Yaşadığımız bu zirai don zararı büyük ve çok yönlü; etkilenen kesimler üretici, tüketici, ülke ekonomisi… Kısacası, herkes. Ayrıca, 2025 yılı dünya genelinde kayıtlara geçen en sıcak yıllardan biri oldu. Ülke genelinde ise düşen yağış miktarı son 52 yılın en düşük seviyesindeydi
Abdullah Aysu
21. yüzyılın ilk çeyreğini bitirdik. Bu yüzyılımızda geriye elde üç çeyrek kaldı. İlk çeyrekte toprağı işleyen, üreten, yetiştiren, çeşitleri ıslah eden ve ürününü satarken çiftçi, kırsalın ürettiği ile beslenen şehirli halk, mutlu olmadı.
Üretim girdileri olan tohum, mazot, gübre, ilaç, yem, elektrik, su fiyatları sürekli zamlandı. Üretim maliyeti arttı. Üretici mutsuz.
Geçmişte halkın fileler, sepetler, poşetler, kasalar dolusu aldığı domatesi, biberi, patlıcanı, salatalığı tek, tek, kavunu, karpuzu, dilim dilim alacak durumlara düştü. Tüketici hem mutsuz hem de düzelebileceğine dair inancı yok. Umutsuz.
Tarım politikaları bu minval üzere devam edecek olursa, herkesi zor günler bekliyor. Çünkü nüfus artıyor. Kırsal boşalıyor. Çiftçiler yaşlanıyor. İklimin neden olduğu zarar bir önceki yıla rahmet okutuyor. Savaşlar, iklim felaketi ile yarışıyor. Ekolojik sorunlar, kirlilik ve gıda fiyatları adeta yarış halinde. Durdurulamıyor!
Bu gidişattan üretim olumsuz etkileniyor. Üretilen gıdalar insanlara şifa olmuyor. Kısacası; tarımda kötü durum büyüyor, düzelme uzakta dürbünle, yakında büyüteçle zor seçiliyor.
Şimdi 2026 yılına girdik. Malumunuz adettendir; her yeni yılın ilk ayında geçen yılın tarımı değerlendirilir. Biz de 2025 yılını hatırlayalım.
2025 yılı tarımı
Malum geçtiğimiz yıla iklimsel felaketler damgasını vurdu. İklim, çiftçilerin üretiminde baş rol oyuncusudur. Onu dikkate almadan üretim yapılmaz. Yapılırsa da sonuç iyi olmaz.
İklim
Çiftçilerin yürüttüğü tarımsal üretim, önemli ölçüde doğa koşullarına bağlıdır. Doğa, bitkinin yetişme süresince ihtiyacı olan nemi, güneşi, rüzgârı doğru zamanlarda ve yeterli biçimde sağlarsa, o sezon ürün kaliteli ve bol olur. Çiftçi de topluma karşı sorumluluğunu gönül rahatlığıyla yerine getirir, yüzü güler. Doğa koşulları bitkinin yetişme sürecinde uygun/iyi olmazsa; bitkinin ihtiyacı olduğu zamanda yağmur yağmaz, ihtiyacı olmadığı zamanda; yani çiçek döneminde yağarsa, çiçeklerin dökülmesine neden olur. Dolayısıyla bitki dane bağlamaz, ürün elde edilmez. Tomurcuk açma ve dane (meyve) döneminde dolu yağarsa ürün zarar görür, canlılar gıdasız kalır. Bitkinin ihtiyacı olduğu dönemde yağmur yağmazsa, kuraklık olur; bitki yaşayamaz, ürün olmaz. Bitkilerin çiçek ve dane bağlama döneminde don olursa ürün olmaz. Sel olursa, her şeyi önüne katar; ürünler heba olur.
Kısacası, doğa koşulları doğru zamanda ve yeterli gerçekleşmezse çiftçinin yüzü gülmez, eli böğründe kalır. Topluma karşı sorumluluğunu yerine getiremez, ailesini geçindiremez, üzülür. İşte 2025 yılında tarımın aleyhine olabilecek bütün bu olumsuzluklar yaşandı.
