• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
29 Ocak 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Azad Barış

Barışı savunmak

14 Ekim 2021 Perşembe - 11:34
Kategori: Azad Barış, Yazarlar

Azad Barış

Bugün küresel düzeyde huzuru kaçmış, dili bozulmuş, güveni sarsılmış ve toplumsal nizamı yıkımın eşiğine gelmiş bir topluma dönüşmemizin temel nedenlerinden birinin barışa olan inancımızın çöküşüyle alakalı olduğunu düşünüyorum. Üstünde yaşadığımız bu coğrafyada ve dört bir tarafımızda çok uzun bir süredir barış karşıtı bir kültür hâkim. Hemen her gün, her şeyi katı bir merkezden kontrol etmeye çalışan dünyanın ‘yeni sahiplerinin’ barış ve barış dilini şiddetle boğmaya çalıştıklarına tanıklık ediyoruz. Bozulan dil ve toplumsal barışın heba edilmesiyle güven duygusunun gittikçe azaldığına, karşılıklı tahammülsüzlüklerin had safhaya ulaştığına, sosyal meselelerin ve toplumsal olayların ufacık bir kıvılcımla hemen nasıl evirilebileceğine şahit oluyoruz. Özellikle siyasi rejimin son yıllarda başvurduğu kin ve nefret dilinin, düşmanlaştırma mekaniği ve ötekileştirme kategorileri bağlamında nasıl ciddi şiddet eğilimleri ve iletişimsizlik olguları ortaya çıkardığını iyi biliyoruz. Kendi ideolojik düzlemleri üzerine kurdukları sistemin, tamamıyla gayrimeşru olduğu ve kabile kanunları üzerine bina edildiği her geçen gün daha da net bir biçimde ortaya çıkıyor.

Bugün yaşananlar işte tam da bu dil bozumuyla başlayan sürecin öngördüğü düşman resimlerinin anbean katılaştığı bir korku duvarıdır. Duvardaki bu manzaranın bütününde hem görünmeyen tekinsiz bir karaltı hem de zorbaca bir şiddet şifresi vardır. Bu manzaranın ressamı galizdir, fıtratında kavga, aklında hile, ruhunda düşman hayaleti vardır. Kendi kutbunda dünyaya heyulayla bakan, herkesi alenen aynı bozulmuş dille suçlayan ve düşmanlaştıran rejimin nihai hedefi ise bu resmi kalıcılaştırmaktır.

Türkiye’de siyasal iletişim dili başta olmak üzere, medya araçlarını tekeline alan iktidarın toplumla kurduğu bütün ilişki kanallarının şiddet üretimi, mevcut durumun kritik boyutunu gözler önüne sermektedir. Bahçeli ve türevlerinin ağzından bizzat duyduğumuz, rejimin bir toplum mühendisliği stratejisiyle yaydığı bu kin ve nefret dalgasının giderek kitlesel bir patolojiye dönüştüğünü ve zamanla paranoid bölünmelere yol açtığını görüyoruz. Kendileri dışındaki diğer bütün toplumsal ve siyasi aktörleri alenen “öteki” lanse etmeleri her ne kadar içine düştükleri çaresizliğin bir dışavurumu gibi görünse de, esas amaçlarının bu dil üzerinden toplumsal barışı geri döndürülemez bir biçimde yok etmek olduğunu anlıyoruz. Sonucunda da bu şiddet dili onarılması zor tahribatlar bırakarak her geçen gün daha tehlikeli bir hale bürünüyor.

İşte tam da bu nedenle, bedeli ne olursa olsun, tüm bunlara karşı ortak yekpare bir barış dili kurmak acil bir barış görevidir. Aksi takdirde, bugün Kürt değerlerine karşı bir yıkım ve saldırı nefreti olarak okunan bu “eğreti” dil ve onun olgusal yüklemleri, yarın toplumu bir arada tutan tüm bağların kopuşuna ve ortak değerler merkezinin çöküşüne yol açabilir. Çünkü dilin bu hali şiddete mahsus bir normalleşme aygıtıdır ve hedefinde de barış ve ona dair dilin ölümü vardır. Sorunların barışçıl yollarla çözülmesinin öğrenilen bir şey olduğunu ve bu yolun tek seçenek olduğunu unutmamalıyız. Bu seçenek, her şeyden önce bir barış diline ve istencine ihtiyaç duyar, çünkü çözülmesi mümkün olan her şey öncelikle konuşmakla başlar. Artık, ortak iletişim dilini yeniden kurmak için ortak bir barış alanına ihtiyaç olduğunu her barışseverin anlama ve bunun için adım atma zamanı!

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Eşit yurttaşlık talebi mi? Özgür yurttaşlık mı? (1)

Sonraki Haber

Çocuklar iklim adaleti mücadelesinden vazgeçmiyor…

Sonraki Haber

Çocuklar iklim adaleti mücadelesinden vazgeçmiyor...

SON HABERLER

PYD Eşbaşkanı: Kobanê’de elektrik, un, ilaç, süt ve temel ihtiyaçların tamamı eksik

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

TEV-DEM Eşbaşkanı: Rojava Devrimi’ni kazandık, tekrar kazanacağız

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

Heyva Sor a Kurd Eşbaşkanı: Rojava kıtlıkla karşı karşıya

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

YJŞ-YBŞ Komutanı: Rojava’dan aldığımız ilhamla direnişimizi sürdüreceğiz

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

Nurettin Kemertaş’tan direniş ezgisi: Hey Rojava Rojava

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

Le Point Dergisi: ‘Kürtler: Batının ihaneti’ manşetiyle yayımlandı

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

16 barodan çağrı: Mürşitpınar Sınır Kapısı açılsın

Yazar: Yeni Yaşam
29 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır