İran’da devam eden protestolarda rejimin kimyasal gaz kullandığı iddia ediliyor
İran’ın birçok kentinde devam eden protestolar, en geniş kapsamlı hükümet karşıtı ayaklanmalardan birine dönüşmüş durumda. Sistan ve Belucistan’ın pek çok kentinde halk sokaklara çıkarak baskının sona ermesini talep ediyor. Bölgeden gelen haberler, protestolar sırasında İran rejiminin göstericilere karşı kimyasal maddeler kullandığı; binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve kadınlar ile çocuklar dahil on binlerce kişinin gözaltına alındığı yönünde.
İnsan hakları aktivistleri ve örgütlerinin yanı sıra Sistan ve Belucistan’daki gelişmeleri izleyen “Beluç Aktivistler Kampanyası” ve “Hal Vash” adlı insan hakları belgeleme ağları, dördüncü haftasına giren mevcut protestolarda gözaltına alınanlar ve yaşamını yitirenler arasında kadınlar ve çocukların da bulunduğunu vurguladı. Hükümetin, aktif ve bilinçli bu kuşakları şiddet yoluyla bastırmaya çalıştığı belirtildi. Kadınların ve gençlerin protestolardaki bu tarihsel varlığı; “Jin, Jiyan, Azadî” ayaklanmasıyla benzerlik gösteriyor ve halk arasında yüksek bir siyasal bilinç ile köklü değişim talebini yansıtıyor.
Kimyasal gaz kullandı
Bir Beluç yurttaş tarafından güvenlik güçlerinden uzakta bir noktadan kaydedilen 25 saniyelik kısa bir video, İran rejiminin sınırsız şiddetine dair kaygı verici bir tablo sunuyor. Görüntülerde güvenlik güçlerinin kimyasal koruyucu maskeler taktığı görülüyor. Saha raporları ve tanık ifadelerine göre, İran’ın bazı bölgelerinde barışçıl göstericilere karşı yasaklı kimyasal maddelerin kullanıldığına dair kanıtlar inceleme altında.
Son protestolarda güvenlik güçlerinin attığı gazdan etkilenen bir yurttaş, aradan bir haftadan fazla zaman geçmesine rağmen yüksek tansiyon, kalp çarpıntısı, mide ağrısı, baş ağrısı ve baş dönmesi gibi ciddi sağlık sorunlarının sürdüğünü belirtti. Hastayı tedavi eden doktor da, benzer belirtilerle çok sayıda kişinin sağlık merkezlerine başvurduğunu doğruladı ve bunun “biber gazı” adı altında kullanılan, vücudun doğal işleyişini ciddi biçimde bozan kimyasal maddelerden kaynaklanabileceğini ifade etti.
‘Protestolar toplumsal mücadelenin birikimiyle şekillendi’
Cuma namazı Sistan ve Belucistan kentlerinde protesto ve siyasi toplanma alanına dönüşmüş durumda. Hutbelerin ardından meydanlarda bir araya gelen göstericiler; siyasal yapıya karşı sloganlar atarak demokrasi ve eşitlik taleplerini dile getiriyor. Siyasi analistlere göre bu durum, protestoların ekonomik taleplerden siyasi ve yapısal taleplere yöneldiğinin göstergesi. Atılan sloganlar, Sistan ve Belucistan’daki aktif halk katılımı, bu toplumun diğer birçok eyalet gibi daha yüksek bir siyasal bilince ulaştığını gösteriyor. Halk artık yalnızca yoksulluk ve ekonomik sorunlara itiraz etmiyor; açık biçimde yeni bir siyasal yapı, ayrımcılığın sona ermesi, sivil özgürlükler ve otoriter yönetimin bitirilmesini talep ediyor. Bu talepler, önceki protestolar ve uzun soluklu toplumsal mücadelelerin birikimiyle şekillenmiş durumda.
Ayaklanmanın Sistan ve Belucistan’daki öne çıkan yönlerinden biri de Cuma namazının siyasi bir sahneye dönüştürülmesi oldu. Namaz sonrası atılan “Ne saltanat ne liderlik, demokrasi ve eşitlik”, “Saltanat ve velayet yüz yıl suçtur”, “Zalimlere ölüm; ister şah olsun ister rehber”, “Diktatöre ölüm”, “Hamenei’ye ölüm” gibi sloganlar, halkın siyasal bilincini ve salt ekonomik taleplerden uzaklaşmasını açıkça ortaya koyuyor.
Baskının sürmesi ve iletişim kısıtlamaları
İnternetin yaygın biçimde kesilmesi ve bilgiye erişimin sınırlandırılması, hükümetin baskının boyutlarını gizleme ve bunun diğer bölgelere yayılmasını engelleme çabasını gösteriyor. Buna rağmen dijital medya ve bağımsız medya organlarında, Beluc göstericilerin yaralandığı ve katledildiğine dair görüntü ve videolar yayımlanmaya devam ediyor. Bu kesintiler, artan ekonomik baskıyla eş zamanlı olarak Sistan ve Belucistan’daki insani durumu daha da ağırlaştırıyor.
Sistan ve Belucistan’da yaşamını yitirenler ve gözaltı sayısına dair resmi ve bağımsız ayrıntılı raporlar henüz tam olarak yayımlanmış olmasa da, insan hakları kaynakları ve uluslararası saygın medya kuruluşları, bu eyaletin İran genelindeki ayaklanmadaki rolüne dair daha net bir tablo sunuyor. Ayrıca yaygın internet kesintileri, bağımsız gazetecilerin sahaya erişememesi ve yoğun bilgi baskısı nedeniyle, yerel düzeyde ayrıntılı istatistiklere ulaşılamıyor.
Öte yandan siyasi aktivistler ve insan hakları grupları, özellikle Zahidan, İranşehr ve diğer kentlerde halkın sokaklara çıkarak genel baskıya, ekonomik ve siyasi koşullara tepki gösterdiğini ve sistemde köklü değişiklikler talep ettiğini bildiriyor.
DIŞ HABERLER









