Meclis tutanağında Suriye’ye dair tartışmalara son noktayı koyan Abdullah Öcalan, ‘Kürt sorunu çözülmeden Suriye dosyası çözülemez’ vurgusu yaparak, DSG’nin statüsünün geçici askeri dengelere bırakılamayacağının altını çizdi
İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 24 Kasım 2025’te gerçekleştirilen ve DEM Parti, AKP ile MHP temsilcilerinin katıldığı Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan görüşmesine ait konuşma tutanakları, aradan geçen iki ayın ardından Meclis tarafından kamuoyuna açıklandı. Meclis’in resmi internet sitesinde yayımlanan tutanakta Abdullah Öcalan, Kürt sorunu çözülmeden Suriye dosyasının çözülemeyeceğini belirterek, DSG’nin statüsünün geçici askeri dengelere bırakılamayacağını, bölgenin yeni bir Ortadoğu projesiyle yeniden dizayn edildiğini ve demokratik çözümün tek kalıcı yol olduğunu ifade etti.
Abdullah Öcalan, komisyon toplantısı tutanağında en başta Kürt sorunu çözülmeden Suriye dosyasının çözülemeyeceğine dikkat çekiyor. Suriye’de yaşanan sürecin, Türkiye’deki Kürt meselesinden ve Kürtlerle kurulan ilişkinin niteliğinden bağımsız ele alınamayacağını özellikle vurguluyor. Kürt meselesinin çözümsüzlüğünün, Suriye’deki krizi sürekli yeniden üreten temel dinamiklerden biri olduğunun vurgulayarak ifade ediyor. Abdullah Öcalan bu bağlamda DSG’nin statüsünün geçici askeri dengelere bırakılamayacağını açık biçimde vurguluyor.
Projeler eş güdümlü ilerliyor
Abdullah Öcalan, tutanakta bölgenin yeni bir Ortadoğu projesiyle yeniden dizayn edilmekte olduğunun altını çiziyor. ABD, İsrail ve İran eksenli projelerin Ortadoğu’da eş zamanlı ilerlediğini, bu projelerin her birinin Kürt jeopolitiğini, kendi stratejik hedefleri doğrultusunda konumlandırmak istediğini belirtiyor. Bu çerçevede İbrahim Anlaşmaları ile şekillenen İsrail merkezli güvenlik mimarisine de, İran’ın Şii eksenli yayılma projesine de mesafeli durulması gerektiğini ifade ediyor. Özellikle dikkat çektiği noktalardan biri, Kürtlerin bu projeler içerisinde nesne haline getirilme riskidir. Oluşturulmak istenen ‘Kürt devletçiliğinin’, bölge halklarının özgürlüğü için değil; Ortadoğu’da yeni hegemonik düzenlerin kurulması için araçsallaştırıldığını dile getiriyor. Bu nedenle Kürt sorununun çözümünün, dış projelere eklemlenerek değil, demokratik entegrasyon temelinde ele alınması gerektiğini özellikle vurguluyor.
Tutanak boyunca Abdullah Öcalan, demokratik çözümün tek kalıcı yol olduğunu özellikle vurguluyor. Ne askeri yöntemlerin ne de ulus-devletçi projelerin kalıcı çözüm üretebileceğini; asıl çözümün demokratik toplum, yerel demokrasi ve güçlü sivil toplum yapılanmalarıyla mümkün olacağına dikkat çekiyor. Silahların bırakılmasının tek başına yeterli olmadığını, esas olanın zihinsel düşmanlığın sona erdirilmesi olduğunu altını çizerek belirtiyor.
Süreç ertelenirse kaos derinleşir
Abdullah Öcalan, bu çerçevede çözümün geciktirilmesinin yaratacağı sonuçlara özel bir vurgu yapıyor. Demokratik çözüm süreci ertelendiği ya da askıya alındığı takdirde, bölgede kaosun derinleşeceğini, darbe mekanizmalarının devreye gireceğini ve cihatçı yapılanmaların güç kazanacağını ifade ediyor. Suriye’de yerel demokrasi ve sivil toplum inşa edilmezse, yeni otoriter rejimlerin ve yeni diktatörlük biçimlerinin ortaya çıkmasının kaçınılmaz olacağını özellikle hatırlatıyor.
Yerel demokrasi
Suriye özelinde mezhepçi ya da etnik temelli bir çözümün kalıcı olmayacağını vurgulayan Abdullah Öcalan, üniter devlet yapısına kategorik olarak karşı çıkmadığını; ancak yerel demokrasi ve sivil toplum olmadan hiçbir üniter yapının ayakta kalamayacağını ifade ediyor. Yerel güçlerle merkezi yapının kaynaştırılmadığı her modelin, Suriye’yi yeni çatışmalara sürükleyeceğini belirtiyor.
Çözüm ertelenmemeli
Son olarak Abdullah Öcalan, bu sürecin yalnızca Kürtler açısından değil, Türkiye ve Ortadoğu’nun tamamı açısından tarihsel bir eşik olduğunun altını çiziyor. Türkiye’de demokratik çözüm sağlanmadan, Ortadoğu’da demokratik bir düzen kurulamayacağını, Ortadoğu demokratikleşmeden de Türkiye’nin kalıcı bir istikrara kavuşamayacağını vurguluyor. Bu nedenle demokratik çözümün ertelenmeden, bilinçli ve programatik biçimde ilerletilmesi gerektiğini özellikle dile getiriyor.
Haber: Selman Güzelyüz / MA









