• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
23 Ocak 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya

ABD’li araştırmacı Bonette: Kürtler Rojava’da statü sahibi olmalı

23 Ocak 2026 Cuma - 09:51
Kategori: Dünya, Manşet

Kürtlerin hakları için direndiğini söyleyen ABD’li araştırmacı Meghan Bonette, ‘Rojava şu an çok ciddi bir tehlike altında. Kürtler, Suriye ve Rojava’da haklarını kazanmalı ve statü sahibi olmalı’ dedi

HTŞ çetelerinin 6 Ocak’ta Halep’in Şêxmeqsûd ile Eşrefiyê Mahallelerine yönelik başlattığı saldırı, Rojava Özerk Yönetimi denetimindeki bölgeler ile devam ediyor. Saldırılara karşı halk direnişi kesintisiz bir şekilde devam ederken, dört parça Kürdistan ile Avrupa’da Kürtler saldırıları alanlara çıkarak protesto ediyor.

ABD’li araştırmacı gazeteci ve Kürt Barış Araştırmaları Ensitüsü Araştırma Direktörü Meghan Bodette, Rojava’ya yönelik saldırılar ile ABD ve İsrail’in Ortadoğu’ya yönelik rol ve misyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Rojava ve Suriye’de savaşın iki temel nedeni üzerinden devam ettiğini ifade eden Meghan Bodette, ilk nedenin yıllardır çözülmeyen ve çözümsüzlükte ısrar edilen sorunlar olduğunu, ikinci nedenin ise bölgesel ve uluslararası güçlerin çıkarları olduğunu belirtti.

Siyasi ve esas sorunların Suriye sorununun temelini oluşturduğunu ifade eden Meghan Bodette, “Görünen o ki bu sorunlar çözülmek istenmiyor. Suriye sorunu diktatör ve faşist bir rejimle başladı. Suriye rejimi halkını katletti, göçe zorladı. Bu nedenle Suriye halkları, demokrasinin inşası ve özgürlük için ayaklandı. Şimdiye kadar bölgesel ve uluslararası güçlerin her ne kadar müdahalesi olsa da Suriye halklarının sorunları çözülmedi. Bu durum, yeni bir otoriter ve tekçi rejimin gelmesi ile sonuçlandı. Suriye iç savaşının temelini oluşturan sorunlar çözülmedi. İkinci neden ise bölgesel ve uluslararası güçlerin çıkarlarıdır. Kriz ve kaos durumlarında tüm devletler çıkarları doğrultusunda hareket etmek ister. Suriye krizinde İran, Türkiye, İsrail, Arap devletleri gibi tüm Ortadoğu ülkelerinin çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini gördük. Sorunun çözülmesi ve halkın çıkarları yerine, kendi çıkarlarını düşündüler. Çıkar ve amaçları doğrultusunda savaşa dahil oldular. ABD ve Avrupa ülkeleri için de aynı şey söylenebilir. Onlar da Ortadoğu’daki çıkarlarını pekiştirmek istediler. Bu çıkarlar halkın çıkarları değil, devletlerin çıkarlarıdır. Bu da Suriye krizinin çözümsüz bırakılmasını ve halkların savaşla yüz yüze kalması sonucunu doğurdu. Suriye’deki istikrarsızlığın temel nedeni bu çıkarlardır ve görünen o ki bu durum daha da sürecek gibi” dedi.

‘Trump yönetimi en çok ekonomik çıkarları düşünüyor’

Tüm güçlerin Suriye ve Ortadoğu için farklı çıkar amaçları olduğunu kaydeden Meghan Bodette, Suriye rejiminin yıkılışının ardından ABD’nin fırsat yakaladığını vurguladı.

Suriye’nin uzun yıllar boyunca Rusya ile ittifakta olduğunu hatırlatan Meghan Bodette, “ABD, Ortadoğu’daki en büyük ve güçlü düşmanı Rusya’nın Suriye’ye müdahil olma konusundaki zayıflığını görünce bunu bir fırsata çevirerek kendine yakın yeni bir rejim kurmak istedi. Suriye’de kurulan yeni rejime baktığımızda, bundan bir yıl önce Trump’un yönetime geldiği sürece denk geldiğini göreceğiz. Trump yönetimi en çok ekonomik çıkarları düşünüyor. Petrol, ticaret gibi ekonomik çıkarların yanı sıra Arap ülkelerine yakın olma gibi bir durum da yine ABD’nin çıkarları arasında. ABD, hızlı bir şekilde Suriye’yi normalleştirmek istedi. Bu nedenle de şu an Şam’da bulunanların kim olduğunu ve halkların sorunlarının çözümünü önemsemedi. Bu da krizi derinleştiren başka bir neden haline geldi.” ifadelerini kullandı.

‘Türkiye, Rojava’daki Kürtlerin statü kazanmasından korktu’

Suriye rejiminin Kürtlere yönelik tüm saldırılarını kınadığını dile getiren Meghan Bodette, halkın direnişini selamladı. Zor ve ağır bir süreçten geçildiğini belirten Meghan Bodette, anlaşmaların sağlanmamasının birçok nedeni olduğunu vurguladı. İki tarafın da bu anlamda yanlışları olduğunu söyleyen Meghan Bodette, Türkiye’de yürütülen “Barış ve Demokratik Toplum” sürecine değindi. Sürece rağmen Türkiye’nin Ortadoğu’ya yönelik müdahalesine ve süreci başlatma nedenine değinen Meghan Bodette, “Türkiye, Ortadoğu’daki olası değişimden ve Kürtlerin statü kazanmasından korktu. 2013-15 çözüm sürecinde de Türkiye, süreci kullanarak Rojava’daki Kürtlerin statü kazanmasını engellemek istedi. Kürt hareketi ve güçleri ise bu süreçte Rojava’daki kazanımları güçlendirmek istedi. İlişkilerin güçlenmesi noktasındaki bu çelişki her zaman vardı. Türkiye, en başından beri Rojava’daki kazanımları ve Kürtlerin statüsünü kabul etmedi. Bu nedenle Kürtlerin kazanımlarını yok etmek için HTŞ üzerinden sürekli karışıklık çıkarmak istedi. Ne Esad, ne Şara ne de Türkiye, Kürtlerin Rojava’da statü kazanmasını istemiyor. Şam da Türkiye de Kürtleri hem varlık hem de fikirsel olarak kendilerine tehlike olarak gördükleri için statülerini istemiyorlar. Radikal İslamcı olan HTŞ’nin genel perspektifi, demokrasiye, özgürlüklere tamamen aykırı ve onlar asla demokrasiyi kabul etmiyorlar. HTŞ’nin perspektifi, Özerk Yönetim perspektifinden çok uzak. Özerk Yönetim, kadın ve çocuk hakları, temel hak ve özgürlüklerin tamamını savunurken, Şam bunun tam tersi bir yerde duruyor. HTŞ şu an Suriye devletinin hükümeti. Ancak Suriye devletinin perspektifi hala değişmedi. Beşar Esad’tan sonra da bıraktığı sistem değişmedi. Esad gitti ama merkezi otoriter sistemi kaldı. HTŞ’nin gelişi bir rejim değişikliği değil, sadece isim değişikliğiydi” diye belirtti.

‘Şam ateşkese uymadı ve kimse bunu düzeltmek istemedi’

Rojava Özerk Yönetiminin de eksiklikleri olduğuna vurgu yapan Meghan Bodette, “Rojava, HTŞ ile diplomasinin zor olacağını biliyordu. HTŞ, Arap aşiretleri ile Özerk Yönetim arasında çelişki yaratmak için aşiretleri kışkırtmaya başladı. Öte yandan ABD gibi uluslararası devletler, Suriye’de barış ve istikrar istediklerini söyleyip, kendileri için tehlike oluşturmasını istemiyorlardı. Özerk Yönetim’in bu istikrarı sağlayacağını biliyorlardı ancak ciddi yaklaşmıyorlardı. Ve Özerk Yönetim ile HTŞ arasındaki bu farkı görmek istemediler. Şam ateşkese uymadı ve kimse bunu düzeltmek istemedi. Bu savaş Ortadoğu’nun kaderi değildi. Bu bir sonuçtur” dedi.

‘İsrail sadece kendi çıkarları ile hareket eder’

HTŞ’nin elde ettiği diplomatik başarılarla “iç düşmanlarına” saldırmak istediğinin altını çizen Meghan Bodette, ilk olarak ABD’den aldığı birkaç diplomatik başarı ile Dürzilere ve Alevilere saldırdığını hatırlattı. Şimdi de İsrail’den aldığı diplomatik kazanım sonucunda Kürtlere saldırmaya başladığını ifade eden Meghan Bodette, bunun tesadüf olmadığının altını çizdi. Meghan Bodette, “Şam ve Türkiye, Kürtlere karşı bir girişimde bulunurlarsa, İsrail’in bir şey yapacağını düşündüler. Kürtlerin de İsrail’in onlara destek vereceklerini düşündüklerini düşünüyorum. Bu perspektif yanlıştı. İsrail sadece kendi çıkarları ile hareket eder. İsrail, Suriye’nin Güney’ini çıkarları doğrultusunda görüyor ancak Kürtlerin yaşadığı Suriye’nin Kuzey’ini çıkarına denk görmüyor. Bu da şunu gösteriyordu ki, Şam’ın Kürtlere yönelik olası saldırısında İsrail, göstermelik tepki dışında bir şey yapmayacaktı. ABD, Şam ve İsrail’i bir araya getirerek anlaşma sağladı. Anlaşma sonucunda artık herkes, İsrail’in saldırılara sessiz kalacağını gördü. HTŞ de bundan emin olduktan sonra Kürtlere saldırmaya başladı. Paris görüşmesinde herkes kendi çıkarları doğrultusunda hareket etti ve bazı çıkarlar değişti. Bu da sahaya yansıdı ve sahada da durum değişmeye başladı” şeklinde konuştu.

‘Sadece Kürtler İran hükümetini değiştiremez’

Ortadoğu’da tüm aktörlerin çıkarları doğrultusunda hareket etmeye devam edeceğini vurgulayan Meghan Bodette, “Her devlet kendi çıkarları doğrultusunda ilerliyor. Bir yandan devletler var, öte yandan ise devlet dışı aktörler var. Hem bölgesel hem de uluslararası aktör ve devletler aynı amaçla hareket ediyor. İsrail’in Gazze’ye saldırısının ardından İran’ın Ortadoğu’daki konumu çok zayıfladı. İran’a bağlı tüm gruplar ya düştü ya da çok zayıfladı. İran’a yönelik ekonomik ambargo devam ediyor. Bu da devletin zayıflaması sonucunu doğurdu. Bir gücün zayıfladığını gören diğer güçler ise kendi çıkarları ile hareket etmeye ve yerini doldurmaya başlar. Ortadoğu’da zayıflayan İran’ın yerini ise Türkiye ve İsrail almak istiyor. Trump yönetimindeki ABD de İran’ı zayıflatmak istiyor ve İran’da rejim değiştirmek istiyor. O nedenle şu anda ABD, İran’a saldırı sinyalleri veriyor. Hala da ciddi bir saldırı ihtimali var. Bu konjonktürde İran halkı da etkileniyor. 2022’deki ‘jin, jiyan, azadî’ eylemlerinde halkın özgürlükleri için nasıl bir direniş sergilediğini gördük ve bu süre zarfında halkın özgürlük talebi ve rejime yönelik rahatsızlığı değişmedi. Şu anda Rojhilat Kürdistan’ındaki tüm yapılar birlikte hareket etmeye çalışıyor. Oradaki halkın ve yapıların gücü var. Sadece Kürtler İran hükümetini değiştiremez, bunu ancak tüm İran halkları birlikte değiştirebilir. Bu sadece Kürtlerin görevi değil. İran halkları bunun için kendini hazırlamalı. Eğer rejim değişecekse, bu halkların lehine olmalı. Şu an İran’da Kürtlere karşı yapılar da var. Trump, İran’ı Venezuella gibi yapabilir ve içerden aldığı güç ile rejimde değişiklik yapabilir. Bunun için Rojhilat Kürdistan’ındaki partilerin çıkarlarını doğru gözetmesi ve bunun için hareket etmesi gerekiyor” dedi.

