Kirmanckî’nin yok olmanın eşiğinde olduğunu söyleyen Vate Grubu’ndan yazar Deniz Gündüz, ‘Mesela ‘MED-DER’e gelin’ diyeceğimize, bizim mahallelere ve köylere gitmemiz lazım. Böyle bir bilinç ve niyet yok’ dedi
Vate Grubu, uzun yıllardır Kürtçe’nin Kirmanckî (Zazakî) lehçesine dair akademik çalışma yürütüyor. Grup, Kirmanckînin standartlaşması ve modernizasyonu hedefiyle 1996’da İsveç’in Stockholm kentinde kuruldu. Farklı bölgelerden çok sayıda isim grupta yer aldı. 1997’de Vate Dergisi yayın hayatına başlarken, 2003’te Vate Yayınları kuruldu. Kimi isimler değişse de grubun çalışması hiç son bulmadı ve bugüne kadar birçok önemli çalışmanın altına imza atıldı.
Vate Grubu’ndan yazar Deniz Gündüz, bugüne kadar yürüttükleri çalışmalarla önemli bir mesafenin kat edildiğini ancak kimi problemlerin devam ettiğini söyledi. Deniz Gündüz, Kirmanckî bir okulun olmaması ile yazım ve okunuş birliğinin tam sağlanamamasının bu engellerden bazıları olduğunu kaydetti.
‘Kendi köyünün Zazacası kalmamış aklında’
Deniz Gündüz, “Dışarıdan bu çalışmalarımıza bakanlar ne yaptığımızı pek anlamıyor; ‘Bu insanlar ne yapıyor?’ diyorlar. Mesela bilmeyen biri kitabımızı okuyor ve eleştiriyor, ‘Bu Zazakî değil’ diyor. Çünkü kendi köyünün Zazacası kalmamış aklında. Biri ‘Bu Bingöl Zazakî’sidir’, Bingöllü ‘Bu Dêrsim Zazakî’sidir’, Dêrsimli de ‘Bu Siverek Zazakî’sidir’ diyor. Yani bir reaksiyon var. Ama okuyan, yazan, bu meseleden haberi olanlar çalışmamızı takip ediyor. Bu konuda çalışma başarılı da oldu” diye konuştu.
‘Entelektüel Kurmanclar kendi başlarına bu çalışmayı yaptılar’
Vate Grubu’nın yaptığı çalışmaların başarıya ulaştığını dile getiren Deniz Gündüz, “Çünkü yayınevlerinden çıkan kitapların yüzde 90’ında Vate esas alınıyor. Mesela çok fazla alfabe vardı, ama standart olması gerekiyordu. Diğer ülkelerde devletler karar verici rolünde. Bizde karar verici bir kurum olmadığı için problem oluyor. Entelektüel Kurmanclar kendi başlarına bu çalışmayı yaptılar. Vate Grubu da dili kurumsal yapıya dönüştüren bir yapı gibi çalışma yürütüyor. Türkiye’de mesela Türk Dil Kurumu var. Biz de kendimizi bu kurumla aynı kategoride değerlendirebiliriz” diye belirtti.
Sözlükte modern kelimeler de var
Deniz Gündüz, ihtiyaç kapsamında sözlük çalışması yürüttüklerini ve bu sözlüğün geniş kapsamlı bir çalışma olduğunu söyledi. Deniz Gündüz, “Mesela kurumlar, belediyeler ve basında çıkan Kirmanckî yazılarda artık bu çalışma oturmuş. Çünkü ihtiyaçlara cevap veriyor. Mesela Zazacada modern kelimeler yok, ‘koordinasyon’ gibi. ‘Bu kelimeye ne diyelim?’ diye soranlar Vate’nin sözlüğünde bu tür kelimeleri bulabiliyor” dedi.
‘Kürtçenin bir prestiji yok, Zazaca daha dezavantajlı’
Kirmanckînin tehlike altında olduğuna dikkati çeken Deniz Gündüz, “Milletimiz için Kürtçenin bir prestiji yok, Zazaca daha dezavantajlı. Hem nüfusu az hem de Zazaca sadece Türkiye’de konuşuluyor ve özellikle Türklerin sınırında kalıyor. Çok asimile oldu. UNESCO’ya göre Zazakî ölüyor. Böyle devam ederse, Kurmancî de Türkiye’de ölüyor. Eğer bir çare bulunmazsa, kimse sahip çıkmazsa, bir alaka olmazsa durum gerçekten çok kötü” uyarılarında bulundu.