2025 yılının ilk çeyreğinde, yani 1 Şubat – 13 Nisan 2025 tarihleri arasında zirai don oldu. Meydana gelen zirai dondan 36 il doğrudan (çok) 65 il kısmen etkilendi. En çok etkilenen iller; Malatya, Elazığ, Manisa, İzmir, Uşak, Denizli, Bursa, Eskişehir, Bilecik, Çanakkale, Yalova, Tekirdağ, Niğde, Karaman, Aksaray, Konya, Kırşehir, Sakarya, Karabük, Düzce, Bolu, Trabzon, Ordu, Rize, Giresun, Kahramanmaraş, Adıyaman…
Nisan ayındaki kar yağışı ve soğuk havanın etkisiyle yaşanan zirai dondan başta kayısı olmak üzere üzüm, incir, elma, erik, kiraz, vişne, fındık, ceviz, badem, şeftali, Trabzon hurması gibi ürünler etkilendi.
Nereden bakarsak bakalım, yaşadığımız bu zirai don zararı büyük ve çok yönlü; etkilenen kesimler üretici, tüketici, ülke ekonomisi… Kısacası, herkes.
Ayrıca, 2025 yılı dünya genelinde kayıtlara geçen en sıcak yıllardan biri oldu. Ülke genelinde ise düşen yağış miktarı son 52 yılın en düşük seviyesindeydi.
İç Anadolu’da buğday ve arpa, yulaf, tirtikale, Marmara ve Ege’de bazı meyve ve sebzelerle patates, soğan, zeytin, Akdeniz’de limon, domates ve çilek, Güneydoğu’da pamuk ve mısır, Karadeniz’de çay, kivi kuraklıktan olumsuz etkilendi. Genel olarak kuraklık kaynaklı tarım ürünlerindeki verim kayıpları yüzde 4 ila 65 arasında oldu.
Sıcaklıkların da etkisiyle 53 şehirde çıkan yangınlarda yaklaşık 80 bin hektarlık alan, kül oldu. Üstelik bu kuraklık ve susuzluğa, kısa sürede düşen şiddetli yağışlar eşlik etti.
Türkiye, AB pestisit bildiriminde ikinci sırada!
Gıda ve Yem için Hızlı Alarm Sistemi’nden (RASFF) verilerine göre Türkiye, Avrupa’ya gıda ihraç eden ülkeler arasında pestisit konusunda en çok bildirim alan ikinci ülke. 2025 yılında Avrupa’ya gönderilen gıdalarda tespit edilen pestisit bildirimlerinin başında 124 bildirim ile Hindistan, onu 105 bildirimle Türkiye takip etti.
Türkiye’nin aldığı 105 bildirimden 51’i sınırdan çevrildi. Sınırdan çevrilen ürünlerin başını 27 kez ile biber çekiyor. Biberi, domates (9) ve nar (5) takip ediyor. Sınırdan çevrilen diğer ürünler ise limon (4), Asma yaprağı (2), Armut (1), Greyfurt (1), Mandalina (1) ve Şeftali (1). Üstelik 27 biber bildiriminden 8’i Formetanate yani son derece toksik olan bir etken madde kaynaklı. Bu maddenin Türkiye’de biberde kullanılması yasaklı… Gıda denetimi tatilde mi ne?
Hububat
Birçok bölgede yaşanan kuraklık ve don olaylarına bağlı olarak mevcut arazilerin yaklaşık yüzde 30’unda, yaklaşık yüzde 30-40 oranında verim kaybı yaşandı. Bu durum hububat üretim maliyetini arttırdı. İçinde ekmeğin anası buğdayın da olduğu 2025 yılı hububat alım fiyatları Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sosyal medya hesaplarından sessiz sedasız duyuruldu. Toprak Mahsulleri Ofisi, hububat alım fiyatlarını ton başına makarnalık buğday ve ekmeklik buğdayda 13.500 TL ve arpada 11.000 TL olarak açıkladı. Hububat üreticileri, bu yılın ortalama buğday maliyetini kg başına 18.80 TL’ye ulaştığını belirtmişlerdi. Maliyet hesaplamasını hükümet göz önüne almadı. Aldırmadı.
Ancak tarımsal ürünler günümüzde sadece insanların hayatta kalmasını sağlamıyor. Aynı zamanda ülkelerin uluslararası stratejik gücünün bir parçası haline gelmiş durumda. Rusya-Ukrayna savaşında bunu gördük ve yaşadık.
