• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
9 Şubat 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Hicri İzgören

İletişimde barış dili

16 Ocak 2025 Perşembe - 00:00
Kategori: Hicri İzgören, Yazarlar

“En uzak mesafe ne Afrika’dır

Ne Çin, Ne Hindistan

Ne seyyareler, ne de yıldızlar geceleri ışıldayan

En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir

Birbirini anlamayan.” 

Can Yücel

***

Anlamak ve anlaşılmak iki yüzlü bir madalyon gibi ayrılmaz bir bütünü oluştururlar. Dildeki mesafe hayatın birçok alanında görülse de en çok siyaset mecrasında yaşanır.

Baştan söylemekte beis yok; sorunların çözümünde karşılıklı kullanılacak dil, selamete de erdirebilir, felakete de evrilebilir.

Siyaset, uzağa bakıp yakını gören, yakında boğulmadan uzağı düşünen ve sosyal huzura giden yolları seçebilen ve bunu gerçekleştirmeye çalışan insanların işidir. Sosyal barışı kurabildiği oranda değerlidir. İnsan haklarında eşitliği, adaleti ve toplumsal güveni sağladığı oranda başarılıdır.

Öfke, şiddet, hiddet, kavga ve küçümsemek olayı, siyasetle bağdaşmayan davranışlardır. Kriz yaratmak usta siyaset adamlarının işi olamaz.

Farklı olanın saklandığı, istenmediği ve ezildiği bir yapı yerine, farklılığın zenginlik sayıldığı ve bu yüzden korunması gerektiği gerçeği zihinlerde yer bulmadıkça yara kanamaya devam edecektir.

***

Sosyal ve siyasal sorunlara yaklaşım tarzımız ve onları çözümlemek için kullandığımız dil ve politik söylem anlaşmak yerine mahalle kavgası gibi çatışmacı hale dönüşebilir.

Hele de bir süreçten, barış umutlarından söz edilirken siyaset erbabının taraflar olarak karşılıklı duyarlılık içinde olması gerekir. Bu konuda gerekli duyarlılığı göstermesi gerekir.

Kışkırtıcı, suçlayıcı, dışlayıcı ve buyurgan bir dil ve üslup çatışmayı kızıştırır.    Çatışma dili kolaydır, anlaşma dili özveri ister, ciddiyet, kararlılık ve iyi niyet ister. Sorumlu olan herkesin, her kesimin bu dili oluşturması gerekiyor.

Bu konuda bir kısım medyanın sicili de bir hayli bozuk. Çarpıtılmış haberlerle nefret söylemi kullanmadan siyasi bir argüman oluşturmak ya da bir haber yapmak zor geldi onlara. Dürüst ve vicdanlı bir dil kullanmak yerine çıkarcı ve saldırgan bir dille konuşmak daha kolay geldi onlara. Sosyal sorumluluk anlayışını rafa kaldırıp yurttaşların en doğal hakkı olan doğru ve eksiksiz bilgilendirilme hakkını kendi eliyle ihlal eden medyanın demokratikliğinden söz etmek zaten mümkün değildir.

‘Yanlış üslup doğru sözün celladıdır’ denir. Taraflar konumları gereği birleştirici ve çözümleyici bir dil kullanması gerekirken ayrıştırıcı ve düşmanlaştırıcı bir dil, sorunu çözmek bir yana sorunun kendisi olma durumuna dönüşür.

Kimi yazar-çizer algı operasyonu oluşturmaktan geri durmuyor. Anlaşmadaki mesafe, dildeki ve söylemdeki mesafeyle doğru orantılıdır bir bakıma.

***

Sağlıklı iletişim kurmak, sadece belirli yerlerde bize gerekli olan bir durum değil, yaşamımızın her alanında bize gerekli olan bir olgu.

Kutuplaştırıcı bir dil toplumu da ayrıştırır. Taraflar önce kendini, sonra karşıdakini anlama ve kendi düşüncelerini uzlaşmacı bir uslupla karşısındakine yansıtabilmelidir.

Geleceğe odaklanmak durumundayız. Şiddeti devreden çıkaramayanlar geleceği kuramazlar. Daha fazla ertelemek gibi bir lükse sahip değiliz.

“Güzel sözler güzel yankılar meydana getirir” diyor S. Walton. Tüm sorumlular, çatışmaları meşrulaştıran ve olağanlaştıran söylemleri terk etmeli, barış dilini ve değerlerini oluşturmada sorumluluk üstlenmelidir. Yoksa bu lanetli mevsimden kurtulamayız.

Şunu artık bilmemiz gerekir ki; kim olursak olalım ‘Çözümün bir parçası değilsek sorunun bir parçasıyız’ demektir.

Eğri kullanırsan, dil belâsından kurtulamazsın. “Dilin kemiği yoktur, ama kemiği bile kırar”. El yarası iyileşir, dil yarası iyileşmez…miş. Söz sultanı Yunus Emre ne güzel söylemiş:

“Söz ola kese savaşı

 Söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı

Bal ile yağ ede bir söz.”

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Sıra detaylarda

Sonraki Haber

Nazım!

Sonraki Haber

Nazım!

SON HABERLER

Dijital savaşın yeni cephesi: Maskeli saldırılar ve tarihsel hakikat

Yazar: Yeni Yaşam
9 Şubat 2026

Hezeyan rejimleri ve bazı sefilliklere dair

Yazar: Yeni Yaşam
9 Şubat 2026

Ahmet Türk: Mürşitpınar Kapısı bir samimiyet testidir

Yazar: Yeni Yaşam
9 Şubat 2026

İran: Barbarları beklerken

Yazar: Yeni Yaşam
9 Şubat 2026

Bir önerge ve bir mektup

Yazar: Yeni Yaşam
9 Şubat 2026

Japonya’da erken seçim: Takaichi anayasa değişikliği için çoğunluğu sağladı

Yazar: Yeni Yaşam
8 Şubat 2026

Hamburg’da Rojava yürüyüşü: Defend Rojava

Yazar: Yeni Yaşam
8 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır