cezaevinde… Dilimizde de yılların deneyimi ile üretilmiş bir özdeyiş var: “Görünen köy kılavuz istemez.” Mesele o köyü kimilerinin daha erkenden görmesinde.

Yazının girişindeki uyarıyı bir kez daha anımsatalım. Açlık grevleri bir intihar yöntemi değil, ağır baskının biriktirdiği basıncın bir çıkış yolu aramasıdır. Mesele ölümü kutsamak değil, dayatılana boyun eğmemek, bu yolda ölümden de korkmamak. Postundan daha değerli bir şeyi olmayanların anlayacağı bir mesele değil bu.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Avrupa jineolojî konferansı: Jineolojîyle komünal özgür yaşamın inşasına

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ekim 2026

Jineolojî komitesinin hazırladığı çok dilli yayınlar jineolojîyi farklı dillerde anlatmak, yaymak, jineolojînin farkı dillerdeki insanlara ulaşmasını sağlamak için güçlü bir...

Kuyu tiplerinde koyu tecrit

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Marmara 6 No’lu L Tipinde ise devrimci tutsaklara bulundukları hücrelerde 7/24 kameralarla gözetleme ve kayıt yapma dayatılmaktadır. Özel yaşama saygı...

Rıza- ikna siyaseti- sömürünün gerçeğinde

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Ertuğrul Kürkçü 22 Ekim günü Yeni Yaşam gazetesine yazdığı son yazısında ikili devlet görünümünü analiz etmekte. Yazısını ikili devlet analizine...

Süreç yine mi tıkandı?

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

Ülkeyi, bölgeyi ve Ortadoğu’yu yakından ilgilendiren barış ve demokratik toplum süreci, yine yavaşlamıştır. Bunun üzerine ilgili herkes, “süreç yeniden mi...

Güvenlik aşılmıyor, büyütülüyor!

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ekim 2026

İki yıl önce Devlet Bahçeli, Meclis'teki grup toplantısında sonradan Kurucu Önder olarak addettiği Abdullah Öcalan'a seslendiğinde, Türkiye siyasetinin ezberi bir...

Fransa ve politika

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

“Sıkıysa gelip yaşasınlar benim dokuz metrekare evimde. Az önce bir polis vardı. Ona böyle yaşanamayacağını anlatıyordum. O da abarttığımızı söylüyordu....

Sonraki Haber

Büyük fotoğraf netleşiyor-Musa Piroğlu

SON HABERLER

Îlham Ehmed: Parlamentonun yüzde 20’si Kürt temsilcilerden oluşmalı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ekim 2026

İşkence iddialarına Bakanlık’tan yanıt: ‘Zor kullanma yetkisi’ kapsamındaymış!

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ekim 2026

Cemil Tugay’a Basmane Çukuru tepkisi: Ranta kurban etmek istiyor

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ekim 2026

Ankara ve İzmir’de tutsakların tahliyesi için çağrı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ekim 2026

Avrupa’daki 25 kurumdan birleşik mücadele ve enternasyonal dayanışma kararı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ekim 2026

Tuncay Sonel’in talimatıyla bir kişi işkence edilmişti: Bilirkişi raporuyla da tespit edildi

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ekim 2026

Delîl Dîlanar’dan 4 yıl aradan sonra İstanbul’da konser

Yazar: Yeni Yaşam
26 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır