Tûşba Edebiyat ve Kitap Günleri’nin son günü olan dördüncü gününde ‘Japonya Kürtleri’ ve ‘Kürt siyasetinin edebiyata bakışı’ başlıklı paneller gerçekleştirildi
Wan’ın Tûşba Belediyesi ile Serhad Yazarlar ve Edebiyatçılar Derneği (KURDÎWAR) tarafından düzenlenen Tûşba Edebiyat ve Kitap Günleri dördüncü gününde sona erdi.
Yazar İrfan Aktan’ın konuşmacı olduğu “Japonya Kürtleri” başlıklı panelin moderatörlüğünü Rojbin Bor yaptı. Kürtlerin bütün dünyaya yayıldığını vurgulayan İrfan Aktan, Japonya’da Kürtlerin varoluşunu değerlendirdi. Aktan şunları söyledi: “Kürtler Japonya’ya gittiğinde mülteci ofisine başvuruyorlar. 2022 yılında 2 milyon nüfusa sahiptirler. Japonya, Kürtlerin iltica isteğini kolay kolay kabul etmiyordu. Orada yaşayan Kürtler en tehlikeli işlerde görev alıyordu. Birçok Kürt genci o işlerde yaşamını yitirdi. Japonya’da yaşayan Kürtler Newroz Bayramı’nı da kutluyordu. 2023 yılında Japonya mülteci yasalarını değiştirdi. Türklerin desteğiyle ırkçı bir kampanya başlatıldı ve bu kampanya yüzünden Kürtler çok eziyet çekti. 1920 yılında Amerika’nın Çin ve Japonya’ya uyguladığını, Japonlar Kürtlere uyguladı. Bu ırkçı kampanyalar şimdi de Türklere ve Müslümanlara karşı uygulanıyor ve bütün dünyada mültecilere karşı uygulanıyor. Kürtler bunun farkına varmalıdır.”
Kürt siyasetinin edebiyata bakışı
İkinci panel “Kürt siyasetinin edebiyata bakışı” başlığıyla düzenlendi. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Wan Şube Yöneticisi Lokman Babat’ın moderatörlüğünü yaptığı panelde, kayyım tarafından gasp edilen Wan Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Abdullah Zeydan ve Neslihan Şedal ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Wan İl Eşbaşkanı Cemal Demir konuşmacı olarak yer aldı.
Ulus devletlerin halkların dilini ve edebiyatını baskı altına alarak yok etmek istediğini söyleyen Cemal Demir, “Bu baskı politikasına karşı halklar mücadele etti. Bu yasaklara karşı halklar sözlü edebiyatlarıyla öne çıktı. Dengbêjler Kürt edebiyatını bugüne kadar getirdi. Yine 90’lardan sonra özellikle Kürt hareketiyle birlikte edebiyat konusunda önemli ilerlemeler ortaya çıktı. Bu mücadelenin de mutlaka bir gün romanı yazılacaktır” dedi.
‘Kürt kadınlarının edebiyat alanında mücadelesi devam ediyor’
Ardından konuşan Neslihan Şedal şunları söyledi:
“Tarihe bakıldığında kadınlar tüm alanlarda olduğu gibi edebiyat alanında da önemli bir direniş sergiledi. Yani okuma ve yazma olmadığı dönemde bile kadınlar bunun mücadelesini verdi. Ne zaman ki kadınlar için bu alanlar daraltıldı, o zaman kadınlar sözle, dengbêjlikle sesini yükseltti. Annelerimizin anlattığı masallarda bile önemli bir edebiyat var. Kadınların mücadelesi aynı zamanda edebiyat alanında da devam ediyor. Dağda, zindanda her alanda eserler üretmeye devam ediyorlar ve edebiyata büyük katkılar sunuyorlar.”
‘Yazar ve yayınevlerine sahip çıkmalıyız’
Son olarak konuşan Abdullah Zeydan şunları söyledi:
“Biz bir halk isek o zaman bu halkın bir edebiyatı, kültür-sanatı, siyaseti de olmalıdır. Bu konuda çaba gösteren herkes bunun bir hakikat arayışçısıdır. Halka yönelik fiziki bir imha yaşandığında o halk bir kez daha ayağa kalkabilir ama kültür ve dilin yok edilmesinin sonuçları çok ağır olur. Kendi kültürümüze, edebiyatımıza sahip çıkarsak aynı zamanda kimliğimize ve dilimize sahip çıkmış oluruz. Çöktürme planı ile neredeyse Kürdistan’da her şeyi yok etmek istediler. Ama halk yine ayağa kalktı ve yeniden kurumlarını kurdu. Yerel yönetimlerimiz bu konularda daha çok mücadele etmeli ve daha çok alan açılmalıdır. Belediyelerimiz yayınevlerine, yazarlarına ve edebiyatına sahip çıkmalıdır. Hem maddi hem manevi anlamda çabamız olmalıdır. Biz bu konularda eksik kaldık ama bu eksiklikleri gidermek için bundan sonra da mücadele edeceğiz.”
Paneller soru-cevap bölümüyle son bulurken, etkinlik şiir divanının seslendirdiği şiirler ve Çırokbêj Siti’nin anlattığı çîroklarla sona erdi.
Kaynak: MA