‘Bazı kurumlarımız var ancak yetmiyor’
Demokratik kurum ve kuruluşların yeteri kadar Kirmanckîyi sahiplenmediğini söyleyen Deniz Gündüz, şunları kaydetti:
“Sadece entelektüel bir çalışma olarak kalıyor. Mesela Kürt yayınevleri var, bireysel mücadele veriyorlar, bu yükü üzerlerine alıyorlar. Bazı kurumlarımız var ancak yetmiyor. Mesela Kürt Enstitüsü var, çok mücadele ediyorlar, ama dar kalıyorlar. Diyarbakır’da MED-DER var. Bu kurumların hizmeti çok. Burada belediyede çalışmalar var. Ancak yine de olmuyor. Dilin bir prestiji yok. Sebebi de şu; halk aslında diline sahip çıkıyor ve konuşuyor. Diyarbakır pazarına gidelim, Kurmancî ya da Zazakî duyarsınız. Peki prestiji nasıl kayboluyor? Toplumu hem siyasal hem de kültürel anlamda temsil edenlerin dil bilinci yok. Her şeyi Türkçe yapıyorlar ve bu prestij kaybına yol açtı. Bu tek sebep değil, başka sebepler de var. Dil için politika ve organizasyon gerekiyor. Maalesef dilin kaybolmaması için herhangi bir tedbir de yok. Kurumların bir araya gelerek çalıştay yapmaları gerekiyor. Kürt hareketi çok güçlü ve kendine dert ederse çözecek gücü var.”
‘Zazaca Kurmancînin altında yazılıyor’
Deniz Gündüz, yok olma tehdidine karşı dil bilincinin gelişmesi gerektiğini vurguladı. Deniz Gündüz, Kirmanckînin “üvey evlat” muamelesi gördüğüne işaret ederek, “Mesela Kurmancî birçok televizyon ve radyo var ama Zazakî yok. En basiti bir Zazakî tiyatro yok. Beraber çalıştığımız tiyatrocu arkadaşlar var ve onlara ‘Diyarbakır’da en az 500 bin Zaza yaşıyor, neden Zazakî bir tiyatro yok?’ diyorum. Onlar da ‘Kürtçe tiyatro var’ diyorlar. Kurumlarımızda Kürtçe dendiğinde sadece Kurmancîden bahsediliyor. Kürt Enstitüsü ‘Kurmancî Enstitüsü’ gibi çalışıyor. Bu algının yıkılması gerekiyor. Zazakî için ayrı tiyatro, ayrı kurum gerekiyor. Başka nasıl çözülecek? Diyarbakır’ın bazı ilçelerinde sadece Zazalar var, ama belediyelerde Zazaca Kurmancînin altında yazılıyor. Zazacaya yapılan bu muamele bana acı veriyor. Aynı tehlike Kurmancî için olsaydı ben Zazacayı bırakır, Kurmancî için çalışırdım. Maalesef çifte standart var” ifadelerini kullandı.
‘Gelin, diyeceğimize, bizim gitmemiz lazım’
Deniz Gündüz, Kirmanckîye dair çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı:
“Mesela bir köylümüz dil üzerine röportaj vermiş ve demişti ki: ‘Dilimizi seviyoruz. Dilimizi konuşuyoruz ama yazamıyoruz ve okuyamıyoruz. Bize gelip ders verirlerse çok mutlu oluruz.’ Bir köyde siyasi çalışmanın yanında köylüler ile bir araya gelip, hiç olmazsa alfabe öğretilebilir. 6-7 ay gibi bir eğitim verilirse temelleri olduğu için yazmaya başlayacaklardır. Toplum aslında hazır, ancak bizde sadece siyasi çalışma var. Neden böyle bir organizasyon yapılmıyor? Mesela ‘MED-DER’e gelin’ diyeceğimize, bizim mahallelere ve köylere gitmemiz lazım. Böyle bir bilinç ve niyet yok.”
Haber: Diren Yurtsever \ MA









