Danıştay’ın iptal kararı sonrası HES yapılmak istenen Sarım Çayı’nda 7 Mayıs’ta yeniden keşif yapılacak. Bölgede yaşayan Emin Turhallı, keşif günü bütün ekoloji örgütlerinden dayanışma beklediğini söyledi
Şirketlerin ve sermayedarların hedefinde olan Kürdistan kentleri, bir yandan JES, HES, GES, maden ya da petrol araması ile talan edilirken diğer yandan göç ve kuraklık tehdidi ile karşı karşıya. Hem canlı yaşamı hem ekosistemi hem de doğal dengeyi bozmayı hedefleyen bu projelerden biri de Çewlîg (Bingöl) Amed arasında bulunan Sarım Çayı üzerinde yapılması planlanan Hidroelektrik projesi. Projeye dair Erzurum 2’nci İdare Mahkemesi tarafından verilen iptal kararı Danıştay 4’üncü Dairesi tarafından bozuldu. Karar sonrası bölgede yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılacak.
Mahkeme heyeti, projenin çevresel etkilerini ve ekolojik sonuçlarını yerinde gözlemlemek amacıyla yapılacak keşif tarihini 7 Mayıs 2026 Perşembe olarak belirledi. Uzmanlardan oluşan bilirkişi heyeti, belirtilen tarihte sahaya inerek projenin biyoçeşitlilik, tarım ve hayvancılık üzerindeki olası etkilerini raporlayacak. Şirket, suyun %90’ını türbinleri döndürmek için kullanmayı, geriye sadece %10’luk ‘can suyu’ bırakmayı planlıyor. Proje kapsamında çay üzerinde iki regülatör, üç bent, beş iletim tüneli, yükleme havuzu, cebri boru, santral binası, kırma eleme tesisi ve hazır beton santrali yapılması planlanıyor.

“Dicle’nin son özgür çayı” olarak adlandırılan yerde yapılan HES’in kendilerine felaket dışında bir şey getirmeyeceğini söyleyen Sarıçam Havzası ve Çevresi Doğal Mirasın Korunması Derneği Başkanı Emin Turhallı, Mayıs ayında yapılacak keşfe dair hem halka hem de hukukçulara dayanışma çağrısı yaptı. Yaşamın yalnızca ekonomik değerlerle ölçülemeyeceğini vurgulayan Emin Turhallı, doğanın temel unsurlarının geri dönüşü olmayan şekilde zarar görmesi halinde bunun tüm bölgeyi etkileyeceğini söyledi. Emin Turhallı, “Ağaç yaşamdır, su yaşamdır. Bunların yerini alabilecek hiçbir şey yoktur. Ağacı keserseniz, suyu tüketirseniz, toprağı bozarsanız yaşamı ortadan kaldırırsınız. Dereyi, vadiyi, ırmağı kurutursanız geriye yaşayacak bir alan kalmaz” ifadelerini kullandı. Sarım Çayı’nın yalnızca yüzeyde akan bir su kaynağı olmadığını belirten Emin Turhallı, yeraltı su sistemleriyle birlikte Diyarbakır Ovası’nın nem dengesini sağladığını ve tarımsal üretimi desteklediğini dile getirdi.
‘Yaşam ortadan kalkar’
Geçmiş yıllarda yaşanan kuraklık örneklerine dikkat çeken Emin Turhallı, Silvan çevresinde ekinler kururken Sarım Havzası’na yakın alanların bu durumdan daha az etkilendiğini hatırlattı. Bunun nedeninin havzanın sağladığı doğal nem ve su dengesi olduğunu belirten Emin Turhallı, “Doğanın suyunu, nemini ve havasını ortadan kaldırırsanız yaşam da ortadan kalkar. Bu havzada yaşayan insanların geleceği tehlikeye girer. Sarım Havzası’nın son kolunda yapılacak HES’ler de bu ihtiyacı karşılamayacaktır. Buna rağmen ısrar edilirse telafisi mümkün olmayan doğal tahribatlar ortaya çıkacaktır” diye konuştu. Yapılan yollar, kesilen ağaçlar ve patlatılan dinamitlerin doğada derin yaralar açtığını da sözlerine ekledi. Emin Turhallı, “Kulp’ta yapılan HES projelerinin ardından sel, kuraklık ve balık ölümlerinin Sarım Havzası’nda da yaşanmaması gerekiyor. Geçmişte yağışlar düzenliydi, ancak yapılan müdahaleler bu dengeyi bozdu. Sarım Havzası’nda da HES yapılırsa bu denge tamamen ortadan kalkacaktır” dedi.
Kaynak: ANF