‘Rojava’ya saldırılar Bakur sürecini olumsuz etkiler’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te başlattığı “Barış ve Demokratik Toplum” sürecine atıfta bulunan Meghan Bodette, sürecin Kürt sorunu ile Suriye krizinin çözümü için önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. 27 Şubat çağrısından kısa bir süre sonra 10 Mart’ta HTŞ ile QSD arasında imzalanan mutabakatı anımsatan Meghan Bodette, “Türkiye süreci her zaman Rojava’nın aleyhine kullanmak istiyordu. Türkiye devleti içinde barış istemeyen bir kesiminin hakimiyeti ele geçirdiği görülüyor. Süreç bu aşamadan sonra devam eder mi, etmez mi bilmiyorum ama Rojava’ya yönelik saldırılar devam ederse, bu süreç açısından ciddi bir tehlike oluşturur. Öncelikle süreç hala yürüyor. İkincisi, Rojava’ya yönelik saldırılar süreç için ciddi bir tehdit. Üçüncüsü ise süreç içerisinde herkesin stratejik ve taktiksel eksiklikleri görmesi gerekiyor. Sürecin geleceği açısından yeniden düşünülmeli. Bu durum barış atmosferi açısından çok önemli. Rojava’ya yönelik saldırıların durması çok önemli. Ama saldırı devam ederse, Bakur sürecini çok olumsuz etkiler” ifadelerini kullandı.

‘Kürtler hakları için direniyor’

1946 yılında kurulan ve aynı yıl yıkılan Mahabad Kürt Cumhuriyeti’ni hatırlatan Meghan Bodette, “1946’dan bu yana İran’da Kürt sorunu var. Rojhilat’ta siyasi parti ve askeri yapılanma var. Oradaki Kürtler hakları için direniyor. Ancak sorun çözülmüş değil. Başur Kürdistan’ı Mahabad Cumhuriyet’inden etkilenerek yeni bir yapılanmaya gitti ve eksiklikleriyle de olsa bir Federe Kürdistan Bölgesi kuruldu. Dört parça Kürdistan’da Kürt sorunu varken, şu an Rojava çok ciddi bir tehlike altında. Kürt sorunu çözülmüyor ve Kürtler haklarını aramaya, bunun için mücadele etmeye devam ediyor. Kürtler, Suriye ve Rojava’da haklarını kazanmalı ve statü sahibi olmalı. Suriye, eğer Kürt sorununa çözümsüz yaklaşmaya devam ederse, ilerleyen süreçte Kürtler için yeni fırsatlar doğabilir. Tarihten ders almak çok önemli ve siyasi sorunların çözümsüzlüğünün doğuracağı sonuçlar iyi hesap edilmeli. Kürt sorununun çözümü için mücadele edeceğim. Rejim gittikten sonra Rojava’da çok ciddi kazanımlar vardı. DAİŞ’e karşı savaşmış ve tarihe not düşecek kadar önemli zaferler kazanmıştı. Ancak gelinen aşamada, Rojava’da tarih yazan tüm kazanımlar ciddi bir tehdit altında. Rojava için Kürtler, iyi bir strateji izlemeli ve kazanımlar korunmalı” şeklinde konuştu.

Haber: Öznur Değer \ JINNEWS

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

ABD’nin Rojava tutumu dünya basınında: Şara’nın destekçisi

Sonraki Haber

Jülide Kural’dan sanatçılara çağrı: Saldırılara sessiz kalmayalım

Sonraki Haber

Jülide Kural'dan sanatçılara çağrı: Saldırılara sessiz kalmayalım

SON HABERLER

Suriye ordusu bünyesinde 22 DAİŞ’liden oluşan özel birlik kuruldu

Yazar: Heval Elçi
23 Ocak 2026

Adana’da gözaltılara tepki: Teslim olmayacağız

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
23 Ocak 2026

Rojava halkı kışın zorlu koşullarına rağmen seferberlik halinde

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
23 Ocak 2026

Rojava direniyor: Dünya halkları devrime sahip çıkıyor | Canlı Blog

Yazar: Heval Elçi
23 Ocak 2026

Katalan parlamenter: Kürtlere karşı etnik temizlik yapılıyor, suç ortağı olmayacağız

Yazar: Aziz Oruç
23 Ocak 2026

DFG ve MKG’den gazetecilere yönelik baskılara tepki

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
23 Ocak 2026

CENTCOM’dan DAİŞ’lilerin nakli için Suriye’ye ziyaret

Yazar: Heval Elçi
23 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır