• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
24 Temmuz 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Uçucu şeyler-Arif Altan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
31 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Tarih, yaşamamışlardan sayacak. Her düş görülmüş, her düşünce çok önceden bir başka zihinde ışımış. Yeni bir yapıt, geleceğe miras bir tek yaratım ismimizle anılmayacak. Yeni icat saydığımız, eskitilmiş olanın eklentisi. Bozucu bir katkı bizimkisi, belki çürütücü bir yumru en fazla. Her söz önceden söylenmiş, her cümle öncekinden çekip alınmış, her ezgi çok önceden yankılanmış. Bize ait sandığımız, yağmalanmaya devralınmış öncekinin mülkü. Bizi eşsiz, bizi büyük, bizi unutulmaz yapacak olan şey, bir başkasını çoktan eşsiz, büyük ve unutulmaz kılmış. Esrarengiz bir ses, sıradışı bir yetenek, sihirli bir ad, görkemli bir hatıra olamayacağız. İhtişamlı bir öğreti, ismi zamanın genişliği bir yaratıcı, bir yaşayan imge olma ihtimalimizden bile söz edilemez. Gölgelerin gölgesinde ışık diye dolaşan, bir siyah kıvılcım en fazla. Tekrar ettikleriyle inkârın kudretini bulan şanlı ve gururlu başımız göğe erebilir, ama onu yükseklerde tutan her şey, kendi derinliğine göçmüş bir başka yüceliğin kalıntılarından.

Bize has değil, bizden gelmiyor, ihtiraslarımız bile bir öncekinin korkunçluğundan. Büyüklük heveslerimizin dibi boş, ait olduklarına iade edildikten sonra bizden geriye bir şey kalmayacak. Yalanda bir yankı, kötülükte bir taklit, hilekârlıkta bir izleyici, gaddarlıkta bir öncekinin dışavurumuyuz. Herhangi bir şeyde, herhangi bir yaratıda ve herhangi bir anda biricik olmak için artık çok geç. Zararlı varlığımızdan ve devasa kuruntularımızdan ve de ölçülmesi imkânsız küçüklüklerimizden başka bir şey değiliz. Olup olabileceğimiz yalnızca budur. Üstüne titrediğimiz dipsiz boşluğumuz, can havliyle tutunduğumuz engin sığlığımız. Yaratıcılığın, sınırları zorlayan o gücün yoksullarıyız. Gizemler ve derinliklerle örülü yapıtlar, o eşsiz şiirler, o ölümsüz anıtların bir tekinde izimize bile rastlanmayacak.

Binlerce yıl sonra ismi düştüğünde, küllenmiş hatıraları coşturacak esintilerin kaynağından değiliz. Sahip olduğumuz her şey geçmiş bir cömertliğin sunularından. Gösterişe dökmeden bir iyilik yapamayız, riyayla gırtlağına dek doldurmadan içtenliğimizi sunamayız. Cesaretimiz katlanmış korkaklığımızın, metanetimiz yıllanmış ahmaklığımızın, suçsuzluğumuz nesilleri ağılayan suçluluğumuzun örüntüsü. İçimiz ve dışımız öylesine yer değiştirmiş ki, hangi anında kendisi, hangi anında bir başkası olduğumuzu söyleyecek bir görüden, bir içe dönük bakıştan yoksunuz. O kadar yüzsüz, o kadar hesapçıyız ki, doğrunun yanında yer aldığımızda bir yalan olup çıkıyoruz. Ahlakla başladığımız ahlaksızlığa varıyor, erdemle sarktığımız günahkârlığa çıkıyor. Bir kurgu hatası, bir yapı bozukluğuyuz. Merhametle sarılsak hakikatsizlik zevkten çıldırıyor, iyilik ile yol arkadaşlığına vursak kötülük sevinçten deliye dönüyor. Birbirimize karşı ancak sinsi, sahte ve ikiyüzlü duygular besleyebiliriz. Eğilimlerimiz vasatlığımızı, birbirimize lekeleyerek akladığımız, verimsizliğimizi, iffetsizliğimizi onaylıyor.

