60 yaşındaki emekli polis memuru Ali Şekeroğlu, Ankara’da Anayasa Mahkemesi önünde beylik tabancasıyla kendisini vurarak intihar etti. Bu acı olay, 25 emekli örgütünün katılımıyla örgütlenen seyyanen zam eylemi esnasında gerçekleşti. TÜRK-İŞ Konfederasyonu tarafından yapılan araştırmanın 2026 Eylül ayı sonuçlarına göre: Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı yani açlık sınırı 37.800 lira. Ekim 2026 itibarıyla Türkiye’de en düşük emekli aylığı 23.550 lira.
Açlık sınırı emekli aylığını neredeyse ikiye katlamak üzere. Bu utanç hem bu ülkeyi yönetenlere ve bunu değiştirmek için gerekli mücadeleyi veremeyen hepimize yeter.
Bu mesele, kötü ekonominin faturasını kim ödeyecek gibi sakin bir mesele değil. Bir yerde oturuyoruz, şeklimiz şemailimiz düzgün, en sonunda gelen ve ödenebilir durumda olan faturayı kim ödeyecek. Mesele böyle değil, konu böyle değil. Böyle benzetmeler bile yanlış.
İflas eden ekonominin bütün yükü halkın sırtına yıkılıyor.
Bu taşınabilir bir yük, ödenebilir bir fatura değil. Açlık sınırı emekli aylığını ikiye katlıyorken, emeklilerimiz iki büklüm hale geliyor. Olan biten emeklinin canına tak ediyor. Yüksek mahkemenin önünde gerçekleşen bir intihardan öte ne yaşanabilir? Ölümden öte ne olabilir? Bu sınırlara geldik dayandık. Türkiye solu, diliyorum ki bu safhadan sonra dönüp halkın yoksullaşması ve geliri alanına dönüp bir bakar.
Halk yüksek mahkemenin önünde bu haldeyken, yüksek sosyete ne halde, görmeye çalışalım.
Fon tuzağı kurularak elinde az bir parası olan bu halk yine yanıltıldı.
Özgür Özel bu konuda şöyle söylüyor: “Borsadaki kayıp şu an 3,5 trilyon lira. Tasfiye edilen 131 fonda kalan para 800 milyar lira. Yani bu soygunun ekonomiye maliyeti 90 milyar dolar.”
Ona değil de şu açıklamaya bakacak olursak: Bloomberg HT’nin 30 Eylül hesabına göre, tüm şirketlerinin toplam piyasa değeri eylül ayında yaklaşık 4,5 trilyon TL azaldı; aylık düşüş yaklaşık %20 oldu. Dolar cinsinden değer kaybı da yaklaşık 96 milyar dolar olarak hesaplandı.
Olağanüstü bir maliyet var mı? Var. Şimdi onu idrak etmeye çalışıyoruz işte.
Sorunu on milyarlarca dolar düzeyinde tartışıyoruz.
Mayıs 2024’te Mehmet Şimşek ile Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Saray’da büyük bir basın toplantısıyla “Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi”ni açıkladılar. Bu paketin üstü kapalı söylenen tasarruf hedefi 100 milyar liraydı. Dikkat edelim, dolar değil lira. Anlayabilmek amacıyla bugünkü kura göre dolara çevirirsek 2 milyar dolar.
Şimşek; o 2 milyar dolar için kamuda tasarruf yapacağım diyerek, bütün kamu alemin boğazını sıktı. Şimdi bakalım görelim o 2 milyar dola nire, bugün üzerine konuştuğumuz 90 küsur milyar dolar nire. Bizim boğazımızı sıkacağına, bu dolandırıcılığın kapısını biraz sıkı tutsaydın.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik destek alabilmek üzere Körfez ülkelerine gidiyor ara sıra. Herkes dikkat kesiliyor bu konuya, bir zafiyet olmasın diye. Konuşulan meblağ ne kadar? Bir-iki milyar dolar. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın verilerine göre, Türkiye’de özelleştirme uygulamalarının başladığı 1986’dan 2024’e kadar toplam tutar yaklaşık 72 milyar dolar. Özcesi, cumhuriyet tarihi boyunca birikmiş olan kamu mülkiyeti satılıyor ve bu 72 milyar dolar tutuyor. Buna karşılık bugün 90 milyar dolar civarında kaybımızı konuşuyoruz.
Kadir Has Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hasan Tekgüç’ün yürütücülüğündeki TÜBİTAK destekli akademik araştırmaya göre, Türkiye’de en yüksek gelir grubunun eksik bildirildiği tahmin edilen gelirlerinin vergilendirilmemesi nedeniyle 2019 yılında alınmayan gelir vergisi 71 milyar dolar olarak hesaplandı. Tekgüç, buna müsamaha gösterilen vergi miktarı diyor. Bu miktar, bir şekilde zenginlerden alınamamış vergi anlamına geliyor. Rakamlar böyleyken böyle.
Akıl yürütmek biraz da mukayese yapabilmektir. Gerçekleşmiş olan felaketin farkında olalım.
Deveyi havuduyla (semeriyle) birlikte yutanlar bize iki milyar dolarlık tasarruftan bahsediyor, iki milyar dolarlık kredi sağlayabilmekten bahsediyor. 90 milyar doları konu bile etmeyenler, bize sivrisineğin yağını çıkarmaktan, bunun ne kadar büyük faydalar sağlayacağından bahsediyor.
Hep turpun büyüğünden haber ediliyordu, meğer turpun büyüğü buradaymış.