Ayçiçeği
Trakya Birlik ayçiçeği için ağustos ayı başında kilo başına 28 lira avans fiyat açıkladı. Üreticiler bu fiyata tepki gösterdi. Çünkü fiyatın açıklandığı dönemde serbest piyasada ayçiçeğinin kilosu 30 lira civarındaydı. Birlik, 28 lira avans fiyat açıklandıktan sonra piyasada fiyat geriledi. Sezon sonuna doğru 29 Eylül’de Birlik fiyatı kilo başına 5 TL arttırdı, 33 TL’ye yükseltti. Ama bekletme gücüne sahip olmayan çiftçi ürününü mecburiyetten tüccara satmıştı çoktan. İlk fiyat üzerinden Birlik’e ürününü satan çiftçi kilo başına 5 TL farkı aldı. Birlik’in düşük fiyat belirlemesi tüccara yaradı. Bekletme gücü olmayan küçük çiftçi zarar etti. Kooperatifler şirketlere karşı çiftçileri korumak için kurulmamış mıydı?
Fındık
Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 2025-2026 sezonu kabuklu fındık alım fiyatlarını kilogram başına Giresun kalite için 200 lira, levant kalite için 195 lira olarak belirledi.
Dünya genelinde üretilen fındığın neredeyse dörtte birini, Türkiye’de yapılan yıllık ortalama 700 bin ton fındık hasadının üçte birini satın alan Ferrero açıklanan fiyatları yüksek buldu. Tepki olarak Türkiye’den fındık almayacağını açıkladı. Denetimi küresel şirkete bırakırsan, böyle çeker restini. Çünkü şirketlerin vicdanı kısadır; vicdanı, cüzdanın arasındadır.
Çay
Tarım ve Orman Bakanlığı 2025 yılında yaş çayın kilogram fiyatını 25,44 lira olarak açıkladı. Yaş çayda geçmiş yıllarda uygulanan destekleme primi kaldırıldı. Çiftçiler çeşitli eylemlerle düşük belirlenen fiyatı ve kaldırılan destekleme primini protesto etti. Hükümet tınlamadı.
Sofralık zeytin-zeytinyağı
Marmarabirlik, 2025-2026 sezonu sofralık zeytin tavan fiyatını kilo başına 160 lira, taban fiyatı 55 lira olarak açıkladı.
Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliği, 2025-2026 sezonu zeytinyağı brüt alım fiyatını 0,3 asit yemeklik yağ için litre başına 320 lira, 0,5 asit 310 lira, 0,8 asit 305 lira, 1 asit 280 lira olarak açıkladı. Ekmeğin katığı zeytin markette kaç para?
Üzüm
Tariş Üzüm Birliği, 9 numara çekirdeksiz kuru üzüm avans alım fiyatını kilogram başına 120 TL olarak belirledi. Ancak üzüm üreticileri, geçen yıl 7 numara üzüm için kilo başına 100 TL fiyat açıklandığını, bu yıl ise 9 numara üzüm fiyatı açıklandığını, bu manevra ile fiyat artmış gibi gösterildiği, aslında fiyatın artırılmadığını belirttiler.
Çünkü Tariş Üzüm Birliği, 2024 yılında 7 numara çekirdeksiz kuru üzüm avans alım fiyatını kilogram başına 100 TL olarak açıklamıştı. Bu yıl 7 numara için değil, 9 numara çekirdeksiz üzüm için kilogram başına 120 TL avans alım fiyatı duyurdu. Böylece geçen yıla göre kilogramda 20 TL’lik artış yapılmış gibi gösterdi. Oysa 2024 yılında 9 numara üzüm için kilogram başına 110 TL avans fiyat açıklamıştı. Daha sonra 5 TL artırılarak toplamda 9 numara çekirdeksiz üzüm için kilogram başına 115 TL avans alım fiyatı belirlemişti. Bu yıl açıklanan fiyatla kilo başına yüzde 5 civarında artış yapıldı. Görüldüğü üzere çiftçiler için kurulan Birliklerin 4572 sayılı yasadan sonra çiftçilerin değil şirketlerin yararına nasıl çalıştığı, bu politikalarla Birliklerin birer serbest piyasa aktörü haline nasıl geldiği görülmektedir.
Destekleme
2025-2027 yıllarında yapılacak bitkisel üretime yönelik desteklemeler ile diğer bazı tarımsal desteklemelere ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı. İlk defa bitkisel üretim destekleri 3 yıllık ve üretim döneminden önce açıklandı.
Bitkisel üretim yapan Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı tüm üreticiler destek alacak.
- Üretim planlaması kapsamındaki stratejik ürünlere ilave destek verilecek.
- Su kısıtı olan havzalarda münavebeye ilave destek sağlanacak.
- Destek tutarları girdi maliyetlerindeki değişikliklere göre her yıl güncellenecek.
Hayvancılıkta yeni destekleme modeli
- Oğlak ve kuzuya temel destek ödemesi,
- Genç ve kadın yetiştiriciye ilave destek,
- Aile işletmelerine temel destek oranında ilave destek,
- Doğduğu aile işletmesinden kesime giden erkek sığırlara ilave destek,
- Ari işletmelerde doğan dişi buzağılara ilave destek,
- Gezginci arıcılık yapanlara ilave destek,
- Birinci derece örgüt üyesi yetiştiricilere ilave destek,
- Her buzağıya temel destek ödemesi,
- Planlı üretim bölgelerinde uygun üretim yapanlara ilave destek verilecek.
Yeni diye aktarılan tarımsal desteklerin toplam miktarında bir artış yok, yani GSMH’nin %1 oranında yine verilmeyecek. Sadece verilme koşulları-şekli değişti(ril)di. Destekler üretim öncesi açıklandı, ama destek ödemeleri yine bir yıl gecikmeli olarak devam edecek.
Hayvancılık
2025 yılı içinde Et ve Süt Kurumu’nun planı doğrultusunda 520 bin baş canlı hayvan ithalatı hedeflendi. 2025’in Ocak-Ağustos döneminde damızlık canlı hayvanlar da dahil 505 bin 59 büyükbaş, 19 bin 886 küçükbaş hayvan ithal edildi. Ayrıca 43 bin 844 ton kırmızı et ithalatı gerçekleştirildi. Türkiye bu hayvan ithalatıyla ABD’den sonra dünya ikincisi durumuna yükseldi(!) Unutmayalım ki, her ithalat ile birlikte hastalık ve haşere de satın alınır.
2025 yılında Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Mücahit Taylan’ın ortağı olduğu şirketten Et ve Süt Kurumu’na et sattığına ilişkin iddialar ortaya atıldı. Genel Müdür Taylan şirket ortağı olduğunu kabul etti, fakat kuruma et satmadığını açıkladı. Muhalefet partisi milletvekilleri et satış faturalarını sosyal medyada paylaştı.
Şap hastalığı
Kuraklık, zirai don, sel gibi iklimsel sorunların yanı sıra hayvancılıkta şap hastalığı ortaya çıktı. Bu konuda Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi-TARPOL, ki bu vakfın başkanı eski tarım Bakanı Mehdi Eker’dir, bir rapor yayınladı. Bu vakfın yayınladığı 2025 – Ekonomik Etki ve Ulusal Mücadele Stratejisi Raporu’nda salgının hayvancılık sektörü üzerindeki etkileri, ekonomik boyutu ve mücadele stratejileri kapsamlı biçimde değerlendirildi. Salgın sırasında Türkiye’de daha önce tespit edilmemiş, SAT-1, SAT-2 ve O/ME-SA/SA 2018 virüs tiplerinin varlığına rastlandığı belirtiliyor. Rapora göre, büyükbaş hayvan varlığının %30’unun etkilenmesi durumunda ortaya çıkabilecek yıllık ekonomik kayıplar şu şekilde:
- Et üretim kaybı: 2,3 milyar dolar
- Süt üretim kaybı: 875 milyon dolar
- İlaç giderleri: 416 milyon dolar
- Aşı uygulamaları: 50 milyon dolar
- Buzağı ölümleri: 25 milyon dolar
- İhracat kaybı: 437 milyon dolar
Toplam yıllık ekonomik kayıp: 4,1 milyar dolar (162 milyar TL) olarak belirtilmiş.
Raporda ayrıca, virüsün bulaşma yolları, fiziksel özellikleri ve yayılım riskleri detaylı şekilde açıklanmış. Şöyle; hastalığın hava yoluyla kilometrelerce taşınabildiği, nakil araçları, kontamine yem ve su, yabani hayvanlar ve pazar hareketleri ile hızlı biçimde yayıldığı vurgulanmaktadır.
TARPOL tarafından sunulan öneriler arasında, biyogüvenlik önlemlerinin artırılması, hayvan hareketlerinin kontrol altına alınması, yüksek etkili aşıların yılda iki kez uygulanması ve teknik personel ile destek ekiplerinin güçlendirilmesi yer almaktadır. Bu önlem önerileri, kamunun bu konuda görev kusuru işlediğini işaret etmektedir. Özetle hayvancılık konusunda on yıllardır, binmişiz bir alamete…
Velhasılıkelam, tarımın dört tekeri de patlak, stepne kâr etmiyor!
İyi bir yıl dileğimle…









