Suriye’deki mevcut rejimin siyasi ve diplomatik hattının Türkiye tarafından belirlendiğini belirten Prof. Dr. Mesut Yeğen, ‘Türkiye, Irak ve Suriye Kürtleri, birlikte ve diplomasiye ağırlık vermekten uzaklaşmadan bütün dünyaya rejimin gerçek yüzünü gösterebilirler’ dedi
Heyet Tahrir Şam (HTŞ) DAİŞ ve Türkiye güdümündeki paramiliter grupların Rojava’ya dönük saldırıları da tepkiler de devam ediyor. Saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sosyolog Prof. Dr. Mesut Yeğen, hedefin Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ve Özerk Yönetim olduğunu söyledi.
Suriye’de neye sahip olacaklarını Kürtlerin belirleyeceğini belirten Mesut Yeğen, rejime karşı gösterilecek direnç ve yürütülecek diplomatik faaliyetlerin uluslararası aktörlerin tutumunu değiştirebileceğine dikkat çekti. ABD ve uluslararası kamuoyunun İsrail’e verilen tavizlerin ardından Şara etrafında istikrar sağlamış bir Suriye tercih ettiğini dile getiren Mesut Yeğen, uzun yıllar Rusya ve İran hattında yer alan Suriye’nin, ABD ve Batı eksenine yaklaşmasının batılılar tarafından “geri çevrilemeyecek bir fırsat” olarak görüldüğünün altını çizdi. Sorunun sürecin “Kürtlerin rejime satılması” pahasına ilerlediğini belirten Mesut Yeğen, “Bu aşamadan sonra Kürtlerin Suriye’de neye sahip olacağını Kürtlerin kendi güçleri belirleyecek. Önümüzdeki birkaç gün içinde resmin netleşeceğini, bunun olup olmayacağı da birkaç gün içerisinde belli olur diye düşünüyorum” dedi.
‘Saldırılar Türkiye’nin himayesinde gerçekleşiyor’
Suriye’de yaşananların Türkiye’nin nezaretinde ve himayesinde gerçekleştiğini söyleyen Mesut Yeğen, “Suriye’de mevcut rejimin siyasi ve diplomatik hattı Türkiye tarafından belirleniyor. Türkiye hem Suriye’de hem de Türkiye’de Kürtlere formel bir eşit vatandaşlıktan ve seçmeli dil dersinden fazlasının verilmesine karşı” diye belirtti.
Kürt sorununun çözümüne dair devam eden sürece de değinen Mesut Yeğen, sivillerin katledilmesinin sürecin hiçbir şey olmamış gibi devam etmesini imkansız kılacağını dile getirerek, ekledi: “Kürtlerin Türkiye, Irak ve Suriye’deki reaksiyonları ve yürütecekleri diplomasi, Suriye rejimini Erbil’de Kürtlere önerdiklerini tadil etmeye sevk ederse süreç sorunsuz devam edebilir. Ancak rejimin saldırıları büyük ölçekli katliamlara yol açarsa süreç sonlanabilir” ifadelerini kullandı.
‘Kürtlerden biat etmeleri bekleniyor’
Suriye’de devam eden saldırıların hedefinin DSG’yi ortadan kaldırıp Özerk Yönetimi sonlandırmak olduğu vurgulayan Mesut Yeğen, “Hedef açık. Önerilen anlaşma, Türkiye ve rejim tarafından yapılan açıklamalar, Suriye Kürtlerinin güvenliklerini kendi asker ve polis gücüyle sağlamasının kabul edilmediğini gösteriyor. Keza saldırılar Suriye Kürtlerinin kendi şehirlerini yönetmelerinden memnun olunmadığını, buna son verilmek istendiğini gösteriyor. Hedef, Kürtlerin rejime biat etmesi, Rojava’nın Suriye Arap Cumhuriyeti’ne biat etmesi. Suriye’de rejim HTŞ suretinde inşa ediliyor; Kürtlerden de biat etmeleri bekleniyor. Kürtler açısından Suriye’de değişen bir durum yok. Esad’ın yerini Şara almış durumda” ifadelerini kullandı.
Saldırıların hızlanmasının iki sebebi
Suriye’deki saldırılarının hızlanmasının sebebinin rejimin, İsrail ve ABD ile hizalanmış olması olduğunu belirten Mesut Yeğen, şöyle devam etti:
“Hızlanmanın iki sebebi var. İlk sebep; rejimin İsrail’in beklentilerini fazlasıyla karşılamasıdır. İsrail ile anlaşma; Dürzi ve Alevilerin rejime direncini sönümlendirdi. ABD’nin de yapılan anlaşmadan memnun olması ve rejimin önünü açması, rejimin önce DSG ardından da Kürtlerle baş başa kalmasının önünü açtı. Arap aşiretlerinin de DSG’den kopmasıyla Türkiye’nin desteğindeki rejimi, Kürtler karşısında durduracak bir engel kalmadı. İkinci sebep; İran’da yaşanabilecek bir kaosun Suriye’de istikrarın sağlanması ihtimalini zorlaştıracak olması. İran’da oluşabilecek bir kaos, Suriye’de zar zor sağlanan büyük güçler arası uzlaşmayı zora sokabileceğinden işler hızlandırılmak istenmiş olsa gerek.”
MA / Zeynep Topdemir