Hayallerimiz yanlışa koşulmuş, hayatlarımız kötü bir işe kullanılmış. Yeniye söz, anlama taşıyıcı, zamana hükümran güçten ve esinlerden mahrumuz. İçine kör, kuşandığına yabancılarız. Anda görünmek ve durmadan tükettiğini bilmek, yaşadığımıza ve yarattığımıza inanmaya yetiyor. Yoksulluk ve yoksunluk ya da zenginlik, görkem ve tantana içinde doğmak, bize, tarihte yaşayacak olağanüstü yeteneklerle doğduğumuzun bir kanıtı gibi görünüyor. Ama derinlere sinmiş acılı duygu da defedilemiyor; biliyor ve hissediyoruz ki, ismimiz insanların hatıralarında yaşayacak kadar iyi ve dayanıklı bir eserle asla anılmayacak. Saklı büyüklüklerin ilahlara özgü sihirli sezgisinden, dehanın iblislere yaraşır hayal gücünden, saf olanın o doğurucu ateşinden yoksunuz çünkü. Mülk edindiğimiz her kıvrım biçimlendirilmiş, her çizgi çekilmiş, her cümle kurulmuş, her ezgi mırıldanılmış, her sahne çok, ama çok önceden canlandırılmış.

Küçücük, hileli varlıklarız. Bir yapıt veremeyiz, bir kadını ölümden kurtaramayız, bir çocuğu hayata bağlayamayız. Övünebileceğimiz tek eserimiz yinelenmiş düzen ve hiyerarşiler, çıkarlar ve acımasızlıklar, haksızlıklar ve yalanlar. Tümden yok olup gitmek ilk büyüklüğümüz olabilirdi, ona da küçüklüğümüz, hiçbir zevkin doyuramadığı aşağılık ruhumuz el vermez.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Beş bin liralık canımız yok

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Erdoğan NATO için askeri harcamaları yüzde ikiden yüzde beşe çıkaracağını açıkladı. Bunun maliyeti 80 milyar dolar oluyor. NATO bile 2035’kadar...

Yeni Parti ve Kürtler

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Türkiye geçtiğimiz iki yılda siyasal alanın dönüşümüne zemin hazırlayan gelişmeler yaşadı. Her siyasal gelişme yeni arayışlar, momentumlar ve yeni aktörler...

Akademide kırım

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin hemen sonrasında ve takip eden süreçte siyaset kurumunun ve rejimin yeniden yapılandırılması bağlamında ağırlıklı olarak...

Alevi hakikat mücadelesi ve ‘Gösteri Toplumu’na karşı direniş (2)

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

Alevi inancında ritüellerin en önemli özelliği " Hak için olsun seyir için olmasın"  ilkesidir. Bu ilkenin amacı bireysel egoların yok...

Kolektif halk ekonomisi

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

‘Komünlerde, kooperatiflerde, kolektif halk ekonomisi inşa etmek’ dediğimizde, herkes, şöyle yerinden bir oynuyor. Sözü alıyor. Özgür komünlerin, kooperatiflerin, kolektif çalışmanın...

Basın özgürlüğü için mücadele

Yazar: Yeni Yaşam
23 Temmuz 2026

24 Temmuz 1908 tarihinde uzun yıllardır basın üzerinde uygulanan ağır sansür rejimine karşı tarihi bir adım atıldı. II. Meşrutiyet'in ilanından...

Sonraki Haber

Perşembe’nin gelişi ve Çarşamba olanlar-Hüseyin Deniz

SON HABERLER

Madrid tarihinin en büyük orman yangınıyla mücadele ediyor

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

DEM Parti İmralı Heyeti, AKP yetkilileriyle görüştü

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Husiler: Deniz ablukası yalnızca Suudi Arabistan’ı hedef alıyor

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

İstanbul için sağanak yağış uyarısı

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Mêrdîn’de korucu nöbet kulübesine araç çarptı: Bir ölü, bir yaralı

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Kadınlar adliyeden seslendi: Gülistan’ın yerini bulun

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Abdullah Öcalan: Geliştirmeye çalıştığım strateji önümüzdeki yüzyılın stratejisi

Yazar: Yeni Yaşam
24 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır